Yargıtay Kararları › Yargıtay 10. Hukuk Dairesi › Haziran 2025 › 2024/14426 E., 2025/9447 K.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/14426 E., 2025/9447 K. (03.06.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/14426
Karar No
2025/9447
Karar Tarihi
03.06.2025
Konu
Tazminat

10. Hukuk Dairesi 2024/14426 E. , 2025/9447 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1150 E., 2024/1604 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 4. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/288 E., 2024/97 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın ... Restaurantları yönünden husumetten, diğer davalı yönünden esastan reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin .. .. .. ... şubesinde moto/kurye olarak çalışırken 23.10.2017 tarihinde sipariş götürürken trafik iş kazası geçirdiğini, iş göremezlik oranının %9,2 olarak tespit edildiğini, olayın iş kazası olduğunu, davalılar arasında asıl-alt işveren ilişkisi ve kaza sebebiyle sorumlulukları bulunduğunu beyanla davalarının kabulü ile 1.000,00 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, Bursa Mahkemelerinin yetkili olduğunun, diğer davalı ile aralarında asıl-alt işveren ilişkisi değil, franchise sözleşmesi bulunduğunu, davacının 23.10.2017 tarihinde siparişin teslimi sırasında kaza geçirdiğini, trafik kurallarına ve takip mesafesine uymaması nedeni ile tüm kusurun davacıda olduğunu ve iddiaların doğru olmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. 2.Davalı ...Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; diğer davalı ile aralarında asıl-alt işveren ilişkisi bulunmadığını, franchise sözleşmesi olduğunu, kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini ve iddiaların doğru olmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararında özetle; ''.1-) ... Restaurantları A.Ş. yönünden husumet yokluğu sebebiyle davanın reddine, 2-) Liça Gıda Tic. Ltd. Şti. yönünden kusuru bulunmaması nedeni ile reddine, ..'' karar verilmiştir. IV.İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ".. davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine..." karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkeme gerekçeli kararında istinaf ilamı uyarınca bilirkişi heyetinden alınan raporda davalı işverenin trafik iş kazasının meydana gelmesinde kusurlu olmadığı, 07.02.2024 tarihli tarihli rapor ile davacının tam kusurlu olduğu, davalılar arasında asıl işveren- alt işveren ilişkisinin mevcut olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verildiğini, dosyadaki kusur raporunun taraflarınca kabul edilmesinin mümkün olmadığını, rapora ilişkin itirazlarının yerel mahkemece dinlenmediğini, davalılar tarafından kazanın meydana geldiği aracın periyodik kontrol ve bakımlarının yapıldığına dair bir veri bulunmadığını, işverenin yükümlülüğünün yalnızca teknik arızaların oluşmasını önlemek değil aynı zamanda işçi üzerinde gözetim ve denetim ödevi bulunduğundan, etkin bir denetleme mekanizması kurmalı ve bu yolla işçinin iş sağlığı ve güvenliği kurallarına uymasını sağlaması gerektiğini, işverenlerin, çalışanları, yasal hak ve sorumlulukları konusunda bilgilendirmek, onların karşı karşıya bulundukları mesleki riskler ve bunlarla ilgili alınması gerekli tedbirler konusunda işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliği eğitim programlarını hazırlamak, eğitimlerin düzenlenmesini, çalışanların bu programlara katılmasını sağlamakla sorumlu olduğunu, işverenler sürücülere bir trafik kazası oluşmaması için eğitim vermek, riskler konusunda bilinçlendirme yapmakla yükümlü olduklarını, davacıya gerekli eğitim ve bilgilendirme davalılar tarafından yapılmamış olduğundan işverenin kazanın meydana gelmesinde sorumluluğunun söz konusu olduğunu, davacı uzun saatler boyunca ara dinlenme fırsatı bulmaksızın çalışmaya zorlandığını, bu durum da yorgunluk nedeniyle dikkatsizliği meydana getirdiğini, kazalara sebebiyet veren unsurlar arasında yorgunluğun çoğunlukla ön planda yer aldığını, yorgunluk, hissedildiği andan itibaren sürücünün kavrama ve reaksiyon yeteneklerini önemli ölçüde azaltarak kazalara sebebiyet verdiğini, Mahkeme kararının aksine davalılar arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisinin mevcut olduğunu, Mahkeme hükümde davalılardan ,,, ... (... ,, A.Ş.) firması ile diğer davalı arasında asıl işveren alt işveren ilişkisinin mevcut olmadığından bahisle bu davalı yönünden husumet yokluğundan davanın reddine karar verdiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, meydana gelen iş kazası sonucu maddi ve manevi tazminatın davalıdan tahsili istemine ilişkindir. 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen kararın, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle, dosya kapsamında toplanan bilgi ve belgelere, delil ve ispat durumuna göre dairemizce benimsenen ilkelere uygun olmasına, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenlerin istinaf sebepleri olarak da dermeyan edildiği ve Bölge Adliye Mahkemesi kararında gerekçesi açıklanarak itirazların karşılanmış olmasına göre, ileri sürülen temyiz sebeplerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiş olması karşısında temyiz edenlerin sıfatlarına, temyiz kapsam ve nedenlerine göre hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. KARAR Davacı vekilinin, tüm temyiz itirazlarının reddiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgilisinden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi – Haziran 2025 kararlarının tamamı