Yargıtay Kararları › Yargıtay 10. Hukuk Dairesi › Şubat 2025 › 2024/14375 E., 2025/1393 K.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/14375 E., 2025/1393 K. (04.02.2025)

Mahkeme
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/14375
Karar No
2025/1393
Karar Tarihi
04.02.2025

10. Hukuk Dairesi 2024/14375 E. , 2025/1393 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2021/159 E., 2021/308 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; aksi Kurum işleminin iptali ile 27.12.2006 - 27.12.2013 tarihleri arasında kalan süreler içerisinde çakışan sürelerde 5510 sayılı Kanun'un 4. maddesinin (a) bendi kapsamında sigortalı sayılması ile davacıya 01.01.2014 tarihinden itibaren 4/1-a kapsamında yaşlılık aylığı bağlanmasına karar verilmesini istemiştir. II.CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle açılan davanın usul ve Kanun'a aykırı olduğunu, davacının 01.01.2014 tarihinden itibaren 4/a sigorta kapsamında yaşlılık aylığı bağlanma talebinin incelenmesi neticesinde gerekli şartları taşımadığı anlaşıldığından talebinin reddine karar verildiğini, Kurum işleminin yerinde olduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir. III.MAHKEME KARARI Mahkemenin 17.05.2016 tarihli kararı ile davanın kabulü ile davacının 30.12.2013 tahsis tarihi itibariyle 506 sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti ile davacıya 01.01.2014 tarihinden itibaren 506 sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine, karar verilmiştir. IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından temyiz isteminde bulunması üzerine Dairenin 30.10.2014 tarihli kararı ile 22.12.1967 doğumlu davacının, 30.12.2013 tarihinde davalı Kurumdan tahsis talebinde bulunduğu, davalı Kurumca, geri çevirme sonrası gelen belgelere göre, 01.01.2010 tarihi itibari ile 5510 sayılı Kanun'un 4. madesinin b fıkrası kapsamında sigortalılık tescili sağlanmış ise de, yargılama aşamasında yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun geçici 63. maddesi kapsamında, prim ödemesi olmayan davacının bu sigortalılığı 01.01.2010 tescil tarihi itibari ile durdurulmuş, sonrasında ise 01.05.2015 tarihinden itibaren yeniden sigortalı sayılan davacı hakkında, davacının 14.03.2005 tarihinden itibaren kurucu ortak sıfatıyla ortaklığının başladığı ve halen devam ettiği anlaşılan Toyuncak Mağazacılık Limited şirketine ait olan 1092954 sicil numaralı işyerinden 5510 sayılı Kanun'un 4. maddesinin a bendi kapsamında yapılan 08.12.2006-31.12.2009 tarihleri ile 05.01.2011- 27.12.2013 tarihleri arasında kalan süreler içerisinden 05.01.2011- 27.12.2013 tarihleri arası dönemde 506 sayılı Kanun kapsamında ödenen primlerin kendi nam ve hesabına çalışmaları nedeniyle 5510 sayılı Kanun'un 4. madesinin b fıkrası kapsamındaki sigortalılığına aktarılması ile tahsis talebinin reddedildiği, davacının açtığı bu davada ise 27.12.2006-27.12.2013 tarihleri arasında geçen dönemde kendi nam ve hesabına olan sigortalılığı (4-1-b) ile çakışan tüm sürelerde 5510 sayılı Kanun'un 4. maddesinin a bendi kapsamında sigortalı sayılması ile yaşlılık aylığı tahsisi istediği anlaşılmakta olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de verilen kararın eksik araştırma ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı olduğu, 25.07.2002 tarihinden itibaren hisse devralmak suretiyle...Elektronik Bilgilendirme Hizmetleri San. Tic. Ltd. Şti. ortağı olduğu ve ortaklığının halen devam ettiği anlaşılan davacının bu şirkete ait olduğu anlaşılan 1063908 sayılı 506 sayılı Kanun kapsamındaki işyerinden 17.04.2002 - 07.12.2006 tarihleri arasındaki sürelerde yapılan 506 sayılı Kanun kapsamındaki bildirimler ile, 14.03.2005 tarihinden itibaren kurucu ortak sıfatıyla ortaklığının başladığı ve halen devam ettiği anlaşılan .... Mağazacılık Limited şirketine ait olan... sicil numaralı işyerinden 5510 sayılı Kanun'un 4. maddesinin a bendi kapsamında yapılan 08.12.2006 - 31.12.2009 ve 05.01.2011 - 27.12.2013 tarihleri arasında kalan sürelerde ortak olduğu dönemlere göre, kendi nam ve hesabına çalışmaları nedeniyle, 1479 sayılı Kanun/5510 sayılı Kanun 4/b ye tabi zorunlu sigortalı olup olmadığı üzerinde durulmalı ve 5510 sayılı Kanun'un 53. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında yapılacak inceleme ve araştırma sonrasında sigortalılık sürelerinin ve sonucuna göre de tahsis şartlarının irdelenmesi gerekirken, yetersiz bilirkişi raporu esas alınarak yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilerek, hüküm bozulmuştur. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar Mahkemenin 11.12.2018 tarihli kararı ile bir önceki karardaki gerekçelerle aynı şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir. C. İkinci Bozma Kararı Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından temyiz isteminde bulunması üzerine Dairenin 23.02.2021 tarihli kararı ile; "...eldeki davada, bozma gereklerinin yerine getirildiğinden bahsedilmesi mümkün olmayıp, Mahkemece yetersiz görülen bilirkişiden ek rapor aldırılması yolu ile davacı hakkında Kurum genelgesinde 01.10.2008 tarihinden önce ortağı olduğu limitet şirkete ait işyerinden yapılan 506 sayılı Kanun kapsamındaki bildirimlerin geçerli sayılacağından bahisle 17.04.2002 - 07.12.2006 tarihleri arasında kalan sürenin aynen kabul edildiği, aynı şekilde devam eden 08.12.2006 - 31.12.2009 tarihleri arasında kalan sürenin de kesinti oluşturmadığı gerekçesi ile geçerli sayılması gerektiği kabul edilmiş ise de; kanunun aksine genelge hükümlerinin uygulanma kabiliyetinin bulunmaması bir yana, uyulan ve usuli kazanılmış hak oluşturan bozma ilamımızda da açıkça belirtildiği üzere, dairemizin ve giderek Yargıtay’ın yerleşmiş görüşlerine göre, kural olarak limitet şirket ortakları az sayıda olmaları nedeniyle kendi işini yapan kimse konumunda oldukları için, 1479 sayılı Kanun/5510 sayılı Kanun 4/b ye tabi zorunlu sigortalı sayılırlar. Başka bir deyişle bunların ortağı oldukları limited şirketteki çalışmaları, hizmet akdine değil, vekâlet akdine dayalıdır ve 506 sayılı Kanun/5510 sayılı Kanun 4/a kapsamında değerlendirilemeyeceği belirgindir. Başka bir deyişle davacının ortağı olduğu limited şirkete ait işyerinden 506 sayılı Kanun kapsamında yapılan bildirimler 01.10.2008 tarihi öncesi ve sonrası bakımından geçerli sigortalılık vermez. Bu nedenle bu sürelerde kuruma ödenen primlerin 1479 sayılı Kanun/5510 sayılı Kanun'un 4. maddesinin “b” bendi kapsamındaki sigortalılığına aktarılması ve 5510 sayılı Kanun'un geçici 63. maddesi de gözetilerek karşılanan prim gün sayısının belirlenmesi ile sonucuna göre tahsis şartlarının irdelenmesi gerekirken yazılı şekilde karar tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir." şeklindeki gerekçeyle bozulmuştur. D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Üçüncü Karar Mahkemenin 19.10.2021 tarihli kararı ile davanın reddine, karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 5510 sayılı Kanun Gereğince Sigortalı Sayılanlar, Sayılmayanlar, Sigortalılığın Başlangıcı, Kuruma Bildirilmesi ve Sona Ermesi Hakkında Tebliğin V-9 maddesinde "01.10.2008 tarihinden önce 5510 sayılı Kanun'un 4. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sigortalı oldukları halde, kendilerine ait veya ortak oldukları işyerlerinden bu kanunun 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine tabi prim ödemesi olanların sigortalılıkları kesintiye uğrayıncaya kadar devam ettirilir" hükmü gereği, davacının, 01.08.2008 ila 31.12.2009 tarihleri arasında kalan sigortalılık süresi her ne kadar değişiklik hükmünden sonraya ait olsa da, 4-a sigortalılık süresinin tespitinde nazara alınması gerektiğini belirterek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Sonuç Uyuşmazlık, aksi Kurum işleminin iptali ile 27.12.2006-27.12.2013 tarihleri arasında kalan süreler içerisinde çakışan sürelerde 5510 sayılı Kanun'un 4. maddesinin a bendi kapsamında sigortalı sayılması ile 01.01.2014 tarihinden itbaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 04.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi – Şubat 2025 kararlarının tamamı