10. Hukuk Dairesi 2024/12012 E. , 2025/1392 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1242 E., 2024/2221 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/111 E., 2022/11 K. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, katılma yoluyla davacı vekili ve davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, 2014 yılında Kuruma başvurduğunu, yurt dışındaki çalışma ve işsizlik süreleri ile doğum borçlanması ve yurt içinde de yaklaşık iki yıl çalışması halinde emekli olabileceği bilgisinin kendisine verildiğini, bunun üzerine 1975-1976 yılları arasında yurt dışında çalışma ve işsizlik süreleri ile 3 çocuğa ait borçlanmalarının hesaplandığını ve 2015 yılı Ocak ayında gerekli ödemeleri yaptığını, 18.05.2017 tarihinde 3600 günü de tamamlanan davacının emeklilik için Kuruma başvurduğunu, Kurumun 12.09.2017 tarihli cevabi yazısı ile emeklilik talebinin reddedildiğini, davacının tekrar Kuruma giderek bilgi almak istediğinde, yurt dışı çalışma ve işsizlik sürelerine ait borçlanma işleminin Kurum tarafından yanlış yapıldığı ve ev hanımı olarak borçlanma işleminin gerçekleştirildiği, bu nedenle gün sayısının düştüğü, davacının 8 ay daha yurt içinde çalışması halinde koşulların gerçekleşeceği bilgisini aldığını, bunun üzerine davacının gün sayısını tamamlamak için tekrar işe başladığını, 3600 günü tamamladıktan sonra 20.06.2018 tarihinde tekrar emeklilik için başvuruda bulunduğunu, bu kere yurt dışı borçlanmasının hatalı olduğu, yapmış olduğu ödemeyi iade alması gerektiği yönünde bilgi verildiğini, 8-9 ay geçmesine rağmen olumlu ya da olumsuz bir yanıt alamadığını, Kuruma sözlü başvuru yapıldığında başvurunun incelemede olduğu, evrak beklendiği şeklinde yanıtlar verildiğini, fakat en sonunda ikinci başvurusunun da reddedildiğini, davacının yasal hakkını kullanarak 2015 yılında tüm ödemelerini yaptığını, 3600 günü tamamladığını, önce Kurumun yanlış borçlandırma işlemi nedeniyle daha sonra da hiçbir açıklama yapılmadan emeklilik talebinin reddedildiğini ileri sürerek, her ne kadar dava dilekçesinde 18.05.2017 tarihi itibari ile emekliliğe hak kazandığının ve o tarihten itibaren emekli maaşı ödenmesi gerektiğinin tespiti yönünde talepte bulunulmuşsa da, talebini ıslah ile değiştirdiğini, ıslah talebi ile davacının 30.06.2018 tarihi itibariyle emekliliğe hak kazandığının ve o tarihten itibaren emekli maaşı ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir. II.CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; 3201 sayılı Kanun'un 1. maddesinde, Türk vatandaşlarının yurt dışında 18 yaşını doldurduktan sonra, Türk vatandaşı iken geçen ve belgelendirilen sigortalılık sürelerinin Kanun kapsamında değerlendirilebileceğinin düzenlendiğini, ancak davacının 31.01.1957 doğumlu olup Almanya’daki zorunlu sigortalılığı 18 yaşını doldurduğu 31.01.1975 tarihinden önceki tarihlere ilişkin olduğunu, bu nedenle 3201 sayılı Kanun kapsamında borçlanma yapma imkanının bulunmadığını, borçlanmalarının iptal edilerek borçlanma bedellerinin iade edildiğini, davacının yeniden borçlanma talebinde bulunması ve borçlanma bedellerini yasal süresi içerisinde Kuruma ödemesi halinde tahsis talebinde bulunmasının mümkün olabileceğini belirterek davanın reddini istemiştir. III.İLK DERECE MAHKEME KARARI Mahkemece, yapılan yargılama sonucunda, davanın kabulüne karar verilmiştir. IV.İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 09.05.2022 tarih ve 2022/683 E.-2022/1026 K. sayılı kararı ile istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün 353/1-b.2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, davacı ...’ün, 01.07.2018 tarihinden başlamak üzere 506 sayılı Kanun'un Geçici 81/A maddesine göre yaşlılık aylığına hak kazandığının ve 01.07.2018 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı alması gerektiğinin tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. V.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Daire kararı ile somut olayda, davacının yurt dışı borçlanması ile elde edilen hizmetleri nedeniyle borçlanma karşılığı ödediği tutarı iade aldığının anlaşılması karşısında borçlanmasının geçersiz hale geldiği, ne var ki yargılama aşamasında davacıya verilen süre içerisinde 17.05.2021 tarihi itibari ile yeniden ödeme yapıldığının anlaşılması karşısında, ödenen bu tutar nedeniyle davacı bakımından 5510 sayılı Kanun'un 4. maddesinin b bendi kapsamında borçlanmasına karşılık gelen tutarın davalı Kurumdan sorulması ile bu sürenin de eklenmesi ile davacı hakkında yaşlılık aylığı tahsis şartlarının irdelenmesi, varlığı halinde ise borçlanma ödeme tarihini takip eden aybaşından itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine dair karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde geçersiz hale gelen bir borçlanmaya dayalı olarak ödeme olmaksızın tahsise karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilerek, hüküm bozulmuştur. B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin 03.07.2024 tarih ve 2024/1242 E.-2024/2221 K. sayılı kararı ile Yargıtay bozma kararına uyularak yapılan yargılama ile davanın kısmen kabulü ile davacı ...’ün, 01.06.2021 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. VI.TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde özetle; her ne kadar davacı yargılama sırasında ödemesini gerçekleştirmiş olsa da, başvuru tarihinin göz önüne alınması gerektiğini, yapılan istinaf yargılaması sonucunda neredeyse 3 yıl daha geç emekli olması yönünde 2021 yılı itibariyle emekliliğine karar verilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek, kararın bozulmasını istemiştir. 2.Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; eksik araştırma ve inceleme sonucu verilen kararın usul ve Kanun'a aykırı olduğunu, 3201 sayılı Kanun'un 1.maddesinde, Türk vatandaşlarının yurt dışında 18 yaşını doldurduktan sonra, Türk vatandaşı iken geçen ve belgelendirilen sigortalılık sürelerinin Kanun kapsamında değerlendirilebileceğinin düzenlendiğini, ancak davacının 31.01.1957 doğumlu olduğunu, Almanya'daki zorunlu sigortalılığının 18 yaşını doldurduğu 31.01.1975 tarihinden önceki tarihlere ilişkin olduğunu, bu nedenle 3201 sayılı Kanun kapsamında borçlanma yapma imkanı bulunmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Sonuç Uyuşmazlık, davacı hakkında yaşlılık aylığı bağlanma koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği hususundadır. 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekili ve davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı harcının temyiz eden ilgiliden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.