10. Hukuk Dairesi 2024/14356 E. , 2025/8132 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/3246 E., 2024/1286 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 14. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/469 E., 2022/605 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı vekili ve davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili ve katılma yolu ile davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ... 13.08.2018 tarihinde davalı işveren ve davalı operatör ile birlikte katıldığı bina yıkım işi esnasında yıkılan duvarın altında kalmış ve ağır şekilde yaralanmıştır. Kendisinin buradaki görevi yıkım esnasında toz oluşmaması için sulama işlemi yapmaktır. Davacının gerçekleşen iş kazasında kusuru ve ihmali söz konusu değildir. Kusurun tamamı gereken tedbiri almayan davalı işveren ve yıkım aracını kullanan davalı operatöre aittir. 09.09.1995 doğumlu davacınım hafif zihinsel gelişme ve anlama bozukluğu vardır ve bu durum işe kabul edilme ürecinde işveren tarafından bilinmektedir. Müvekkil kusuru olmaksızın gerçekleşen iş kazası sonucunda kalıcı uzuv zaafı ile iş gücü kaybına uğramıştır. Hayatının sonuna kadar etki edecek iş ve kazanç zararı söz konusu olmuştur. Yukarıda açıklanan nedenlere ve yargılama sonunda taplanacak kanıtlara göre; fazlaya dair haklar saklı kalarak 1.000 TL maddi, 200.000 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 201.000 TL belirsiz alacağın mevduata uygulanan en yüksek faizi, yargılama giderleri ve vekalet ücretleriyle birlikte davalı taraftan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı işçi ..., davalı iş yerinde makine yağcısı olarak çalışmaktaydı. Davaya konu olan kaza, davacının polise vermiş olduğu ifadeden de anlaşılacağı üzere davacının öğle arasındaki yemek molası sırasında yemekhaneden çıkıp görevi olmayan moloz alanına gitmesi ve de hafriyat sahasındaki güvenlik bariyerini aşarak fiili çalışma sahasına girmesi neticesinde gerçekleşmiştir. Makine yağcısı olan davacının moloz sahasında bulunması gerekli bir durum olmadığı gibi, iş yeri talimatları uyarınca da yasaktır. Hal böyleyken davacı, sebebi tarafımızca halen bilinmeyen bir sebepten ötürü ve iş yeri talimatlarına aykırı bir şekilde fiili çalışma alanında bulunan moloz sahasına girerek davaya konu olan iş kazasına sebebiyet vermiştir. Söz konusu kaza sebebiyle müvekkitler işlerine bir süre ara vermek zorunda kalmışlar ve ciddi maddi zararlar yaşamışlardır (işbu zararların davacı ...'dan tahsili için dava açılıp açılmayacağına daha sonra karar verilecektir). Hatta sigortalı bir çalışan olan davacı, kendisinin ısrarı üzerine, müvekkillerce özel bir hastanede tedavi ettirilmiş ve tüm hatalarına rağmen yine de üzerine titrenilmiştir. Zaten davacı ..., tüm bu durumları en yakından bilen kişi olduğu için kazadan sonra da davalıya ait iş yerlerinde çalışmaya devam etmiş ve davalı şirketten kavga ederek ayrılmış olmasına karşın bir yılı aşkın bir süre boyunca müvekkillere dava açmaya yeltenmemiştir. Belli ki kendisi halihazırda bir takım maddi sorunlar yaşamaktadır ve işbu haksız davayı kullanarak maddi durumunu düzeltmeye çalışmaktadır. Arz ve izah olunan nedenlerle haksız davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; "...1-) Davacının davasının kısmen kabulü - kısmen reddi ile a) Maddi tazminat yönünden 588.052,43 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 13.08.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte(davalılardan ...'un sorumluluğunun 36.753,28 TL ile sınırlı olmak kaydı ile) davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, b)Manevi tazminat yönünden 80.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 13.08.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte (davalılardan ...'un sorumluluğunun 5.000,00 TL ile sınırlı olmak kaydı ile) davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,." şeklinde karar vermiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; "..taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine... " karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili katılma yolu ile temyiz dilekçesinde özetle; manevi tazminatın kabul edilen kısmının yirmi üç yaşında geçirdiği iş kazasından ötürü %31,2 maluliyeti gerçekleşmiş olan bir insanın yaşadıkları noktasında yeterli olmadığını, reddedilen maddi ve manevi tazminat yönlerinden görev gereği belirlenecek nedenlerle yöntem ve yasaya aykırı olduğunu, İlk Derece Mahkemesinin kısmi ret kararı olan kısımlarının kaldırılması, bu yönde karar vermek üzere İlk Derece Mahkemesine gönderilmesi gerektiğini, davalıların hem tazminatlar hem vekalet ücreti noktasında müştereken ve müteselsilen sorumluluğu olduğunu belirterek temyiz talep etmiştir. Davalılar vekili temyiz dilekçelerinde özetle; Mahkemenin bilirkişi raporunu aynen hükme esas aldığını tanık ifadelerini ve beyanlarının hiç değerlendirilmediğini, Mahkemenin bu kararıyla aynı zamanda hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini, Mahkemenin, isticvap talebini gerekçesiz olarak reddettiğini, işçnin kazadan sonra davalı iş yerinde yaklaşık 1 yıl çalışmaya devam ettiğini, Bilirkişi heyetinin, Mahkemenin takdir yetkisine sahip olmadığından dosya içerisinde mevcut olan kazanın gerçekleşmesine ilişkin farklı senaryolara göre ayrı ayrı kusur hesaplaması yapması gerektiğini, bilirkişi heyetinin kusur hesaplamasına ilişkin raporunda tüm bu hususları değerlendirmesi gerekirken eksik inceleme neticesinde hatalı ve eksik bir rapor düzenlediğini belirterek temyiz talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlerle, davacı vekilinin ve davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir. Öncelikle maluliyet tespit tarihi itibariyle yürürlükte olan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK)’nun teselsülü düzenleyen hükümlerinin incelenmesinde yarar bulunmaktadır: Bilindiği üzere, müteselsil borçluluk, alacaklının, borcun tamamının ifasını birden çok borçludan ve dilediğinden isteyebildiği, borcun tamamı ifa edilinceye kadar borçluların hepsinin sorumlu olduğu bir borç ilişkisidir. Müteselsil borçluluğun kaynağı TBK’nun 162. maddesinde belirtilmiştir. Maddeye göre “Birden çok borçludan her biri, alacaklıya karşı borcun tamamından sorumlu olmayı kabul ettiğini bildirirse, müteselsil borçluluk doğar. Böyle bir bildirim yoksa, müteselsil borçluluk ancak kanunda öngörülen hâllerde doğar.” Madde hükmünden anlaşıldığı gibi, müteselsil borçluluk, ya bir hukuki işlemden ya da kanundan doğmaktadır. Maddenin 2. fıkrasında yer verilen kanuni teselsül, müteselsil borçluluğun doğrudan doğruya bir kanun hükmüne dayandığı, bizzat kanun koyucunun öngördüğü borçluluk halidir. Haksız fiil halinde müteselsil sorumluluk hali ise aynı Kanun’un 61. maddesinde aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir: “Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.” Aynı Kanun’un 62. maddesinde de: “Tazminatın aynı zarardan sorumlu müteselsil borçlular arasında paylaştırılmasında, bütün durum ve koşullar, özellikle onlardan her birine yüklenebilecek kusurun ağırlığı ve yarattıkları tehlikenin yoğunluğu göz önünde tutulur. Tazminatın kendi payına düşeninden fazlasını ödeyen kişi, bu fazla ödemesi için, diğer müteselsil sorumlulara karşı rücu hakkına sahip ve zarar görenin haklarına halef olur.” şeklinde düzenleme getirilmiştir. Bu durumda; birden çok kişi, gerek haksız eylem, gerek sözleşme ve gerekse kanun kuralı gibi sebeplerden ve aynı zarar için zarara uğrayana karşı sorumlu iseler, bunlar arasında, bir zarara ortaklaşa sebep olanlar hakkındaki dönmeye (rücu) ilişkin kurallar uygulanır. Somut olayda; davacı tarafından maddi ve manevi tazminat talebinin müteselsil sorumluluğa dayalı olarak yapıldığı halde hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarlarından davalı ... yönünden kusuru oranında sorumlu tutulması isabetsiz olup hükmün bu nedenle bozulmasına karar verilmiştir. O halde, taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 3. Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililere iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! df1ba9299835b3f2 3b9e6b3d8b13816c