10. Hukuk Dairesi 2024/14338 E. , 2025/4008 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/504 E., 2024/554 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 14. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/90 E., 2022/404 K. Taraflar arasındaki asıl ve birleşen davalarda ödeme emirlerinin iptali davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle asıl davanın reddine birleşen davaların kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince birleşen 2022/91 Esas sayılı dosya yönünden davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinin miktar itibariyle kesinlik nedeniyle reddine, diğer dosyalar yönünden istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekilleri tarafından ayrı ayrı temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili asıl ve birleşen davalar dava dilekçelerinde özetle; davalı Kurumun davacıya ... ... San. ve Tic. A.Ş.'nin hissedarı olduğu, davacının ... Bankası... no'lu hesabından 117.898,29 TL, ... Bankası ... no'lu hesabından 340.034,34 TL mevduata haciz koyduğu, davacının ortak olduğu dönemlere ait ödenmeyen prim alacaklarından sorumlu tutulması Kanun'a ve hukuk hükümlerine aykırı olduğu, alacakların zamanaşımına uğradığı, düzenlenen ödeme emrinde belirtilen borçların 2005/12, 2006/1, 2006/2, 2006/3, 2006/4 ve 2006/5 yıllarına ait prim borçları olduğu, davacının ticaret ile uğraşmakta olduğu, konulan hacizler nedeni ile ödemek zorunda olduğu çeklerini ödeyemediği ve bu nedenle mağdur olduğu, davacının hesaplarında olan hacizlerin kaldırılmaması halinde hem davacının hem de 3. şahısların zarara uğrayacağı iddiasıyla hesaplarına konulan haczin kaldırılmasına ve başlatılan takibin ve ödeme emrinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle hak düşürücü süre itirazında ve ayrıca zaman aşımı definde bulundukları, davacı adına gönderilen ve dava dilekçesinde iptali talep edilen 2006/... dosya numaralı ödeme emrinin 11.02.2010 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, işbu davanın tebliğden itibaren yasal süresinde açılmadığı, davanın öncelikle bu yönlerden reddi gerektiği, Kurum kayıtlarının incelenmesinde söz konusu işyerinde davacının 22.04.2004 - 16.04.2012 tarihleri arasında yönetim kurulu üyeliği yaptığı, iş yerine ait borç dönemlerinin 2005/6 - 2006/5 tarihleri arasında olduğu ve şirkete yapılan kayyum atamasının olduğu, dönemin icra takip dosyalarının borç dönemlerini kapsamadığının tespit edildiği, davacı adına gönderilen 2006/... dosya numaralı ödeme emri 11.02.2010 tarihinde tebliğ edildiği ve mal bildiriminde bulunulduğu, bahsi geçen ödeme emirleri söz konusu şirkete usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği, şirkete karşı yapılan her türlü icrai takibata rağmen alacağın tahsili konusunda herhangi bir sonuç alınamadığı, bu itibarla şirket yetkililerine yönelindiği, Kurum lehine %10 oranında haksız çıkma tazminatına hükmedilmesi gerektiği savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III.İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesi tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararla; asıl dava dosyasında tebliğ edilen 2016/... takip numaralı ödeme emirleri yönünden 7 günlük hak düşürücü süre içerisinde dava açılmadığı, tebliğ edilen bu ödeme emirinin de kesinleştiği, kesinleşen takibe konu borçlar yönünden borç miktarı aşmayan tutarda davacının banka hesaplarının haciz konulmasında hukuka aykırı bir yön bulunmadığı, Kurum tarafından 2016/... takip numaralı ödeme emrinde belirtilen takibe konu borçların ait olduğu dönemde yönetim kurulu başkanı olan davacının banka hesaplarına konulan hacizlerin kaldırılması yönündeki talebinin reddine karar vermek gerektiği; birleşen 2022/91 Esas sayılı dosyada iptali talep edilen 2018/... takip numaralı ödeme emrinin ... Dış Ticaret A.Ş.'nin 2009/1, 2012/1. dönem idari para cezası borcuna ilişkin olduğu, davanın yasal dayanağının 5510 sayılı Kanun'un 102. maddesi olup, işverenin kanunla düzenlenen yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde idari para cezası ile sorumlu olacağı, cezaların şahsiliği ve kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkelerine göre, asıl borçlu hakkında düzenlenen idari para cezasından, temsil ve ilzama yetkili kişi sıfatı ile hareket edenlerin şahsen sorumlu tutulamayacağı, davacı adına düzenlenen bir idari para cezası kararının bulunmadığı, dava dışı ... Dış Ticaret A.Ş.'nin idari para cezası ve gecikme zammına ilişkin borçları nedeniyle davacıya gönderilen 2018/... numaralı ödeme emrinin davacıya 21.02.2022 tarihinde tebliğ edildiği, davacının 15 günlük süresi içinde bu davayı açtığı ve ödeme emrinin iptalinin gerektiği; birleşen 2022/92 Esas sayılı davada davaya konu 2009/32215 takip numaralı ödeme ödeme emrindeki borçların tahakkuk dönemlerinin en eskisinin 2008/10. aya en yenisinin 2009/6. aya ilişkin olduğu, 06.07.2004 sonrasına ilişkin prim ve diğer alacaklar yönünden 10 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanacağı, borçların vadelerinin rastladığı tarihler dikkate alındığında söz konusu ödeme emirlerinin ve borçların tebliği tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolduğu, 6183 sayılı Kanun'un 103. ve 104. maddeleri uyarınca davacı yönünden zamanaşımını kesen sebeplerin bulunduğunun davalı Kurum tarafından ispatlanamadığı, 2009/32215 takip numaralı ödeme emirinin zamanaşımı nedeniyle davacı yönünden iptali gerektiği; birleşen 2022/93 Esas sayılı davada 2009/... takip numaralı ödeme emrinin 2008/12, 2009/1, 2, 3, 4, 5, 6. dönem prim borçları için yönetim kurulu üyesi sıfatıyla davacıya gönderilen ödeme emrinin 21.02.2022 tarihinde tebliğ edildiği, davacının 15 günlük yasal süresi içerisinde birleşen 2022/93 Esas sayılı ödeme emrinin iptaline ilişkin davayı açtığı, zaman aşımına ilişkin düzenlemeler kapsamında değerlendirme yapmak gerektiği, 2009/... takip numaralı ödeme ödeme emirindeki borçların tahakkuk dönemlerinin en eskisinin 2008/12. aya en yenisinin 2009/6. aya ilişkin olduğu, 06.07.2004 sonrasına ilişkin prim ve diğer alacaklar yönünden 10 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanacağı, borçların vadelerinin rastladığı tarihler dikkate alındığında söz konusu ödeme emirlerinin ve borçların tebliği tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolduğu, 6183 sayılı Kanun'un 103. ve 104. maddeleri uyarınca davacı yönünden zamanaşımını kesen sebeplerin bulunduğunun davalı Kurum tarafından ispatlanamadığı, 2009/... takip numaralı ödeme emrinin zamanaşımı nedeniyle davacı yönünden iptali gerektiği gerekçesiyle asıl dava olan 2022/90 Esas sayılı dava dosyasında davanın reddine, birleşen 2022/91 Esas sayılı dava dosyasında davanın kabulü ile davalı Kurum tarafından düzenlenen davaya konu 2018/... takip numaralı ödeme emrine konu idari para cezaları ve gecikme zamlarından davacının sorumluluğu bulunmadığından 2018/... takip numaralı ödeme emrinin davacı yönünden iptaline, birleşen 2022/92 Esas sayılı dava dosyasında davanın kabulü ile davalı Kurum tarafından düzenlenen davaya konu 2009/32215 takip numaralı ödeme emrinin davacı yönünden iptaline, birleşen 2022/93 Esas sayılı dava dosyasında davanın kabulü ile davalı Kurum tarafından düzenlenen davaya konu 2009/... takip numaralı ödeme emrinin davacı yönünden iptaline karar verilmiştir. IV.İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile birleşen 2022/91 Esas sayılı dosya yönünden davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinin miktar itibariyle kesinlik nedeniyle reddine, diğer dosyalar yönünden istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri 1.Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının dava dışı borçlu ... Dış Ticaret A.Ş.'nin yönetim kurulu üyesi olup iş yeri yetkilisi olduğu, Kurum tarafından yapılan işlemler nedeni ile zamanaşımının kesintiye uğradığı, dolayısı ile borcun zamanaşımına uğramadığı iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; ödeme emirlerinin iptaline ilişkin kararın yerinde olduğu, ancak asıl davanın reddine ilişkin kararın usul ve yasaya aykırı olduğu, davacı hakkında düzenlenen 2016/... takip numaralı ödeme emrinin şekil şartlarına uygun olmadığı, ödeme emrinin yetkili Kurum müdürü veya yardımcısı ile icra takip memuru tarafından imzalanması gerektiği halde şef tarafından imzalandığı, ödeme emrinde borçlu kısmında "...." yazıldığı halde " ..." yazan kısmının üzeri çizilerek "..." ibaresinin yazılarak altına davacının ismi ve adresinin elle yazılmak sureti ile ekleme yapıldığı, bu nedenlerle ödeme emrinin usule uygun olmadığı, buna dayalı haciz işleminin de usule uygun olmadığı, davacı hakkında düzenlenen haciz kağıdının borçlar hanesinde "... ..." ibaresi ile borçlu şirketinin adresinin mevcut olduğu, haciz kağıdın da davacının ismi geçmediği halde davacının mal varlığına haciz konulduğu, ödeme emrine konu prim borcunun son olarak 2006 yılının 5. ayına ilişkin olduğunu, zaman aşımı süresinin dolduğu iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, asıl ve birleşen davalarda ödeme emirlerinin iptali ilişkindir. 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere ve birleşen davalar hakkında verilen kararın yerinde olmasına göre davalı Kurum vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Asıl davada davacı, 2005/12 - 2006/5 aylara ilişkin prim borçları nedeniyle zamanaşımı ve borçlardan sorumlu olmadığı iddiasıyla, 6183 sayılı Kanun uyarınca yapılan takip kapsamında banka hesaplarına konulan hacizlerin kaldırılmasına ve takibin iptaline karar verilmesini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince, ödeme emirlerinin tebliği üzerine 7 gün içinde eldeki davanın açılmadığı gerekçesiyle asıl davanın reddine karar verilmiştir. 3.Davanın yasal dayanağını 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun (506 sayılı Kanun) 80. maddesi uyarınca uygulama alanı bulan 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun (6183 sayılı Kanun) oluşturmaktadır. Prim ve gecikme zammı yönünden Sosyal Güvenlik Kurumu’nun alacak hakkı, 818 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 125. maddesinde öngörülen 10 yıllık zamanaşımına tabi iken, 506 sayılı Kanun’un 80. maddesinde 3917 sayılı Kanun ile yapılan ve 08.12.1993 tarihinde yürürlüğe giren “Kurumun, süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Hakkında Kanun hükümleri uygulanır...” hükmü uyarınca Kurum alacakları yönünden 6183 sayılı Kanun’un zamanaşımına ilişkin 102 ve devamı maddeleri geçerli olmuş ve anılan 102. madde kapsamında sözü edilen alacaklar 5 yıllık zamanaşımına tabi olmuştur. 4.Ne var ki, 06.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5198 sayılı Kanunla, 506 sayılı Kanun’un 80. maddesi tekrar değiştirilerek, 6183 sayılı Kanun’un 102. maddesinin, Kurumun süresinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde uygulanmayacağı hükme bağlanmıştır. Bu düzenleme karşısında Kurumun sigorta priminden doğan alacakları 3917 sayılı Kanun değişikliğinden önce olduğu gibi Türk Borçlar Kanunu’nda belirtilen 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olacaktır. 5.Öte yandan; 6183 sayılı Kanun’un 103. maddesinde zamanaşımının “kesilmenin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren yeniden işlemeye başlayacağı” düzenlenmiştir. Söz konusu zamanaşımını kesen sebepler "ödeme, haciz, cebren tahsil ve takip muameleleri sonucunda yapılan her çeşit tahsilat, ödeme emri tebliği, mal bildirimi, mal edinme ve mal artmalarının bildirilmesi ve bu sayılanlardan her hangi birinin kefile veya yabancı şahıs ve Kurumlar mümessillerine uygulanması veya bunlar tarafından yapılması, ihtilaflı amme alacaklarında kaza mercilerince bozma kararı verilmesi, amme alacağının teminata bağlanması, kaza mercilerince icranın tehirine karar verilmesi, iki amme idaresi arasında mevcut bir borç için alacaklı amme idaresi tarafından borçlu amme idaresine borcun ödenmesi için yazı ile müracaat edilmesi, amme alacağının özel kanunlara göre ödenmek üzere müracaatta bulunulması ve/veya ödeme planına bağlanması..." olarak tek tek sayılmıştır. 6.Açıklanan yasal düzenlemeler çerçevesinde; 2006/... sayılı takip dosyasında davacıya 29.01.2010 tarihinde ödeme emri tebliğ edildiği, davacının 19.02.2010 tarihinde mal bildiriminde bulunduğu ve 01.03.2010 tarihinde hakkında haciz işlemi yapıldığı anlaşılmaktadır. Tüm bu işlemler zamanaşımını keser nitelikte olup eldeki dava 03.03.2022 tarihinde açılmıştır. Davacı bakımından; son haciz işlemi ile dava tarihi arasında, 6183 sayılı Kanun’un 103. maddesinde belirtilen tahsil zamanaşımını kesen başkaca sebeplerin varlığı olgusunun irdelenmesi, başkaca kesen sebeplerin varlığının belirlenmesi halinde takip eden takvim yılı başından zamanaşımı tekrar başlatılarak, alacakların tahsil zamanaşımına uğrayıp uğramadığının saptanması gerekirken, ödeme emrinden sonra süresinde dava açılmadığından bahisle eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 3.Temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 624f785e31364eba a828ed9b1ee61a13