Yargıtay Kararları › Yargıtay 10. Hukuk Dairesi › Eylül 2025 › 2024/13916 E., 2025/12198 K.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/13916 E., 2025/12198 K. (22.09.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/13916
Karar No
2025/12198
Karar Tarihi
22.09.2025
Konu
Tazminat

10. Hukuk Dairesi 2024/13916 E. , 2025/12198 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1975 E., 2024/1813 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 13. İş Mahkemesi SAYISI : 2016/716 E., 2023/37 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının 30.05.2013 tarihli iş kazası nedeniyle sürekli iş göremezliğe uğradığını belirterek ... için 100.000,00 TL manevi, 1.000,00 TL maddi tazminat, ... için 30.000,00 TL manevi tazminat, ... için 10.000,00 TL manevi tazminat ve ... için 10.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden faizi ile tahsilini talep etmiş; 30.6.2022 tarihli dilekçe ile maddi tazminata ilişkin talebini 436.242,93 TL olarak arttırmıştır. Birleşen davada davacı vekili, düzenlenen son bilirkişi raporu ve yapılan son hesaplama neticesinde davacının alacağının, ıslah edilen tarihteki mevcut bedelin üzerine çıktığını belirterek fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile 417.134,44 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek en yüksek mevduat faiz oranıyla birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacılar ile davalı şirket arasında iş akdinden doğan sözleşme ve bağlantı bulunmadığını, davacıların taleplerinin zaman aşımına uğradığını, davalı şirketin davalı ...'a olaydan sonra bir çok kez elden borç verildiğini, davacı tarafından iddia edilen ve SGK tarafından tespit edilen %20,20 lik maluliyet oranının çok yüksek tespit edildiğini, davacının hali hazırda inşaatlarda kalıpçı ustası olarak çalışarak yaşamını devam ettirdiğini, davacının tamamen kendi kusuru ile bu kazaya sebebiyet verdiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "1-Davacıların davasının kabulü ile 436.242,93 TL maddi tazminatın ve 100.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 30.05.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine, 30.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine, 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine, 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine, Birleşen İzmir 22. İş Mahkemesinin 2023/158 esas sayılı dosyası yönünden davacının davasının zamanaşımı nedeniyle reddine" karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; Mahkemece aldırılan her iki bilirkişi heyet raporunda davacı işçi ...'ın %20, davalı işverenin %80 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği, hükme esas alınan bilirkişi heyet raporunun ve kusur dağılımının dosya kapsamına uygun uygulamayı yansıtır ve denetime açık şekilde oluşu ile kusur raporu doğrultusunda verilen kararda hatalı yön bulunmadığı, maddi tazminat yönünden karara esas alınan hesap bilirkişisi raporunun da Yargıtay yerleşik uygulamasına ve dosya kapsamına uygun ve denetime açık şekilde oluşu ile verilen kararda bu açıdan da hatalı yön bulunmadığı ve ayrıca Yargıtay aşamasından geçerek kesinleşen ilam kapsamı ile belirlenen %20,20'lik maluliyet oranında ve yine mahkece davalının takas ve mahsup defi yönünden davacının isticvabı yapılarak yapılan ödemelerin davacıya borç olarak verildiğine yönelik açık ispatın bulunmayışıyla delil ve ispat durumu ile verilen kararda hatalı yön bulunmadığından davalı vekilinin bu açılardan istinaf taleplerinin yerinde görülmediği, tarafların kusur durumu, olayın oluş şekline,paranın satın alma gücüne göre davacılar için mahkemece takdir olunan manevi tazminat miktarının hakkaniyete ve olayın özelliğine uygun olduğu, birleşen dosya açısından zamanaşımı yönünden durum irdelendiğinde; iş kazasının oluş tarihinin 30.05.2013 tarihi oluşu ve birleşen dosya dava tarihinin ise 23.05.2023 tarihi olduğu dikkate alındığında birleşen davanın 10 yıllık zamanaşımı süresi geçmeden açıldığı anlaşılmakla birleşen davada davacı ... için talep edilen maddi tazminat zamanaşımına uğramadığından mahkemece zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğu, hesap bilirkişisi raporunun Yargıtay yerleşik uygulamasına ve dosya kapsamına uygun ve denetime açık şekilde oluşu ile davacı ... açısından belirlenen 853.377,37-TL maddi tazminat miktarından asıl dava ile hükmedilen kısım dışında birleşen dava ile talep edilen 417.134,44-TL maddi tazminata karar verildiği gerekçesiyle, davalının istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı ...'ın istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ,asıl dava yönünden "Davanın kabulüne 436.242,93-TL maddi tazminatın ve 100.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 30.05.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine, 30.000,00-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine, 10.000,00-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine, 10.000,00-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine, birleşen dava açısından birleşen davanın kabulüne,417.134,44-TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 30.05.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine" karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; ...'a olaydan sonra elden borç paralar verildiğini, davaya cevap süresinde ileri sürülen takas ve mahsup definin hiç dikkate alınmadan ve bu talebin kabul ve reddi yönünde bir karar verilmeden verilen kararın hatalı olduğunu, davacının tamamen kendi kusuru ile bu kazanın oluşumuna sebebiyet verdiğini, belirlenen %20,20'lik maluliyet oranının çok yüksek olduğunu, davacının kazadan sonrada kalıpçı olarak çalışmaya devam ettiğini, maluliyet oranının tam ve gerçeğe uygun tespit edilmediğini, davacının müvekkili şirkette asgari ücretle çalıştığını, 2.500,00-TL ücret ile çalıştığı iddiasının kabul edilemez olduğunu, davacının imzasını içeren bordroların mahkemece dikkate alınmadığını, davacı ...'ın kendisi için istediği manevi tazminat miktarının çok yüksek olduğunu, kazanın kişide ağır bedensel zararlar oluşturması halinde yakınlarının manevi tazminat isteyebileceğini, davacı ...'ın ağır bedensel zararının olmadığının açık olduğunu, manevi tazminat yönünden kararın hatalı olduğunu, talep edilen alacağın zamanaşımına uğradığını, istinaf mahkemesince zamanaşını yönünden verilen kararı kabul etmediklerini belirterek temyiz yoluna başvurmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe a.Davalı vekilinin davacıların manevi tazminat istemleri hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır. Dosya içeriğine göre temyize konu tutarların Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davalı vekilinin bu kısma yönelik temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir. b.Davalı vekilinin maddi tazminat istemi hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Usuli kazanılmış hak, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrarı sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri hâline gelmiştir. Usulü müktesep hak, anlam itibariyle, bir davada Mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulü kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usulü kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme, kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK). Kazanılmış haklar, “hukuk devleti” kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar, Anayasa'nın 2. maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez. Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usuli kazanılmış hak” olgusunun, birçok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Örneğin, mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir İçtihadı Birleştirme Kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili yeni bir kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usulü kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır. Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için bir davada ya taraflar ya Mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş, uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir (HGK'nın 12.07.2006 T., 2006/4-519 E., 2006/527 K., 03.12.2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.). Zira usulü kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.19 59... /5 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı). Dosya kapsamından, davacı ...'ın 30.05.2013 tarihinde betonarme bina inşaatının dördüncü kat döşemesinin dış cephesinde tuğla duvar ördüğü esnada dengesini kaybederek döşemenin boşluğa bakan kenarından düştüğü, hükme esas alınan kusur raporunda davalının %80, davacı kazazede ...'ın %20 kusurlu olduğunun bildirildiği, 26.5.2022 tarihli hesap raporu ile işlemiş dönem sonu 31.12.2022 olmak üzere asgari ücret seçeneğine göre, TUİK kayıtlarından belirlenen ücrete göre, davacının iddia ettiği ücret seçeneğine göre ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü tarafından bildirilen emsal ücret seçeneğine göre hesaplama yapıldığı, davacı vekilinin asgari ücret üzerinden yapılmış olan hesabın kabulünün mümkün olmadığını beyan ettiği, takip eden celsede ek rapor talebi olmadığını belirterek ıslah için süre istediği, Mahkemece verilen sürede, davacı vekilinin talebini, raporun Çevre, Şehircilik İl Müdürlüğü emsal ücret seçeneğine göre hesaplanan maddi zarar tutarı olan 436.242,93 TL 'ye arttırdığı, davacı vekilinin 19.7.2022 tarihli celsede "ıslah dilekçemiz doğrultusunda davamızın kabulünü istiyoruz" şeklinde beyanda bulunduğu, aynı celse mahkemece resen değişen yeni asgari ücret üzerinden, yapılan hesaplamanın güncellenmesi için dosyanın aynı hesap bilirkişisine tevdine karar verildiği, 09.1.2023 tarihli hesap raporu ile önceki hesap unsurları aynı kalmak üzere asgari ücret değişikliği dikkate alınarak yapılan hesaplama ile Çevre ve Şehircilik emsal ücreti dikkate alınarak davacının maddi zararının 853.377,37 TL olarak belirlendiği ve davacının bu miktarı esas alarak, asıl davada talep ettiği tutardan bakiye kısım için birleşen davayı açtığı anlaşılmaktadır. Somut olayda, bölge adliye mahkemesinin birleşen davanın zamanaşımına uğramadığı yönündeki değerlendirmesi yerinde bulunmuştur. Ne var ki, davacı tarafın bilirkişi raporuna itiraz etmeyerek yukarıda açıklanan beyanları ile talebini 436.242,93 TL 'ye arttırması nedeniyle davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hak gözetilmeksizin karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma sebebidir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı vekilinin manevi tazminat istemleri hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının ayrı ayrı MİKTARDAN REDDİNE, 2.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,22.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 3a2f9917c677617a 3f6129015c930f98

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi – Eylül 2025 kararlarının tamamı