Yargıtay Kararları › Yargıtay 10. Hukuk Dairesi › Ocak 2025 › 2024/13688 E., 2025/925 K.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/13688 E., 2025/925 K. (21.01.2025) – Boşanma

Mahkeme
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/13688
Karar No
2025/925
Karar Tarihi
21.01.2025
Konu
Boşanma

10. Hukuk Dairesi 2024/13688 E. , 2025/925 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1388 E., 2024/1812 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Düzce 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/158 E., 2024/18 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin babasının 1992 yılında öldüğünü, boşanma tarihinden sonra, boşanma sonrası hiçbir geliri ve güvencesi olmadığı için zorunlu olarak 2011 yılında dul ve yetim aylığına başvurduğunu, SGK tarafından 2011-2016 yılları arasında müvekkiline aylık bağlandığını, müvekkilinin boşandığı eşi ile birlikte yaşadığı iddiası ile Kurum tarafından maaşının kesildiğini, bu iddianın tamamen asılsız olduğunu belirterek, boşandığı eşiyle yaşaması iddiasıyla Sosyal Güvenlik Kurumunun aylık kesintisi işleminin iptaline, kesim tarihinden itibaren aylık bağlanmasını ve 2011-2016 yıllarına ait geri dönük 72.733,02 TL geri ödeme işleminin iptali ile müvekkiline kesim tarihinden itibaren işleyecek faiziyle kesilen aylıkların bağlanmasına karar verilmesi ile yargılama gider ve harçları ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; Kuruma başvurunun zorunlu olduğunu ve davacının Kuruma başvuruda bulunmadığını, davacının eşi ile boşandığı halde birlikte yaşadıklarının Kurumca tespit edildiğini, bu durumda davacı hakkında 5510 sayılı Kanun'un 56. maddesi son fıkrasına göre işlem yapılarak bağlanmış olan gelir ve aylıkların kesildiğini ve fazla ödemelerin tahsili yoluna gidildiğini bu sebeple davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ''...Somut olayda ise davacı tanıkları ile Mahkememizce muhtar-azalardan resen seçilen kamu tanıklarının tamamı davacı ile boşanmış olduğu eşi ...'ın birlikte yaşamadıklarını, uzunca bir süredir ayrı yaşadıklarını, boşandıktan sonra birlikte yaşadıklarına şahit olmadıklarını beyan etmişlerdir. Ayrıca Kurum raporunda ifadesi olan ve aynı zamanda köy muhtarlığı yapmış olan tanık ... da Kurum raporundaki ifadesinin doğru olmadığını beyan etmiş, davacı ile ...'ın birlikte yaşamadıklarını beyan etmiştir. Bu şekliyle Mahkememizce dinlenen tüm tanıklar davacı ile boşanmış olduğu eşi ...'ın birlikte yaşamadığı yönünde birbirine benzer ifadelerde bulunmuştur. Yapılan incelemede Kurum raporunun çok yüzeysel olarak hazırlandığı, iki ifadeden başka bir şeyin olmadığı, etraflıca araştırmaya dayanmadığı, dayanak aldıkları beyanların bile Mahkememiz yargılaması sürecinde yalanlanması itibariyle Kurum raporu içeriği Mahkememizce itibar edilebilir görülmemiştir. İstinaf kaldırma ilamından sonra komşu tanıkları tespit edilmiştir. Dinlenen yeni komşu tanıkları davacı ve eşi İlhan'ın 20 yıldan fazla süre önce boşandıklarını ve ayrı yaşadıklarını bildiklerini beyan etmişlerdir. Yine kaldırma ilamından sonra davacının köyde bulunan 3 katlı evde davacıdan ayrı olacak şekilde bir dairede oturduğunu iddia etmesi nedeni ile keşif yapılmış yapılan keşifte söz konusu taşınmazda 3 katlı bir yapının olduğu her katın girişinin ayrı olduğu, her katta bir kişinin yaşamasına imkan verecek şekilde bir yaşam alanı olduğu tespit edilmiştir. Bu nedenle söz konusu keşifte tespit edilen hususlar, tanık beyanları, davacının babasının 1992 yılında vefat etmesine ve davacının 2000 yılında boşanmasına rağmen aylık talebini 2010 yılında yaparak boşandıktan hemen sonra aylık almaya hak kazanmasına rağmen uzunca bir süre sonra yetim aylığı talebinde bulunması ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde davacının boşandıktan sonra eski eşi ile birlikte yaşamadığını, davacının boşandıktan sonra büyük oğlu ile birlikte yaşadığı vicdani kanaatine ulaşılmıştır.'' gerekçesi ile; ''Davanın kabulü ile 1-Davacının, davaya konu yetim aylığının kesilmesine ilişkin Kurum işlemlerinin iptaline, bu işlemler sebebiyle davacının davalı Kuruma borçlu olmadığının tespitine, 2-Davacıya yetim aylığının yeniden bağlanması gerektiğine, davacının Kurumca yetim aylığının kesilmesi tarihinden itibaren, ödenmesi gereken aylık maaşlarının her bir ay için ayrı ayrı ödenmesi gereken günlerden itibaren işleyecek yasal faizleriyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesi gerektiğinin tespitine,'' şeklinde hüküm kurulmuştur.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı temyiz dilekçesinde: a. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, b. İstinaf dilekçesinde ki hususları tekrar ettiğini, c. Kurum işleminin usul ve yasaya uygun olduğunu beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacı ile boşandığı eşinin fiilen birlikte yaşadıklarına ilişkin tespit üzerine gerçekleştirilen Kurum işleminin iptali ile davacının yetim aylığı bağlanması hususlarının tespitine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, dosya içerisine alınan; keşif sonucunda alınan bilirkişi raporu ve tanıkların beyanları gözetildiğinde tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları bilgi ve belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 4a3859de1368c2bb 02f77d576733a7ed

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi – Ocak 2025 kararlarının tamamı