Yargıtay Kararları › Yargıtay 10. Hukuk Dairesi › Mayıs 2025 › 2024/13501 E., 2025/8244 K.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/13501 E., 2025/8244 K. (14.05.2025)

Mahkeme
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/13501
Karar No
2025/8244
Karar Tarihi
14.05.2025

10. Hukuk Dairesi 2024/13501 E. , 2025/8244 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/921 E., 2024/1347 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/172 E., 2024/2 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... Belediye Başkanlığı ve ... Personel Hizmetleri Limited Şirketi vekili, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının Adana İl Özel İdaresinde çalışmaktayken Kurumun kapanması nedeniyle ... Yatırım İzleme ve Koordinasyon bünyesine aktarıldığını, davacının görev yaptığı Adana İl Özel İdaresinde iken intibak farkı alacağı ve tespiti için açtıkları davanın kesinleştiği, Adana 1. İş Mahkemesinin 2012/630 E. - 2013/349 K. sayılı dosyası ile davacının dava tarihinden geriye doğru 5 yıllık dönem için gelir artışı ve buna bağlı olarak SSK prim farkının çalıştığı Kurumdan tahsili ile davacının primlerine yansıtılması gerekmekte olduğu halde bu hususa riayet edilmeyerek prim farkının yatırılmadığını, bu hususta SGK’ya yaptıkları başvuru neticesinde prim farklarının tahsiline yönelik bir işlem yapılmadığını belirterek Adana 1. İş Mahkemesinin 2012/630 E. - 2013/349 K. sayılı dosyasında belirlenen ücretlere göre Sosyal Güvenlik prim farkının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP 1- Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığını, Kurumun kapatılan İl Özel İdaresinin devamı olmadığını, Kuruma husumet yöneltilemeyeceğini, söz konusu intibakın herhangi bir Kurum hatasından kaynaklanmadığını, imzalanan TİS’e göre yapıldığından Kuruma izafe edilecek bir kusurun bulunmadığını, davacının çalıştığı dönemde SSK primlerinin eksiksiz olarak yatırıldığını belirterek davanın reddini istemiştir. 2- Davalı Kurum ve davalı Belediye tarafından davaya cevap verilmemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabul ile 1-Davacının, davalı ... Belediye Başkanlığı bünyesinde 2008 / 7. ayında 54,19 TL 2008 / 9. ayında 104,76 TL 2008 /10. ayında 20.46 TL 2008 / 11. ayında 109,48 TL 2008 / 12. ayında 21,01 TL 2009 / 2. ayında 164,08 TL 2009 / 4. ayında 49,69 TL 2009 /12 . ayında 313,06 TL 2010 / 2. ayında 202,15 TL 2010 / 9. ayında 75,55 TL 2010 / 11. ayında 88,80 TL 2011 / 2. ayında 304,56 TL 2011 / 10. ayında 798,83 TL 2012 / 5. ayında 66,69 TL 2012/ 6. ayında 444,03 TL 2012 / 9. ayında 104,74 TL 2012 / 11. ayında 275,53 TL 2012 / 12. ayında 1,26 TL olmak üzere toplam 3.198,87 TL eksik prime esas kazanç bildirildiğinin tespitine, 2- Ayrıca Fark ikramiye alacağı 2.175,73TL, İlave Tediye alacağı 2.265,65TL, Yıpranma Prim farkı 1.622,72TL olmak üzere 2014 / 10. ayında 6.602,10 TL eksik prime esas kazanç olduğunun tespitine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Feke Belediyesinin, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının ve Adana Valiliğinin istinaf taleplerinin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1- Davalılar Feke Belediye Başkanlığı ve ... Personel Hizmetleri Limited Şirketi vekili temyiz dilekçesinde; davacının taleplerinin İl Özel İdaresi ve Adana Valiliğinden doğan intibak alacağının prim yansımaması olduğunu, Feke Belediye Başkanlığı ile davacının işçilik alacakları konusunda bir hak ve talebinin bulunmadığını, bu yönden taleple bağlılık ilkesi gereğince davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, Feke Belediye Başkanlığı adına husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, hak düşürücü süre itirazlarının bulunduğunu, hem Feke Belediye Başkanlığı hem de ... Personel Hizmetleri Limited Şirketi açısından çelişkili ve usule aykırı şekilde karar oluşturulduğunu beyan etmektedir. 2- Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde; Kurumun davaya fer'i müdahil olarak katılması gerektiğini, Kuruma bildirilen SPEK ile gerçek kazanç arasında mübayenetin resmi belge ve kayıtlarla ispatının gerektiği lazım gelirken; eksik inceleme ile karar verildiğini, davanın kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle delillerin noksansız celbi ile özenle değerlendirilmesi gerektiğini, Mahkemece yeterli araştırma yapmadan, tüm delillerin toplanmadan karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu, prime esas kazançların davalı işveren tarafından bildirilmesi nedeniyle Kurumun bu tahakkuklarda bir kusurunun olmadığını beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, yargısal hüküm nedeniyle doğan fark ücret ve diğer alacaklardan dolayı eksik bildirilen prime esas kazançların tespiti istemine ilişkindir. Davanın yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Kanun'un “Prime esas ücretler” başlığını taşıyan 77. maddesinin birinci fıkrası ile 5510 sayılı Kanun'un “Prime esas kazançlar” başlıklı 80. maddesinin birinci fıkrasında, sigortalıların prime esas kazançlarının nasıl belirleneceği açıklanmıştır. Diğer taraftan 506 sayılı Kanun'un 79. maddesinin onuncu ve 5510 sayılı Kanun'un 86. maddesinin dokuzuncu fıkralarına dayalı olarak açılan bu tür hizmet tespiti davalarında kesinleşen mahkeme ilamı, işverence Kuruma verilmeyen belgelerin yerine geçecek nitelikte olduğundan hükümde ayrıca 77. ve 80. maddelere göre hesaplanacak olan 1 günlük ücretin belirtilmesi de gerekmektedir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun; 200. maddesinde, bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri belirli bir tutarı geçtiği takdirde senetle kanıtlanması gerektiği, bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri, ödeme veya borçtan kurtarma (ibra) gibi herhangi bir sebeple belirli bir tutardan aşağı düşse bile senetsiz kanıtlanamayacağı bildirilmiş, bu madde uyarınca senetle kanıtlanması gereken konularda yukarıdaki hükümler hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati durumunda tanık dinlenebileceği, 202. maddesinde de senetle kanıtlanması zorunlu konularda yazılı bir delil başlangıcı varsa tanık dinlenebileceği açıklanarak delil başlangıcının, dava konusunun tamamen kanıtlanmasına yeterli olmamakla birlikte, bunun var olduğunu gösteren ve aleyhine sunulmuş olan tarafça veya temsilcisi tarafından verilen belgeler olduğu belirtilmiştir. Kuruma ödenmesi gereken sigorta primlerinin hesabında gerçek ücretin/kazancın esas alınması gerekmekte olup hizmet tespiti davalarının kamusal niteliği gereği, çalışma olgusu her türlü kanıtla ispatlanabilmesine karşın ücret konusunda aynı genişlikte ispat serbestliği söz konusu değildir ve değinilen maddelerde yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır. Ücret tutarı maddede belirtilen sınırları aştığı takdirde, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe sahip olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla, sigortalının imzasını içeren aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgelerle kanıtlanması olanaklıdır. Yazılı delille ispat sınırının altında kalan miktar için tanık dinlenebileceği gibi, tespiti istenen miktar sınırı aşsa dahi varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgeler bulunuyorsa tanık dinlenmesi mümkündür. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20.10.2010 tarihli ve 2010/10-480 Esas - 2010/523 Karar, 20.10.2010 tarihli ve 2010/10-481 Esas - 2010/524 Karar, 20.10.2010 tarihli ve 2010/10-482 Esas - 2010/525 Karar, 19.10.2011 tarihli ve 2011/10-608 Esas - 2011/649 Karar, 19.06.2013 tarihli ve 2012/10-1617 Esas - 2013/850 Karar sayılı ilamlarında da aynı görüş ve yaklaşım benimsenmiştir. Bunun yanında; 6100 sayılı HMK.'nın "senede karşı tanıkla ispat yasağı" başlıklı 201. maddesinde ise "Senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler ikibinbeşyüz Türk Lirasından az bir miktara ait olsa bile tanıkla ispat olunamaz" hükmü yer almaktadır. Somut olayda, davacının Adana 1. İş Mahkemesinin 2012/630 E. - 2013/349 K. sayılı dosyasında belirlenen ücretlere göre sosyal güvenlik prim farkının tespitine karar verilmesi talebinde bulunduğu, Mahkemece davacıya yargı kararı gereğince, toplam 21.378,64 TL'nin icra takip dosyasına ödendiği gözetilerek, ücret primleri yönünden Temmuz 2008 - Aralık 2012 tarihleri arasındaki primler belirlenmiş, ücret dışındaki alacakların primleri yönünden yapılan ödemenin ise 5510 sayılı Kanun'un 82. maddesi uyarınca ödeme tarihinde hizmet akdi mevcut olmadığından 82. madde hükmü nazara alınarak prime esas kazancın tabi olduğu son ayın kazancına tavan gözetilerek dahil edilmesinin gerektiği sonucuna varıldığı belirtilmesine rağmen ücret primleri yönünden 2008 yılından başlanarak 2012 yılı Aralık ayına kadar birçok ayı kapsayacak şekilde hüküm kurularak gerekçe ile hüküm arasında çelişki yaratıldığı anlaşılmıştır. İlk Derece Mahkemesince belirtilen şekilde çelişkili hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir. Diğer taraftan 2014 yılı 10 uncu ay döneminde tavanın 7.371,00 TL olduğu, bu ay içinde davacı adına 2.211,11 TL prim bildirildiği anlaşıldığından eklenmesi gereken miktardan bildirilen miktar düşülmeden, geçerli tavan prim miktarını aşacak şekilde hüküm kurulması da hatalı olmuştur. VI.KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi – Mayıs 2025 kararlarının tamamı