Yargıtay Kararları › Yargıtay 10. Hukuk Dairesi › Mayıs 2025 › 2024/12332 E., 2025/7409 K.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/12332 E., 2025/7409 K. (05.05.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/12332
Karar No
2025/7409
Karar Tarihi
05.05.2025
Konu
Tazminat

10. Hukuk Dairesi 2024/12332 E. , 2025/7409 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1225 E., 2022/1549 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kocaeli 5. İş Mahkemesi SAYISI : 2014/44 E., 2022/77 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar, davalı ..., davalı ... ve davalı ... vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacıların murisi ...'ün 03.09.2013 tarihli iş kazasında vefatı nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla eşi ... için 5.500,00 TL, oğlu ... için 1.500,00 TL, oğlu ... ... ve kızı .. .. için ayrı ayrı 1.500,00 TL maddi tazminat ile eşi için 50.000 TL ve çocukları için ayrı ayrı 30.000'er TL manevi tazminatın ölüm tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınmasına karar verilmesini talep etmiş, yargılama sırasında 01.02.2022 tarihli dilekçesi ile maddi tazminata ilişkin talebini arttırmıştır.

II. CEVAP Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde, .... adi ortaklığının .. .... .. üstlendiği su taşıma sisteminin çelik tank imalatı işinin 01.02.2013 tarihli sözleşme ile .. Müh. ve ... Hizm. A.Ş'ye bırakıldığını, bu taşeron şirketin işçisi olan davacıların murisinin 03.09.2013 tarihinde yaşanan trafik kazasında hayatını kaybettiğini, ölenin hak sahiplerine sigorta şirketince ödeme yapılacağını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, .. ...'da davalı Şirketin çalışmasının bulunmadığını, diğer davalı şirketlerle bir ortaklığının ve ticari ilişkisinin bulunmadığını, ... iş ortaklığının ortağının .. İnş. San. ve Tic. A.Ş olduğunu, .. .. şantiyesinde davalı Şirketin herhangi bir sıfatla çalışmasının bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, husumet itirazında bulunduklarını, davaya konu trafik kazasının olduğu tarihte davacıların murisinin müvekkil şirkette çalışmadığını, meydana gelen trafik kazasının iş kazası olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığını, kaza yapan aracın müvekkil şirket tarafından sağlanan bir araç olmadığını, aracı kullandığı belirtilen sürücünün müvekkil şirket çalışanı olmadığını, asıl işveren alt işveren ilişkisinin bulunmadığını talep edilen tazminat taleplerinin de fahiş olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile müteveffanın işçi olarak çalışmakta olduğu .. ..'ın .. .. ilindeki şantiyede öğle yemekleri verilmediği için şantiye dışındaki bir lokasyonda yemek yenildikten sonra şantiyeye dönüş sırasında içinde bulunduğu aracın takla atması neticesinde vefat ettiği, müteveffayı taşıyan aracın sürücüsünün profesyonel bir şoför olmayıp şantiyede çalışan bir mühendis olduğu, davalı işverenlerin şantiye içinde öğle yemeği temin etmedikleri, personeli güvenli bir şekilde yemek yenilen mekana ulaştırmadıkları, gözetim ve denetim sorumluluğunu yerine getirmedikleri için 6331 sayılı İş Sağlığı ve İş Güvenliği Kanunu'nun 4. maddesine aykırı davranıldığı anlaşılmakla kazanın meydana gelmesinde davalıların kusurlu oldukları, davacı işçinin kusurunun bulunmadığı kanaatine varıldığı, dosya kapsamında alınan kusur bilirkişi raporuna göre olayda davalıların %100 oranında kusurlu olduğu ve ... kazazede ...'ün kusurunun bulunmadığı, müteveffanın ölümü nedeniyle davacıların yaşadığı elem ve acının giderilmesi amacıyla, olayın meydana gelişi, özelliği, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tarafların kusur durumları gözetilerek hak ve nesafet kuralları çerçevesinde manevi tazminat taleplerinin kısmen kabul edildiği gerekçesiyle, "davanın kısmen kabul kısmen reddine, davacı ... için 244.904,34 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 03.09.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacılar .. .., ..., ... için maddi tazminat taleplerinin reddine, davacı ... için 50.000,00 TL manevi tazminatın, davacı ... ... için 30.000,00 TL manevi tazminatın, davacı ... için 30.000,00 TL manevi tazminatın, davacı ... için 30.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 03.09.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar, davalı ..., davalı ... ve davalı ... vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıların, davalı ..., davalı ... ve davalı ... İnşaat ve Ticaret Anonim Şirketinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; maddi tazminat talebinin kısmen kabul edilmesinin hatalı olduğunu, müteveffanın 2014 yılından sonraki aktif dönemi için asgari ücretten hesap yapılmasının yerinde olmadığını, müteveffanın düz işçi değil ustabaşı olduğunu, maddi tazminat hesaplamasında projenin sona ermesinden sonra ise bakiye aktif döneme ilişkin olarak asgari ücret üzerinden yapılan hesaplamanın ve emeklilik dönemi hesabının asgari ücret üzerinden yapılmasının yerinde olmadığını, Suudi Arabistan Krallığı Sosyal Güvenlik Merkezi tarafından yapılan ödemenin ve kazaya karışan araca ait trafik sigorta poliçesi kapsamında yapılan ödemenin BK 55. maddesi kapsamında rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemesi olduğunu, tazminattan mahsup edilmesinin hatalı olduğunu belirterek temyiz etmiştir. Davalı ...Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın kendisi yönünden pasif husumetten reddi gerektiğini, müteveffanın, diğer davalı Deniz Mühendislik ve Gözetim Hizmetleri Tarım İnşaat San. Tic. Ltd. Şti. çalışanı olduğunu, ... ve ... Holding A.Ş. işçisi araç sürücüsü ... bakımından hiçbir inceleme yapılmaksızın ve dayanak gösterilmeksizin kusursuz olduklarına yönelik tespit ve değerlendirmede bulunulduğunu, .... iş ortaklığını oluşturan tüzel kişilikler arasında, müvekkili şirket .. Holding A.Ş.'nin bulunmadığını, ortaklığı oluşturan şirketin .. İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş. olduğunu, işbu davada husumet yöneltilen “... Holding A.Ş.”nin farklı bir tüzel kişiliğe sahip olduğunu, müvekkil şirketlere kusur izafe edilmesinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, müteveffanın bakiye ömrünün TRH 2010 tablosu uyarınca 33,05 yıl olarak belirlenmesi gerektiğini, davacılar lehine hükmedilen manevi tazminat miktarlarının fahiş olduğunu, ... Holding A.Ş.'nin .. ...'ın .. .. şehrindeki şantiyede herhangi bir sıfatla çalışması bulunmadığını beyanla kararı temyiz etmiştir. Davalı ... İnş. ve Tic. A.Ş ve ... Holding A.Ş vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu trafik kazasının tamamıyla sürücü ...’ın kusuru neticesinde meydana geldiğini, müvekkili şirketlere kusur izafe edilmesinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacıların murisinin emniyet kemeri takmadığı için kusurlu olduğunu, sigortalı veya davalının kusurunun bulunup bulunmadığı, kusuru bulunanlar varsa her bir taraf için ayrı ayrı açıklanmak suretiyle nedenlerini, iş kazasının meydana gelişinde işyeri koşullarının etkili olup olmadığının araştırılarak ortaya konulması gerektiğini, trafik sigortası ödemesi ve davacılara Suudi Genel Sosyal Sigortalar Kurumu tarafından yapılan ödeme ile maddi tazminatın tamamen karşılandığını, Mahkemece hükmedilen manevi tazminatın fahiş olduğunu belirterek temyiz yoluna başvurmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe A) Davalılar vekillerinin manevi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 2.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır. 3.Dosya içeriğine göre temyize konu edilen miktarların Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında bulunduğu anlaşılmakla bu kısma yönelik temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir. B) Temyiz Eden Tarafların Diğer Hükümlere Yönelik Temyiz İtirazları Açısından; 1.Dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkinin varlığı Medeni Usul Hukukumuzda "sıfat" olarak tanımlanmaktadır ve bir davada taraf olarak gösterilen kişilerin o dava ile ilgili kimseler olması zorunludur. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olmasına karşın, taraf sıfatı dava konusu sübjektif hakka ilişkindir. Sübjektif bir hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine ait olduğundan, anılan hakka ilişkin bir davada davacı olma sıfatı da hakkın sahibine aittir ve buna aktif husumet denilmektedir. Bir sübjektif hak kendisinden istenebilecek olan kişi ise o hakka uymakla yükümlü olan kimsedir ve bu da pasif husumet (davalı sıfatı) olarak adlandırılmaktadır. Sübjektif hakkın sahibi olan kimse ile o hakka uymakla yükümlü bulunan kişinin kimler olduğunun saptanması, bir başka anlatımla davada, davacı ve davalı sıfatlarının kimlere ait olduğu hususu, dava konusu (sübjektif) hakkın özüne ilişkin maddi hukuk sorunudur. Dava açan veya aleyhine dava açılan kişiler o davada davacı veya davalı olarak taraf sıfatına sahip değillerse, Mahkemece dava konusu hakkın esası (var olup olmadığı) hakkında inceleme yapılmadan dava sıfat yokluğundan reddedilir ve bu karar davanın dinlenemeyeceğine ilişkin değil esasına yönelik bir karar niteliğindedir. Davacı veya davalıdan birinin taraf sıfatına sahip olmaması durumunda verilecek olan ret kararı o davadaki taraflar arasında maddi anlamda kesin hüküm oluştursa da dava konusu hak ve taraf sıfatına sahip olan kişiler bak��mından kesin hükümden söz edilemeyecektir. Dava konusu hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk sorunu olan taraf sıfatı (husumet) ve sıfat yokluğu, davada taraf olarak görünen kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olan bir itiraz niteliğindedir ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 116. maddesinde yer alan ilk itirazlardan olmadığından davanın her aşamasında ileri sürülebilir. Taraflarca ileri sürülmese dahi gerek Mahkemece, gerekse Yargıtayca tarafların bu yönde bir savunmasının olup olmadığına bakılmaksızın kendiliğinden göz önünde tutulur. Somut olayda, davaya konu olayın iş kazası olduğunun tespitine karar verilmesi istemiyle Kocaeli 1. İş Mahkemesi 2015/210 E.-2017/235 K. sayılı dosyası ile açılan davada, davacılar vekilinin 03.03.2016 havale tarihli beyan dilekçesi ile HMK 124/4 maddesi kapsamında davalılardan ... Holding A.Ş.'nin davalılar arasından çıkartılarak ... İnşaat Sanayi Ticaret A.Ş. olarak davalının adının düzeltilmesini talep ettiği, davalı olarak ... İnşaat Sanayi Ticaret A.Ş. hakkında hüküm kurulduğu ve kararın Yargıtay 21. Hukuk Dairesi 2019/2250 E. 2019/3902 K. sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiği, buna göre iş kazası tespiti davasında davalı olarak hakkında hüküm kurulan şirketin ..... İnşaat Sanayi Ticaret A.Ş. olduğu anlaşıldığından, dosya kapsamındaki delil durumuna göre davalının pasif husumeti (taraf sıfatı) bulunmadığına ilişkin itirazı değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken anılan hususlarda değerlendirme yapılmadan yazılı şekilde davalının tazminat alacaklarından sorumluluğuna karar verilmesi hatalı olmuştur. 2.Gerek destek kaybından kaynaklı hak sahiplerinin, gerekse iş göremezlikten kaynaklı sigortalının maddi tazminat alacağının hesaplanmasında, gerçek ücretin esas alınması ön koşuldur. Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödemek amacıyla zaman zaman iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Gerçek ücretin ise öncelikle toplu iş sözleşmesi ile imzalı bordrolara, bunların yokluğu halinde ise işçinin kıdemi ve yaptığı işin özelliği ve niteliğine göre işçiye ödenmesi gereken ücrete göre tespit edileceği, iş yeri veya sigorta kayıtlarına geçmiş olan miktarın ücret olarak değerlendirilemeyeceği, Yargıtayın yerleşmiş görüşlerindendir. Öte yandan taraflar arasında işçi alacağına ilişkin görülen davada tespit edilen ücretin tazminat davasında hesaba esas alınacak ücret açısından kesin delil mahiyetinde olmayıp, kuvvetli delil mahiyetinde olduğu, davacının yaptığı işe göre alacağı ücretin Dairenin kökleşmiş içtihatları çerçevesinde TÜİK, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı rayiç ücretleri ile ilgili iş kolundaki meslek odalarından getirilecek emsal ücretler gözetilerek belirlenmesi gerektiği, sendikasız işçi için sendikalardan bildirilen ücretin de dikkate alınamayacağı gözden kaçırılmamalıdır. Somut olayda, davacılar murisinin davalı işveren şirket nezdinde kaynakçı sıfatıyla istihdam edildiği, dava dilekçesinde aylık 3000 USD ücretle çalıştığının belirtildiği, işveren tarafından Kuruma asgari ücret düzeyinde bildirim yapıldığı, banka kayıtlarında davacıya yapılan ödemelerin yer aldığı, mahkemece hükme esas alınan raporda yurt dışı çalışma süresince aylık 3000 USD ücret aldığı, 2014 yılından itibaren ise sendika tarafından sendikasız düz işçi emsal ücreti olarak bildirilen asgari ücretin 1.0089 katı ücret esas alınarak zararın hesaplandığı anlaşılmaktadır. Bu açıklamalar doğrultusunda davacılar murisinin yaşı ve bu meslekteki eğitim ve kıdem durumu da dikkate alınmak suretiyle TÜİK, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı rayiç ücretleri ile (sendikalı olmayan sigortalı için) sendikalar haricindeki meslek odalarından bilinen dönem içerisinde alabileceği ücretler tespit edilerek hesaba esas ücretin belirlenmesi gerekmektedir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli istinaf itirazlarının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararı ortadan kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen karar bozulmalıdır.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davalı ..., davalı ... ve davalı ... vekillerinin hükmedilen manevi tazminatlara yönelik temyiz isteminin miktardan REDDİNE, 2.Davacılar vekili ile davalı ..., davalı ... ve davalı ... vekillerinin maddi tazminata yönelik temyiz istemi nedeniyle temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililerine iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 39e36e9e62872a3f 22c99c51d6e686bd

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi – Mayıs 2025 kararlarının tamamı