Yargıtay Kararları › Yargıtay 10. Hukuk Dairesi › Şubat 2025 › 2024/12272 E., 2025/1926 K.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/12272 E., 2025/1926 K. (13.02.2025)

Mahkeme
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/12272
Karar No
2025/1926
Karar Tarihi
13.02.2025

10. Hukuk Dairesi 2024/12272 E. , 2025/1926 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2022/9 E., 2022/155 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar; davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 10.08.2008 tarihinde davalı şirkette çalışmaya başladığını, iş sözleşmesini haklı sebeplere dayalı olarak feshettiği 15.09.2009 tarihine kadar davalı şirketin inşaat işleri aldığı Ukrayna'da ustabaşı olarak aralıksız çalıştığını belirterek bir kısım işçilik alacakları talebiyle birlikte 10.08.2008–15.09.2009 tarihleri arasında davalı şirkette çalıştığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP 1.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; davacının iddia ettiği süre zarfında dava dışı ... Yurt İndrustri isimli Ukrayna’da faal ve kurulu yabancı bir şirkette çalıştığını, davalı şirketin bu şirketle organik bağı olmadığı gibi, işveren sıfatının da bulunmadığını belirterek açılan davanın reddinin gerektiğini savunmuştur. 2.Davalı Sosyal Güvenlik Kurumu (.../Kurum) vekili cevap dilekçesinde; işçilik alacaklarına ilişkin talepler yönünden Kurumun muhatap olamayacağını, ayrı inceleme usullerine tabi taleplerin tefriki gerektiğini, davaya konu hizmetin geçtiği iddia edilen tarih itibariyle Kanun kapsamına alınmış davalı işyeri bulunmadığını ve davacının Kuruma bildirilen hizmetinin de mevcut olmadığını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 15.12.2015 tarihli ve 2015/144 E., 2015/769 K. sayılı kararı ile 506 sayılı Kanun’un 7. ve 5510 sayılı Kanun’un 10. maddeleri kapsamında sigortalı olabilmek için, Türkiye Cumhuriyeti ile yabancı ülke arasında sosyal güvenlik sözleşmesi düzenlenmemiş olması, tüzel kişi Türk işverenin şirket merkezinin Türkiye’de bulunması, gerçek veya tüzel kişi Türk işverenin Türkiye’de iş yapmak koşulu aranmaksızın Türkiye’de tescil edilmiş ya da tescil edilebilir nitelikte işyerinin bulunması, Türk işveren ile Türk işçi arasında yabancı ülkede yerine getirilecek iş görme edimine ilişkin bireysel iş sözleşmesinin Türkiye’de yapılması, Türk işçinin yazılı veya sözlü hizmet sözleşmesinin Türk işçiye yüklediği iş görme ediminin yerine getirilmesi gereği olarak yurt dışında yaşamasının sürekli olmayıp geçici nitelik taşıması gerektiği, davacının 11.08.2008 – 17.09.2009 tarihleri arasında yurt dışına giriş çıkış yapmış olduğu, dava dışı ... Yurt İndrustri Şirketi tarafından düzenlenen belgede de davacının aynı tarihler arasında çalışmış olduğunun belirtildiği, davacının adres kayıt sisteminde 10.08.2007 tarihinden itibaren ".. Mah. ... Sokak No:2 .../Samsun" adresinde kayıtlı olduğu, davalı şirketin Türkiye uyruklu tek kişilik limited şirket olup yetkilisi ve ortağının ... olduğu, ...'nın davacının annesi...'ye yapmış olduğu banka havalelerinin bulunduğu, davalı şirket ile davacının da aralarında bulunduğu bir kısım işçiler arasında Ukrayna’da bulunan inşaat şantiyesinde çalışmak amacıyla iş sözleşmesi düzenlendiği ve davacının 11.08.2008 tarihinde Türkiye'den çıkış yaparak Ukrayna'ya gittiği, 17.09.2009 tarihinde tekrar Türkiye'ye dönüş yaptığı taraflar arasında Türkiye'de yapılan iş sözleşmesi gereği davacının geçici olarak Ukrayna'da bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. İlk Bozma Kararı Mahkemenin yukarıda belirtilen kararının süresi içinde kararının süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 19.04.2016 tarihli ve 2016/1372 E., 2016/6932 K. sayılı kararı ile “..Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacı adına davalı işyerince düzenlenen işe giriş bildirgesi ve bildirilen çalışma bulunmadığı, davacının davalı şirketin Ukrayna'daki inşaat işinde çalıştığı, ... Yurt İndustri isimli bir şirketin 31.05.2011 tarihli yazısı ile ilgili makama; davacı ve diğer 3 kişinin Ukrayna Devlet Çalışma Kurulu'ndan alınan belge ile şirketlerinde çalıştığını bildirdiği, söz konusu yazıdan davacının 11.08.2008 – 17.09.2009 tarihleri arasında çalıştığının anlaşıldığı, ayrıca davacının 11.08.2008 – 17.09.2009 tarihleri arasında yurtdışında olduğu anlaşılmıştır. Davanın yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Yasa'nın 7. maddesinde, işveren tarafından geçici görevle yabancı ülkelere gönderilen sigortalıların bu Kanunda yazılı hak ve yükümlerinin bu görevi yaptıkları sürece de devam edeceği belirtildikten sonra 86. maddesinde, Kurum'un, 2. ve 3. maddelere göre sigortalı durumunda bulunmayanların Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nca onanacak genel şartlarla (iş kazalariyle meslek hastalıkları), (hastalık), (analık), (malûllük, yaşlılık ve ölüm) sigortalarından birine, birkaçına veya hepsine toplu olarak tabi tutulmaları için, işverenlerle veya dernek, birlik, sendika ve başka teşekküllerle sözleşmeler yapabileceği, sosyal güvenlik sözleşmesi imzalanmayan ülkelerde iş üstlenen işverenlerin yurt dışındaki iş yerlerinde çalışmak üzere giden Türk işçilerine istekleri durumunda 85. madde hükümlerinin uygulanacağı açıklanmıştır. Diğer taraftan 5510 sayılı Yasa'nın 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5. maddesinin (g) bendinde, ülkemiz ile sosyal güvenlik sözleşmesi olmayan ülkelerde iş üstlenen işverenlerce yurt dışındaki işyerlerinde çalıştırılmak üzere götürülen Türk işçilerinin 4. maddenin 1. fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılacakları ve bunlar hakkında kısa vadeli sigorta kolları ile genel sağlık sigortası hükümlerinin uygulanacağı, bu sigortalıların uzun vadeli sigorta kollarına tabi olmak istemeleri durumunda, 50. maddenin 2. fıkrasındaki Türkiye’de yasal olarak ikamet etme şartı ile aynı fıkranın (a) bendinde belirtilen şartlar aranmaksızın haklarında isteğe bağlı sigorta hükümlerinin uygulanacağı, bu kapsamda, isteğe bağlı sigorta hükümlerinden yararlananlardan ayrıca genel sağlık sigortası primi alınmayacağı belirtilmiş, 10. maddesinde de 4. maddenin 1. fıkrasının (a) bendinde sayılan sigortalıların işverenleri tarafından geçici görevle yurt dışına gönderilmeleri durumunda, bu görevleri yaptıkları sürece, sigortalıların ve işverenlerin sosyal sigortaya ilişkin hak ve yükümlülüklerinin devam edeceği hüküm altına alınmıştır. 506 sayılı Yasa'nın 7. ve 5510 sayılı Yasa'nın 10. maddeleri kapsamında sigortalı sayılabilmek için, Türkiye Cumhuriyeti ile yabancı ülke arasında sosyal güvenlik sözleşmesi düzenlenmemiş olması, tüzel kişi Türk işverenin şirket merkezinin Türkiye’de bulunması, gerçek veya tüzel kişi Türk işverenin Türkiye’de iş yapmak koşulu aranmaksızın Türkiye’de tescil edilmiş ya da tescil edilebilir nitelikte işyerinin olması, Türk işveren ile Türk işçi arasında yabancı ülkede yerine getirilecek iş görme edimine ilişkin bireysel iş sözleşmesinin Türkiye’de yapılması, Türk işçinin işbu yazılı veya sözlü hizmet sözleşmesinin Türk işçiye yüklediği iş görme ediminin yerine getirilmesi gereği olarak yurt dışında yaşamasının sürekli olmayıp geçici nitelik taşıması gerekmektedir. Anılan maddelerde “geçici görev” kavramı bakımından herhangi bir süre sınırlaması öngörülmediğinden, görevin geçici mi yoksa sürekli mi olduğunun belirlenmesinde her somut olayın özelliği, bu yönde hizmet akdinin sigortalıya yüklediği iş görme ediminin niteliği, iş süresini belirlemeye ilişkin iş hayatının olağan akışı ve Sosyal Güvenlik Hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Somut olayda ise; anılan Yasa maddeleri değerlendirilmeden sonuca gidilmesi isabetsiz olmuştur. Mahkemece yapılacak iş; davacının Türkiye İş Kurumu aracılığı ile işe alınıp alınmadığını, davacının önceden davalı şirketin sigortalısı olup olmadığını, sigortalı ise geçici görev ile yurtdışına götürülüp götürülmediğini, topluluk sigortasına tabi olup olmadığını, davalı şirket ile davalı Kurum arasında topluluk sigortasına dair sözleşme bulunup bulunmadığını, var ise kısa vadeli sigorta kollarını kapsayıp kapsamadığını araştırarak toplanan delillere göre hüküm kurmaktan ibarettir. Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır...” gerekçesiyle karar bozulmuştur. B. Mahkemenin Direnme Kararı Mahkemenin 22.06.2017 tarihli ve 2016/587 E., 2017/288 K. sayılı kararı ile önceki gerekçeye ilaveten; davalı şirkete ait işyeri sicil dosyası incelendiğinde 01.02.2009 tarihinde 5510 sayılı Kanun kapsamına alındığı, davaya konu hizmet başlangıç tarihi itibariyle davalı işyerinin 5510 sayılı Kanun kapsamında olmadığı, davacının davalı işyerinde sigortalı çalışmasının bulunmadığı dolayısıyla davalı şirket tarafından yurt dışına gönderilmediği ve Türkiye İş Kurumu aracılığıyla işe alınmadığı, davalı şirket ile davalı Kurum arasında topluluk sigortasına dair sözleşme bulunmadığının belirgin olduğu, tarafların da bu yöne ilişkin herhangi bir iddia ve beyanlarının olmadığı, tanık anlatımlarıyla da bu durumun sabit olduğu, dolayısıyla eksik incelemenin söz konusu olmadığı gerekçesiyle önceki kararda direnilmesine karar verilmiştir. C.Hukuk Genel Kurulu'nun Bozma Kararı Direnme kararının süresi içinde davalılar vekillerince temyizi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12.10.2021 tarihli 2017/(21)10-2928 Esas 2021/1211 Karar sayılı kararı ile "Somut olayda; 15.11.1984 doğumlu olan davacının 10.08.2008-15.09.2009 tarihleri arasında Ukrayna’da geçen ve Kuruma bildirilmeyen hizmetlerinin tespitini talep ettiği, 23.08.2010 tarihli Kurum yazısına göre davalı Şirketin 1051475 sicil numaralı işyerinin 01.02.2009 tarihi itibariyle Kanun kapsamına alındığı, ... Yurt İndustri isimli şirketin 31.05.2011 tarihli ve ilgili makama hitaplı yazısında; davacı ve dava dışı üç kişinin Ukrayna Devlet Çalışma Kurulundan alınan belge ile şirkette 11.08.2008–17.09.2009 tarihleri arasında çalıştığının bildirildiği, yurt dışı giriş-çıkış kayıtlarına göre davacının 11.08.2008–17.09.2009 tarihleri arasında yurt dışında olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda yukarıda yapılan açıklamalara, somut olaya ilişkin maddi ve hukukî olgulara göre; yukarıda açıklanan yasal mevzuat değerlendirilerek, davacının Ukrayna’ya gitmeden önce davalı Şirketin sigortalısı olup olmadığı, sigortalı ise işvereni tarafından geçici görevle yurt dışına götürülüp götürülmediği, davalı Şirket ile davalı Kurum arasında davacının tabi olduğu topluluk sigortasına dair sözleşme bulunup bulunmadığı var ise kısa vadeli sigorta kollarını kapsayıp kapsamadığı, davacının Türkiye İş Kurumu aracılığı ile işe alınıp alınmadığı araştırılarak toplanan delillere göre sonuca gidilmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Hâl böyle olunca Özel Dairenin bu hususları kapsayan bozma kararı yerindedir... "gerekçesi ile karar bozulmuştur. D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar Mahkemenin 07.06.2022 tarih ve 2022/9 Esas, 2022/155 Karar sayılı kararı ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, Yargıtay Hukuk Genel kurulunun ilamı doğrultusunda, davalı şirkete ait iş yeri sicil dosyaları, davacıya ait hizmet cetveli ve işe giriş çıkış bildirgeleri, davalı Şirkete ait iş yerinde çalışanlara ait dönem bordroları Sosyal Güvenlik Kurumundan getirtilerek dosya arasına alındığı, davalı Şirketin faaliyete başladığı tarih vergi dairesinden getirtildiği, Sakarya İl Emniyet Müdürlüğünden davacının yurt dışına giriş ve çıkış kayıtlarının istendiği, Sakarya Ticaret Sicil Müdürlüğünden davalı şirkete ait belgelerin dosya arasına alındığı, nüfus müdürlüğünden davacının MERNİS adres bilgilerinin temin edildiği, ayrıca tarafların iddia ve savunmaları ile tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde davacının, davalı şirket nezdinde sigortalı çalışmasının bulunmadığı, dolayısıyla davacının, davalı Şirket nezdinde önceden yurt dışına gönderilmediği ve Türkiye İş Kurumu aracılığıyla işe alınmadığı ve davalı Şirket ile davalı kurum arasında topluluk sigortasına dair sözleşmenin bulunmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; kararın hatalı olduğunu belirterek bozulmasını talep etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının yurt dışında geçtiğini iddia ettiği çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgiliye yükletilmesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 13.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi – Şubat 2025 kararlarının tamamı