10. Hukuk Dairesi 2024/12024 E. , 2025/279 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2021/85 E., 2024/156 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalılardan S.S. ... Gelik Taşıyıcılar Kooperatifinde 2000 yılından beri kontrol görevlisi olarak işe başlamış olup sigorta kaydının oluşturulmadığını, davacının davalı Kooparatife sigortalılığının başlatılması için yaptığı her müracaatın da olumsuz cevap aldığını, bunun üzerine SGK'ya şikayette bulunduğunu ve şikayet sonrasında işten çıkartıldığını beyanla davacının davalı iş yerinde 2000 yılından başlamak üzere sigortalılığının tespitini talep etmiştir.
II. CEVAP 1-Davalı ... Gelik Taşıyıcılar Koop. vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkiline ait işyerinde hizmet sözleşmesi ile ücret karşılığı sürekli ve düzenli biçimde işçi olarak çalışmadığını, SGK tarafından çalışmalarının bildirildiğinde başka işyerlerinde sürekli ve düzenli olarak çalıştığının görüldüğünü beyanla haksız ve mesnetsiz açılan davanın reddini istemiştir. 2-Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; davacının ilk işe giriş tarihinin 1988 yılı olduğunu ve bu güne kadar çeşitli iş yerlerinde hizmeti bulunduğunu, davacının diğer davacıya ait işyerinde değil farklı iş yerlerinde çalışmasının gözüktüğünü beyanla davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 24.04.2014 tarihli kararı ile davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. İlk Bozma Kararı Mahkemenin 24.04.2014 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay 21. Hukuk Dairesince (kapatılan); "...Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davalı iş yerinin Kanun kapsamında olup olmadığının araştırılmadığı, davalı iş yerinden davacı adına bildirimde bulunulmadığı ve tanıkların davacının Kooperatifte kontrol görevlisi ve ihtiyaç halinde şoför olarak çalıştığını beyan ettikleri, tespit istenen dönemde başka işyerlerinden yapılan bildirimlerin olduğu, iş yerlerinin bir kısmının kooperatif üyelerine ait olduğu anlaşılmaktadır. Davacının çalışmalarının geçtiğini ileri sürdüğü işyeri Kooperatif olup denetime tabi bir iş yeridir. Bu nedenle, davalı iş yerinde davacının çalışmalarının resmi kayıtlara dayanması ve ücretlerin yazılı belge ile ödenmesi esastır. Yapılacak iş, davalı Kooperatife ait ihtilaflı döneme ilişkin tüm kayıtları getirtmek, ücret ödeme belgelerini istemek, davacının işyeri özlük dosyasının eksiksiz ve onaylı bir örneğini davalı Kooperatiften istemek, kooperatif yöneticilerini ve eski yöneticilerini özellikle dosya arasındaki davacı adına düzenlenen belgede isimleri olan yöneticileri dinlemek, davacının çalışmasının resmi kayıtlara geçmeyen dönemlerde, çalıştığını ve ücretini aldığını gösterir belgelerin ibraz edilememesi halinde bunun nedenini araştırmak ve haklı ve izah edilebilir bir nedene dayanıyor ise bu takdirde tanık sözlerine itibar etmek, davalı kooperatifte dolmuş şoförü olarak çalışan tarafsız kişileri tespit ederek dinlemek, gerekirse Sosyal Güvenlik Kurumu, zabıta, maliye, meslek odası aracılığı ve Muhtarlık marifetiyle iş yerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinde uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanları; yoksa işyeri sahipleri araştırılıp tespit edilerek çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak, tespit istenen dönemde bildirim yapılan dava dışı iş yerlerinin davalı kooperatifle organik bağlantısı olup olmadığını ve sahiplerinin kooperatif üyesi olup olmadığını araştırmak, bu işyerlerinin bordro tanıklarını da dinleyerek çalışmanın sözkonusu dönemler içinde hangi iş yerinde geçtiği hususunun kesin olarak belirlenerek ve tanıklara farklı iş yerlerindeki çalışmaların da açıklatılarak mükerrer hizmet oluşturmayacak şekilde davanın nitelikçe kamu düzenini ilgilendirdiği nazara alınıp araştırma genişletilerek tüm deliller birlikte değerlendirilip, sonucuna göre karar vermekten ibarettir. Kabule göre de davacının 2000 yılında çalışmaya başladığının tespitini istediği dolayısıyla tespiti istenen dönemin başlangıç tarihinin belirgin olmadığından bu tarihin gün ve ay olarak davacıya açıklattırılmadan karar verilmesi hatalıdır." gerekçesiyle söz konusu karar bozulmuştur. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar Mahkemenin 14.07.2020 tarihli kararı ile davacının davasının kabulü ile davacının 01.01.2000 - 15.02.2013 tarihleri arasında gününde geçerli asgari ücretle sigortalı olarak çalıştığının tespitine, Kuruma bildirilen hizmetlerin dışlanmasına karar verilmiştir. C. İkinci Bozma Kararı Mahkemenin 14.07.2020 tarihli kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairece; "...Eldeki davada davalı iş yerinin kanun kapsamında olmadığı, davacı adına herhangi bir bildirimde bulunulmadığı, tanıkların davacının kooperatifte kontrol görevlisi olduğunu ve ihtiyaç halinde şoför olarak çalıştığını beyan ettikleri, davacının hizmet döküm cetvelinin incelenmesinde başka işyerlerinde 2000 yılında 89 gün, 2001 yılında 74 gün, 2002 yılında 236 gün, 2009 yılında 57 gün, 2010 yılında 267 gün, 2011 yılında 89 gün çalışması olduğunun anlaşıldığı ve bu iş yerlerinden bazılarının davalı kooperatifin üyelerine ait iş yerleri olduğunun tespit edildiği ayrıca bir iş yeri sahibinin davacının kendi yerine ait çalışmasından arta kalan zamanlarda davacının davalı kooperatifte kısmi zamanlı çalıştığı yönünde beyanı olduğu anlaşılmıştır. Mahkemece, öncelikle, 1-Davacının davalı iş yerinden herhangi bir bildirimi olmadığı ve talep tarihlerine ilişkin başka yerlerden bildirimleri bulunduğu hususları dikkate alınarak 31.12.2007 öncesine ait çalışma sürelerinin hak düşürücü süre içerisinde kaldığı gözetilmesi gerekirken yazılı şeklide karar verilmesi isabetsiz olmuştur. 2-01.01.2008 sonrası döneme ilişkin olarak ise yukarıdaki bilgiler ışığında davacının çalışmasının somutlaştırılması, çalışmasının tam süreli mi kısmi süreli mi olduğu hususunun açıklığa kavuşturularak yapılacak yargılama neticesinde bildirimi yapılan yerlerdeki çalışmalarının da dışlanarak kalan sürelerle ilgili tespit yapılması gerekmektedir." gerekçesiyle söz konusu karar bozulmuştur. D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Üçüncü Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davasının kısmen kabul, kısmen reddi ile davacının 31.12.2007 tarihi öncesine ilişkin çalışmalarının hak düşürücü süre sebebi ile reddine, davacının 01.01.2008- 31.12.2008 arasında 180 gün 01.01.2009 - 03.11.2009 arasında 152 gün, 25.12.2010 - 08.05.2011 tarihleri arasında 67 gün, 05.09.2011 - 15.12.2011 tarihleri arasında 260 gün asgari ücretle çalıştığının tespitine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Kooperatif vekili; davada hak düşürücü sürenin geçmiş olduğunu, ayrıca davacı işçinin belirli dönemlerde kendi talebi ve şahsi ve ailevi sebepleri nedeni ile işten ayrıldığını, ancak bir süre sonra geri dönüş yaptığını, bu nedenle bildirimlerinin çalışma sürelerine uygun olarak yapıldığını, Kurum kayıtlarının esas alınması gerektiğini, ayrıca davacının işçilik alacakları ile ilgili ibraname vermiş olduğunu, bu ibraname ile çalışılmayan sürelere ilişkin olarak davacının taleplerinden feragat etmiş olduğunu beyanla Mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir. Davalı Kurum vekili; davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddi gerektiğini, davacının 29.12.2006 tarihinde davalı iş yerinde çalışmaya başladığını, 30.11.2013 tarihine kadar da aralıklı olarak çalıştığını, durumun bu şekilde Kurum kayıtlarına yansıtılmış olduğunu, Kurum kayıtlarının aksinin ise sadece tanık anlatımlarıyla ispatının mümkün olmadığını beyanla Mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının 29.12.2006-30.11.2013 tarihleri arasında davalı işyerinde kesintisiz geçen çalışmalarına ilişkin hizmet tespiti istemine ilişkindir. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalılar vekillerinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 7. maddesinin 6552 sayılı Kanun’un 64. maddesi ile eklenen son fıkrası ile 25.10.2017 tarihinde yürürlüğe giren ve 5521 sayılı Kanun’u yürürlükten kaldıran 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 4. maddesinin 2. madde hükmü gözetildiğinde davanın niteliği gereği davalı Kurumun yasal hasım olması nedeniyle davada davalı gösterilip aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücreti hükmedilmesi gerekirken buna ilişkin karar verilmemiş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Diğer taraftan hükmün gerekçesinde ve birinci bendinde 15.02.2013 olması gereken hizmet bitim tarihinin maddi hata yapılarak 15.12.2011 olarak yazılmış olması da doğru değildir. Ne var ki bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi atfıyla uygulamasına devam olunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 438. maddesi hükmü uyarınca Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalılar vekillerinin diğer temyiz itirazlarının reddi ile Mahkeme karar başlığındaki "Fer'i Müdahil Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı" ibaresinin silinerek yerine "Davalı ... Başkanlığı" ibaresinin yazılmasına, hükmün gerekçesinde ve birinci bendinde "15.12.2011" olarak yazılan tarihlerin silinerek yerine "15.02.2013" tarihinin yazılmasına, hükmün 4. ve 6. bentlerinde yer alan "davalıdan" ibaresi silinerek yerine "davalılardan" ibaresinin yazılmasına, hükmün 7. bendinde yer alan "davalı" ibaresinin silinerek yerine "davalılar" ibaresinin yazılmasına ve hükmün 8. bendinin hükümden çıkarılmasına, kararın bu şekli ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Dosyanın Mahkemeye gönderilmesine, 09.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.