10. Hukuk Dairesi 2024/11817 E. , 2025/1578 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1061 E., 2024/843 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Hatay İş Mahkemesi SAYISI : 2014/125 E., 2020/50 K. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı Kurum nezdinde sigortalılığı bulunduğunu ve yaptığı tarımsal faaliyetlere ilişkin ... Ziraat Odasında kaydının olduğunu, bu sigortalılığından dolayı emekli olduğunu ancak aradan uzun bir zaman geçtikten sonra davalı Kurumun, oda kaydının geçersiz olduğu iddiasıyla sigortalılığını iptal edip yaşlılık aylığı şartlarını ortadan kaldırdığını beyanla davalı Kurumun 28.10.2013 tarih ve 3946246 sayılı işleminin iptaline ve usulsüz olduğu iddia edilen ... Ziraat Odası üyelik kaydının geçerli olduğuna karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; Kurum müfettişleri tarafından yapılan incelemede ... Ziraat Odası üye kayıtlarının usulsüz olarak düzenlendiğinin tespit edildiğini ve bunun üzerine de davacının sigortalılığının iptal edildiğini, Kurum işlemlerinde bir usulsüzlük veya hata bulunmadığını beyanla davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 16.01.2020 tarihli kararı ile “oda kaydının aslının incelenmesinde ... isminin üstünün kalemle çizilerek ve davacının isminin yazılarak tahrifat yapıldığının açıkça görüldüğü, o halde bu tahrifat nedeniyle davacıya ait Ziraat Odası kaydına itibar edilemeyeceği, dolayısıyla oda kaydının usulsüz olduğuna dair Kurum işleminin yerinde olduğu, Tarım Bağ-Kur sigortalılığı ile ilgili kayıtları bildirmek üzere davacı vekiline süre verilip bu kayıtların toplandığı ve gelen kayıtların incelenmesinde dava konusu dönemde sonradan düzenlenmesi mümkün olmayan bir belge niteliğinde davacının sigortalılık iradesini ortaya koyacak herhangi bir başvurusu, prim ödemesi, ürün satışı veya bu satışlardan yapılan prim tevkifatının olmadığı” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 16.01.2020 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 01.04.2021 tarihli kararı ile HMK'nın 353/1-b.2 ve 355. maddeleri gereğince İlk Derece Mahkemesi hükmünün aşağıdaki şekilde düzeltilmek üzere ortadan kaldırılmasına, davanın kabulü ile davacının aylık bağlama kararında belirtilen 01.11.1994 - 31.10.2009 tarihleri arasında tarım Bağ-Kurlu olduğunun tespiti ile Kurumun aylığın iptaline ilişkin işleminin iptaline karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 24.12.2020 tarihli kararının süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece davalı Kurumdan, davacı tarafından Tarım Bağ-Kur sigortalılığı kapsamında yapılan toplu prim ödemesinin (Kurumun kabulünde olan 18.08.2008 den devam eden süre dışlandıktan sonra) ilgili yılın cari primine göre hesaplanmak suretiyle, ne kadarlık isteğe bağlı sigortalılık süresine denk geldiği sorularak davacının zorunlu sigortalılık kapsamında yaptığı prim ödemesinin karşıladığı sürede isteğe bağlı sigortalı olduğu kabul edilip sonucuna göre yaşlılık aylığı koşulları irdelenerek aylığın kesilmesine dair Kurum işleminin yerinde olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiği belirtilerek bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının toplam 10 yıl, 1 ay, 13 gün ( 3643 gün) sigortalılığı bulunduğu, bu durumda davacının, 1479 sayılı Kanun'un geçici 10/2. maddesindeki 25 tam yıl sigortalılık koşulu gerçekleşmediği gibi kısmi aylığa ilişkin Geçici 10/3. maddesindeki en az 15 tam yıl (5400 prim günü) prim ödemiş olma koşulu da gerçekleşmediğinden Kurumun aylığın iptaline ilişkin işleminde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı değerlendirilerek HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili temyizi dilekçesinde; Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalı Kurumun yaşlılık aylığının iptaline ilişkin Kurum işleminin iptali ile davacının tarımsal faaliyetinin ve bu faaliyetten kaynaklı ... Ziraat Odası kaydının gerçek ve haklı olduğunun tespiti istemine ilişkindir. 1- Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı Kurum vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun bozmaya uyma veya direnme başlığı altında 373. maddesinin birinci fıkrasında ''Yargıtay ilgili dairesinin tamamen veya kısmen bozma kararı, başvurunun bölge adliye mahkemesi tarafından esastan reddi kararına ilişkin ise bölge adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak dosya, kararı veren İlk Derece Mahkemesine veya uygun görülecek diğer bir ilk derece mahkemesine gönderilir'' hükmü, ikinci fıkrasında ise ''bölge adliye mahkemesinin düzelterek veya yeniden esas hakkında verdiği karar Yargıtayca tamamen veya kısmen bozulduğu takdirde dosya, kararı veren bölge adliye mahkemesi veya uygun görülen diğer bir bölge adliye mahkemesine gönderilir.'' hükmü düzenlenmiştir. Diğer taraftan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 359. maddesinde bölge adliye mahkemesince verilecek kararın unsurları belirtilmiştir. Buna göre (1) Karar aşağıdaki hususları içerir: a) Kararı veren bölge adliye mahkemesi hukuk dairesi ile başkan, üyeler ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları, sicil numaraları. b) Tarafların ve davaya ilk derece mahkemesinde müdahil olarak katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin adı, soyadı ve adresleri. c) Tarafların iddia ve savunmalarının özeti. ç) İlk derece mahkemesi kararının özeti. d) İleri sürülen istinaf sebepleri. e) Taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan veya olmayan hususlarla bunlara ilişkin delillerin tartışması, ret ve üstün tutma sebepleri, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebep. f) Hüküm sonucu ile varsa kanun yolu ve süresi. g) Kararın verildiği tarih, başkan ve üyeler ile zabıt kâtibinin imzaları. ğ) Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi. (2) Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. (3) Bölge adliye mahkemesi, başvurunun esastan reddi kararında, ileri sürülen istinaf sebeplerini özetlemek ve ret sebeplerini açıklamak kaydıyla, kararın hukuk kurallarına uygunluk gerekçesini göstermekle yetinebilir. (4) Temyizi kabil olmayan kararlar, ilk derece mahkemesi tarafından; temyizi kabil olan kararlar ise bölge adliye mahkemesi tarafından re'sen tebliğe çıkarılır. Yukarıda belirtilen hükümlere göre bölge adliye mahkemesince davanın esasına ilişkin olarak verilen iki tür kararı Yargıtay'ın temyiz incelemesine konu olabilir. Birincisi, bölge adliye mahkemesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararlarıdır. Bu durumda Yargıtayın bozma kararı vermesi halinde dosya karar vermek üzere ilk derece mahkemesine gönderilir. İkincisi ise bölge adliye mahkemesinin istinaf başvurusunun kabulüne ilişkin kararlarıdır. Bu durumda Yargıtay'ın bozma kararı vermesi halinde dosya karar vermek üzere bölge adliye mahkemesine gönderilir. Zira bozulan karar, İlk derece mahkemesi kararı değil dosyanın esasına girerek dosyanın esası hakkında yeniden verilen bölge adliye mahkemesi kararıdır. bölge adliye mahkemesince Yargıtayın bozma kararına uyulması halinde bozma ilamındaki açıklamaları dikkate alarak ve HMK’nın 359. maddesi hükümlerine göre ve 360. maddesinde yer alan, “(1) Bu Bölümde aksine hüküm bulunmayan hâllerde, ilk derece mahkemesinde uygulanan yargılama usulü, bölge adliye mahkemesinde de uygulanır.” hükmü gereğince, bozma ilamında belirtilen eksiklikler tamamlanarak işin esası hakkında ve uyuşmazlığı bitirecek şekilde bir karar verilmek üzere yargılama yapılması gerekecektir. bölge adliye mahkemesince ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak hüküm mahkemesi sıfatıyla yeniden esas hakkında hüküm kurulmakla ilk derece mahkemesi kararı hukuki varlığını kaybettiği gibi bölge adliye mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına uyularak yapılan yargılama artık ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi mahiyetinde olmayıp hüküm mahkemesi sıfatıyla yapılan bir yargılamadır. Eldeki dosyada ise Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile davanın kabulüne dair kararın davalı tarafça temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 21.02.2022 günlü ilamı ile kararın bozulduğu ve dosyanın yeniden bir karar verilmek üzere Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine dair karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyulup uyulmadığına karar verilip buna göre uyuşmazlığın esası hakkında HMK’nın 359 uncu maddesi hükümlerine ve bozmaya uygun şekilde bir karar verilmesi gerekirken İlk Derece Mahkeme kararının kaldırılmasına dair yazılı şeklinde karar verilmesi hatalı olmuştur. (Nitekim YHGK'nın 18.11.2021 tarihli ve 2021/10-675 Esas, 2021/1458 Karar; 2021/(21)10-298 Esas, 2021/1456 Karar; 2021/(21)10-227 Esas, 2021/1455 Karar; 2021/10-643 Esas, 2021/1457 Karar ile 22.06.2022 tarihli ve 2021/11-334 Esas, 2022/1021 Karar sayılı kararları da aynı yöndedir.) 3- Ne var ki bu konuların düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı Kurum vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2. Davalı Kurum vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi hükmünün (I) no.lu bendindeki "HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına" cümlesinin silinmesine, hükmün bu haliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,05.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.