Yargıtay Kararları › Yargıtay 10. Hukuk Dairesi › Mart 2025 › 2024/11516 E., 2025/4017 K.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/11516 E., 2025/4017 K. (11.03.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/11516
Karar No
2025/4017
Karar Tarihi
11.03.2025
Konu
Tazminat, Miras

10. Hukuk Dairesi 2024/11516 E. , 2025/4017 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2023/403 E., 2024/297 K. Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne ve duruşmanın düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine uymadığından, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı Kurum vekili dava dilekçesinde özetle; SGK ... İl Müdürlüğünde 1337528.35 sicil sayılı işyeri dosyasında işlem gören davalı ...'a ait işyeri sigortalılarından ... SS nolu ...'ın 02.02.2009 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu %34,2 oranında malül kaldığı, Kurum tarafından kazalı sigortalıya 99.964,29 TL ilk peşin sermaye değerli sürekli işgöremezlik geliri bağlandığı, ayrıca 114,70 TL geçici işgöremezlik ödeneği ödendiği ve 285,52 TL tedavi masrafı yapıldığı, iş kazısı ile ilgili 26.11.2009 tarih ... sayılı raporda ...'ın köprü betonuna keser ile beton çivisi çakarken sıçrayan çivinin sağ gözüne isabet etmesi sonucu meydana geldiği, işveren tarafından koruyucu gözlük verilmediği, betona çivi çakma işinde keser değil çekiç kullanılması gerektiği, işyerinde bu iş için uygun çekiç bulunmadığı, iş kazasının oluşunda işverenin %75 kazalının %25 oranında kusurlu oldukları tespit edilmiş olup, ...'ın işyerinde kazadan 3 gün önce işe başladığı, sigortasının kaza günü yapıldığı ve işe giriş bildirgesinin 02.02.2009 tarihinde Kuruma verildiği iddiasıyla kusur ve miktar yönünden fazlaya ait talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla Kurum zararı 100.364,51 TL'nin %75'i 75.273,38 TL'nin (74.973,21 TL peşin sermaye değerli gelirin 29.12.2011 onay tarihinden 86,03 TL geçici işgöremezlik ödeneğinin 27.03.2009 ödeme tarihinden, 214,14 TL tedavi masrafının 11.05.2009 masraf tarihinden yasal faizleri ile) davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın görevsiz mahkemede açıldığı, meydana gelen olayın iş kazası niteliğinde olmadığı, kazalını kendi işçisi dahil olmadığı, kaldı ki davacı yanın isteminin zamanaşımına uğradığı savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III.MAHKEME İLK KARARI Mahkeme tarafından 24.02.2016 tarihli ve 2012/141 Esas, 2016/51 Karar sayılı kararla dava konusu olayda davalının işin yapımını üstlenen müteahhit olmasına ve iş güvenliği tedbirlerini alma ve gerekli araç ve gereçleri bulundurma yükümlülüğü bulunmasına rağmen beton çivisi çakılması işinde çalışanlarına koruyucu gözlük vermeyen ve kullanmalarını sağlamayan, çalışanlarına işin riskleri ve iş güvenliği hususunda eğitim vermeyen işveren ...'un kusurlu olup, kazada 28 yaşında olmasına ve kendi deyimi ile 15 yıldır inşaatlarda kalıpçı olarak çalışan deneyimli bir usta olmasına rağmen beton zemine beton çivisi çakılması esnasında koruyucu gözlük ve yüz siperliği kullanmayan ve talepte bulunmayan çalışmalar esnasında gerekli dikkat ve itinayı göstermeyen kazalı işçinin de daha az kusurunun bulunduğu anlaşıldığı, ... 10. İş Mahkemesinin 2010/504 Esas sayılı dava dosyasından alınan 27.04.2012 tarihli kusur raporu hükme esas alınmaya yeterli nitelikte görüldüğünden yeniden kusur incelemesi yapılmasına gerek bulunmadığı ve bu kusur raporuna itibar edilerek kazanın meydana gelmesinde davalı işverenin %75 oranında, sigortalı ...'ın % 25 oranında kusurlu olduğu kabul edildiği, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığınca, davaya konu olan iş kazasıyla ilgili olarak, davacının maluliyet oranı %34,2 oranında tespit edilmiş ve kontrol muayenesi gerekmediğine karar verildiği, ... 10. İş Mahkemesinde görülen 2010/504 Esas sayılı davanın yargılamasında, Kurum tarafından tespit edilen bu orana davalı işveren vekilince itiraz edildiğinden, Adli Tıp Kurumu 3. Adli Tıp ihtisas Kurulundan aldırılan 08.08.2014 tarih, 9548 karar nolu raporda ...'ın % 35,2 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağını tespit edilmiş ise de o dosyada verilen 07.12.2015 tarihli ve 2016/671 Karar sayılı kararda ...'ın Adli Tıp Kurumu 3. Adli Tıp İhtisas Kurulunun tespit ettiği %35,2 oranı sebebiyle ... Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğüne müracaat ettiği, yeniden ilk peşin sermaye değerinin belirlenmesini istediği, ancak ... Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün davacıya verdiği 06.07.2015 tarihli yazıda Adlı Tıp Kurumu'nca verilen maluliyet oranının ancak ilgili mahkemece kesinleşme kararı verildikten sonra Kurumun taraf olduğu veya tespit davası olması durumunda uygulandığını, bu nedenle dilekçe ekinde yer alan rapora istinaden işlem yapılamadığını bildirdiği, davacı tarafından da maluliyet oranının tespitine ilişkin ayrıca bir davada açılmadığından davacının maluliyet oranının Kurumun da tespit ettiği üzere % 34,2 olarak kabul edildiği, eldeki davada da Kurum tarafından %34,2 oranındaki maluliyet oranına göre talepte bulunulmakla bu maluliyet oranına göre karar verilmesi gerektiği, davacı Kurum tarafından sigortalıya bağlanan ilk peşin sermaye değerli sürekli iş göremezlik geliri 99.964,29 TL'den davalının kusur oranı karşılığı 74.973,21 TL'nin, sigortalıya ödenen geçici işgöremezlik ödeneği olan 114,70 TL'den davalının kusur oranı karşılığı olan 86,03 TL'nin, dava dilekçesi ekinde ibraz edilen tedavi kayıt suretindeki 285,52 TL' den davalının kusur oranı karşılığı olan 214,14 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir. IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Mahkemenin 24.02.2016 tarihli ve 2012/141 Esas, 2016/51 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 18.10.2016 tarihli ve 2016/12398 Esas, 2016/12556 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur. "...Mahkemenin hükmü eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır. 1-5510 sayılı Kanunun süresinde bildirilmeyen sigortalılıktan doğan sorumluluk bakımından işverenin sorumluluğunu düzenleyen 23'üncü madde hükmüne göre; sigortalı çalıştırmaya başlandığının süresi içinde işe giriş bildirgesiyle Kuruma bildirilmemesi halinde, bildirgenin sonradan verildiği veya sigortalı çalıştırıldığının Kurumca tespit edildiği tarihten önce iş kazası, meslek hastalığı ve hastalık meydana gelmiş ise, sigortalıya ve hak sahiplerine yapılan veya ileride yapılması gereken her türlü masraflar ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri, 21'inci maddenin birinci fıkrasında yazılı sorumluluk halleri aranmaksızın işverene ödettirilecektir. Sözü edilen madde ile, işverenin kaçak işçi çalıştırmasının önlemesi amaçlanmış olup, maddenin düzenleniş seklinden de açıkça anlaşılacağı üzere, 23'üncü maddeye göre işverenin sorumluluğu kusursuz sorumluluk ilkesine dayanır. Zararlandırıcı sigorta olayında işverenin hiç kusuru olmasa bile, şayet sigortalının işe girişi süresinde Kuruma bildirilmemiş ise, Kurumca yapılan sosyal sigorta yardımlarının tamamından sorumlu tutulması gerekir. Öte yandan; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 51'inci maddesindeki; 'Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.' 52'nci maddesindeki 'Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmus veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir.' hükümleri gözetilerek, zarar gören(sigortalının) müterafik kusurları da nazara alınarak söz konusu maddeler kapsamında Hâkim tarafından takdir edilecek uygun bir indirimin yapılması geregi de göz önünde bulundurulmalıdır. Anılan açıklamalar çerçevesinde, iş kazasına maruz kalan sigortalıya ait davacı kurum nezdindeki sigorta sicil dosyası da getirtilerek davanın yasal dayanaklarından olan 5510 sayılı Yasanın 23.maddesinin varlığı usulünce araştırılıp sonucuna göre karar verilmelidir. 2-Bu tür rücu davalarında kusurun belirlenmesinde, öncelikle zararlandırıcı sigorta olayının ne şekilde oluştuğu, varsa ilgili ceza dosyası veya sigortalı tarafından işverene karşı açılmış tazminat dosyaları celbedilip, dosya içeriğindeki tüm deliller birlikte takdir olunarak ve varsa çelişkiler de giderilerek belirlenmeli; kabul edilen maddi olgular doğrultusunda, tarafların kusur oran ve aidiyetleri işçi sağlığı ve iş güvenliği konularında uzman bilirkişilerden alınacak bilirkişi raporu uyarınca saptanmalıdır.Kusur durumu saptanırken, iş güvenliği mevzuatına göre hangi önlemlerin alınması gerektiğinin, bu önlemlerin işverence alınıp alınmadığının ve alınmış önlemlere sigortalı işçinin uyup uymadığının, 5510 Sayılı Kanunun 21., 4857 sayılı Kanunun 77., İşçi Sağlığı ve İş G��venliği Tüzüğü hükümleri çerçevesinde değerlendirilerek belirlenmesi gerekir. Şu halde yapılması gereken, varsa ceza dosyası ile sigortalı tarafından açılıp halen derdest olduğu anlaşılan tazminat dosyaları celbedilmek suretiyle iş güvenliği ve işçi sağlığı konularında uzman bilirkişi kurulundan, yöntemince düzenlenmiş kusur raporu alınmalı ve varılacak sonuca göre karar verilmelidir. 3-Davanın yasal dayanağını oluşturan ve işverenin iş kazası veya meslek hastalığından sorumluluğunu düzenleyen 5510 sayılı Kanunun 21/1’inci maddesinde; sigortalıya veya hak sahiplerine yapılan ya da ileride yapılması gereken harcama ve ödemeler yönünden herhangi bir sınır öngörülmemişken; bağlanan gelirler yönünden, gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamına, sigortalı veya hak sahibinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere hükmedilebileceği öngörülmüştür. Bunun bir gerçek zarar hesabını gerektireceği açıktır. Gerçek zarar hesabı, tazminat hukukuna ilişkin genel ilkeler doğrultusunda yapılmalıdır. Sigortalı sürekli iş göremezlik durumuna girmişse bedensel zarar hesabı, ölüm halinde ise destekten yoksun kalma tazminatı (818 sayılı Borçlar Kanununun 45 ve 46, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 54 ve 55’inci maddeleri) hesabı dikkate alınmalıdır. Uygulamada, sigortalının veya hak sahibinin bakiye ömürleri 1931 tarihli 'PMF (... ... et ...)' ... yaşam tablosundan yararlanılmakta ise de; Başkanlık Hazine Müsteşarlığı, ... Üniversitesi ...Bilimleri Bölümü, ... Danışmanlık, ... Üniversitesi ve ... Üniversitesi’nin çalışmalarıyla 'TRH2010' adı verilen '... ... Tablosu' hazırlanmış olup Sosyal Güvenlik Kurumunun 2012/32 sayılı Genelgesiyle de ilk peşin sermaye değerlerinin hesabında anılan tabloların uygulanmasına geçilmiştir. Gerçek zarar hesabı özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu durumda, Ülkemize özgü ve güncel verileri içeren TRH 2010 tablosunun bakiye ömrün belirlenmesinde nazara alınmalıdır. Aktif devre 60 yaşı kadar, pasif devre 60 yaşından bakiye ömür sonuna kadar olan devredir. Aktif dönemden amaçlanan 'iş görebilirlik çağı'dır. Yani; sigortalının, olağan olarak işinde çalışabilme gücünün devam süresidir ki, bu da Yargıtay’ca benimsenen görüşe göre, kural olarak '60' yaşa kadar sürer. Sosyal Güvenlik Yasalarında, sosyal amaç ya da istihdam politikaları gözetilerek değişik yaşlar ile tanınan emeklilik yaşının, aktif dönem sonu olarak ele alınması uygun değildir. Öte yandan, meslekte kazanma güç kaybı oranının % 60’ın altında kaldığı durumlarda ise, işgöremezlik oranına bağlı olarak emsallerine göre fazla efor harcamak suretiyle de olsa, çalışmasını sürdürüp yaşlılık aylığına hak kazanması mümkün bulunduğundan, 60 yaş sonrası pasif dönem için zarar hesabı yapılmasına olanak bulunmamaktadır. 'Malul Sayılma' başlıklı 5510 sayılı Kanunun 25. maddesinin 'iş kazası veya meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücünün en az %60’ını kaybeden sigortalıların malül sayılması' gereğine ilişkin hükmü gözetildiğinde sigorta kolu farklı da olsa, iş kazası sonucu sigortalıda oluşan sürekli iş göremezlik oranı %60 veya daha üstünde ise; artık sigortalının ileride çalışmasını sürdürmeyeceğinin kabulü ile, aktif dönemle birlikte pasif döneminde maddi zarar hesabına dahil edilmesi gerekir. Sigortalı yaşlılık aylığı alıyor ise pasif devre zarar hesabı yapılmamalıdır. Bununla birlikte, tazminatların peşin olarak hesaplanması, oysa gelirlerin taksit taksit elde edilmesi, bu nedenle peşin belirlenen tazminattan her taksitte ödenen kısmın bakiyesinden faiz geliri elde edileceğinden sermayeye ekleneceği nazara alınarak, tazminata esas gelire iskonto uygulanmaktadır. Peşin sermayeden elde edilecek yarar reel faiz kadardır. Buna göre; önceki uygulamalardaki gibi %10 iskonto oranı yerine, enflasyon dışlanarak, değişen ekonomik koşullar ve reel faiz oranları da nazara alınıp, Sosyal Güvenlik Kurumu ilk peşin sermaye değeri hesaplamalarına paralel olarak %5 oranının uygulanması hakkaniyete uygun olacaktır. Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece, eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir..." 2.Mahkeme tarafından bozma ilamına uyularak 18.12.2019 tarihli ve 2017/116 Esas, 2019/652 Karar sayılı kararla; ... 9.Sulh Ceza Mahkemesinin 2009/293 - 2010/31 Karar sayılı dosyası incelendiğinde katılanın ..., sanığın ... olduğu, taksirle yaralama suçundan yapılan yargılama sonucunda sanığın para cezası ile cezalandırıldığı, kararın temyiz edilmeksizin kesinleştiği, ... 10.İş Mahkemesinin 2010/504 - 2015/671 Karar sayılı dosyası incelendiğinde davacının ..., davalının Kızılırmak İnşaat .... ... olduğu, yapılan yargılama sonucunda işveren ...'un %75 oranında, işçi ...'ın %25 oranında kusurlu olduğu kabul edilerek %34,2 oranındaki maluliyet oranıda dikkate alınmak suretiyle maddi ve manevi tazminat davasının kabulüne karar verildiği, kararın temyiz edilmeksizin kesinleştiği, alınan 02.04.2019 tarihli heyet raporu ile işveren ...'un %75 oranında, işçi ...'ın %25 oranında kusurlu olduğu tespit edildiği, alınan heyet kusur raporu ile işçi tarafından açılan tazminat dosyasında hükme esas alınan bilirkişi raporundaki oranların birbirini teyit etmesi nedeni ile yeniden kusur raporu alınmadığı, alınan 26.09.2019 tarihli bilirkişi raporu ile 5510 sayılı Kanun'un 21/1. maddesinin uygulanması halinde kurum zararının 75.273,38 TL olduğu, 21/1 inci madde yanında 23. maddenin de uygulanması halinde kurum zararının 87.818,95 TL olduğu tespit edildiği, Sigorta Müfettişi tarafından düzenlenen tahkikat raporunda kazalı işçi ...'ın kaza günü işe başladığının tespit edilmiş olması nedeni ile 5510 sayılı Kanun'un 8/a maddesi uyarınca 23. maddenin dava konusu olayda uygulama yerinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 74.973,21 TL PSD'nin 29.12.2011 onay tarihinden itibaren, 86,03 TL geçici iş göremezlik ödeneğinin ödeme tarihi olan 27.03.2009 tarihinden itibaren, 214,14 TL tedavi giderinin sarf tarihi olan 11.05.2009 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. 3.Mahkemenin 18.12.2019 tarihli ve 2017/116 Esas, 2019/652 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri ile ihbar olunanlar vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 18.02.2021 tarihli ve 2020/1318 Esas, 2021/1875 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur: ".... mirasçılarının dava ile ilgilerinin ihbar olunan sıfatından kaynaklandığı, aleyhlerine herhangi bir hüküm tesis edilmediği, kendileri tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına dair mahkeme hükmünün de aleyhe bir durum yaratmadığı ve bu bağlamda taraf ve temyiz sıfatlarının bulunmadığı anlaşılmakla, temyiz istemlerinin reddi gerekir... Somut olayda; Yukarıda yer alan mevzuat uyarınca inşaat işyerinde işe başlayacak sigortalılar için işe başlanılan gün Kuruma bildirim yapılması yeterli olup, davaya konu inşaat işyerinden, iş kazasına uğrayan sigortalıya ait işe giriş bildirgesi de e-bildirge ile 02.02.2009 tarihinde yani kaza günü Kuruma verilmiştir. Ancak, zararlandırıcı sigorta olayı nedeni ile düzenlenen 26.11.2009 tarihli Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Teftiş Kurulu Başkanlığı İnceleme Raporu ekinde bulunan kazalı işçi ifade tutanağında, “kazadan üç gün önce işe başladığını, kaza günü sigortasının yapıldığını” belirtmesi, ... 10. İş Mahkemesinin 2020/504 E. 2015/671 K. sayılı tazminat davası dosyasında dinlenen tanıklardan ...’ın sigortalının işe başladıktan bir ya da iki gün sonra iş kazası geçirdiğini söylemesi, yine aynı dosyada tanık olarak dinlenen ...’ın ise olaydan bir buçuk hafta önce davacı ile birlikte işe başladıklarını, birlikte kalıp çakma işi yaptıklarını, olayın 02.02.2009 tarihinde meydana geldiğini beyan etmesi, dosyada Kurum Müfettişlerince yapılmış bir Soruşturma Raporunun bulunmaması nazara alınarak ve sigortalının hizmet cetvelinde davalı işveren işyerinden yapılan bildirim öncesi son çalışma kaydının 01.08.2008 olduğu, yani çakışan çalışma kaydı bulunmadığı gözetilerek; kusursuz sorumluluk halini düzenleyen 5510 sayılı Kanunun 23'üncü madde şartlarının varlığı usulünce araştırılarak karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir..." 4.Mahkeme tarafından bozma ilamına uyularak 08.06.2022 tarihli ve 2021/107 Esas, 2022/208 Karar sayılı kararla; ... ... ... Sosyal Güvenlik Merkezi'nin 31.01.2022 tarihli yazısı ekinde gönderilen sigortalı ...'a ait işe giriş bildirgesi ve ekindeki "4A İşe Giriş Değişiklikleri1" belgesi incelendiğinde; davalı ...'a ait işyerine 02.02.2009 tarihinde işe başladığını gösteren işe giriş bildirgesinin 02.02.2009 tarihinde 17.01.53'te bildirildiği anlaşıldığı, ... Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü'nün 20.02.2010 tarihli yazısı ekinde bulunan 26.11.2009-MA/... Nolu inceleme raporu incelendiğinde; sigortalı ... iş müfettişine 06.11.2009 tarihinde verdiği ifadesinde kazanın saat 14:00 sıralarında meydana geldiğini beyan ettiği, sigortalı ...'ın beyanı ve 02.02.2009 tarihli işe giriş bildirgesinin Kuruma verildiği saati bildiren SGK yazısından kazanın, kaza meydana geldikten sonra SGK'ya bildirildiği, tüm dosya kapsamı, ... 10. İş Mahkemesi'nin 2010/504-2015/671 karar sayılı ilamı, 02.04.2019 tarihli kusur heyet raporu ve 26.09.2019 tarihli hesap raporu birlikte değerlendirildiğinde; sigortalı ...'ın davalıya ait işyerinde 02.02.2019 tarihinde geçirdiği kaza nedeniyle %34,2 oranında malul kalması nedeniyle SGK'nın 5510 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesi uyarınca 87.468,75 TL PSD, 100,36 TL geçici iş göremezlik ödeneği ve 249,83 TL tedavi masrafı talep edebileceği kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 87.468,75 TL PSD'nin 29.12.2011 onay tarihinden itibaren, 100,36 TL geçici iş göremezlik ödeneğinin ödeme tarihi olan 27.03.2009 tarihinden itibaren, 249,83 TL tedavi giderinin sarf tarihi olan 11.05.2009 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine", dair karar verilmiştir. 5.Mahkemenin 08.06.2022 tarihli ve 2021/107 Esas, 2022/208 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 25.04.2023 tarihli ve 2022/9539 Esas, 2023/4430 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur: "...uyulan bozma ilamı ve oluşan usuli kazanılmış hakkın gereği gibi yerine getirilmediği anlaşılmakta olup, mahkemece kazalı sigortalının işe giriş bildirgesinin kuruma veriliş saati esas alınarak kazadan sonra verilmesi nedeniyle, davalı hakkında 5510 sayılı Kanun'un 23 üncü madde hükümlerinin uygulanması gerektiği kabul edilmiş ise de, 5510 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinde yer alan, "...İnşaat, ... ve tarım işyerlerinde işe başlatılacak sigortalılar için, en geç çalışmaya başlatıldığı gün; yabancı ülkelere sefer yapan ulaştırma araçlarına sefer esnasında alınarak çalıştırılanlar ile Kuruma ilk defa işyeri bildirgesi verilecek işyerlerinde, ilk defa sigortalı çalıştırmaya başlanılan tarihten itibaren bir ay içinde çalışmaya başlayan sigortalılar için, çalışmaya başladıkları tarihten itibaren en geç söz konusu bir aylık sürenin dolduğu tarihe kadar; Kamu idarelerince istihdam edilen 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununa göre işsizlik sigortasına tabi olmayan sözleşmeli personel ile kamu idarelerince yurt dışı görevde çalışmak üzere işe alınanların, çalışmaya başladıkları tarihten itibaren bir ay içinde, işe giriş bildirgesi ile Kuruma bildirilmeleri" gereğine ilişkin hüküm karşısında sigortalı hakkında saat esas alınarak uygulama yapılması hatalı olduğu gibi uyulan bozma ilamı ve oluşan usuli kazanılmış hak çerçevesinde kazalının beyanında geçen "üç gün önce işe başladığına" ilişkin iddia üzerinde durulması ile hangi gün itibari ile kazalının çalıştığını bilebilecek bordrolu ve kazalı yanında çalıştığı tespit edilenlerin beyanlarının alınması ile bu iddianın netleştirilmesi, aksi halde davalının kazalının işe giriş bildirgesini süresi içerisinde verdiği kabul edilerek sorumluluğunun 5510 sayılı Kanun'un 21 inci maddesi hükümlerine uygun şekilde ve ilk bozma kararımızda belirtilen hesap ilkelerine uygun şekilde aldırılacak bir hesap raporu sonrasında belirlenmesi gereklerinin gözetilmemesi de usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir..." 6.Mahkeme tarafından bozma ilamına uyularak yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ... Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü'nün 26.04.2024 tarihli yazısı ile ...'a ait işyerinin 23.08.2008 tarihinde kanun kapsamına alındığı, 28.01.2009 tarihinde kanun kapsamından çıkarıldığı belirtilerek dönem bordrosunun temin edilemediği bildirildiğinden bordrolu tanık ismi tespit edilemediği, ... İlçe Emniyet müdürlüğü ...Polis Merkez Amirliği'nin 24.05.2024 tarihli yazısı ile 02.02.2009 tarihinde meydana gelen iş kazası ile ilgili ... ... ve ... Deresine yakın idareye bağlı işyeri ve ikamet olmadığı, işyerleri ve ikametlerden yapılan araştırmada olay tarihinden itibaren uzun süre geçmesi nedeniyle olaya tanık şahıs yada şahısların tespit edilemediği bildirildiği, Yargıtay 10.Hukuk Dairesi'nin 2022/9539 Esas, 2023/4430 Karar sayılı ilamında belirtildiği şekilde kazalının hangi gün itibariyle çalıştığı bordrolu ve kazalı yanında çalışanların beyanı ile netleştirilemediğinden bozma ilamında belirtildiği şekilde alınan 03.06.2024 tarihli aktüerya hesap raporu ile 5510 sayılı Kanun'un 21. maddesine göre Kurum zararının 74.973,22 TL ilk PSD gelir, 214,14 TL tedavi gideri, 86,03 TL geçici iş göremezlik ödeneği olmak üzere toplam 75.273,38 TL olduğu tespit edildiği, sigortalı ...'ın davalıya ait işyerinde 02.02.2009 tarihinde geçirdiği kaza nedeniyle %34,2 oranında malul kaldığı, olayın meydana gelişinde işveren ...'un %75 oranında, sigortalı işçi ...'ın %25 oranında kusurlu olduğu, SGK'nın işverenin %75 kusur oranına tekabül eden 74.973,22 TL ilk PSD gelir, 86,03 TL geçici iş göremezlik ödeneği ve 214,14 TL tedavi masraf��nı talep edebileceği gerekçesiyle davanın kabulü ile 74.973,21 TL PSD gelirin onay tarihi olan 29.12.2011 tarihinden itibaren, 86,03 TL geçici iş göremezlik ödeneğinin ödeme tarihi olan 27.03.2009 tarihinden itibaren, 214,14 TL tedavi giderinin harcama tarihi olan 11.05.2009 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; denetmen raporu ile sigortalının kazan tarihinden önce işe başladığının anlaşıldığı, 5510 sayılı Kanun'un 23. maddesi şartlarının oluştuğu iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; sigorta müfettişi raporuna göre hüküm tesisinin yerinde olmadığı, kaza günü işyerinin kapalı olduğu, ihale makamının kontrolünde çalışıldığı ve ihale dosyasının talebe rağmen celbedilmediği, sigortalının usta olmadığı, tedavisi tamamlanmadan hastaneden ayrıldığı, davacı yanın ıslah talepleri hakkında karar verilmediği, bilirkişi raporuna itirazlarının nazara alınmadığı, bilirkişinin eski Kurum vekili olduğu iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazası sonucu sürekli iş göremezlik durumuna giren sigortalıya bağlanan gelirlerin ilk peşin sermaye değeri ile yapılan harcama ve ödemelerden oluşan Kurum zararının rücuan tahsiline ilişkindir. 1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz kapsam ve nedenlerine göre, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgilisinden alınmasına, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 11.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 7cbcb852504aeb91 7390de3e4355b318

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi – Mart 2025 kararlarının tamamı