10. Hukuk Dairesi 2024/1104 E. , 2025/776 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2019/351 E., 2023/481 K. Taraflar arasında Mahkemede görülen iş kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı ve davalı ... Turizm Yatırımları İnşaat Ticaret ve Sanayi A.Ş. vekilleri tarafından temyiz edilmekle kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 07.10.2008 tarihinde saat 08:30 sıralarında ... Otelde şoför olarak çalışan ...'nun aynı otelde satın alma müdürü olarak çalışan ...'yı av tüfeği ile vurduğunu, açılan ceza davasında ...'nun suçlu bulunduğunu, davalı şirketin ve diğer davalı ...'nun davacının eşinin ölümünden sorumlu ve kusurlu olduklarını belirterek 1000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınmasını talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili verdiği cevap dilekçesi ile müvekkil şirketin davacının murisinin öldürülmesi olayında kasta ve kusura dayalı her hangi bir eylemi bulunmadığını, müvekkil şirket sahiplerinin ölüm anında bir işveren sorumluluğunda her türlü maddi ve manevi desteği gösterdiklerini, davacıya işyerinde çalışabileceği önerisinde bulunduklarını, davacının da kendi isteği ile işten ayrıldığını beyan etmiştir. III.MAHKEME KARARI Mahkemenin 10.04.2013 tarih ve 2009/684 Esas 2013/341 sayılı kararı ile davacının eşinin ölümüne sebep olan iş kazasının davacının eşinin yapmış olduğu işten kaynaklanan bir riskten değil tamamen üçüncü bir kişinin kasıtlı hareketi sonucu meydana geldiği açıkça belli olduğundan illiyet bağının kesilmesi nedeniyle işverenin kusuru bulunmadığından davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Mahkemenin 10.04.2013 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekilince temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 30.04.2019 tarih ve 2018/4391 Esas, 2019/3318 Karar sayılı ilamıyla ''...Mahkemece yapılması gereken iş; davaya konu olayla ilgili Ceza Dava Dosyasını iş bu dosya kapsamına dahil ederek, ceza dosyasında kesinleşen ve illiyet bağını saptayan maddi olaya ilişkin kabul şekli ve bu doğrultudaki ifadeler ile işveren sorumluluğuna dair davacı itirazlarını da dikkate almak ve davalı işverenin işçiyi gözetme (koruma) borcu yönünden kusurunu araştırmak suretiyle, İş Kanunu‘nun 77.maddesi kapsamında tarafların iş güvenliği konusunda sorumluluklarının tespiti açısından dosyanın alanında uzman iş güvenliği uzmanlarından oluşturulacak üç kişilik bilirkişi heyetine incelettirilerek, davacı tarafın itirazlarını da karşılayacak şekilde, tarafların kusur ve sorumluluklarını belirlemek suretiyle sonuca göre karar vermekten ibarettir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir....'' gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemece bozma ilamına uyulduktan sonra verilen temyiz incelemesine konu 04.07.2023 tarih 2019/351 Esas , 2023/481 Karar sayılı kararı ile "Davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine, 1-1.000,00 TL maddi tazminatın haksız fiil tarihi olan 07.10.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Turizm Yatırımları İnşaat Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi'nden alınarak davacıya verilmesine, 2-10.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihi olan 07.10.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Turizm Yatırımları İnşaat Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi'nden alınarak davacıya verilmesine, 3-Davacının davalı ... ...'na karşı açmış olduğu davada ise feragat nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına," şeklinde karar verilmiştir,
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen 04.07.2023 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı ... Turizm Yatırımları İnşaat Ticaret ve Sanayi A.Ş. vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunmuşlardır. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece zamanaşımı değerlendirmesinin hatalı yapıldığı, ceza zamanaşımı hükümlerinin uygulanması gerektiği, davalı işveren kusurunun hatalı belirlendiği eksik araştırma sonucu hüküm tesis edildiğini, manevi tazminatın fahiş oranda az takdir edildiğini beyanla kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Turizm Yatırımları İnşaat Ticaret ve Sanayi A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığı, müvekkil şirkete verilen kusur oranının fahiş olduğu, davacı murisi ile davalı ...'nun davaya konu kazanın meydana gelmesinde tamamen kusurlu olduğu beyanla davanın reddi yönünde karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesi, 439 uncu maddesi. 3. Değerlendirme A) Davacı vekilinin maddi tazminat alacağına yönelik temyiz istemi yönünden; Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkan bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekilinin temyiz dilekçesinde davacının maddi tazminat istemi yönünden kurulan hükme yönelik ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. B) Davacı vekilinin manevi tazminat alacağına yönelik temyiz istemi yönünden; Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden; davacı vekilince 07.10.2008 tarihinde davacının eşi ... ...'nın diğer davalı ... tarafından davalı işveren ... Turizm Yatırım İnş. Tic. San. A.Ş. 'nin işletmiş olduğu ... Otelde öldürülmesi nedeniyle davalı tüzel kişiliğin gerekli dikkat ve özeni göstermeyerek davacının eşinin ölümüne sebebiyet verdiği gerekçesiyle tazminat talebinde bulunulduğu, mahkemece bozma sonrası aldırılan 12.12.2022 tarihli kusura ilişkin raporda özetle; davalı ... Turizm Yatırımları İnş. Tic. ve San. A.Ş. unvanlı tüzel kişi işverenliğin yönetiminde olan ve davaya konu olayın vuku bulduğu "... Otel" işyerinde görev yapmakta olan güvenlik görevlilerinin görev ve yükümlülüklerini yerine getirip getirmediğinin kontrol edilmediği; böylelikle olay tarihinde yürürlükte olan 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesi uyarınca "iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine uyulup uyulmadığını denetlemek" görev / yükümlülüğünü yerine getirmemesinden ötürü %5 oranında kusurlu olduğu, davalı ...'ın ise kasıtlı eyleminden dolayı %90 oranında kusurlu olduğu, dava dışı güvenlik görevlilerinin görev ve yükümlülüklerini tam olarak yerine getirmediği gerekçesiyle % 5 oranında kusurlu olduğunun değerlendirildiği, Mahkemece anılan raporun hükme esas alınması suretiyle kazanın meydana gelmesinde davalı şirketin %5 oranında kusurlu olduğu kabulünden hareketle davanın kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır. İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işverenin, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesinin açık buyruğu iken 4857 sayılı Kanun'un 77. ve devamı bir kısım maddeleri 30.06.2012 tarih ve 28339 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 37. maddesiyle, 01.01.2013 tarihinde yürürlüğe girmek üzere yürürlükten kaldırılmış olup, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işverenin sağlık ve güvenlik önlemlerini alma yükümünü daha ayrıntılı bir biçimde düzenlemiştir. Buna göre, 6331 sayılı Kanun’un "İşverenin Genel Yükümlülüğü" kenar başlıklı 4. maddesinde: "İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup bu çerçevede; a)Mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dahil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar. b)İş yerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar. c)Risk değerlendirmesi yapar ve yaptırır. ç)Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu gözönüne alır. d)Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışında ki çalışanların hayati ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alır." hükmü düzenlenmiştir. Aynı Kanun’un 5. maddesinde de risklerden korunma ilkeleri düzenlenmiştir. Buna göre maddede, "İşverenin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde aşağıdaki ilkeler göz önünde bulundurulur: a)Risklerden kaçınmak, b)Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek, c)Risklerle kaynağında mücadele etmek, ç)İşin kişilere uygun hale getirilmesi için iş yerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı, çalışma şekli ve üretim metotlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek, d)Teknik gelişmelere uyum sağlamak, e)Tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek, f)Teknoloji, iş organizasyonu çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek, g)Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine öncelik vermek, ğ)Çalışanlara uygun talimatlar vermek." hükmü yer almaktadır. Görüldüğü üzere, işverenin çalışanlarla ilgili sağlık ve güvenliği sağlama yükümünün genel çerçevesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesinde çizilmiştir. Bu çerçevede işverenin, “çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü” olduğu belirtildikten sonra, yapacağı ve uymakla yükümlü bulunacağı birtakım esaslara yer verilmiştir. Bunun gibi 5. maddede, işverenin anılan yükümlülükle gerçekleştireceği korunma sırasında uyacağı ilkeler belirlenmiştir. 10. maddede ise, işyerinde sağlık ve güvenlik sağlanırken, işverenin yapacağı risk değerlendirmesi çalışmasında dikkate almakla yükümlü bulunduğu hususlar belirlenmiştir (Hukuk Genel Kurulu’nun 09.10.2013 tarih 2013/21-102 Esas 2013/1456 sayılı kararı). 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. ve 5. maddeleri ile bunu uygun olarak çıkarılan iş güvenliği yönetmelikleri hükümleri, işverenin sorumluluğunu objektifleştiren kriterler olarak değerlendirilmelidir. Bu sebeple mevzuatta yer alan teknik iş güvenliği kurallarına uyulmaması işverenin kusurlu davranışı olarak kabul edilmelidir. Ancak, işveren sadece anılan yazılı kurallara değil, yazılı olmayan ve teknolojinin gerekli kıldığı önlemlere aykırı davrandığında da kusurlu görülerek oluşan zararı karşılamalıdır. Objektifleştirilen kusur, kusur sorumluluğunu kusursuz sorumluluğa yaklaştırsa da, onu kusursuz sorumluluk haline dönüştürmez. Çünkü, bu halde dahi işverenin sorumluluğu için kusurun varlığı şarttır. Kusurun objektifleştirilmesi kriterinin yanısıra, Türk Borçlar Kanunu’nun 417/2. maddesinin, Anayasa hükümleri ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesi kapsamında yorumlanması da işverenin sorumluluğunu oldukça genişletecektir. Yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda; işvereni zararlandırıcı olay nedeniyle sorumluluk halinden kurtaracak olan durum iş sağlığı ve güvenliği alanındaki ihmalleri ile oluşan zarar arasındaki uygun nedensellik bağının kesildiğini ispat etmekten ibarettir. Hukuk Genel Kurulunun 20.03.2013 tarih 2012/21-1121 E. 2013/386 sayılı kararında da belirtildiği üzere uygun nedensellik bağı üç durumda kesilebilir. Bunlar mücbir sebep, zarar görenin kusuru ve üçüncü kişinin kusurudur. Bu hallerden birinin varlığı halinde işverenin sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir. İş kazası hukuki sebebine dayalı tazminat davalarında olayın gerçekleşme şeklinin tarafların gösterdiği deliller dikkate alınarak her türlü şüpheden uzak bir şekilde ortaya konulması ve giderek kusur oranlarının bu olaya uygun şekilde belirlenmesi gerektiği açıktır. Somut olayda dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre davaya konu iş kazası nedeniyle yürütülen Antalya Ağır Ceza Mahkemesinin 2008/522 Esas sayılı dosyasında 21.04.2009 tarihli duruşmada beyanda bulunan işveren yetkilisi ... ... ifadesinde özetle; " olayda kullanılan tüfekle ilgili bilgi sahibi değilim ancak ailemize hediye edilen depoda kilitli bir tüfek vardı, bu tüfeğe jandarma el koydu " yönündeki beyanı, yine ceza dosyası içerisinde mevcut kolluk kuvvetlerince olayda kullanılan silahla ilgili 07.10.2008 tarihli el koyma tutanağı düzenlenmesi, silahın suçta kullanılmış olması nedeniyle 20.08.2009 tarihli hüküm uyarınca müsaderesine karar verilmesi, el koyma tutanağı düzenlenen silah ile müsaderesine karar verilen silah bilgilerinin aynı olması hususları birlikte değerlendirildiğinde Mahkemece olayda kullanılan silahın kime ait olduğunun tespiti ile bu yönden işveren sorumluluğuna ilişkin hususlar açıklığa kavuşturulmadan hüküm tesisi hatalı olmuştur. Yine kabule göre dava dışı güvenlik görevlilerine görev ve yükümlülüklerini yerine getirmediği gerekçesiyle yüklenen % 5 oranındaki kusurun iş yerinin organizasyon ve yönetiminden sorumlu davalı işveren kusuruna eklenmemesi de hatalı olmuştur. O halde, Mahkemece yapılacak iş, yukarıda yapılan açıklamalar gereğince var ise rücu dosyası da getirtilerek, rücu ve ceza dosyası içeriği ile tüm dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesi suretiyle olayda kullanılan silahın kime ait olduğunun tespiti ile işverenin bu yönden sorumluluğunu değerlendirmek, davacı itirazlarını karşılar mahiyette somut verilere dayalı kusur raporunun düzenlenmesi için dosyanın A sınıf iş güvenliği uzmanlarının bulunduğu heyete tevdi ederek, olayın gerçekleşmesinde tarafların kusur oranları, rücu dosyasında aldırılan kusura ilişkin bilirkişi raporlarını da inceler mahiyette rapor aldırmak, dosyadaki tüm verileri değerlendirmek ve oluşacak sonuca göre karar vermekten ibarettir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bu aşamada bozma sebebine göre davacı ve davalı ... Turizm Yatırımları İnşaat Ticaret ve Sanayi A.Ş. vekillerinin temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmalıdır.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Davacı vekilinin maddi tazminat alacağına yönelik yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Davacı vekilinin manevi tazminat alacağına yönelik temyiz istemi yönünden; Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Temyiz eden davacı ve davalı ... Turizm Yatırımları İnşaat Ticaret ve Sanayi A.Ş. vekillerinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, Dosyanın kararı veren Mahkemeye gönderilmesine, 16.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.