10. Hukuk Dairesi 2024/10674 E. , 2025/8326 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1991 E., 2024/459 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 11. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/88 E., 2023/175 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı vekili ile davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ...'nun ... Endüstri Meslek Lisesinde öğrenci olduğunu, davacı davalı işveren ... bünyesinde bulunan ... Endüstri Lisesi ile sözleşmeli olan ... ... Enerji firmasına ait işyerinde stajını yapmak için 28.02.2018 tarihinde işyerine gönderildiğini, müvekkil stajyer öğrenci olmasına rağmen tek başına yanında yardımcı eleman veya Makine hakkında bilgi sahibi olan bir eleman olmadan davalı işyerinde bulunan enjeksiyon makinası diye tabir edilen makineye çalışması için yönlendirildiğini, müvekkil daha önceden eğitim almadığı makinada çalıştırılıyor iken saat 10:30-11:00 civarlarında duran haldeki makine içerisinden ürünü almak için elini makinaya uzattığı sırda makinanın çalışması sonucunda müvekkilin iş kazası geçirdiğini ve sol el parmaklarını olduğunu, müvekkilin iş kazası geçirdiği hususunu, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı işveren okul m ünce SGK'ya bildirildiğini, vuku bulan kaza sonucu bedensel zarara uğrayan davacının 6100 sayılı Kanun'un 107.maddesine göre belirlenecek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın ve müvekkilin uğradığı 100.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 28.02.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsilini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP Davalı ... Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde özetle, davacının müvekkil Milli Eğitim Bakanlığından dava konusuna ilişkin bir alacağı bulunmamakta olduğunu, davacının Mahkemeden fazlaya ilişkin talep ve dava haklarını saklı tutarak 1000,00 TL maddi tazminat ile 100.000,00 TL manevi tazminatın alacağının hakkın doğum tarihinden itibaren bankalara uygulanan en yüksek mevduat faiziyle birlikte verilmesini istemekte olduğunu, davacının söz konusu faizi isteyebilmesi için 4857 sayılı İş Kanunu'na tabi olması ve işçi ile işveren arasında iş akdinin varlığının bulunması gerektiğini, fakat somut olayda bu tür bir sözleşmenin varlığı bulunmayıp yapılan sözleşme zorunlu sözleşme olduğunu ve idari işlem olduğunu, davacının talep ettiği bankalara uygulanan en yüksek mevduat faiziyle birlikte alacağının davacıya verilmesi talebinin reddini talep ettiklerini, davacının dava dilekçesinde hakkını Mesleki Eğitim Kanunu'na dayandırması ve davayı asliye hukuk mahkemesinde açması ile alacağa bankalara uygulanan en yüksek mevduat faizinin uygulanmasını talep etmesi de çelişkili olduğunu, ayrıca davacı söz konusu stajını ve kazayı ...'e ait işyerinde yaptığını iddia etmiş olup söz konusu talebini ...'e yöneltmesi gerekmekte olduğunu, davacının Bakanlıktan herhangi bir alacağı bulunmadığını bütün bu nedenlerle davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı müvekkili işçi sağlığı ve iş güvenliği kapsamında üzerine düşen tüm yükümlülüklerini eksiksiz olarak yerine getirdiğini, iş kazasının meydana gelmesinde müvekkilinin hiçbir kusuru bulunmadığını, davalı müvekkilin iş kazasından sorumluluğuna ilişkin illiyet bağı kesilmiş olduğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı müvekkili iş emri veya talimatı olmadan kendi başına hareket ederek görev ve eğitim kapsamında olmayan enjeksiyon makinesinin başına geçtiğini bütün bu nedenlerle davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; "Davanın kısmen kabul kısmen reddi ile 1-Davalı ... yönünden maddi ve manevi tazminat talebinin reddine, 2-Davalı ... yönünden davanın kısmen kabul kısmen reddi ile a)Sürekli iş göremezlikten kaynaklanan maddi tazminat yönünden, 446.787,76 TL maddi tazminata kaza tarihi olan 28.02.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalı ...'nden alınıp davacı tarafa verilmesine, b)Geçici iş göremezlikten kaynaklanan maddi tazminat yönünden, 3.244,87 TL maddi tazminata kaza tarihi olan 28.02.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalı ...'den alınıp davacı tarafa verilmesine, c)Bakıcı gideri alacağı yönünden hesaplanan ve % 30 oranında hakkaniyet indirimi uygulanmak suretiyle, 397,78 TL bakıcı gideri alacağının kaza tarihi olan 28.02.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalı ...'den alınıp davacı tarafa verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, d)Manevi tazminat yönünden, 75.000,00 TL manevi tazminata kaza tarihi olan 28.02.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalı ...'den alınıp davacı tarafa verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine..." karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili, Mahkeme tarafından davalılardan ... yönünden kusuru bulunmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkil davalılardan Milli Eğitim Bakanlığının belirlemiş olduğu işyerinde staj yapmış, kaza sonrasında da Sosyal Güvenlik Kurumuna iş kazası bildirimini Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okul müdürlüğü verdiğini, müvekkile ait SGK kayıtları da incelediğinde de stajdan kaynaklı olarak çalışma bildirimlerinin de ... Endüstri Meslek Lisesi tarafından yapıldığını ve SGK kayıtlarında işveren olarak da ... bünyesinde bulunan ... Endüstri Meslek Lisesi görüldüğünü, müvekkilin davalılardan asıl işveren konumundaki Milli Eğitim Bakanlığının Adana ilinde belirlemiş olduğu ve zorunlu tuttuğu iş yerinde stajını tamamlamak için çalıştırıldığını, İş Kanunu kapsamında da davalılardan ...'in de alt iş veren konumunda sayılmakta olup bu doğrultuda iki davalının da işveren sıfatının bulunmasından kaynaklı olarak müştereken ve müteselsilen sorumluluklarının bulunduğunu, davalılardan Milli Eğitim Bakanlığının mesleki risk ilkesi gereğince herhangi bir kusuru olmasa dahi kusursuz sorumluluğunun bulunduğunu, bu doğrultuda Mahkemenin de kabulünde olduğu üzere davalılardan ...'nın işveren sıfatı bulunmakla beraber kusuru olmasa dahi kusursuz sorumluluğu bulunan davalı ... yönünden kusurunun bulunmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesi dosya kapsamına, Yerleşik İçtihatlara, Yargıtay Kararlarına, usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu, bu raporda, dosyada mevcut diğer kusur raporları arasındaki çelişkinin neden kaynaklandığı, çelişkiye sebebiyet veren hususların neler olduğuna ilişkin ayrıntılı bir inceleme yapılmadığını, yerel Mahkemece kabul edilen 03.01.2023 tarihli hesap raporunda, güncel hesaplama usulüne uygun olmaması nedeni ile müvekkillerin tazminat hesaplamaları düşük olarak hesaplandığını, raporda hesaplamanın Yargıtay kararlarına göre yapıldığı belirtilmiş ancak tazminat miktarları hatalı hesaplandığını, dosya kapsamında aykırı olacak şekilde düzenlemiş olan rapor dosyada yer alan bilgi ve belgelere uygun olmayıp Mahkemece bu rapora itibar edilerek hüküm kurulmasının ve davalı Kurumun kusurunun bulunmadığından bahisle davalı Kurum yönünden davanın reddine karar verilmesi dosya kapsamına, yerleşik içtihatlara, Yargıtay Kararlarına, usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu, Mahkemece manevi tazminat talepleri incelenirken TBK 56. maddesine atıf yaparak tarafların kusur durumu, maluliyet durumu ve kaza tarihi dikkate almış ise de manevi tazminat yönünden davanın kısmen kabulüne karar vererek davacı için 75.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesinin ve davalı ... yönünden de davanın reddine karar verilmesi hakkaniyete, usul ve yasa aykırı olduğunu, Mahkemece, bilirkişi raporunda hesaplanan 568,26 TL bakıcı gideri üzerinden % 30 oranında hakkaniyet indirimi yapılmak suretiyle 397,78 TL üzerinden kabul karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup dosya kapsamında hakkaniyet indirimi yapılmasını gerektirecek bir durum söz konusu olmamakla beraber yüksek oranda hakkaniyet indirimi yapılmasının yerinde olmadığını, Mahkemece hükmedilen yargılama giderleri de hatalı hesaplandığını, hüküm altına alındığını, tüm dosya kapsamı dikkate alındığında Mahkemece verilen kararın dosya kapsamına, hakkaniyete, usul ve yasaya yerleşik Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarına aykırı olduğunu ileri sürerek Mahkeme kararının kaldırılıp davanın tümden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili, Mahkemece karar verilirken hatalı olarak diğer davalı ... bakanlığının kusurunun bulunmadığı yönünde karar verdiğini, üstelik yargılamanın hiçbir aşamasında davalı ... bakanlığının sorumluluğu yeterince incelenmediğini, Mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğun, Mahkemenin kurmuş olduğu kararda diğer davalı ... Bakanlığının kusursuz olması nedeniyle Kurum bakımından davanın reddine karar verdiğini, Mahkeme, yargılamanın hiç bir aşamasında davalı MEB'in sorumluluğunu yeterince araştırmadığını, davalı Kurumun kusursuzluğundan bahsetmenin yasal olarak mümkün olmadığı açıkça ortada olduğunu, davacının staj süresi boyunca MEB bünyesinde bulunan meslek lisesinin öğrencisi olması, iş kazası bildiriminin dahi MEB tarafından yapılması, davacının bağlı olduğu Kurumun SSK olması ve buna istinaden işe giriş bildirgelerinin ve prim ödemelerinin diğer davalı MEB tarafından yapıldığı dikkate alınınca davacı ile diğer davalı arasındaki illiyet bağının kesilmediğini, aralarındaki ilişkinin devam ettiği ve hali hazırda MEB'in bünyesinde öğrenci olduğu dikkate alınınca davalı MEB'in sorumsuzluğundan bahsedilemeyeceğini, tüm bu hususlara rağmen Mahkeme yargılamanın hiçbir aşamasında davalı ... Bakanlığının sorumluluğunu yeterince araştırmamış yeterince incelemediğini, davacının eğitim gördüğü süre boyunca müvekkilinin hiçbir aşamada davacıya enjeksiyon makinesinin başına geçmesi yönünde davacıya emir ve talimat vermediğini, Mahkemece keşif yapılmadığı gibi hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunu tanzim eden bilirkişilerce yerinde inceleme dahi yapılmamış ve neticesinde hüküm kurmaya elverişli olmayan bilirkişi raporuna istinaden hüküm kurulduğunu, anılan bilirkişi raporunun hiç bir somut incelemeye dayalı olmayan tahminlere istinaden tanzim edilen denetime elverişsiz bir rapor olduğunu, Mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, dosya münderecatında sunulan delillerin Mahkemece değerlendirilmediğini, iş kazasında davacının ileri sürdüğü hususların ve bilirkişi raporunda yer alan değerlendirmelerin ancak ve ancak keşif neticesinde belirlenebileceği ortada iken Mahkemece keşif incelemesinin yapılmadığını, belirlenen sürekli iş göremezlik oranı ve kusur oranının gerçek kusur oranları ile örtüşmediğini, Mahkemece tazminata hükmedilirken takdir hakkında yanılgıya düşülerek tazminatın amacından uzaklaşıldığını, tazminatın müvekkilinin mahvına yol açacak şekilde hüküm altına alındığını, diğer davalı Kurum Milli Eğitim Bakanlığının kusur sorumluluğu ve kusursuz sorumluluk hallerinin yargılamanın hiçbir aşamasında değerlendirilmediği hülasa Mahkemece yeterli ve gerekli inceleme yapılmadığı açıkça ortada olduğundan Mahkeme kararının ortadan kaldırılması gerektiğini ileri sürerek Mahkeme kararının kaldırılıp davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının istinaf talepleri isabetsiz olup tarafların iddia ve savunmalarına, dosya kapsamına, hükmün dayandığı deliller ve kanuni gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde isabetsizlik görülmemesine göre davalı ve davacı tarafından yapılan istinaf taleplerinin Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21. maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi 3. Değerlendirme Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden; davacının davalı ... ait iş yerinde mesleki eğitim görmekte iken geçirdiği iş kazasının 28.02.2018 tarihinde enjeksiyon makinesindeki malzemeyi eliyle almaya çalıştığı sırada enjeksiyon makinasına sıkışması sonucu gerçekleştiği, SGK Adana Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün 31.12.2020 tarihli inceleme raporunda davalı işveren ...’in %80 (yüzde seksen), davacının %20 (yüzde yirmi) kusurlu olduğunun bildirildiği, Mahkemece hükme esas alınan 14.03.2022 tarihli ve 04.08.2022 tarihli bilirkişi raporunda davalı işveren ...’in %70 (Yüzde yetmiş ) oranında kusurlu olduğunun, davacının %30 (Yüzde otuz) kusurlu olduğunu, davalı MEB’nın kusurlu olmadığını bildirildiği, davacının kaza nedeniyle uğradığı sürekli iş göremezlik oranına ilişkin Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Ankara Kocatepe Sağlık Sosyal Güvenlik Merkez Müdürlüğünün 08.07.2019 tarihli sağlık kurulu raporunda davacının maluliyet oranı %13 olarak tespit edilerek 20.11.2020 tarihinde kontrol muayenesi öngörüldüğü, taraf vekillerinin itirazı üzerine alınan Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunun 14.10.2019 tarihli inceleme raporunda davacının maluliyet oranının %13 olarak tespit edildiği ve yine 20.11.2020 tarihinde kontrol muayenesi öngörüldüğü yine taraf vekillerinin itirazı üzerine alınan Adli Tıp Kurumu Başkanlığının 3. İhtisas Kurulunun 14.10.2021 tarihli raporunda davacının maluliyet oranının % 13 olarak tespit edildiği, Kurumca sigortalıya bağlanan peşin sermaye değerli gelirin bildirilmesi amacıyla yazılan müzekkereye davacı kazalıya %11 sürekli iş göremezlik oranına göre gelir bağlandığının bildirildiği, Mahkemece hükme esas alınan 03.01.2023 tarihli hesap bilirkişi raporunda davacının %13 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı, davacının %30, davalı işverenin %70 oranında kusurlu olduğu tespiti ile Kurumca %11 sürekli iş göremezlik oranına göre bağlanan peşin sermaye değerli gelirin TBK 55. maddesi gereğince mahsubu ile maddi zarar hesabının yapılarak davacının 450.600,89 TL maddi tazminata hak kazandığı yönünde kanaat bildirildiği, Mahkemece maddi tazminat yönünden anılan tutara hükmedilmek suretiyle karar verildiği anlaşılmıştır. İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işverenin, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesinin açık buyruğu iken, 4857 sayılı Kanun'un 77. ve devamı bir kısım maddeleri 30.06.2012 tarih ve 28339 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 37. maddesiyle, 01.01.2013 tarihinde yürürlüğe girmek üzere yürürlükten kaldırılmış olup, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işverenin sağlık ve güvenlik önlemlerini alma yükümünü daha ayrıntılı bir biçimde düzenlemiştir. Buna göre, 6331 sayılı Kanun’un "İşverenin Genel Yükümlülüğü" kenar başlıklı 4. maddesinde: "İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup bu çerçevede; a)Mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dahil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar. b)İş yerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar. c)Risk değerlendirmesi yapar ve yaptırır. ç)Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu gözönüne alır. d)Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışında ki çalışanların hayati ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alır." hükmü düzenlenmiştir. Aynı Kanun’un 5. maddesinde de risklerden korunma ilkeleri düzenlenmiştir. Buna göre maddede, "İşverenin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde aşağıdaki ilkeler göz önünde bulundurulur: a)Risklerden kaçınmak, b)Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek, c)Risklerle kaynağında mücadele etmek, ç)İşin kişilere uygun hale getirilmesi için iş yerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı, çalışma şekli ve üretim metotlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek, d)Teknik gelişmelere uyum sağlamak, e)Tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek, f)Teknoloji, iş organizasyonu çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek, g)Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine öncelik vermek, ğ)Çalışanlara uygun talimatlar vermek." hükmü yer almaktadır. Görüldüğü üzere, işverenin çalışanlarla ilgili sağlık ve güvenliği sağlama yükümünün genel çerçevesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesinde çizilmiştir. Bu çerçevede işverenin, “çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü” olduğu belirtildikten sonra, yapacağı ve uymakla yükümlü bulunacağı birtakım esaslara yer verilmiştir. Bunun gibi 5. maddede, işverenin anılan yükümlülükle gerçekleştireceği korunma sırasında uyacağı ilkeler belirlenmiştir. 10. maddede ise işyerinde sağlık ve güvenlik sağlanırken, işverenin yapacağı risk değerlendirmesi çalışmasında dikkate almakla yükümlü bulunduğu hususlar belirlenmiştir (Hukuk Genel Kurulu’nun 09.10.2013 tarih 2013/21-102 Esas 2013/1456 sayılı kararı). 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. ve 5. maddeleri ile bunu uygun olarak çıkarılan iş güvenliği yönetmelikleri hükümleri, işverenin sorumluluğunu objektifleştiren kriterler olarak değerlendirilmelidir. Bu sebeple mevzuatta yer alan teknik iş güvenliği kurallarına uyulmaması işverenin kusurlu davranışı olarak kabul edilmelidir. Ancak, işveren sadece anılan yazılı kurallara değil, yazılı olmayan ve teknolojinin gerekli kıldığı önlemlere aykırı davrandığında da kusurlu görülerek oluşan zararı karşılamalıdır. Objektifleştirilen kusur, kusur sorumluluğunu kusursuz sorumluluğa yaklaştırsa da onu kusursuz sorumluluk haline dönüştürmez. Çünkü bu halde dahi işverenin sorumluluğu için kusurun varlığı şarttır. Kusurun objektifleştirilmesi kriterinin yanısıra, Türk Borçlar Kanunu’nun 417/2. maddesinin, Anayasa hükümleri ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesi kapsamında yorumlanması da işverenin sorumluluğunu oldukça genişletecektir. Yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda; işvereni zararlandırıcı olay nedeniyle sorumluluk halinden kurtaracak olan durum iş sağlığı ve güvenliği alanındaki ihmalleri ile oluşan zarar arasındaki uygun nedensellik bağının kesildiğini ispat etmekten ibarettir. Hukuk Genel Kurulunun 20.03.2013 tarih 2012/21-1121 E. 2013/386 sayılı kararında da belirtildiği üzere uygun nedensellik bağı üç durumda kesilebilir. Bunlar mücbir sebep, zarar görenin kusuru ve üçüncü kişinin kusurudur. Bu hallerden birinin varlığı halinde işverenin sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir. İş kazası hukuki sebebine dayalı tazminat davalarında olayın gerçekleşme şeklinin tarafların gösterdiği deliller dikkate alınarak her türlü şüpheden uzak bir şekilde ortaya konulması ve giderek kusur oranlarının bu olaya uygun şekilde belirlenmesi gerektiği açıktır. Öte yandan, 5510 sayılı Kanun'un 18. maddesinde Kurumca yetkilendirilen hekim veya sağlık kurullarından istirahat raporu alınmış olması şartıyla; iş kazası nedeniyle iş göremezliğe uğrayan sigortalıya her gün için geçici iş göremezlik ödeneği verileceği, 19. maddesinde iş kazası sonucu oluşan hastalık ve özürler nedeniyle Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık Kurulları tarafından verilen raporlara istinaden Kurum Sağlık Kurulunca meslekte kazanma gücü en az %10 oranında azalmış bulunduğu tespit edilen sigortalıya sürekli iş göremezlik geliri bağlanacağı; iş kazası ve meslek hastalığı sonucu sürekli iş göremezlik hallerinde meslekte kazanma gücündeki kayıp oranının belirlenmesine ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esasların Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği bildirilmiştir. 5510 sayılı Kanun'un 95. maddesine göre "Bu Kanun gereğince, yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, çalışma gücü kaybı, geçici iş göremezlik ödeneklerinin verilmesine ilişkin raporlar ile iş kazası ve meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücü veya çalışma gücü kaybına esas teşkil edecek sağlık kurulu raporlarının usûl ve esaslarını, bu raporları vermeye yetkili sağlık hizmeti sunucularının sahip olması gereken kriterleri belirlemeye, usulüne uygun olmayan sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeleri düzenleyen sağlık hizmet sunucusuna iade edecek belirlenen bilgileri içerecek şekilde yeniden düzenlenmesini istemeye Kurum yetkilidir. Usulüne uygun sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeler ile gerekli diğer belgelerin incelenmesiyle; yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, vazife malullük derecesini, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu tespit edilen meslekte kazanma gücünün kaybına veya meslekte kazanma gücünün kaybı derecelerine ilişkin usûlüne uygun düzenlenmiş sağlık kurulu raporları ve diğer belgelere istinaden Kurumca verilen karara ilgililerin itirazı halinde, durum Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanır. Kural olarak Yüksek Sağlık Kurulunca verilen karar Sosyal Güvenlik Kurumunu bağlayıcı nitelikte ise de, diğer ilgililer yönünden bir bağlayıcılığı olmadığından Yüksek Sağlık Kurulu Kararına itiraz edilmesi halinde inceleme Adli Tıp Kurumu aracılığıyla yaptırılmalıdır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 28.06.1976 günlü, 1976/6-4 sayılı Kararı da bu yöndedir. Adli Tıp 3. İhtisas Kurulundan alınacak rapor ile Yüksek Sağlık Kurulu Kararı arasında sürekli iş göremezlik oranına yönelik görüş ayrılığı bulunduğu takdirde çelişkinin giderilmesi için dosyanın Adli Tıp 2. Üst Kuruluna gönderilerek çıkacak sonuca göre karar verilmesi gerekir. Somut olayda; hükme esas alınan kusura ilişkin bilirkişi raporlarının davaya konu kazanın oluş biçimine göre oluşa uygun düzenlenmediği ve denetmen raporu ile çelişkili olduğu görülmekle eksik inceleme ve araştırmaya dayalı hüküm tesisi hatalıdır . Ayrıca davacının sürekli iş göremezlik oranının %13 olduğuna ilişkin Kurum sağlık kurulu kararında kontrol muayenesi öngörüldüğü ancak Mahkemece kontrol muayene sonucu sorulmaksızın Kurum raporları ile ATK raporunun birbirini doğruladığı gerekçesiyle davacı kazalının sürekli iş göremezlik oranının %13 olduğu kabulü ile hüküm tesisi de hatalıdır. Yine kabule göre de Mahkemece hükme esas alınan hesap bilirkişi raporunda davacı kazalının sürekli iş göremezlik oranının %13 olarak esas alınmasına rağmen Kurumca %11 oranı üzerinden bağlanan peşin sermaye değerli gelirin mahsubu da hatalıdır. O halde Mahkemece yapılacak iş; yukarıda açıklanan prosedür işletilerek davacının sürekli iş göremezlik oranını tereddüte yer bırakmayacak şekilde belirleyip kesinleştirmek, Kurumca düzenlenen denetmen raporu örneği ile var ise rücu dosyası da getirtilerek rücu dosyası içeriği ile tüm dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesi suretiyle somut verilere dayalı kusur raporunun düzenlenmesi için dosyanın A sınıf İş güvenliği uzmanlarının bulunduğu heyete tevdi ederek, olayın gerçekleşmesinde davalıların kusur oranlarını belirlemek ve denetmen raporu, rücu dosyası ve dosyasında aldırılan kusura ilişkin bilirkişi raporlarını da inceler ve çelişkileri giderir mahiyette rapor aldırmak ve oluşacak sonuca göre karar vermekten ibarettir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Taraf vekilleri temyiz edenlerin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililere iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.