10. Hukuk Dairesi 2024/10671 E. , 2025/8324 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1470 E., 2024/927 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Mersin 4. İş Mahkemesi SAYISI : 2017/913 E., 2023/320 K. Taraflar arasındaki meslek hastalığından kaynaklanan maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kısmen kabulü ile birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında asıl davanın kısmen kabulü ile birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; yapılan ön inceleme sonucunda; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı vekili tarafından 19.12.2017 harç ve havale tarihli dava dilekçesi ile davacının davalı işyerinde 12.03.2014 tarihinde taşıma işlerinde çalışmakta iken iş kazasına maruz kaldığı, %14,3 oranında meslekte kazanma gücünü kaybettiği, işverenin %100 oranında kusurlu olduğu, kaza tarihinde 18 yaşından küçük ve taşıma işi yaptırıldığı, tam tazmin ve teselsül esaslarına göre, HMK 107. maddesine istinaden 1.000 TL maddi tazminatın, 100.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faiziyle müştereken ve müteselsilen tahsili talep edilmektedir. Davacı vekili 08.03.2023 harç tahsil tarihli dilekçesiyle eksik harcı tamamlamıştır. Harç tamamlama dilekçesi davalılara tebliğ edilmiştir. Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde özetle; davacı vekili 16.02.2023 tarihli dava dilekçesinde özetle; davacının geçirdiği kaza sonucunda müvekkilin iş gücü kaybı, tedavi giderleri, kazanç kaybı gibi sebeplerle Mersin 4. İş Mahkemesinde dava açıldığı, fazlaya dair haklarını saklı tutarak belirsiz alacak davası olarak açılan davada müvekkilin gördüğü tedaviler sonucu oluşan maluliyetinin kazada mevcut kusur oranının ayrıntılı irdelendiğini, neticede müvekkilin maluliyet oranının %35,2 olduğunun kesinleştiği, daha önce maluliyet oranını %14,3 olarak belirlendiğinden müvekkilin hak kaybına uğramaması açısından bu ek davayı açma zorunluluğunun doğduğu, açıklanan nedenlerle; iş bu davanın kabulünü, 2017/913 Esas sayılı dava dosyasında mevcut talep ve ıslah hakkı saklı kalmak kaydı ile 905.445,16 sürekli iş göremezlik zararının kaza tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek faiz ile birlikte davalıdan tahsiline ve Mersin 4. İş Mahkemesinin 2017/913 Esas sayılı dosya ile iş bu davanın birleştirilmesini talep etmiş ve aralarında hukuki ve fiili irtibat bulunduğundan dosyaların birleştirildiği anlaşılmıştır.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkil şirketin %100 kusurlu olduğu iddiasının haksız ve hukuka aykırı olduğu, davalı şirketin iş sağlığı ve güvenliği hususunda mevzuat gereği tüm yasal sorumluluklarını yerine getirdiği, iş yerinde alması gereken önemleri aldığı, davalı işveren şirketin mevzuat gereği üzerine düşen tüm sorumlulukları icra ettiği, iş güvenliği konusunda gerekli eğitimlerin tüm çalışanlara kanuna uygun şekilde verildiği, müvekkil şirketin uzun yıllardan bu alanda tanınarak çalıştığı, daha önce somut bu olaya benzer bir olayın olmadığı, müvekkilin yaşanan kaza olayında kusurlu olmadığı, işçiye hiçbir talimatta bulunmadığı, işçinin olay günü kendi görevi olmadığı halde ve müvekkil işveren tarafından herhangi bir talimat verilmediği halde yükleme yapılacak tır ile yerde duran malzeme arasına girerek elini sıkıştırdığı ve yaralanma olayının gerçekleştiği, işçinin olayda tamamen kendi başına talimat almadan tıra yönlendirme yaptığı, davacının dava dilekçesinde iddia ettiği şekilde kusurun tam oranda işverene yükletilmesinin, somut olay incelendiğinde hakkaniyete aykırı olacağı, somut olayda kaza tarihinde Mersin Liman İşletmesince güvenlik önlemleri alınmadığı, saha güvenliğinin sağlanmadığı, gerekli yönlendirmelerin yapılmadığı, bu sebeplerle Mersin Limanı İşletmesi'nin de somut olayda sorumluluğu bulunması sebebiyle kaza tarihindeki liman işletmesi olan Holding A.Ş.'ye kusur izafe edilmesi gerektiği kanaatinde oldukları, davalı şirketin iş sağlığı ve güvenliği hakkında eğitimler verdiği, yapılacak işin mahiyeti gereği olan baret, iş elbisesi, iş ayakkabısı ve gerekli diğer tüm teçhizatların işçiye kullandırıldığı, işverenin gerekli önlemleri aldığı, somut olayda zarar ile fiil arasındaki illiyet bağının müvekkil açısından kesildiği, müvekkilin davacıya komut vermesi için hiçbir talimat vermediği, kazanın mağdurun kendi kendi ihmali fiili yüzünden olduğu, zararın müvekkilden kaynaklanan kasti veya ihmali bir sebepten olmadığı, yani illiyet bağının zarar görenini ve üçüncü kişinin ağır kusuru nedeni ile kesildiği, açıklanan nedenlerle; davanın reddine, ihbar taleplerinin kabulü ile müvekkilin herhangi bir hak kaybı yaşamaması açısından söz konusu davanın ... ve Holding A.Ş.'ye ihbarına karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle ; "1-Asıl dava yönünden davacının davasının kısmen kabul, kısmen reddine, a)Davacının maddi tazminat davasının kabulüne; 2.514,68 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 602.766,25 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 605.280,93 TL maddi tazminatın iş kazası tarihi olan 12.03.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, b)Davacının manevi tazminat davasının kısmen kabulüne kısmen reddine; 75,000,00 TL manevi tazminatın iş kazası tarihi olan 12.03.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine, " karar verilmiştir. 2-Birleşen dava yönünden davacının davasının kabulüne, a)Davacının davasının kabulüne; 905.445,16 TL sürekli iş göremezlik tazminatın iş kazası tarihi olan 12.03.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine," şeklinde karar verilmiştir. A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece dosya muhetvasında bulunan deliller ile dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarına taraflarınca yapılan itirazlar değerlendirilmeksizin, eksik ve hatalı inceleme sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmesi haksız ve hukuka aykırı olduğunu, somut olayda; işçi, davalı müvekkil şirket bünyesinde çalıştığı dönemde kendi iş tanımına girmeyen ve müvekkil işverenin hiçbir talimatı olmaksızın yapmış olduğu bir iş sebebiyle davaya konu iş kazası meydana gelmiş olup, davacı tarafından Mersin 4. İş Mahkemesi 2017/913 Esas sayısı ile davalı müvekkil şirkete karşı iş kazasından kaynaklı tazminat davası açıldığını, Mahkemece, eksik ve hatalı inceleme yapılarak hazırlanan kusur raporuna itirazlarının dikkate alınmadan işbu rapor hükme esas alınarak davalı şirketin % 90 oranında kusurlu olduğu, bu oran içinde 'in %5 oranında kusurunun işverenliğe atfedilen kusura dahil edilmesinin gerektiği, davacının %10 oranında kusurlu olduğu yönünde kurulan hüküm haksız ve hukuka aykırı olduğunu, 15.02.2023 tarihli bilirkişi raporunda; kusur durumunun tespiti bakımından 08.06.2022 tarihli bilirkişi raporu esas alındığını, Esas alınan bilirkişi raporu birçok açıdan eksik ve hatalı düzenlenmiş bir rapor olduğunu, Vinç ile yapılan yük yükleme işinde inisiyatifin işçilere bırakıldığı değerlendirmesi ise tamamen gerçek dışı olup davaya konu olayın gerçekleşme şekli göz önünde bulundurulduğunda inisiyatifin işçilere bırakılması gibi bir durum söz konusu olmadığını, hal böyle iken işbu davaya konu olay nedeniyle müvekkilin sorumlu tutulması ve müvekkile herhangi bir kusur atfedilmesi mümkün olmadığını, 15.02.2023 tarihli bilirkişi raporunda maluliyet oranının tespiti bakımından, hem SGK Başkanlığı, İzmir Kurum Sağlık Kurulu'nun 06.04.2016 tarihli raporu hem Soysal Sigortalar Yüksek Sağlık Kurulunun 2018/5113 sayılı Raporu hem de Adli Tıp Kurumunun 08.04.2021 tarihli Raporu esas alınarak iki ayrı değerlendirme yapıldığını, davacı işçinin maluliyet oranına ilişkin Sosyal Sigortalar Yüksek Sağlık Kurulu tarafından hazırlanan raporda (rapordaki aleyhe olan hususları kabul etmemekle beraber) davacının sürekli bakıma muhtaç olmadığı, Adli Tıp Kurumu tarafından hazırlanan raporda (rapordaki aleyhe olan hususları kabul etmemekle beraber) ise davacı işçinin iyileşme süresi içerisinde başka birinin sürekli bakımına muhtaç olmadığı belirtildiğini, yine Adli Tıp Kurumu tarafından hazırlanan raporun sonuç kısmının 1-a maddesinde, kesin iş göremezlik süresinin kişinin tedavi ve takibini yapan hekimler (sağlık kuruluşu) tarafından düzenlenmiş istirahat veya çalışabilir raporu ile belirlenebileceği ifade edildiğini, davacı hakkında geçirdiği iş kazası sonrasında Mersin Üniversitesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığı tarafından kati rapor düzenlenmiş olup, ilgili raporda davacının hayati fonksiyonlarını 6. derecede etkileyecek şekilde kemik kırığı yaşadığı belirtildiğini, dosya kapsamında alınan bir diğer rapor olan 28.05.2018 tarihli Sosyal Sigortalar Yüksek Sağlık Kurulu tarafından maluliyet oranına ilişkin düzenlenen raporda davacının sürekli bakıma muhtaç olmadığı belirtildiğini, yine işbu dilekçeye konu Adli Tıp Kurumu Başkanlığı tarafından hazırlanan raporda da davacının “iyileşme süresi içerisinde başka birisinin sürekli bakımına muhtaç olmadığı” belirtildiğini, Mahkemece hükme esas alınan aktüerya raporu; eksik ve hatalı inceleme neticesinde tanzim edilmiş olan kusur raporu ile birbirleriyle çelişkiler barındıran maluliyet oranına ilişkin raporlar doğrultusunda düzenlenmiş olup Mahkemece bu eksiklikler giderilmeden düzenlenen işbu aktüerya raporunun hükme esas alınması hakkaniyete ve hukuka aykırı olduğunu, somut olaya ilişkin kusur oranının %90'ının müvekkil şirkete yükletilmesi de haksız ve hukuka aykırı olduğunu, kusur hesaplaması yapılırken davacı ... , tır sürücüsü ..., Mersin Limanı İşletmecisi Sümer Holding A.Ş. ile Türkiye Denizcilik İşletmeleri A.Ş.'ye de kusur izafe edilmesi gerektiği kanaatinde olduklarını, Yerleşik Yargıtay içtihatları ile de hüküm altına alındığı üzere, kısa kararda gerekçenin açıklanmaması, taraflarca, hangi hususun bir üst Mahkemece denetlenip denetlenmeyeceğinin kısa karar ile bilinme imkanının bulunmaması ve istinaf ya da temyiz kanun yolu başvurusuna konu edilecek hususların ancak gerekçeli kararın taraflara tebliğinden sonra belirlenmesinin mümkün olması dolayısıyla gerekçeli istinaf sebeplerinin bildirildiği işbu dilekçe ile icranın istinaf incelemesinin sonuna kadar geri bırakılmasına karar verilmesini talep etme zorunluluğu hasıl olduğunu, yukarıda açıklanan ve re'sen tespit edilecek nedenlerle; İstinaf taleplerinin kabulü ile öncelikle tehir-i icra taleplerinin kabulü ile istinaf incelemesinin sonuna kadar icranın geri bırakılması, yüksek Mahkemece yapılacak olan yargılamanın duruşmalı olarak yapılmasına, Mersin 4. İş Mahkemesinin 02.06.2023 tarih ve 2017/913 E. - 2023/320 K. sayılı hükmünün usul ve kanuna aykırı olması sebebiyle istinaf incelemesi neticesinde kaldırılması ve istinaf Mahkemesinde duruşmalı olarak yeniden görülmesi, bu mümkün değilse hükmün kaldırılarak, yeniden karar verilmek üzere dosyanın Mahkemeye gönderilmesine karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Dava dilekçesinde, davacının iş kazası nedeniyle %14,3 oranında maluliyetinin olduğu belirtilmiş, deliller kısmında da maluliyet raporuna dayanılmış, ATK raporuna ise dayanılmamıştır. Bu nedenle, davacının %14,3 oranında maluliyetinin olduğunu kabul ettiği anlaşılmıştır. İlk olarak sadece davalı tarafın ön inceleme duruşmasında, maluliyete itirazı nedeniyle Yüksek Sağlık Kurulundan rapor alınmış olup sonraki aşamalarda her 2 tarafın da Yüksek Sağlık Kurulu ile Adli Tıp Kurumu raporlarına itiraz etmesi sonuca etkili değildir. Dava dilekçesinde fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması da dava konusu miktara ilişkin olup maluliyet oranına yönelik böyle bir açıklama da yoktur. Davacı tarafça, maluliyetin yargılama aşamasında %35,2'ye yükselmesi nedeniyle bakiye miktar olan 905.445,16 TL için birleşen dava açılmış olup açıklanan nedenlerden dolayı birleşen davanın reddine karar verilmek üzere hüküm düzeltilmelidir. SGK tarafından 13.01.2022 tarihli yazı ile davacıya 12.03.2014-25.08.2014 arasında 2.469,25 TL geçici iş göremezlik ödendiği belirtilmiş olup bu yazıdaki dönem esas alınarak geçici iş göremezlik nedeniyle maddi tazminatın hesaplanmasında bir hata görülmemiştir..." gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak yeniden esas hakkında asıl davanın kısmen kabulü ile birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle İlk Derece Mahkemesi kararının yerinde olduğu, müvekkilinin sürekli iş göremezlik oranının %35,2 olduğunun kabul edilmesi gerektiği birleşen davanın reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21. maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi, 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekilleri tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harçlarının ilgililerden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.