Yargıtay Kararları › Yargıtay 10. Hukuk Dairesi › Haziran 2025 › 2024/10517 E., 2025/9456 K.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/10517 E., 2025/9456 K. (03.06.2025) – Velayet

Mahkeme
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/10517
Karar No
2025/9456
Karar Tarihi
03.06.2025
Konu
Velayet, Tazminat

10. Hukuk Dairesi 2024/10517 E. , 2025/9456 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/2273 E., 2022/129 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 32. İş Mahkemesi SAYISI : 2017/10 E., 2020/234 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacılar ve davalı vekilleri tarafından temyiz edildiği; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle, sigortalının 14.03.2013 tarihinde meydana gelen iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ...'ın 15.05.2008-05.01.2015 tarihleri arasında işyerinde çalıştığını, ihtarname çekerek kendi isteği ile iş akdini feshettiğini, davacının kaza sonrasında Bakırköy 29. İş Mahkemesinin 2013/62 Esas sayılı dosyasmdan maddi-manevi tazminat davası açtığını, davacının mağdur edilmemesi için anlaşarak 50.000,00 TL maddi, 70.000,00 TL manevi tazminat ödemesi yapılarak davacı ile anlaşıldığını ve davacı davasından feragat ettiğini, kararın kesinleştiğini, bu davadan sonra dahi davacı işyerinde çalışmasının devam ettiğini, davacının asgari ücret karşılığında çalıştığını iş akdinde de bu şekilde yazılı olduğunu, davacının Bakırköy 8. İş Mahkemesinin 2015/71 Esas sayılı dosyasından kıdem vb. işçilik alacakları için dava açığını 48.000,00TL alacağına hükmedildiğini, dosyanın istinaf aşamasında olduğunu, davacıya parasal tüm haklarının verildiğini, davacıya SGK tarafından da ödemeler yapıldığını, gelir bağlandığını, bu hususta da SGK tarafından kendilerine rücu davası açıldığını, davacıların başkaca herhangi bir zararının olmadığını, davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 1-Davanın kısmen kabul kısmen reddi ile -Açılan maddi tazminat davasının kabulüne, 298.968,19 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 14.03.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, Davacı eş ... için takdiren 20.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 14.03.2013 tarihinden itibaren itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,fazlaya ilişkin talebin reddine, Davacı çocuk .. ... için takdiren 7.500,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 14.03.2013 tarihinden itibaren itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacının yaşı küçük olması dolayısıyla velayeten davacı anneye verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, Davacı çocuk ... için takdiren 7.500,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 14.03.2013 tarihinden itibaren itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacının yaşı küçük olması dolayısıyla velayeten davacı anneye verilmesine,fazlaya ilişkin talebin reddine, Davacı çocuk ... için takdiren 7.500,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 14.03.2013 tarihinden itibaren itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacının yaşı küçük olması dolayısıyla velayeten davacı anneye verilmesine,fazlaya ilişkin talebin reddine, Davacı çocuk ... için takdiren 7.500,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 14.03.2013 tarihinden itibaren itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacının yaşı küçük olması dolayısıyla velayeten davacı anneye verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, Davacı çocuk ... için takdiren 7.500,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 14.03.2013 tarihinden itibaren itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacının yaşı küçük olması dolayısıyla velayeten davacı anneye verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında davacı ...'ın 14.03.2013 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucunda maluliyeti neticesinde maddi ve manevi tazminat talepli Bakırköy 29. İş Mahkemesinin 2013/662 Esas ve 2013/237 Karar sayılı dosyasındaki feragat beyanının hakkın tamamı yönünden ortadan kaldırmak niteliğinde bulunup bulunmadığı yönünden uyuşmazlık bulunduğunun anlaşıldığı, davacının 14.03.2013 tarihinde geçirdiği taraflar arasında ihtilaf bulunmayan iş kazası sonucunda yine taraflar arasında ihtilaf bulunmayan %58 oranında malul kaldığı, başka birinin sürekli bakımına muhtaç durumda olmadığı ve kontrol muayenesi gerekmediğine yönelik 30.04.2018 tarihli Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu kararıyla rapor verildiği, davacının iş kazası nedeniyle 19.11.2013 tarihinde 50.000,00 TL maddi, 70.000,00 TL manevi tazminat talepli davalı işverenliğe yönelik dava açtığı, dava devam ederken 04.12.2013 tarihli protokol sunduğu, protokolde davacının "işgücü kaybından doğan veya doğacak alacaklarda dahil olmak üzere tüm alacak ve tazminat haklarından yargılama gideri ve vekaleti ücretinden feragat edecektir. Davacı fazlaya ilişkin talep ve haklarını saklı tutmamaktadır." ibaresinin mevcut olduğu, davacı asil tarafından protokolün imzalandığı, söz konusu dosyada davacı vekili tarafından sunulu vekaletnamede vekilinin davadan feragate ilişkin yetkisinin de bulunduğu, bilahare dava dilekçesinde talep edilen 50.000,00 TL maddi ve 70.000,00 TL manevi tazminatın davacının banka hesabı aracılığıyla ödendiği, davacı vekilinin 10.12.2013 tarihli dava dilekçesindeki, imzalı beyan içeriğinde "feragat dilekçemizi tekrar ediyorum. Sunduğumuz protokol gereğince davadan feragat ediyoruz" şeklinde beyanda bulunduğu, gerek protokolün içeriği, gerek ödemenin yapılmış olması, gerek feragate yetkili vekil tarafından duruşmada koşulsuz feragat beyanı içeriği nazara alındığında davacının feragat beyanı iş kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminatlarının tümüne yönelik olduğu, hakkı ortadan kaldırır mahiyette bulunduğu, 10.12.2013 tarihli davanın feragat nedeniyle reddi kararından sonra yaklaşık 4 yıl sonra 04.01.2017 tarihinde işbu dava dilekçesiyle yeniden maddi tazminat talep ettiği, ancak feragat beyanıyla maddi tazminat hakkının tümüyle ortadan kalktığı gözetilmeksizin yapılan ödemenin makbuz niteliği taşıdığından bahisle davacının maddi tazminat talebinin hüküm altına alınmasının hatalı olduğu, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf isteminin kabulüyle davacının maddi tazminat talebinin reddinin gerektiği kanaatine varıldığı, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa Mahkemesi hakiminin objektif, mantıksal ve hayatın olağan akışına uygun dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre davacıyla birlikte ikamet eden eşi ve çocuklarının davacının sol kolunu dirsekten kaybetmesi neticesinde %58 oranında malul kalmasından dolayı elem yaşadığı, ruhsal ve sinirsel sağlık bütünlüğünün ağır şekilde bozulduğu, bu nedenle onların da manevi tazminat isteyebilecekleri gerekçesiyle; 1-) Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile Bakırköy 32. İş Mahkemesinin 06.03.2020 tarih 2017/10 Esas, 2020/234 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, A- Davanın kısmen kabulü ile - Davacı ...'ın maddi tazminat talebinin reddine, - Davacı eş ... için takdiren 20.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 14.03.2013 tarihinden itibaren itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,fazlaya ilişkin talebin reddine, - Davacı çocuk .. ... için takdiren 7.500,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 14.03.2013 tarihinden itibaren itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacının yaşı küçük olması dolayısıyla velayeten davacı anneye verilmesine,fazlaya ilişkin talebin reddine, - Davacı çocuk ... için takdiren 7.500,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 14.03.2013 tarihinden itibaren itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacının yaşı küçük olması dolayısıyla velayeten davacı anneye verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, - Davacı çocuk ... için takdiren 7.500,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 14.03.2013 tarihinden itibaren itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacının yaşı küçük olması dolayısıyla velayeten davacı anneye verilmesine,fazlaya ilişkin talebin reddine, - Davacı çocuk ... için takdiren 7.500,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 14.03.2013 tarihinden itibaren itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacının yaşı küçük olması dolayısıyla velayeten davacı anneye verilmesine,fazlaya ilişkin talebin reddine, - Davacı çocuk ... için takdiren 7.500,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 14.03.2013 tarihinden itibaren itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacının yaşı küçük olması dolayısıyla velayeten davacı anneye verilmesine,fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; a. Müvekkilinin protokol imzalandığı sırada zararının kapsamını bilmediğini, b.Protokolün düzenlendiği tarihte müvekkilinin davalı şirket çalışanı olduğunu, hal böyleyken protokolün, zaten iş gücünü önemli ölçüde kaybetmiş işçinin işini de kaybetme korkusu yaşayarak imzalamış olduğunu, c.Ödenen miktar ile gerçek maddi zarar arasında fahiş fark olduğunun ortaya çıktığını, d.Feragat dilekçesi incelendiğinde dayanağının 04.12.2013 tarihli protokol olduğunun görüldüğünü belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. 2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; a. Manevi tazminat talebi açısından, davacıyla birlikte ikamet eden eşi ve çocuklarının davacının sol kolunu dirsekten kaybetmesi neticesinde %58 oranında malul kalmasından dolayı elem yaşadığı, ruhsal ve sinirsel sağlık bütünlüğünün ağır şekilde bozulduğu, bu nedenle onların da manevi tazminat isteyebileceklerinden bahisle diğer davacıların manevi tazminat taleplerinin kabulü yönünde tesis edilen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesinin 2020/2273 E., 2022/129 K. sayılı kararı hatalı olduğunu belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi, yakınlarının manevi tazminat istemine ilişkindir. 1.Manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; a.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun'un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. b.6100 sayılı HMK'nın 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı dikkate alınmalıdır. c.Dosya içeriğine göre, temyiz edilen miktarlar Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında bulunduğu anlaşılmakla temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir. 2.Maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, temyiz kapsam ve nedenlerine göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davalı vekilinin manevi tazminata yönelik temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, 2.Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının davacıdan alınmasına, Peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi – Haziran 2025 kararlarının tamamı