10. Hukuk Dairesi 2024/10069 E. , 2025/7260 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2023/45 E., 2024/112 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili, SGK görevlileri tarafından 29.12.2010 tarihinde yapılan denetim neticesinde davacının ... sigorta acenteliğinde çalışmış olduğu dönem çalışmalarının gerçek dışı çalışma olduğu gerekçesi ile sigortalılığının iptal edildiğini, almakta olduğu yaşlılık aylığının durdurulduğunu, iptal edilen dönemde Kurumca yapılan tüm sağlık giderleri tespit edilerek iadesinin istendiği, ayrıca yersiz ödeme nedeniyle yapılan gelirlerin davacı adına borç olarak kaydedilip geri ödenmesinin istendiğini, davalı Kurumca yapılan bu işlemlerin hukuka aykırı olduğunu belirterek davacı adına borç olarak kaydedilip geri ödenmesine sebep olan işlemlerin iptaline, davacının iptal edilen sigortalarının ve emekliliğinin iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP Davalı Kurum vekili; davacının sigortalılığının Kurum tarafından yapılan denetim sırasında işverenin bir kısım çalışanın ifadesi alındığını, işveren defterleri incelendiğini, tüm bu hususların fiili çalışmayı desteklemediğinden davacı ile birlikte 48 sigortalının sigortalılığının iptal edildiğini, davacının çalıştığı iş yerinin sigorta şirketi olduğunu, hem diğer sigorta firmaları ile hem de ... Sigorta Şirketinin Genel Müdürlüğü ile yazışma yapıldığını, işin niteliğini, çalıştırılan işçi sayısı vs. hususların sorulduğunu, ücret ödemelerine dair belgelerin incelendiğini, bankaya yapılan ücret ödemesine rastlanmadığını, işverenin yapılan işlemin iptali için Samsun İdare Mahkemesine dava açtığını, işveren ...'un davasının Mahkemece reddolunduğunu, davacının fiilen çalışmadığı halde sigortalılığın tanıdığı haklardan yararlanmak için kendisini sigortalı olarak gösterdiğini, 5510 sayılı Kanun'un 4-a maddesinde düzenlenen sigortalılığın bizzat fiili çalışmaya dayanan bir sigortalılık olduğunu, bir kimsenin sigortalı sayılabilmesi için işe giriş bildirgesinin verilmesinin yeterli olmadığını, sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunun varlığının zorunlu olduğu, bu nedenle eylemli veya gerçek biçimde çalışmanın varlığı saptanmadıkça hizmet akdine dayanılarak dahi sigortalılıktan söz edilemeyeceğini, cezai yaptırımın söz konusu olduğunu, Kanuna aykırı olarak sigortalılık işleminin yapanın işveren olduğunu, sosyal güvenlik hakkı kamu düzenini ilgilendirdiğinden hakkın doğumunun ispatının zorunlu olduğunu, gerekli kamu araştırmasının yapılması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 05.06.2015 tarihli kararı ile davacının davasının kabulü ile davacının ... sicil numaralı iş yerinde geçen çalışmasını iptal eden Kurum işleminin iptaline, davacının iptal edilen sigorta süresi ve emeklilik hakkının iptal kararı doğrultusunda düzenlenmesine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. İlk Bozma Kararı 1. Mahkemenin 05.06.2015 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairenin 26.05.2016 tarihli kararı ile "..Dosya içindeki kayıt ve belgelerden; davacının 2008/12-2010/1. aylar arasında ... iş yerinden bildirilmiş hizmetlerinin bulunduğu, iş yerinin ... Sigorta yetkili acentesi (Amasya Bölge Acentesi) olduğu, davalı Kurumun 2010 yılı denetimi sonucu, iş yerinden 10-20 arası kişinin bildirildiği, büroda 2-3 masanın olduğu, 10-20 arası kişinin 2-3 masada çalışmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu ve sigorta elemanlarının TOB tarafından açılan SGEM eğitiminden geçerek poliçelere imza atmaya yetkili ... geldikleri, ancak davacının da içinde bulunduğu çok sayıda kişinin bu tür belgelere sahip olmadığı gerekçeleri ile ... isimli sigortalı hariç diğer tüm sigortalıların çalışmalarının iptal edildiği, Mahkemece tanık dinlenildiği ve tanık beyanları doğrultusunda sonuca gidildiği anlaşılmaktadır. Somut olayda; davacının çalışmasının geçtiği iş yerinin sigorta acentesi olması ve işlerin yazılı belgeler üzerinden yürütüldüğü hususları gözardı edilerek sırf tanık beyanları ile sonuca gidilmesi hatalı olmuştur. Yapılacak iş; iş yerinin ticari kayıtları alınıp, davacının nizalı dönemde sigorta poliçelerinde imzasının olup olmadığı tespit edilmeli, giderek davacıya poliçe düzenlerken şirketin amacını gerçekleştirmeye yönelik işveren tarafından verilmiş vekaletnamenin bulunup bulunmadığı hususları araştırılmalı, gerekirse bilirkişiden rapor alınmak sureti ile iş yeri kayıtları üzerinde inceleme yapılmalı, kesilen poliçelerle iş yerinden yapılan bildirimler karşılaştırılmalı, sahada çalışma iddia edildiğinden, ulaşılabildiği takdirde, davacının kesmiş olduğu poliçelerin muhatapları dinlenilmeli, iş yerinde sigortalılığı iptal edilmeyen ... dışında mevcut iş durumu dikkate alınarak personel çalıştırılıp çalıştırılmayacağı araştırılmalı, bu şekilde tüm deliller toplandıktan sonra çıkacak sonuca göre karar vermekten ibarettir..." gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesince verilen karar bozulmuştur. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar Mahkemenin 21.02.2018 tarihli kararı ile davacının bozma ilamı sonrasında davasını ispata yarar belge tespit olunamamış davanın reddine karar verilmiştir. C. 2. Bozma Kararı Mahkemenin 21.02.2018 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairenin 16.01.2019 tarihli kararı ile "Bozma ilamı sonrası, dava dışı işveren tarafından sunulan belge ve bilgiler incelendiğinde, söz konusu iş yerine ait bir merkez ve sekiz adet şube olmak üzere 9 adet ofisin bulunduğu ve buna ilişkin bir takım ticaret ve sanayi oda kayıtlarının sunulduğu anlaşılmakla, Mahkemece bu hususta araştırma yapılıp, ilgili şubelerde çalışanların tespiti yoluna gidilmeli, varsa kayıtlı tanıkların beyanlarına başvurulmalı, her ne kadar poliçelerde davacının isminin bulunmadığı belirtilmiş ise de davacı tarafından düzenlendiği iddia edilen poliçe sahiplerinin açık kimlik bilgileri davacıdan sorularak tespit edildiği takdirde ilgili şahıslar dinlenilmeli, diğer taraftan bir önceki bozma ilamımızda belirtildiği üzere, bilirkişi marifetiyle iş yeri kayıtları üzerinde inceleme yapılmak suretiyle, söz konusu işyerinde mevcut kayıtlar nazarında çalışabilecek işçi sayısı tespit edilmeye çalışılmalı, böylelikle uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir..." gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesince verilen karar bozulmuştur. D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Üçüncü Karar Mahkemenin 30.06.2021 tarihli kararı ile davacının düzenlemiş olduğu poliçe örnekleri ve sayısı araştırılmış ise de davacının işyerinde temizlik ve evrak getir-götür işleri yaptığını beyan etmesi nedeniyle bu husus araştırılmamış, sigortası iptal edilmeyen tek tanık ... dinlenilmiş, tanık beyanında davacıyı tanımadığını, davacının beyanında belirttiği işlerin lise stajyerleri tarafından yapılmış olduğunu beyan etmesi, davacı ile aynı mahiyette işleri yaptığı beyan edilen ve aynı davalı nezdinde sigortası iptal edilen birden çok işçinin Mahkememizde görülmekte olan davasının mevcudiyeti, benzer olarak dosyada dinlenen tanık ...'in davacı ile aynı işi yaptığını beyan etmiş olması, bu durumun hayatın olağan akışına uygun olmaması nedenleriyle davanın reddine karar verilmiştir. E. 3. Bozma Kararı Mahkemenin 30.06.2021 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairenin 14.12.2022 tarihli kararı ile “.. somut olaya dönüldüğünde, benzer şekilde bir kısım davalar açılmış olup her bir dava konusunun kendine özgü olması nedeniyle işbu davadaki davacı yönünden bireyselleştirme yapılmak suretiyle fiili çalışmanın varlığının araştırılması gerektiğinden, Mahkemece, davacının getir-götür işi yaptığı sabit olmakla, iş yerlerinin kapasitesi ve işverene ait değişik yerlerdeki ofis sayısı dikkate alınmak suretiyle bu işin yapılmasının mümkün olup olmaması daha detaylı bir şekilde araştırılmalı, bu kapsamda davacının ikamet ettiği yer ile bu iş yerleri arasındaki mesafe, getir-götür işi yapan personelin sayısı, çalışmanın fiilen hangi ofiste geçtiğinin netleştirilmesi ve ilgili ofisteki ihtiyaç, diğer dava dosyalarındaki aynı işi yaptığını iddia edenlerin tespiti ile çalışılan ofis belirlenmeli, gerektiğinde tekrar tanık beyanlarına başvurularak daha detaylı bilgi edinilmeli yine davacının iptal edilen çalışmalarının bildirildiği ile çalışmanın geçtiği iddia edilen ofis iş yerlerine komşu işverenlerin bulunup bulunmadığı hususu zabıta, kolluk aracılığıyla tespit edilerek buralarda davacının çalışmalarını bilebilecek şekilde tarafsız komşu işyeri çalışan veya işletenlerin bulunup bulunmadığı irdelenmeli, varsa iş yerinin bulunduğu binanın yöneticisi ve apartman görevlisinin beyanına başvurulmalı, davacının çalışmaları bakımından iş yerinde imzaladığı ve gelen müşterilere verdiği veya benzer şekilde yazılı belgelerinin bulunup bulunmadığı hususları da araştırılarak uyuşmazlık konusu husus hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.” gerekçesiyle karar bozulmuştur. F. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen 4. Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının çalıştığı iddia edilen iş yerinin Suluova Şubesi ile davalının ilgili tarihteki ikameti arasında dosya arasına alınan Google Maps uygulaması görüntüsü ile 81 kilometre mesafe olduğu anlaşılmış, dinlenen tanıklardan davacı ile aynı şubede yahut davacının çalışmasını doğrular mahiyette beyan elde edilememiş olup, tüm bu gerekçelerle, ilgili mevzuat hükümleri ve yüksek yargı içtihatları uyarınca davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davacının çalışmasının gerçek olduğunu, eksik inceleme ile hatalı karar verildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, Kurumca iptal edilen 31.12.2008 - 29.01.2010 tarihleri arasındaki hizmetlerinin geçerli olduğunun tespiti, aksi yöndeki Kurum işleminin iptali ve kesilen aylıkların kesildiği tarihten itibaren tekrar bağlanması istemine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliye yükletilmesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 30.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.