Yargıtay Kararları › Yargıtay 10. Hukuk Dairesi › Ocak 2025 › 2023/13503 E., 2025/135 K.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/13503 E., 2025/135 K. (07.01.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/13503
Karar No
2025/135
Karar Tarihi
07.01.2025
Konu
Tazminat

10. Hukuk Dairesi 2023/13503 E. , 2025/135 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Van Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/327 E., 2021/1499 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Van 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2015/12 E., 2020/640 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı vekili ile davalılardan ... Tur. İnş. Paz. İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı, ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili özetle; 11.02.2013 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirketlerin yürütmekte olduğu ...'a ait Ağrı ili, ... ilçesinde yapılmakta olan trafo merkezi inşaat işinde trafo ustası olarak çalışırken meydana gelen iş kazası nedeniyle yaralandığını ve iş göremez duruma geldiğini, iş kazasının meydana gelmesinden hemen sonra işverenin durumu gerekli yasal kurumlara bildirmeden müvekkili baygın olduğundan kendisini hastaneye götürdüklerini, davalı tarafça işyerinde gerekli iş sağlığı ve iş güvenliğinin sağlanmadığını, müvekkilinin iş kazası nedeniyle çalışamadığını, başkasının yardımına muhtaç hale geldiğini, müvekkilinin bu duruma düşmesi nedeniyle büyük bir manevi çöküntü yaşadığını belirterek açıklanan nedenlerle fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla iş gücünden kalmasından ve tedavi masraflarına karşılık 351.000,00 TL maddi tazminatın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP Davalı ... Şirketi vekili özetle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle 253.022,87 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalılardan ... Tur. İnş. Paz. İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının reddedilen kısım yönünden usul ve yasaya aykırı olduğunu, zira bu kararların eksik incelemeye dayalı bilirkişi raporuna dayandığını, söz konusu raporda müvekkilinin gelirinin olduğundan düşük gösterildiğini ve bu nedenle tazminatın eksik hesaplandığını, ayrıca sağlık giderlerinin hesaba katılmadığını, rücuya tabi kalemlerin hangi kriterlere göre ve neye dayanılarak belirlendiğinin ortaya konulmadığını, bu nedenlerle tazminatın eksik belirlendiğini ve eksik hesaplamaya dayalı hükmün hukuka aykırılık taşıdığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı ... Şirketi vekili temyiz dilekçesinde özetle, Van 2. İş Mahkemesinde müvekkili aleyhine açılan davanın kabulüne karar verildiğini, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun ise Van Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi tarafından esastan reddedildiğini, verilen kararın açıkça hukuka aykırı olduğunu ve bozulması gerektiğini, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, buna ilişkin itirazların Bölge Adliye Mahkemesi tarafından dikkate alınmadığını, özellikle fazlaya ilişkin taleplerin kabulünün yasaya açıkça aykırılık teşkil ettiğini, müvekkil şirketin ...’a ait işlerde alt yüklenici olarak yer aldığını ve trafo merkezi inşaatındaki kalıp, beton, duvar ve demir işçiliklerinin taşeron olarak başkalarına verildiğini, olay günü müvekkil şirketin formeninin taşeronlara talimat verdiğini ve davacının doğrudan taşeron tarafından çatı işine yönlendirildiğini, olayın trafo binasında değil, yüksekliği 2,70 metre olan güvenlik binasında meydana geldiğini, buna rağmen bazı tanıkların yanlış beyanda bulunduğunu, kazadan sonra davacının bilinci açık şekilde hastaneye götürüldüğünü ve yapılan tetkiklerde yalnızca hafif ezilme tespit edildiğini, davacının olaydan sonra şikayetçi olmadığını ve bu nedenle olayın SGK’ya iş kazası olarak bildirilmediğini, şirketin bu süreçte davacının samimi beyanlarına uygun hareket ettiğini, ertesi gün davacının özel araçla Van’daki hastaneye götürüldüğünü, orada da benzer bir teşhis konulduğunu ve yalnızca kısa süreli istirahat gerektiğinin söylendiğini, müvekkil şirketin hem hastane sürecinde destek olduğunu hem de maddi yardımda bulunduğunu, davacının birkaç gün sonra tekrar şantiyeye dönerek çalıştığını, buna rağmen davacı tanıklarının olayın vahametini abartarak gerçeğe aykırı şekilde beyan verdiklerini, kazanın gerçekleştiği binanın yüksekliği sabitken tanıkların bu konuda çelişkili ifadeler verdiğini, davacının kazadan dört ay sonra sırt ve bel ağrısı şikâyetiyle bazı özel hastanelere gittiğini beyan ettiğini ancak bu süreçte başka bir işte çalışıp çalışmadığının araştırılmadığını, davacının kazadan önce bel fıtığı rahatsızlığının bulunduğunu ve bu rahatsızlıkla ilgili ameliyat geçirdiğini, bu nedenle ameliyata ilişkin tüm tıbbi belgelerin temin edilmesi gerektiğini, müvekkil ile taşeron arasında yapılan sözleşmede açıkça taşeronun kendi işçilerinden sorumlu olduğunun düzenlendiğini, davacının asıl işvereninin taşeron olduğunu ve bu nedenle sorumluluğun taşeronda bulunduğunu, davacının sürekli iş göremezlik oranına dair raporların kabul edilemeyeceğini, zira davacının kazadan sonra çalışmaya devam ettiğini, Mahkemece yalnızca davacı tanıklarının dinlenmesiyle kusur raporu alınmasının hukuka aykırı olduğunu, tanık listesi sunulmuş olmasına rağmen yalnızca karşı taraf tanıklarının dinlendiğini, bu durumun kusur oranını etkilediğini ve davalı tanıklarının beyanları alınmadan karar verilmesinin usule aykırılık teşkil ettiğini, müvekkil şirketin gerekli tüm önlemleri aldığını ve olayın davacının kendi kusurundan kaynaklandığını, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, davacının dengesini kaybederek düştüğünü ve müvekkil şirkete kusur izafe edilemeyeceğini, şirketin yalnızca taşeron konumunda olduğunu ve %50 kusurlu sayılmasının oluşa ve yasaya aykırı olduğunu, hükme esas alınan tazminat miktarının fahiş olduğunu, hesap bilirkişisinin hazırladığı iki seçenekli raporda asgari ücretin üzerinde yapılan hesaplamanın hukuka aykırı olduğunu, Yargıtayın yerleşik içtihatlarında asgari ücretin üzerindeki ücretin tanıkla ispat edilemeyeceğinin açık olduğunu, davacının olay tarihinde asgari ücretle çalıştığını, buna rağmen daha yüksek ücretle hesaplama yapıldığını, Mahkemenin neden bu hesabı esas aldığına dair gerekçeli kararda herhangi bir açıklamaya yer verilmediğini, bu yönüyle kararın denetime elverişli olmadığını, Van Bölge Adliye Mahkemesinin bu konulardaki itirazları incelemeden ret kararı verdiğini, davacının ıslah dilekçesiyle talebini artırmasına rağmen faiz başlangıcının kaza tarihi olarak kabul edilmesinin hatalı olduğunu, ayrıca mahkemece hastane masraflarına ilişkin talep reddedilmesine rağmen lehlerine vekalet ücretine hükmedilmemesinin de usule aykırılık oluşturduğunu, Bölge Adliye Mahkemesi kararında gerekçeye yer verilmediğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı müflis ... Yapı Taah. San ve Tic. A.Ş. vekili 04.10.2023 tarihli dilekçesinde özetle, Van 2. İş Mahkemesinin 2015/12 Esas sayılı dosyasında müflis şirket aleyhine açılan davada 26.11.2020 tarih ve 2020/640 sayılı karar ile davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, karara karşı davacı ve diğer davalı tarafından istinaf yoluna başvurulduğunu, Van Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin 2021/327 Esas sayılı dosyasında verilen 02.11.2021 tarih ve 2021/1499 karar sayılı ilam ile istinaf taleplerinin reddedildiğini, İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararları ile davacının temyiz dilekçesinden ancak 28.09.2023 tarihinde haberdar olunduğunu, müflis ... Yapı Taah. San. ve Tic. A.Ş. hakkında Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/744 Esas sayılı dosyasında 31.01.2019 tarihinden geçerli olmak üzere iflas kararı verildiğini ve iflas tasfiye işlemlerinin Bakırköy 1. İflas Müdürlüğünün 2019/16 İflas sayılı dosyasında yürütüldüğünü, dosyanın incelenmesinden, müflis şirketin alt işvereni olan ... firması çalışanının geçirdiği iş kazasına ilişkin tazminat talebinde bulunduğunun anlaşıldığını, ancak söz konusu iş kazasında müflis şirkete atfedilebilecek herhangi bir kusur bulunmadığını, kazanın tamamen davacının iş sağlığı ve güvenliği kurallarına uymamasından kaynaklandığını, İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarında müflis şirket her ne kadar asıl işveren gibi değerlendirilmişse de asıl işverenin ... olduğunu, iş kazasının ...’a ait trafo merkezi inşaatında, yüklenici konumundaki ... firmasının faaliyeti sırasında meydana geldiğini, bu nedenle müflis şirketin kusurlu sayılmasının hukuka aykırı olduğunu, eğer kusur yüklenmesi söz konusuysa kusur dağılımında ...’ın da dahil edilmesi gerektiğini, iflas masasının dahli olmadan yapılan yargılama sonucu alınan bilirkişi raporları ve verilen kararların hukuka aykırı olduğunu ve kabul edilmediğini, ayrıca müflis şirket hakkında iflas kararı verilmesiyle birlikte görülmekte olan davanın kayıt kabul davasına dönüştüğünü, bu tür davaların maktu harç ve vekalet ücretine tabi olması gerekirken, müflis şirket yönünden nispi harç ve vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, bu durumda yalnızca maktu miktarlardan sorumlu tutulması gerekirken tamamından sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu belirterek, İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Dosya kapsamından, İlk Derece Mahkemesi kararından önce Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 31.01.2019 tarih 2018/744 Esas, 2019/103 Karar sayılı kararı ile davalılardan ... Şirketi'nin iflasına karar verildiği, İlk Derece Mahkemesince bu tarihten sonraki tüm tebligatların (ıslah dilekçesi, 02.11.2020 tarihli hesap raporu, 04.11.2019 tarihli ATK 3. İhtisas Dairesi Raporu vs.) adı geçen şirket adına aşamalarda iflastan önce vekaletname ibraz eden avukatlarına tebliğ edildiği ve sonuç olarak 26.11.2020 tarihli kararı ile 253.022,87 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verildiği, İlk Derece Mahkemesi gerekçeli kararı ve davacı tarafın gerekçeli istinaf dilekçesinin de davalı ... Şirketi adına iflastan önceki aşamalarda vekaletname ibraz eden ancak iflas nedeniyle vekalet ilişkisi her halükarda son bulmuş avukatına tebliğ edildiği, davacı ve davalı ... şirketince istinaf yoluna başvurulduğu, Bölge Adliye Mahkemesince davacının ve davalı ... şirketinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verildi, Bölge Adliye Mahkemesi kararı ve davacının gerekçeli temyiz dilekçesinin de iflastan önceki aşamalarda vekaletname ibraz eden Av....’a tebliğ edildiği, Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı vekili ile davalı ... şirketi tarafından temyiz edildiği, Dairemizin geri çevirme kararı sonrasında Ticaret Sicil Müdürlüğünden adı geçen şirketin iflas edip etmediği, etmiş ise tarihi, iflas etmiş ise iflas işlemlerini yürüten icra/iflas dairesi ve iflas dosyasının esas numarası, tasfiye usulünün belirlendiği, Bölge Adliye Mahkemesince Ticaret Sicil Müdürlüğünden sorulduğu, ... . İcra Dairesinin 27.09.2023 tarihli cevabi yazısına göre davalı ... şirketinin 31.01.2019 tarihi saat 11.40 itibarı ile iflasının açıldığı, tasfiye usulünün adi tasfiye olduğu ve iflas idare memurlarının bilgilerinin temin edildiği, Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi gerekçeli kararı, davacının istinaf dilekçesi, Bölge Adliye Mahkemesi kararı ve davacının gerekçeli temyiz dilekçesinin iflas idare memurlarından Av. ...’a 03.10.2023 tarihinde tebliğ edildiği, adı geçen iflas idare memurunun süresinde dilekçe ibraz ederek karara itiraz ettiği anlaşılmaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 27. maddesinde yer bulan “Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkeme, iki tarafa eşit şekilde hukukî dinlenilme hakkı tanıyarak hükmünü vermelidir. Anayasa'nın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukukî dinlenilme hakkı, adil yargılanma hakkı içinde teminat altına alınmıştır. Bu hakka, tarafın hâkime meramını anlatma hakkı ya da iddia ve savunma hakkı da denilmektedir. Ancak, hukukî dinlenilme hakkı, bu ifadeleri de kapsayan daha geniş bir anlama sahiptir. Bu hak çerçevesinde, tarafların gerek yargı organlarınca gerekse karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur. Kişinin kendisinden habersiz yargılama yapılarak karar verilmesi, kural olarak mümkün değildir. Hukukî dinlenilme hakkı, sadece belli bir yargılama için ya da yargılamanın belli bir aşaması için geçerli olan bir ilke değil, tüm yargılamalar için ve yargılamanın her aşamasında uyulması gereken bir ilkedir. Bu çerçevede gerek çekişmeli ve çekişmesiz yargı işlerinde gerekse bu yargılamalarla bağlantılı geçici hukukî korumalarda, icra takiplerinde, tahkim yargılamasında, hatta hukukî uyuşmazlıklarla ilgili yargılama dışında ortaya çıkan çözüm yollarında, her bir yargılama, çözüm yolu ve uyuşmazlığın niteliğiyle bağlantılı şekilde hukukî dinlenilme hakkına uygun davranılmalıdır. Somut olayda, davalı ... Şirketinin iflasının açılmasından sonra adı geçen şirket adına yapılan tebligatların usulsüz olduğu, bu haliye davalı ... Şirketinin hukuki dinlenilme ve savunma hakkının kısıtlandığı açıktır. Bölge Adliye Mahkemesince yapılacak iş; davalı ... Şirketi adına ibraz edilen 04.10.2023 tarihli dilekçeyi İlk Derece Mahkemesi kararına karşı ibraz edilmiş gerekçeli istinaf dilekçesi olarak kabul ederek, tüm tarafların istinaf istemleri konusunda bir karar vermekten ibarettir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Tarafların sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililere iadesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 1cc8198fd526796d 5bb64fea16d227de

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi – Ocak 2025 kararlarının tamamı