Yargıtay Kararları › Yargıtay 10. Hukuk Dairesi › Ocak 2025 › 2023/11914 E., 2025/130 K.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/11914 E., 2025/130 K. (07.01.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/11914
Karar No
2025/130
Karar Tarihi
07.01.2025
Konu
Tazminat

10. Hukuk Dairesi 2023/11914 E. , 2025/130 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1057 E., 2022/2884 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 15. İş Mahkemesi SAYISI : 2017/107 E., 2020/724 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmek ve de davalılar vekilleri tarafından duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma taleplerinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 28.03.2023 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davalı ... Yol Yapı İnş. Taah. Tur. Nak. Hafr. Maden. ve Tic. Ltd. Şti. vekili Av. ... ve duruşmalı temyiz eden davalı ... Çimento San. ve Tic. A.Ş. vekili Av. ..., temyiz eden davacılar vekili Av. ... ... geldiler. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde dosyanın mahalline geri çevrilmesine karar verilmiştir. Dosyanın tekrar Daremize gönderilmesinden ve Tetkik Hakimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili özetle meydana gelen iş kazası nedeniyle müvekkillerinin murisinin vefat ettiğini, kazanın oluşumunda davalıların kusurlu olduklarından bahisle eş için 216.675,08 TL maddi, 250.000,00 TL manevi, çocuk ... için 29.497,08 TL maddi, 200.000,00 TL manevi, diğer çocuklar ... ve ... için 10.000,00’er TL maddi, 200.000,00’er TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep ve dava etmilşlerdir.

II. CEVAP Davalılar vekilleri özetle; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle davacılar murisinin ölümü ile sonuçlanan iş kazasının meydana gelişinde ... sigortalının %30 oranında davalı alt işveren ... Şirketinin %70 oranında kusurlu oldukları, diğer davalı ... Şirketinin ise asıl işveren olması nedeniyle hüküm altına alınan tazminat tutarlarından kusuru bulunmasa bile müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu kabulünden hareketle davacılar eş ve çocuk ...’nun maddi tazminat istemlerinin kabulüne, çocuk ... lehine 3.691,46 TL maddi tazminat ödenmesine, çocuk ...’in maddi tazminat isteminin reddine, eş lehine 125.000,00 TL, çocuklar lehine 95.000,00’er TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, yerinde görülmeyen istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle, Mahkeme tarafından kendileri lehine takdir edilen vekâlet ücretinin hatalı hesaplandığını, ayrıca vekâlet ücretinin her bir davacı bakımından ayrı ayrı hesaplanması gerektiği hâlde maddi tazminat taleplerinin toplamı bakımından bir, manevi tazminat taleplerinin toplamı bakımından bir vekâlet ücretine hükmedildiğini, hüküm altına alınan manevi tazminatların az olduğunu, davacıların zararları hesaplanırken kusur indirimi yapılmasının hatalı olduğunu, müteveffaya kusur atfedilmiş olsa bile bu kusurun müvekkillerine yansıtılamayacağını, davacı çocuklar bakımından 25 yaşa kadar hesaplama yapılması gerektiğini, müteveffanın kıdemli ve tecrübeli bir tır şoförü olması nedeniyle hükme esas alınan rapordaki verilere kıyasla gelirinin çok daha yüksek olduğunu, müteveffanın müvekkillerine ayıracağı desteklik payının da yine raporda esas alınandan çok daha fazla olması gerektiğini, gerek müteveffanın gerekse de destek olacağı müvekkillerinin bakiye ömürlerinin de daha uzun olduğunu, ayrıca dosya kapsamında yeniden hesaplama yapılması hâlinde yeni kurulacak hüküm tarihine en yakın tarihteki bilinen asgari ücret verilerinin ve lehe değişen içtihatların, hesaplama yöntemlerinin dikkate alınmasını talep ettiklerini, davacılardan ... bakımından maddi tazminat talebim reddinin hatalı olduğunu, bu davacı bakımından evlilik yardımının maddi zarardan indirilmesinin hatalı olduğunu, reddedilen manevi tazminat bakımından ret vekâlet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı ... Şirketi vekili temyiz dilekçesinde özetle, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından hiçbir istinaf taleplerinin incelenmediğini, istinaf dilekçeleri incelendiğinde görüleceği üzere, Kurum inceleme raporu ve rücuan tazminat dava dosyasındaki kusur oranları ile eldeki dosyada alınan kusur raporları arasındaki çelişki giderilmeden karar verildiğini, Bölge Adliye Mahkemesi kararında sanki taraflara %50’şer kusur verilmiş gibi açıklamalar ve gerekçeler yazılarak istinaf taleplerinin reddedildiğini. Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi tarafından karardaki kusur oranlarının hatalı değerlendirildiğini, kusur raporunda müvekkili şirketin kusurlu olmadığına dair tespitlerin yerinde olduğunu, ancak diğer davalı ile ... arasındaki kusurun hatalı taksim edildiğini, müteveffaya verilen kusur oranının son derece düşük olduğunu, sigortalının aracını eğimli yere park etmediğini, takoz kullanmış, araçtan inmemiş, tamircinin talimatlarına uymuş, aracın peşinden koşmamış olsaydı bu kaza hiç yaşanmayacağını, bu durumların özel bir eğitim gerektirmeyen ve ehliyet sahibi olan herkesin dikkat etmesi gereken noktalar olduğunu, bir başka ifade ile verilen eğitimlerin yanı sıra, ne kadar eğitim verilmiş olursa olsun, müteveffanın kusurlu davranışlarından ötürü bu kazanın oluşumunun kaçınılmaz olduğunu, müvekkili şirket ile diğer davalı arasındaki ilişkinin asıl işveren-alt işveren ilişkisi olarak nitelendirilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, müteveffanın ücretinin hatalı ve yüksek hesaplandığını, eşin yaşı ve evlenme ihtimalinin hatalı değerlendirildiğini, ilk peşin sermaye değerinin hatalı mahsup edildiğini, hükğm altrına alınan manevi tazminatların fazla olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı ... Şirketi vekili temyiz dilekçesinde özetle, Bölge Adliye Mahkemesi kararında sanki taraflara %50’şer kusur verilmiş gibi açıklamalar ve gerekçeler yazılarak istinaf taleplerinin reddedildiğini, Bölge Adliye Mahkemesi Dairesi tarafından karardaki kusur oranlarının hatalı değerlendirildiğini, kazanın ... kusurundan kaylandığını, müvekkiline kusur verilmemesi gerektiğini, 05.11.2013 ve 23.12.2015 tarihli İş Sağlığı ve Güvenliği eğitimine katılım belgeleri dosya kapsamında bulunduğu halde müvekkiline eğitim verilmediği gerekçesi ile kusur izafe edildiğini, analiz kısmında yine müteveffanın düz alanda usta çağırma imkanı varken durmayarak eğimli alanda usta çağırdığının göz ardı edildiğini, kusur oranı belirlenirken bu hususa hiç yer verilmeksizin değerlendirme yapıldığını, müteveffanın arızayı öğrendiği noktada usta talebinde bulunsaydı kazanın meydana gelmeyeceğini, usta tamirci ...'a yardım için giden ...'nin ifadesinde; araç tamir edilirken ... sürücünün ustaya haber vermeksizin ve tedbirsiz hareket ederek, mesleki bilgi birikimi ve tecrübesine uygun olamayacak şekilde araçtan indiği belirttiğini, müteveffanın kaza tarihi itibariyle 19 yıllık şoför olup tamirat esnasında ustayla iletişim halinde olması ve ustanın talimatlarını araç kabininde yerine getirmesi gerektiğinin bilincinde olduğunu, tamirat esnasında ustaya hiçbir bilgi vermeden araçtan inerek tamirat gören aracın kontrolsüz hareket kazanmasının kazanın ikinci sebebi olduğunu, kazaya müteveffanın kusurlu hareketlerinin sebebiyet verdiğini, müvekkili işverenin üzerine düşen tüm yasal sorumlulukları yerine getirerek işçilerin periyodik İSG eğitimlerini uzmanlarınca aldırdığını, işverenin bu alışkanlığı kazandırmadığına ilişkin tespitin neye istinaden yapıldığının anlaşılamadığını, bu hareketin İSG eğitimi ile önlenebilecek bir davranış olmadığını, müteveffanın ağır kusurlu davranışları sebebiyle müvekkilinin dava konusu iş kazasında illiyet bağı kesildiğinden sorumluluğu bulunmadığını, müteveffanın ücretinin hatalı ve yüksek hesaplandığını, faizin en son güncel hesaplama tarihinden itibaren yani 14.04.2020 tarihinden itibaren uygulanmasına karar verilmesi gerektiğini, hüküm altına alınan manevi tazminatların fazla olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B.Değerlendirme ve Gerekçe 1.Tarafların Davacı Çocukların Manevi Tazminat İstemleri Hakkında Kurulan Hükümlere Yönelik Temyiz İtirazları Yönünden Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır. Dosya içeriğine göre davacılar vekilinin eş için 216.675,08 TL maddi, 250.000,00 TL manevi, çocuk ... için 29.497,08 TL maddi, 200.000,00 TL manevi, diğer çocuklar ... ve ... için 10.000,00’er TL maddi, 200.000,00’er TL tazminat talebinde bulunduğu, İlk Derece Mahkemesinin 03.12.2020 tarihli kararında davacılar eş ve çocuk ...’nun maddi tazminat istemlerinin kabulüne, çocuk ... lehine 3.691,46 TL maddi tazminat ödenmesine, çocuk ...’in maddi tazminat isteminin reddine, eş lehine 125.000,00 TL, çocuklar lehine 95.000,00’er TL manevi tazminat ödenmesine karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesinin 06.07.2022 tarihli kararı ile istinaf yoluna başvuran taraf vekillerinin istinaf istemlerinin esastan reddine karar verildiği gözetildiğinde, davacı çocukların manevi tazminat istemleri hakkında verilen kısmen kabul, kısmen ret kararlarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından taraf vekillerinin bu kısımlara yönelik temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir. 2.Taraf Vekillerinin Diğer Hükümlere Yönelik Temyiz İtirazları Yönünden Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre taraf vekillerinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Dosya kapsamından, hükme esas alınan bilirkişi hesap raprounda; Kurum kayıtları, ... Sendikası cevabi yazısı ve murisle aynı dönemde aynı işi yapan tanık beyanında belirtilen ücretin ortalaması alınarak kaza tarihinde yürürlükte bulunan net asgari ücretin 1,75 katına isabet eden üzerinden hesaplama yapıldığı, hesap raporunun düzenlendiği 14.04.2020 tarihi itibariyle 12 yaşında olan davacı çocuk ... yönünden yüksek öğrenim gördüğüne dair belge bulunmadığı gerekçesi ile adı geçen 18 yaşını ikmal ettiği tarihe kadar ... sigortalının desteğinden faydalandırıldığı, ... sigortalının sendikalı olduğuna, davalı iş yerinde sendikal örgütlenme bulunduğuna dair bir bilgi bulunmadığı anlaşılmaktadır. Zararlandırıcı sigorta olayına maruz kalan sigortalının veya ölümü halinde yakınlarının maddi zararının hesabında, gerçek ücretin esas alınması koşuldur. Gerçek ücretin ise işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarından saptanacağı, işçinin imzasının bulunmadığı işyeri ve sigorta kayıtlarının nazara alınamayacağı, işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarının bulunmaması durumunda işçinin yaşı, kıdemi, mesleki durumu dikkate alınarak, emsal işi yapan işçilerin aldığı ücret gözönünde tutularak belirlenmesi gerektiği, Dairemizin giderek Yargıtayın yerleşmiş görüşlerindendir. Öte yandan Yargıtayın yerleşmiş uygulamalarına göre de 18 yaşından küçük kız veya erkek çocuklarının ilk veya orta öğrenimlerine devam ediyor olmaları durumunda, üniversite eğitiminin yaygınlaşması dikkate alındığında üniversiteye de devam etmeleri kuvvetle muhtemel olduğundan, 25 yaşlarına kadar destek zararı hesabı yapılmalıdır. Somut olayda, müteveffanın sendikalı olmadığı, davalı iş yerinde sendikal örgütlenme bulunmadığı açık olduğuna göre davacılar murisinin ücretinin tespitinde sendika ücreti de dikkate alınmak suretiyle ortalama alınarak ücret tespit edilmesi hatalı olduğu gibi meslek odası, TÜİK ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığından emsal ücret araştırması yapılmadan sonuca gidilmesi de yerinde görülmemiştir. Bunun yanında hesap raporunun düzenlendiği tarih itibariyle 12 yaşında olan davacı çocuk ... yönünden 25 yaşını ikmal edeceği tarihe kadar destekten faydalandığı varsayılması gerekirken 18 yaşını ikmal ettiği tarihte destekten çıkarılması isabetsizdir. Mahkemece yapılacak iş; sigortalının yaptığı iş, yaşı, kıdemi belirtilmek suretiyle TÜİK’den, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'ndan ve meslek odasından bilinen devrede sigortalının alabileceği ücretleri sormak, elde edilecek sonuçları dosyadaki diğer verilerle birlikte değerlendirip müteveffanın gerçek ücretini tereddütsüz olarak belirlemek, sonrasında hak sahiplerinin maddi zararlarını davacı çocuk ...'nun 25 yaşında kadar destekten faydalandığı gözetilmek suretiyle yeniden hesaplatmak ve çıkacak sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1.Taraf vekillerinin davacı çocukların manevi tazminat istemleri hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının ayrı ayrı MİKTARDAN REDDİNE, 2.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 3.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililerine iadesine, Davacılar avukatı yararına takdir edilen 28.000,00 TL duruşma avukatlık parasının davalılara, davalılar avukatı yararına takdir edilen 28.000,00 TL duruşma avukatlık parasının da davacılara yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 659388957d951ecf 1672f05851d8a87e

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi – Ocak 2025 kararlarının tamamı