9. Hukuk Dairesi 2025/905 E. , 2025/1763 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin murisinin davalıların Ukrayna'da bulunan şantiyelerinde formen olarak 19.09.2017-14.08.2019 tarihleri arasında 1 yıl 11 ay 27 gün aralıksız olarak çalıştığını, aylık net 2.500,00 USD ücret aldığını, şantiye ve lojmanlardaki sağlıksız koşullar ve aşırı soğukların murisin bir virüs kapmasına ve ağır hastalanmasına yol açtığını, bulunduğu bölgede tedavi olanağı bulunmadığından şantiye yetkililerinin murisi 14.08.2019 tarihinde Türkiye'ye gönderdiğini ve murisin 19.08.2019 günü vefat ettiğini, murisin iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından 14.08.2019 tarihinde sona erdirildiğini, 2018 tarihli ve 14.08.2019 günlü ihtiyari arabuluculuk anlaşma tutanaklarının şekil ve esas yönlerinden usul ve kanuna aykırı olup geçersiz olduklarını ileri sürerek ihtiyarı arabuluculuk anlaşma tutanaklarının geçersiz olduklarının tespiti ve iptali ile kıdem ve ihbar tazminatı, manevi tazminat, yıllık izin ücreti, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, murisin Ukrayna'da yurt dışı kanunlarına göre kurulmuş dava dışı Şirkette çalıştığını, husumet itirazları bulunduğunu, dönemsel çalışmaları dolayısıyla her iki çalışma dönemini de kapsayacak şekilde 15.01.2019 ve 14.08.2019 tarihli arabuluculuk tutanakları ile usulüne uygun anlaşmalar yapıldığını, davanın dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini, alacak taleplerinin yerinde olmadığını, murisin vefat nedeni bilinmemekle birlikte şantiye şartlarından kaynaklı olmasının mümkün olmadığını, Ukrayna'da dinî bayramlarda çalışma yapılmadığını, Türkiye'de geçerli resmî tatillerde Ukrayna'da çalışma yapılmaması gerektiğini ileri sürmenin taraf iradelerine ve hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, Ukrayna kanunlarına göre hafta tatili pazar günü olup murisin hafta tatillerini kullanması nedeniyle bu talebin reddi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 24.05.2022 tarihli kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 24.05.2022 tarihli kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesinin 24.11.2022 tarihli kararı ile taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 24.11.2022 tarihli kararının süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Dairece; 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 27/1 hükmü uyarınca taraflar arasında bir hukuk seçimi anlaşması bulunduğundan uyuşmazlık hakkında Ukrayna hukukunun uygulanması gerektiği, hâl böyle olunca Ukrayna hukukunda uzman bir bilirkişiden de denetime elverişli rapor alınmak suretiyle dava konusu uyuşmazlık bakımından değerlendirme yapılması ve dosya kapsamındaki delil durumu birlikte değerlendirilerek sonucuna göre usuli kazanılmış haklar da gözetilerek bir karar verilmesi gerektiği, bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeden yazılı şekilde Türk hukukuna göre alacakların hüküm altına alınmasının hatalı olduğu gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin 09.11.2023 tarihli kararı ile bozmaya uyularak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin 09.11.2023 tarihli kararının süresi içinde davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece; davalıların cevap dilekçesinin kapsamı dikkate alındığında tarafların hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti dışındaki alacaklar yönünden Türk hukukunun uygulanması konusunda zımni olarak anlaştıkları sonucuna varılması yerinde ise de hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacakları bakımından hükmüne uyulan bozma ilâmı doğrultusunda seçilen hukuk olan Ukrayna hukukuna göre değerlendirme yapılarak sonuca gidilmesi gerekirken bozma gereği yerine getirilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda davacıların murisinin 18.09.2017-14.08.2019 tarihleri arasında davalılara ait yurt dışındaki işyerinde çalıştığı, aylık net ücretinin 2.500,00 USD olduğu, davalı tarafın davacıların murisinin rahatsızlığı nedeniyle iş sözleşmesini feshederek Türkiye'ye gönderdiği, murisinin iş sözleşmesinin haklı nedenlerle feshedildiğinin ispat edilemediği, davacıların murisinin davalılara ait işyerinde çalışmasından dolayı kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, davacının fazla çalışma ücreti alacağının tanık beyanlarına göre hesaplandığı, Ukrayna mevzuatı dikkate alınarak hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının bilirkişi raporunda hesaplandığı, davalıların zamanaşımı def'inde bulunduğu, Ukrayna İş Kanunu'nun 233 ve 234. maddelerinin zamanaşımına ilişkin hükümler içerdiği, dosyadaki bilgi ve belgelere göre davacıların murisinin davalılara ait işyerinde çalışırken hastalandığı, bu hastalığından dolayı Türkiye'ye gönderildiği ve hastaneye yatırıldığı, akabinde de vefat ettiğinin sabit olduğu, Ukrayna İş Kanunu'nun 234. maddesinde belirtilen geçerli nedenlerle kaçırılan sürelerin mahkeme tarafından yenilenmesi hususunun davacılar yönünden gerçekleştiği, Kanun'un aradığı uzatma şartlarının gerçekleşmiş olduğu, tüm bu nedenlerle davacılar yönünden Ukrayna İş Kanunu'nun aradığı 1 ay ve 3 aylık sürelerin geçmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalılar vekili temyiz dilekçesinde; 1. Murisin vefat zamanı ve davacı vekilinin işbu davayı açma zamanı dikkate alındığında mahkemenin karar gerekçesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu, 2. Ukrayna hukukuna göre davanın hak düşürücü süreye uğradığını, 3. Bilirkişi raporunda davacının aylık net ücreti ile giydirilmiş brüt ücretinin hatalı belirlendiğini, 4. İş sözleşmesini haksız bir şekilde fesheden işçinin kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin ücretine hak kazanamayacağını, 5. Fazla çalışma ücretinin hatalı hesaplandığını, 6. Davacının hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücretlerine hak kazanmadığını ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; davanın süresinde açılıp açılmadığı, zamanaşımı, aylık ücret ve giydirilmiş ücretin tespiti, kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanılıp kazanılmadığı, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ispatı ve hesaplanmasına ilişkindir. 1. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalılar vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Maddi hukukun bir müessesesi olan zamanaşımı, hukuki işlem ve ilişkinin esasına uygulanan hukuka tâbidir (..., Milletlerarası Özel Hukuk, Ankara, 2022, s.315; ..., Türk Milletlerarası Özel Hukuku, Ankara, 2021, s.127). Buna göre Ukrayna İş Kanunu'nun bu konudaki hükümlerinin uyuşmazlıkta uygulanması, 5718 sayılı Kanun'un 2 ve 8. maddelerinin bir gereğidir. Ukrayna İş Kanunu'nun 233. maddesi şöyledir: "Çalışan, hakkının ihlal edildiğini öğrendiği veya öğrenmesi gereken tarihten itibaren üç ay içinde ve işten çıkarılma durumlarında işten çıkarma emrinin (talimatının) bir kopyasının teslim tarihinden itibaren bir ay içinde, iş uyuşmazlığının çözümlenmesi için doğrudan ilçe, ildeki ilçe, il veya yerel şehir mahkemesine başvurabilir. İşin ödenmesine dair mevzuatın ihlali durumunda, çalışan, herhangi bir süre sınırlaması olmaksızın, kendisine ödenmesi gereken maaşını geri almak için dava açma hakkına sahiptir. Teşebbüse, kuruma ve kuruluşa verilen maddi zararın çalışandan tazmini konularında sahibi veya yetkili makamının mahkemeye başvurması için çalışanın verdiği zararın tespiti tarihinden itibaren bir yıllık süre verilir. Bu maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen süre, ayrıca yüksek merci mahkemesine başvururken de uygulanır. Ukrayna İş Kanunu'nun bireysel iş uyuşmazlığının çözümü için mahkemeye başvurma sürelerinin düzenlendiği yukarıda belirtilen süreler, zamanaşımı süresi niteliğindedir. Kanun'un 234. maddesinde ise, söz konusu sürelerin geçerli bir nedenle kaçırılması durumunda mahkeme tarafından yenilenebileceği düzenlenmiştir. Somut uyuşmazlıkta, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil alacakları yönünden Ukrayna hukukuna tâbi çalışma döneminin 14.08.2019 tarihinde sona erdiği, davanın ise 19.07.2020 tarihinde açıldığı sabittir. Davalılar tarafından cevap dilekçesinde usulüne uygun şekilde zamanaşımı def'inde bulunulmuştur. İş sözleşmesinin sona ermesine bağlı olmayan hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil alacakları bakımından zamanaşımı süresi her bir aya ait alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren başlar. İlk Derece Mahkemesince, iş sözleşmesinin sona ermesinden kısa bir süre sonra davacıların murisinin vefat etmesinin Ukrayna İş Kanunu'na göre mahkemeye başvurma sürelerinin kaçırılması noktasında geçerli bir neden olduğu kabulü yerinde ise de varılan sonuç hatalıdır. Zira, davacıların murisi işçinin iş sözleşmesinin sona ermesi ile birlikte 14.08.2019 tarihinde yurda giriş yaptığı ve 19.08.2019 tarihinde vefat ettiği, davacıların ise vekilleri vasıtasıyla 19.11.2019 tarihinde dava şartı arabuluculuk yoluna başvurduğu, sürecin anlaşamama ile sonuçlanması üzerine 09.12.2019 tarihinde dava şartı arabuluculuk son tutanağının düzenlendiği anlaşılmıştır. Dosyadaki mevcut delil durumuna göre Ukrayna İş Kanunu'nun 233. maddesine göre dava tarihi itibarıyla zamanaşımı süresi dolmuştur. Geçerli nedenlerin varlığı sebebiyle davacı tarafa verilebilecek yeni süre en fazla 3 ay olup bu süre de dava tarihi itibarıyla zamanaşımı süresinin dolmasını engellememektedir. O hâlde, davacının Ukrayna hukukuna tâbi hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil alacağı taleplerinin reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 19.02.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. K A R Ş I O Y Türk hukukunda maddi hukukun bir müessesesi olan zamanaşımına uygulanacak hukuk, 5718 sayılı Kanun'un 8. maddesinde, “Zamanaşımı, hukukî işlem ve ilişkinin esasına uygulanan hukuka tâbidir.” şeklinde düzenlenmiştir. Yabancı unsurlu uyuşmazlıklarda kamu düzeni, 5718 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca uygulama alanı bulmakta olup söz konusu hüküm “Yetkili yabancı hukukun belirli bir olaya uygulanan hükmünün Türk kamu düzenine açıkça aykırı olması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz; gerekli görülen hâllerde, Türk hukuku uygulanır.” şeklindedir. Yabancılık unsuru taşıyan hukuki uyuşmazlığa uygulanacak hukuk yabancı devletin hukuku ise kural, yabancı hukukun uygulanmasıdır. Bununla birlikte yabancı hukukun uygulanmasının sınırı, doğacak hukuki sonuçların Türk kamu düzenine açıkça aykırı olmamasıdır. Bir yabancı hukuk kuralı Türk hukukunun temel değerlerine, genel adap ve ahlak anlayışına, Türk kanunlarının dayandığı temel adalet anlayışına ve hukuk siyasetine, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda (Anayasa) yer alan temel hak ve özgürlüklere, milletlerarası alanda geçerli ortak ve kabul görmüş hukuk prensiplerine, ahlak ve adalet anlayışına, medeniyet seviyesine siyasi ve ekonomik rejimine aykırı olması hâlinde kamu düzenimize aykırılığı söz konusu olabilir (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu, 10.02.2012 tarihli ve 2010/1 Esas, 2012/1 Karar sayılı kararı). Zamanaşımının bizzat kendisi kural olarak kamu düzenini ilgilendiren bir konu olmadığından yabancı hukukta zamanaşımı süresinin Türk hukukundan farklı düzenlenmiş olması, 5718 sayılı Kanun’un 5. maddesi kapsamında kamu düzeni müdahalesi gerektirmez. Buna karşılık, uyuşmazlığa uygulanacak olan yabancı hukukta talep hakkının hiç zamanaşımı süresine tâbi tutulmaması, Türk hukukuna nispetle fevkalade kısa bir zamanaşımı süresine tâbi tutulması veya talep hakkında aşırı derecede uzun bir zamanaşımı süresi öngörülmesi hâllerinde 5718 sayılı Kanun’un 5. maddesi gereğince kamu düzeni müdahalesinin kabul edilmesi gerekmektedir (..., Devletler Hususi Hukuku, İstanbul, Yirmi Birinci Baskı, 2015, s.214; ..., Milletlerarası Özel Hukuk, ..., Sekizinci Baskı, 2022, s.314; ..., Türk Milletlerarası Özel Hukuku, ...., İkinci Bası, 2021, s.126; ..., "Yargıtay Kararları Işığında Milletlerarası ... Hukukta Zamanaşımı", ... Hukuk Dergisi, C. 14, 2016, S. 165, s. 4914). Somut olayda uyuşmazlığa uygulanan Ukrayna İş Kanunu’nun 233. maddesi “çalışan, hakkının ihlal edildiğini öğrendiği veya öğrenmesi gereken tarihten itibaren üç ay içinde ve işten çıkarılma durumlarında işten çıkarılma emrinin bir kopyasının teslim tarihinden itibaren bir ay içinde, iş uyuşmazlığının çözümlenmesi için doğrudan ilçe, ildeki ilçe, il veya yerel şehir mahkemesine başvurabilir. İşin ödenmesine dair mevzuatın ihlali durumunda, çalışan, herhangi bir süre sınırlanması olmaksızın kendisine ödenmesi gereken maaşını geri almak için dava açma hakkına sahiptir.” denilmektedir. Ukrayna İş Kanunu’nun 234. maddesi “Bu kanunun 233. maddesinde belirtilen şartların geçerli sebeplerle ihmal edilmesi hâlinde ilçe, ildeki ilçe, il veya yerel şehir mahkemesi bu şartları yenileyebilir.” şeklindedir. Mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı ve uyuşmazlık kapsamında bir talebi mahkeme önüne taşıyabilmek ve bunların etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelmektedir. Anayasa'nın 36/1 hükmünde, herkesin yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla, mahkemeye erişim hakkı Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün bir unsurudur. Ukrayna İş Kanunu’nun 233. maddesinde öngörülen 3 aylık zamanaşımı süresinin fevkalede kısa olduğu, yurt dışında yaptığı çalışmalardan kaynaklı alacakları için Türkiye’de dava açan işçinin mahkemeye erişim hakkını oldukça kısıtladığı açıktır. Sonuç olarak, Anayasa’da temel hak ve özgürlükler arasında yer alan hak arama özgürlüğüne aykırı olan 3 aylık zamanaşımı süresinin kamu düzenini ihlal edici nitelikte olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla Ukrayna İş Kanunu’nun 233. maddesinde 1 aylık ve 3 aylık zamanaşımı süresi öngören kural, 5718 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca kamu düzeni müdahalesi bertaraf edilmelidir. Kamu düzeni müdahalesi neticesinde yabancı hukukunun ilgili hükmünün olayda uygulanmaması ile ortaya çıkan boşluğun ise öncelikle yetkili yabancı hukuktaki başka bir hüküm ile doldurulması gerektiği prensip olarak kabul edilmektedir. Bu şekilde söz konusu boşluğun doldurulamaması hâlinde hâkimin kendi hukukunu olaya uygulayarak uyuşmazlığı çözmesi gerekmektedir (..., s.179-180; ..., s.260-261). Somut olayda davacının Ukrayna hukukuna tâbi çalışma dönemleri bakımından, Türk kamu düzenine aykırı olduğu için uyuşmazlıkta uygulanmaması gereken 3 aylık ve 1 aylık zamanaşımı sürelerinin yerine, öncelikle yetkili yabancı hukuk olan Ukrayna hukukunda uygulanan genel zamanaşımı süresi araştırılmalıdır. Tespit edilen genel zamanaşımı süresi, Türk kamu düzenine aykırı olmadığı sürece, genel zamanaşımı süresine öncelik verilmelidir. Ancak Ukrayna hukukunda öngörülen genel zamanaşımı süresinin dahi Türk kamu düzenine aykırı olduğu tespit edilirse bu durumda, hâkimin hukuku olan Türk hukukunda uygulanan zamanaşımı süreleri dikkate alınmalıdır. Açıklanan nedenlerle yabancı hukukta yer alan 3 aylık ve 1 aylık zamanaşımı sürelerinin kısa olmadığı ve 5718 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca kamu düzeni müdahalesini gerektirmediği yönündeki Sayın Çoğunluğun kararına katılamıyoruz. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! f0e7bb4b430c79b6 09f125757029bfa2