9. Hukuk Dairesi 2025/4353 E. , 2025/5836 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/218 E., 2025/262 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 8. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/308 E., 2024/508 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya ait çiftlikte kâhya olarak eşi ile birlikte çalıştığını, iş sözleşmesinin feshine kadar taraflar arasında herhangi bir sorun yaşanmadığını, davalı işveren yetkilisinin müvekkilini çağırarak iş sözleşmesini feshettiğini, sonrasında arabuluculuk sürecinde ve arabulucunun belirlenmesinde gerekli bilgilendirme yapılmadan tutanakların imzalatıldığını, iradesinin fesada uğratıldığını, tutanakta belirtilen alacak miktarının hak edilen gerçek alacak miktarı kadar da olmadığını, arabuluculuk görüşmelerinin mevzuat hükümleri çerçevesinde usulüne uygun ve tarafsız bir arabulucu tarafından yürütülmediğini, arabulucunun aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmeden düzenlediği tutanakların geçersiz olduğunu ileri sürerek ihtiyari arabuluculuk anlaşma tutanağının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; arabuluculuk sürecinin tüm esaslara uygun olarak yürütüldüğünü, davacının dürüstlük kurallarına aykırı davrandığını, dava dilekçesinde ileri sürülen haksız ve dayanaksız iddialarının kabul edilemez olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı taraf kendisine bilgilendirme yapılmadan ve iradesi fesada uğratılarak arabuluculuk anlaşma tutanağının imzalatıldığını iddia etmiş ise de bu hususta dinletmiş olduğu tanığın davacının kızı olduğu ve bu tanığın talimatla alınan beyanında da davacı babasına birtakım evrakların acele ettirilerek okumadan imzalatıldığını beyan ettiği, diğer taraftan arabulucu ile davalı vekilinin aynı binada bulunmasının tek başına arabuluculuk işlemlerini sakatlamayacağı, tanık beyanı ve tüm dosya kapsamından arabuluculuk işlemlerinin usule aykırı yapıldığı ve irade fesadı iddiasının usulünce ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının iş sözleşmesinin 30.04.2023 tarihinde davalı işverence sonlandırıldığı, davaya konu 02.05.2023 tarihli ihtiyari arabuluculuk tutanağını düzenleyen arabulucu ile davalı vekilinin, arabuluculuk faaliyetinin yürütüldüğü ve tutanakların düzenlendiği arabuluculuk bürosundaki beş ortaktan ikisi oldukları, tutanaklarda yer aldığı üzere arabulucunun adresi başka bir adres olmasına rağmen arabuluculuk görüşmelerinin söz konusu arabuluculuk bürosunda yapıldığı, arabulucuyu belirleyen davacının arabulucuya ücret ödediğine dair dosyada hiçbir bilgi ve belge bulunmadığı, yapılan bu yöndeki araştırmaya arabulucu tarafından gizlilik yükümlülüğü öne sürülerek açıkça cevap verilmemesinin davacı tarafça böyle bir ödemenin yapılmadığına delalet teşkil ettiği, davacı tanık beyanı ve dosya kapsamına göre Bursa Merkez'e 60 km mesafedeki ilçede bir çiftlikte kâhya olarak çalışan davacının davalı vekilinin de bürosunun olduğu aynı binanın bir üst katındaki ofiste arabuluculuk sürecine iştirak ettirilmesinin arabuluculuk sürecinin davalı tarafça organize edildiği konusunda güçlü bir karine oluşturduğu, tanık beyanında belirtilen somut olaylar da dikkate alındığında yaşanan sürecin Kanun'un aradığı anlamda gerçek bir arabuluculuk süreci olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. İhtiyari arabuluculuk faaliyetinde arabulucu belirleme tutanağındaki imzanın davacı tarafından inkâr edilmediği dikkate alındığında arabulucuyu belirleyen davacının ibaresinin açıkça hukuka aykırı olduğunu, 2. Arabuluculuk faaliyetinin yürütüldüğü tarihte ortak olmayan ve arabuluculuk işlemlerinde Şirket vekili olarak imzası dahi bulunmayan vekile yönelik asılsız ithamların kabul edilemez olduğunu, 3. Arabuluculuk uygulamasında tarafların anlaşması hâlinde arabuluculuk ücretinin kimin tarafından ödeneceğinin yine taraflarca kararlaştırılabilmesinin mümkün olduğunu, 4. Arabuluculuk merkezinin bulunduğu binada birden çok avukat ve arabulucunun faaliyet gösterdiğini, irade fesadına dayalı iddiaların somut ve kesin delillerle ortaya konmadığını ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, dava konusu ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesinin 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/5 hükmü uyarınca geçerli bir anlaşma belgesi olup olmadığına ve iptalinin gerekip gerekmediğine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.