Yargıtay Kararları › Yargıtay 9. Hukuk Dairesi › Mayıs 2025 › 2025/3801 E., 2025/4611 K.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/3801 E., 2025/4611 K. (20.05.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3801
Karar No
2025/4611
Karar Tarihi
20.05.2025
Konu
Tazminat, Kıdem Tazminatı

9. Hukuk Dairesi 2025/3801 E. , 2025/4611 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2024/204 E., 2025/50 K. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Mülga Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğüne bağlı Muğla Köy Hizmetleri Müdürlüğünde çalışmaya başladığı tarihten itibaren ...Sendikasına üye olduğunu, 2001 yılına kadar geçici mevsimlik işçi statüsünde çalıştığını, 2001 yılında daimi işçi kadrosuna geçirildiğini, ancak kadrolu işçi statüsüne geçirilirken geçici işçilikte geçen çalışma süresinin dikkate alınmadığını, 2005 yılında Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünün lağvedilmesi ile tüm hak ve alacaklarının Çorum İl Özel İdaresine devredildiğini, geçici işçilikten daimi statüye geçerken önceki hizmetlerinin dikkate alınarak intibaklarının yapılması gerektiğini, ancak derece ve kademesinin hatalı belirlenmesi nedeniyle eksik ödeme yapıldığını ileri sürerek ücret farkı, yıpranma prim farkı, yasal ilave tediye farkı ve akdi ilave tediye farkı alacaklarının davalı İl Özel İdaresinden tahsiline karar verilmesini talep etmiş, bilahare 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 124. maddesi uyarınca taraf değişikliği talebinde bulunarak davanın Millî Eğitim Bakanlığına yöneltilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı Millî Eğitim Bakanlığı vekili; müvekkili Bakanlığın davada taraf sıfatı bulunmadığını, davanın öncelikle husumet yokluğundan reddi gerektiğini, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, dava dilekçesindeki tüm taleplerin zamanaşımına uğramış olduğunu, davacının Çorum İl Özel İdaresinde çalışmakta iken 13.02.2011 tarih ve 6111 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun (6111 sayılı Kanun) kapsamında Çorum İl Millî Eğitim Müdürlüğüne naklen atandığını ve 15.11.2011 tarihinden bu yana Kurumda çalıştığını, 6111 sayılı Kanun'un 166. maddesinde yer alan düzenleme gereği kıdem tazminatı dışındaki alacaklardan Çorum İl Özel İdaresinin sorumlu olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 01.06.2021 tarihli kararı ile; 01.03.2003 tarihi itibarıyla intibak işlemi yapılan davacının 01.03.2001-28.02.2003 tarihli 9. Dönem Toplu İş Sözleşmesi'nin pozisyon cetveline göre düz işçi için belirlenen 1. derece 1. kademede işe başlatıldığı, ancak 2001 yılından önceki dönemde hesaplanan 1889 gün hizmet süresinin dâhil edilmesi ile davacıya 4 derece ve 6 kademe verilmesi gerektiği, Çorum İl Özel İdaresi tarafından davacının geçici mevsimlik işçi olarak geçen hizmet sürelerinin kıdemine dâhil edilmeyerek ücret ödemeye esas teşkil eden düşük derece ve kademe üzerinden ücret ödendiği, davacının emsal işçilere göre eksik ücret almasına sebep olunduğu ve dolayısıyla ücrette adalet ve eşit davranma ilkesinin ihlal edildiği, davacı vekili davayı açarken husumeti Çorum İl Özel İdaresine yöneltmişse de 11.04.2018 tarihli dilekçesinde davayı Millî Eğitim Bakanlığına yönelttiği, Mahkemece de davacının bu dilekçesinin 6100 sayılı Kanun'un 124/3 hükmü uyarınca taraf değişikliği talebi olarak kabul edildiği, bu durumda davalı İdare tarafından borç ikrarı niteliğinde bir ödemenin olmadığı sonucuna ulaşıldığı, zira davanın artık Millî Eğitim Bakanlığına yöneltilmiş olduğu, davanın açıkça belirsiz alacak davası olarak açılmış olması dikkate alındığında, kısmî eda külli tespit davasının açıldığı anda alacağın tamamı için zamanaşımı kesildiğinden davalının ıslah talebine karşı ileri sürdüğü zamanaşımı def'ine itibar edilmediği, dava konusu alacak kalemlerinin hesaplanması için aldırılan ve bilirkişi H.Ş. tarafından düzenlenen bilirkişi raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu belirtilerek açık, anlaşılır ve dosya kapsamına uygun bilirkişinin hükme esas alınan raporları ile tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; davacının çalıştığı hizmet süresine göre mevsimlik işçi statüsünden Çorum İl Özel İdaresinde kadrolu işçi statüsüne tüm hak ve alacaklarıyla birlikte geçirilmesi sırasında yapılan intibak yanlış olduğu gibi, davalı İdare tarafından 01.03.2013 tarihinde yürürlükte bulunan toplu iş sözleşmesinin geçiçi 2 ve 3. maddeleri uyarınca yeniden değerlendirme yapıldığı, dava tarihi itibarıyla 10. derecenin 30. kademesinde olması gerekirken, 16. derecenin 28. kademesinde olduğu, bilirkişi raporu ile hesaplanan fark alacaklara hak kazandığı gerekçeleriyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin 24.02.2023 tarihli kararıyla; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 24.02.2024 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, davacıya nakil tarihinden sonra 29.03.2013 imza tarihli ve 01.07.2012-30.06.2015 yürürlük süreli toplu iş sözleşmesi uygulandığı, davacının ise nakilden sonra 19.07.2012 tarihinde toplu iş sözleşmesinin tarafı olan ... Sendikasına üye olduğu ve bu üyeliğin işverene bildirildiği, Mahkemece davacının nakil tarihinde yararlanmakta olduğu, ...Sendikasının taraf olduğu 01.03.2011-28.02.2013 yürürlük süreli toplu iş sözleşmesinin süresinin 28.02.2013 tarihinde sona erdiği gerekçesiyle bu tarihe kadar anılan toplu iş sözleşmesinden, bu tarihten sonra da 01.07.2012-30.06.2015 yürürlük süreli toplu iş sözleşmesinden yararlanabileceği kabul edilmesinin 6111 sayılı Kanun'un 166/6 hükmünde yer alan ve devredilen işçilerin ücret ile diğer mali ve sosyal haklarının düzenlendiği "...toplu iş sözleşmesi bulunan işçiler bakımından yenileri düzenleninceye kadar devir işleminden önce tâbi oldukları toplu iş sözleşmesi hükümlerine göre..." belirleneceği hükmüne aykırı olduğu, zira bu hükme göre işçinin nakledildiği işyerinde yeni bir toplu iş sözleşmesi düzenleninceye kadar, yürürlük süresi sona erse dahi eski işyerinde uygulanan toplu iş sözleşmesinden yararlandırılması gerektiği, ayrıca nakil tarihinden sonra nakledilen işyerinde düzenlenen yeni toplu iş sözleşmesinde farklı bir hükme yer verilmiş olmasının da, Kanun hükmünün emredici nitelikte olması karşısında sonuca etkili olamayacağı, bu durumda davacının imza tarihi olan 29.03.2013 tarihinden itibaren davalı Bakanlığa ait işyerinde uygulanan toplu iş sözleşmesinden yararlanabileceği, diğer taraftan davalı Bakanlığın taraf olduğu toplu iş sözleşmelerinin uygulandığı dönem bakımından derece ve kademe esasına göre tespit hükmü kurulmasının da ayrıca isabetsiz olduğu, hükme dayanak tutulan bilirkişi raporunun hangisi olduğunun karar yerinde açıklanmamasının da usul ve kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uyulmasına karar verilerek bilirkişiden ek rapor alındığı, davacının daimi kadroya geçiş öncesinde 1899 gün kıdeme esas çalışma süresinin olduğu, ayrıca 03.12.1991 tarihinde üyesi olduğu ...Sendikası ile işveren adına ... ve ... ... Sendikası (...) arasında 17.09.2013 tarihinde imzalanan toplu iş sözleşmesinin 01.03.2013-28.02.2015 tarihleri arasında yürürlükte olduğu, davacının fiilen çalıştığı kadro pozisyonları dikkate alınarak intibakının, derece ve kademe tespitinin hukuka aykırı yapıldığı, doğru yapılmış olsaydı alacağı fark ücretlerin bilirkişi tarafından hesaplandığı ve ek raporun hükme esas alındığı, davacının çalıştığı hizmet süresine göre mevsimlik işçi statüsünden Çorum Köy Hizmetleri Müdürlüğünde (İl Özel İdaresi) daimi/kadrolu işçi statüsüne tüm hak ve alacaklarıyla birlikte geçirilmesi sırasında fiilen çalıştığı kadro pozisyonu dikkate alınmaksızın yapılan intibakın yanlış olduğunun tespit edildiği, bu kapsamda davalı Bakanlığın taraf olduğu toplu iş sözleşmelerinde derece kademe ilerlemesine bağlı ücret tespiti söz konusu olmadığından 01.07.2012 tarihi itibarıyla 8. derecenin 27. kademesinde olduğunun tespiti ile yetinilerek ek bilirkişi raporunda hesaplanan ücret farkı alacağı, yasal ilave tediye farkı alacağı, akdi ilave tediye farkı alacağı, yıpranma prim farkı alacaklarının hüküm altına alınması gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davacının intibakında herhangi bir hata yapılmadığını, müvekkili Kurum tarafından gerçekleştirilen tüm işlemlerin 611 sayılı Kanunu'nun 166/6 hükmüne uygun biçimde gerçekleştirildiğini, 2. Davacının davalı Bakanlık nezdinde göreve başladığı günden bu yana tüm alacaklarının eksiksiz ödendiğini, devirden önceki doğmuş borçlardan ise müvekkilinin herhangi bir sorumluluğunun olmadığını, zira 6111 sayılı Kanun'un 166/6 hükmünde devrolunan kurumların önceki dönem borçlarından sorumlu olmayacaklarının hüküm altına alındığını, 3. Davacının kadroya geçirilme şartlarını bildiği hâlde aradan uzun zaman geçtikten sonra dava açıldığını, davacının önceki dönem alacaklarından feragat ettiğini, 4. Dava konusu yapılan alacakların zamanaşımına uğradığını beyanla ve inceleme sırasında resen gözetilmesi gereken sair nedenlerle kararın bozulması gerektiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; davacının kadroya geçiş sonrası hangi toplu iş sözleşmesine tabi olduğu ve davalı Kurumun tarafı olduğu toplu iş sözleşmesinden yaralanması gereken tarihin tespiti ile buna göre talep konusu yapılan alacakların hesaplanması ile hesaba esas dönemin belirlenmesi konularına ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR Açıklanan sebeple; Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Davalı Millî Eğitim Bakanlığı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 20.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! d6c6dda6b62efc88 72b650ba0075e493

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi – Mayıs 2025 kararlarının tamamı