Yargıtay Kararları › Yargıtay 9. Hukuk Dairesi › Mayıs 2025 › 2025/3695 E., 2025/4438 K.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/3695 E., 2025/4438 K. (15.05.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3695
Karar No
2025/4438
Karar Tarihi
15.05.2025
Konu
Tazminat, Kıdem Tazminatı

9. Hukuk Dairesi 2025/3695 E. , 2025/4438 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2022/238 E., 2024/111 K. DAVA TARİHİ : 17.03.2016 İlk Derece Mahkemesince bozma kararına uyularak verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işyerinde elektrik teknikeri olarak 18.12.2004 tarihinden 03.10.2013 tarihine kadar çalıştığını, 2004 yılında ...Sendikasına üye olan davacının ayrıldığı tarihe kadar sendikalı olduğunu, Sendika ile davalı Kurum arasında imzalanan toplu iş sözleşmesinin ardından davacının 40,00 TL civarında olan yevmiyesinin 24,00 TL’ye düşürüldüğünü, davacının sendikalı olmadan önce aldığı ücret göz önüne alındığında, sendikalı olduktan sonra yevmiyesinin düşürülmesi nedeni ile hak kazandığı tüm alacakların kendisine eksik ödendiğini, Şirketin özelleştirilmesinin ardından davacıya bir kısım kıdem tazminatı ve dava sonucu ihbar tazminatının ödendiğini, ancak bu tazminatların da düşük yevmiye üzerinden hesaplandığını ileri sürerek ücret, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, ikramiye, ilave tediye, iş riski tazminatı, bakım tazminatı, vardiya zammı, seyyar görev, yolluk, ücretli izin, kıdem ve ihbar tazminatı, gıda yardımı ve sair yardımlar fark alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının talep ettiği alacak kalemlerinin zamanaşımına uğradığını, davacının talep ettiği alacakların ... ile Sendika arasında imzalanan bir toplu iş sözleşmesinden kaynaklandığını, bu sözleşmenin tarafının ... (...) olmadığını, bu nedenle açılan davaya karşı husumet itirazında bulunduklarını, öte yandan yapılan toplu iş sözleşmesi ile işçilere farklı birtakım menfaat ve yararların sağlandığının tartışmasız olduğunu, özelleştirme sonucu davacının Şirketi ibra ederek işten ayrıldığını, dolayısıyla herhangi bir alacak talebinde bulunmasının hukuken mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 29.03.2019 tarihli kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 29.03.2019 tarihli kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesinin 15.12.2021 tarihli kararı ile tarafların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 15.12.2021 tarihli kararının süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Dairece, bireysel iş sözleşmesinde kararlaştırılan temel ücret işçinin üye olması hâlinde toplu iş sözleşmesinde öngörülen kök ücrete göre azaldığı hâlde, parasal karşılığı olan haklar bir bütün olarak değerlendirilerek karşılaştırma yapılması gerektiği, işçinin temel ücreti sendikaya üye olduğu tarihten itibaren toplu iş sözleşmesine göre daha düşük olsa da ücret grubu haklar yönünden toplam yararlılık dikkate alındığında işçi lehine ise kanuna aykırılık bulunmadığı, buna göre Mahkemece davacının Sendikaya üye olmadan önce ve sonraki dönemlere ait bordrolar ile toplu iş sözleşmesi birlikte ele alınarak davacı işçinin parasal menfaatlerinde artış olup olmadığının belirlenmesi, çıkacak sonuca göre dava konusu alacakların yeniden değerlendirilmesi, hisse devri 28.05.2013 tarihinde gerçekleştiğinden davacının ilave tediye alacağının devir tarihine kadar hesaplanması ve ilave tediye alacağına yasal faiz yürütülmesi gerektiği gerekçeleriyle bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, davalı vekiline davacının Kasım 2003- Nisan 2008 dönemine ilişkin bordrolarını sunmak üzere kesin süre verilmesine rağmen davalı vekilinin bordroları sunmadığı, mevcut delil durumu dikkate alındığında Yargıtay bozma kararı gereğini yerine getirme olanağının bulunmadığı, davacının 2003'ten bu yana davalı ... çalışanı olduğu, mevcut delil durumuna göre parasal menfaatleri tespit edilemediğinden Yargıtay bozması öncesi alınan 27.02.2018 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda bozma öncesi gerekçeler ile taleplerin kısmen kabul kısmen reddi gerektiği, ilave tediye alacağı yönünden Yargıta'ın bozma kararı doğrultusunda hisse devrinin yapıldığı 28.05.2013 tarihine kadar bilirkişi tarafından yapılan hesaplamaya itibar edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Yargıtay bozma kararına uyulmadığını, 2. Müvekkili Şirketin tarafı olmadığı bir protokolden sorumlu tutulmayacağını, davanın husumetten reddi gerektiğini, 3. Davacının herhangi bir alacağının bulunmadığını, 4. Davalı Şirket nezdinde bulunmadığından bordroların temin edilemediğini, bu durumun işçi lehine yorumlanamayacağını, 5 .İlave tediye alacağına en yüksek banka mevduat faizine hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının ücret ile, talep edilen alacakların hesabı ve ilave tediye alacağına uygulanan faizin türüne ilişkindir. 1. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Dairemizin 20.04.2022 tarihli bozma kararında ilave tediye alacağına uygulanması gereken faizin yasal faiz olduğu belirtilerek söz konusu alacağa yasal faiz uygulanması gerektiği belirtilmiştir. Ancak İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyulmasına karar verildiği hâlde ilave tediye alacağına ikinci kez bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faize hükmedildiği görülmektedir. Bozmaya uyulduğu hâlde ilave tediye alacağına ikinci kez en yüksek mevduat faizi uygulanması, bozma ile oluşan usuli kazanılmış haklara da aykırı olup hatalıdır. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/2 hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.

VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı tarafın diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. Davalı tarafın İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (5) numaralı bendinde yer alan “en yüksek banka mevduat faizi” ibaresinin çıkartılarak yerine “yasal faizi” ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 15.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! f3aa9eaf38e09bdd 6b5d9185f59f1e0b

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi – Mayıs 2025 kararlarının tamamı