Yargıtay Kararları › Yargıtay 9. Hukuk Dairesi › Temmuz 2025 › 2025/3678 E., 2025/5702 K.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/3678 E., 2025/5702 K. (02.07.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3678
Karar No
2025/5702
Karar Tarihi
02.07.2025
Konu
Tazminat, Tapu, Kıdem Tazminatı

9. Hukuk Dairesi 2025/3678 E. , 2025/5702 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 60. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/227 E., 2025/305 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 23. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/279 E., 2024/404 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Davalı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmiş ise de 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/2 hükmü gereğince duruşma isteğinin mahiyetten reddi ile incelemenin dosya üzerinden yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 18.05.2013-28.07.2023 tarihleri arasında davalı işyerinde temizlik işlerinde ve yardımcı eleman olarak çalıştığını, iş sözleşmesini emeklilik nedeniyle sona erdirdiğini, davalı Şirket tarafından anlaşma yapılacağı söylenerek Şirket muhasebecisi eşliğinde arabulucu ofisine gönderildiğini, burada davacıya gerekli bilgi verilmeksizin emekli olacağı ve hak ettiği alacaklarının ödeneceği söylenerek ihtiyari arabuluculuk tutanağı imzalattırıldığını, davacının davalı işyerinde 10 yılı aşkın kıdemi olmasına karşın tutanakta kıdem tazminatı karşılığı 30.000,00 TL ödeneceğinin belirtildiğini, 1956 doğumlu olan davacının ileri yaşta olması ve okuma yazma bilmemesinden ötürü tutanağın içeriğini okuyup anlayamayacak ve işverene karşı güçsüz durumda bulunmasından istifade edilerek aşırı yararlanmanın söz konusu olduğunu, davacının gerçekte hak ettiği tazminat ve ücret alacakları tutarı ile tüm alacakların karşılığı olarak gösterilen bu tutar arasında aşırı değer farkı olduğunu, tutanakta imzası olmasının tutanağı geçerli hâle getirmeyeceğini, davacının somut davanın açılabilmesi için noterde tanıklar huzurunda parmak basarak vekâletname çıkarttığını, davacının 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda yer alan hataya ilişkin hükümlerden yararlanması gerektiğini ileri sürerek 09.08.2023 tarihli ihtiyari arabuluculuk anlaşma tutanağının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının arabuluculuk tutanağında bahsedilen işçilik alacakları yönünden davalı Şirkete karşı herhangi bir dava yöneltmediğini, dolayısıyla dava açmakta hukuki menfaati olmadığını, davanın hukuki yarar yokluğundan usulen reddedilmesi gerektiğini, ihtiyari arabuluculuk sürecine davacının talebi üzerine başlandığını, davacının emekli olması ve kendisinin davalı Şirketten istemesi nedeniyle ihtiyari arabuluculuk sürecine başlandığını, tüm tutanakların altında davacının imzasının yanında davalı Şirket yetkilisi olarak E.O’nun ve arabulucunun imzasının yer aldığını, arabuluculukta yapılan anlaşma üzerine müvekkili Şirketin davacıya ödeme yaptığını, davacının okuma yazmasının bulunmadığına ilişkin beyanlarının gerçeği yansıtmadığını, davacının, kötüniyetli olarak okuma yazması olmadığını iddia ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı okuma yazma bilmediğini iddia ederek gabin iddiasında bulunduğunu, yazılan müzekkerelere Millî Eğitim Bakanlığı tarafından verilen cevaptan davacının diplomasının ve devam ettiği kursun olmadığı, ... Tapu Müdürlüğü tarafından verilen cevap ve gönderilen belgelerden davacının Kasım/2006 tarihli resmî senetle okuma yazma bilmeyenler için düzenlenen usulle işlem yaptığının görüldüğü, 6100 sayılı Kanun’un 206. maddesinde okuma ve yazma bilmeyenlerin yapacakları hukuki işlemleri içeren belgelerin senet niteliğini taşıyabilmesinin noterler tarafından düzenleme biçiminde oluşturulmasına bağlı olduğunun düzenlendiğini, tanıkların beyanları ile müzekkere cevapları birlikte değerlendirildiğinde davacının okuma yazma bilmediği, düzenlenen ihtiyari arabuluculuk tutanağının okuma yazma bilmeyenler için düzenlenmesi gereken usul ile düzenlenmediği, davacının imzasının okuma yazma bilmemesi nedeniyle geçerli olmadığı, arabuluculuk sürecinin usulüne uygun yürütülmediğinin anlaşıldığı gerekçesiyle arabuluculuk tutanağının iptaline ilişkin talebin kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı tanıklarının beyanından arabuluculuğa davacı tarafından başvurulmadığı, davalının çalıştığı arabulucuya birlikte gittikleri, anlaşma belgesinde; davalı işyerinde 18.05.2013-28.07.2023 tarihleri arasında çalışan davacının iş sözleşmesinin emeklilik sebebiyle sona erdiğinin, davacıya toplam 30.000,00 TL kıdem tazminatı ödemesi yapılacağının, söz konusu miktarın banka hesabına yatırılması akabinde davacının işverenden ihbar tazminatı, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, asgari geçim indirimi, ücret, yıllık ücretli izin, boşta geçen süre ücreti, prim, ikramiye ve diğer işçilik tazminat ve alacaklarına yönelik bir alacağının kalmadığını kabul etmiş olduğunu içerdiği, iş sözleşmesinin 28.07.2023 tarihinde son bulduğu, arabuluculuk sürecinin 09.08.2023 tarihinde başladığı ve aynı gün sona ererek imzalandığı, başvurunun davalı işverenden geldiği, tutanak ile davacının hizmet süresine göre kazanacağı kıdem tazminatından çok daha düşük bir kıdem tazminatı ödemesi yapılmakla birlikte bu ödemeye bağlı olarak davacının tüm diğer işçilik alacaklarından vazgeçtiğine dair beyanının da alındığı, arabuluculuk sisteminin iş sözleşmesinin sona erdirilmesi veya iş sözleşmesinden doğan alacaklara ilişkin ödeme belgelerinin düzenlenmesi amacıyla kullanılacak bir yöntem olmadığı, salt ödemeyi belgelendirmek amacıyla yapılan bu uygulamanın bir uyuşmazlığı çözmeye yönelik bir yöntem değil aksine işverenin borcu ifâ işlemine arabuluculuk anlaşma belgesi niteliği kazandırmak amacıyla başvurduğu bir yöntem olarak değerlendirilmesi gerektiği, davacı için 2006 yılında ... Tapu Müdürlüğünde okuma yazma bilmeyenler için düzenlenen usulle işlem yapıldığı, düzenlenen ihtiyari arabuluculuk tutanağının okuma yazma bilmeyenler için düzenlenmesi gereken usul ile düzenlenmediği, buna göre İlk Derece Mahkemesinin arabuluculuk tutanağının iptaline dair verilen kararın yerinde olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Arabuluculuk sürecinin davacının davalı işveren Şirketten talepte bulunması ile başladığını, süreçte davacının yeğeninin de yanında bulunduğunu, arabulucunun her konuda açıklama yaparak bilgi verdiğini, bu durumun bilgilendirme tutanağında yer aldığını, 2. Tarafların anlaşma belgesi ile iş sözleşmesinden kaynaklı kıdem ve ihbar tazminatı, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, asgari geçim indirimi, ücret, yıllık ücretli izin, işe iade, boşta geçen süre ücreti, işe başlatmama tazminatı, prim, ikramiye, diğer işçilik tazminat ve alacakları ile işverenin ihbar tazminatı alacağına yönelik ihtilafın çözümlenerek, çalışana 30.000,00 TL kıdem tazminatının 11.08.2023 günü çalışma bitimine kadar ödemesinin yapılması konusunda anlaşmış olduklarını ve bedelin davacıya ödenmiş olduğunu, 3. Davacı tarafından davalıya karşı açılmış herhangi bir alacak davası bulunmadığını, dolayısıyla davacının bu davayı açmasında elde edeceği herhangi bir hukuki menfaati olmadığını, davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddinin gerektiğini, 4. Davacının taleplerinin zamanaşımına uğramış olduğunu, 5. İlk Derece Mahkemesinin gerekçeli kararında "09.08.2023 tarihli 2023/425071 dosya numaralı ihtiyari arabuluculuk tutanağının iptaline," şeklinde kurulan hükmün açık olmadığını, ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesinin iptal edilip edilmediğinin anlaşılamadığını, 6. İhtiyari arabuluculuk sürecine davacının talebi üzerine başlandığını, davacının arabuluculuk sürecinden ve sonuçlarından bilgi sahibi olduğunu, tarafların arabulucuyu özgür iradeleri ile belirlediklerini, arabulucunun mevzuatta bulunan yükümlülükleri gereği davacıyı gerektiği şekilde aydınlatmış olduğunu, gerek İlk Derece Mahkemesince gerekse de Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bu hususların dikkate alınmadığını, 7. Davalı tanıklarının, davacının talebi olmaksızın davalı işveren Şirket tarafından ödeme yapılmasının teklif edildiğini söylediklerini, buna göre davacının davalı işyerinden hiçbir talebi olmamasına rağmen ihtiyari arabuluculuk sürecine, salt davalı işyerinin iyiniyeti ile başlanmış olduğunu, 8. Davacının okuma yazma bilmediği iddiasının ispata muhtaç olduğunu, ispat külfetinin tamamen davacı üzerinde olduğunu, dosyaya gelen Banka evraklarından davacının okuma yazma bildiğinin anlaşıldığını, tanıkların da davacının okuyup yazabildiğini söylemiş olduklarını, ayrıca okuma yazma bilmeyen kişilerin de borçlanabildiklerini ancak bu hususun da gözetilmediğini, 9. Taraflar arasında arabulucu nezdinde yapılan anlaşmada orantısızlıktan veya gabinden bahsedilemeyeceğini, ayrıca salt orantısızlığın arabuluculuk anlaşma belgesinin iptali için yeterli olmadığını, 10. Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yalnızca çıraklık eğitim veya mesleki eğitim merkezleri yönünden cevap verildiğini, 11. Davacının kötüniyetli olarak bu davayı açtığını ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, ihtiyari arabuluculuk tutanağının iptalinin gerekip gerekmediğine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 19aaa5bf7d5bfa18 966158782dbfd4cd This XML file does not appear to have any style information associated with it. The document tree is shown below. 9. Hukuk Dairesi 2025/3678 E. , 2025/5702 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 60. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/227 E., 2025/305 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 23. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/279 E., 2024/404 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Davalı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmiş ise de 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/2 hükmü gereğince duruşma isteğinin mahiyetten reddi ile incelemenin dosya üzerinden yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 18.05.2013-28.07.2023 tarihleri arasında davalı işyerinde temizlik işlerinde ve yardımcı eleman olarak çalıştığını, iş sözleşmesini emeklilik nedeniyle sona erdirdiğini, davalı Şirket tarafından anlaşma yapılacağı söylenerek Şirket muhasebecisi eşliğinde arabulucu ofisine gönderildiğini, burada davacıya gerekli bilgi verilmeksizin emekli olacağı ve hak ettiği alacaklarının ödeneceği söylenerek ihtiyari arabuluculuk tutanağı imzalattırıldığını, davacının davalı işyerinde 10 yılı aşkın kıdemi olmasına karşın tutanakta kıdem tazminatı karşılığı 30.000,00 TL ödeneceğinin belirtildiğini, 1956 doğumlu olan davacının ileri yaşta olması ve okuma yazma bilmemesinden ötürü tutanağın içeriğini okuyup anlayamayacak ve işverene karşı güçsüz durumda bulunmasından istifade edilerek aşırı yararlanmanın söz konusu olduğunu, davacının gerçekte hak ettiği tazminat ve ücret alacakları tutarı ile tüm alacakların karşılığı olarak gösterilen bu tutar arasında aşırı değer farkı olduğunu, tutanakta imzası olmasının tutanağı geçerli hâle getirmeyeceğini, davacının somut davanın açılabilmesi için noterde tanıklar huzurunda parmak basarak vekâletname çıkarttığını, davacının 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda yer alan hataya ilişkin hükümlerden yararlanması gerektiğini ileri sürerek 09.08.2023 tarihli ihtiyari arabuluculuk anlaşma tutanağının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının arabuluculuk tutanağında bahsedilen işçilik alacakları yönünden davalı Şirkete karşı herhangi bir dava yöneltmediğini, dolayısıyla dava açmakta hukuki menfaati olmadığını, davanın hukuki yarar yokluğundan usulen reddedilmesi gerektiğini, ihtiyari arabuluculuk sürecine davacının talebi üzerine başlandığını, davacının emekli olması ve kendisinin davalı Şirketten istemesi nedeniyle ihtiyari arabuluculuk sürecine başlandığını, tüm tutanakların altında davacının imzasının yanında davalı Şirket yetkilisi olarak E.O’nun ve arabulucunun imzasının yer aldığını, arabuluculukta yapılan anlaşma üzerine müvekkili Şirketin davacıya ödeme yaptığını, davacının okuma yazmasının bulunmadığına ilişkin beyanlarının gerçeği yansıtmadığını, davacının, kötüniyetli olarak okuma yazması olmadığını iddia ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı okuma yazma bilmediğini iddia ederek gabin iddiasında bulunduğunu, yazılan müzekkerelere Millî Eğitim Bakanlığı tarafından verilen cevaptan davacının diplomasının ve devam ettiği kursun olmadığı, ... Tapu Müdürlüğü tarafından verilen cevap ve gönderilen belgelerden davacının Kasım/2006 tarihli resmî senetle okuma yazma bilmeyenler için düzenlenen usulle işlem yaptığının görüldüğü, 6100 sayılı Kanun’un 206. maddesinde okuma ve yazma bilmeyenlerin yapacakları hukuki işlemleri içeren belgelerin senet niteliğini taşıyabilmesinin noterler tarafından düzenleme biçiminde oluşturulmasına bağlı olduğunun düzenlendiğini, tanıkların beyanları ile müzekkere cevapları birlikte değerlendirildiğinde davacının okuma yazma bilmediği, düzenlenen ihtiyari arabuluculuk tutanağının okuma yazma bilmeyenler için düzenlenmesi gereken usul ile düzenlenmediği, davacının imzasının okuma yazma bilmemesi nedeniyle geçerli olmadığı, arabuluculuk sürecinin usulüne uygun yürütülmediğinin anlaşıldığı gerekçesiyle arabuluculuk tutanağının iptaline ilişkin talebin kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı tanıklarının beyanından arabuluculuğa davacı tarafından başvurulmadığı, davalının çalıştığı arabulucuya birlikte gittikleri, anlaşma belgesinde; davalı işyerinde 18.05.2013-28.07.2023 tarihleri arasında çalışan davacının iş sözleşmesinin emeklilik sebebiyle sona erdiğinin, davacıya toplam 30.000,00 TL kıdem tazminatı ödemesi yapılacağının, söz konusu miktarın banka hesabına yatırılması akabinde davacının işverenden ihbar tazminatı, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, asgari geçim indirimi, ücret, yıllık ücretli izin, boşta geçen süre ücreti, prim, ikramiye ve diğer işçilik tazminat ve alacaklarına yönelik bir alacağının kalmadığını kabul etmiş olduğunu içerdiği, iş sözleşmesinin 28.07.2023 tarihinde son bulduğu, arabuluculuk sürecinin 09.08.2023 tarihinde başladığı ve aynı gün sona ererek imzalandığı, başvurunun davalı işverenden geldiği, tutanak ile davacının hizmet süresine göre kazanacağı kıdem tazminatından çok daha düşük bir kıdem tazminatı ödemesi yapılmakla birlikte bu ödemeye bağlı olarak davacının tüm diğer işçilik alacaklarından vazgeçtiğine dair beyanının da alındığı, arabuluculuk sisteminin iş sözleşmesinin sona erdirilmesi veya iş sözleşmesinden doğan alacaklara ilişkin ödeme belgelerinin düzenlenmesi amacıyla kullanılacak bir yöntem olmadığı, salt ödemeyi belgelendirmek amacıyla yapılan bu uygulamanın bir uyuşmazlığı çözmeye yönelik bir yöntem değil aksine işverenin borcu ifâ işlemine arabuluculuk anlaşma belgesi niteliği kazandırmak amacıyla başvurduğu bir yöntem olarak değerlendirilmesi gerektiği, davacı için 2006 yılında ... Tapu Müdürlüğünde okuma yazma bilmeyenler için düzenlenen usulle işlem yapıldığı, düzenlenen ihtiyari arabuluculuk tutanağının okuma yazma bilmeyenler için düzenlenmesi gereken usul ile düzenlenmediği, buna göre İlk Derece Mahkemesinin arabuluculuk tutanağının iptaline dair verilen kararın yerinde olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Arabuluculuk sürecinin davacının davalı işveren Şirketten talepte bulunması ile başladığını, süreçte davacının yeğeninin de yanında bulunduğunu, arabulucunun her konuda açıklama yaparak bilgi verdiğini, bu durumun bilgilendirme tutanağında yer aldığını, 2. Tarafların anlaşma belgesi ile iş sözleşmesinden kaynaklı kıdem ve ihbar tazminatı, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, asgari geçim indirimi, ücret, yıllık ücretli izin, işe iade, boşta geçen süre ücreti, işe başlatmama tazminatı, prim, ikramiye, diğer işçilik tazminat ve alacakları ile işverenin ihbar tazminatı alacağına yönelik ihtilafın çözümlenerek, çalışana 30.000,00 TL kıdem tazminatının 11.08.2023 günü çalışma bitimine kadar ödemesinin yapılması konusunda anlaşmış olduklarını ve bedelin davacıya ödenmiş olduğunu, 3. Davacı tarafından davalıya karşı açılmış herhangi bir alacak davası bulunmadığını, dolayısıyla davacının bu davayı açmasında elde edeceği herhangi bir hukuki menfaati olmadığını, davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddinin gerektiğini, 4. Davacının taleplerinin zamanaşımına uğramış olduğunu, 5. İlk Derece Mahkemesinin gerekçeli kararında "09.08.2023 tarihli 2023/425071 dosya numaralı ihtiyari arabuluculuk tutanağının iptaline," şeklinde kurulan hükmün açık olmadığını, ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesinin iptal edilip edilmediğinin anlaşılamadığını, 6. İhtiyari arabuluculuk sürecine davacının talebi üzerine başlandığını, davacının arabuluculuk sürecinden ve sonuçlarından bilgi sahibi olduğunu, tarafların arabulucuyu özgür iradeleri ile belirlediklerini, arabulucunun mevzuatta bulunan yükümlülükleri gereği davacıyı gerektiği şekilde aydınlatmış olduğunu, gerek İlk Derece Mahkemesince gerekse de Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bu hususların dikkate alınmadığını, 7. Davalı tanıklarının, davacının talebi olmaksızın davalı işveren Şirket tarafından ödeme yapılmasının teklif edildiğini söylediklerini, buna göre davacının davalı işyerinden hiçbir talebi olmamasına rağmen ihtiyari arabuluculuk sürecine, salt davalı işyerinin iyiniyeti ile başlanmış olduğunu, 8. Davacının okuma yazma bilmediği iddiasının ispata muhtaç olduğunu, ispat külfetinin tamamen davacı üzerinde olduğunu, dosyaya gelen Banka evraklarından davacının okuma yazma bildiğinin anlaşıldığını, tanıkların da davacının okuyup yazabildiğini söylemiş olduklarını, ayrıca okuma yazma bilmeyen kişilerin de borçlanabildiklerini ancak bu hususun da gözetilmediğini, 9. Taraflar arasında arabulucu nezdinde yapılan anlaşmada orantısızlıktan veya gabinden bahsedilemeyeceğini, ayrıca salt orantısızlığın arabuluculuk anlaşma belgesinin iptali için yeterli olmadığını, 10. Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yalnızca çıraklık eğitim veya mesleki eğitim merkezleri yönünden cevap verildiğini, 11. Davacının kötüniyetli olarak bu davayı açtığını ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, ihtiyari arabuluculuk tutanağının iptalinin gerekip gerekmediğine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 19aaa5bf7d5bfa18 966158782dbfd4cd ... ...

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi – Temmuz 2025 kararlarının tamamı