Yargıtay Kararları › Yargıtay 9. Hukuk Dairesi › Haziran 2025 › 2025/3338 E., 2025/5336 K.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/3338 E., 2025/5336 K. (23.06.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3338
Karar No
2025/5336
Karar Tarihi
23.06.2025
Konu
Tazminat

9. Hukuk Dairesi 2025/3338 E. , 2025/5336 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/3723 E., 2024/4269 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 24. İş Mahkemesi SAYISI : 2024/329 E., 2024/453 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işyerinde 1987 yılında çalışmaya başladığını, kadroya alınmadan önce uzun süre geçici işçi statüsünde mevsimlik işçi olarak çalıştığını, bu sürenin kadroya alınırken kıdeminden sayılmadığını, davacının toplu iş sözleşmesi gereği faydalanması gereken haklardan faydalandırılmadığını, uygulanması gereken zamların uygulanmadığını, bu nedenle ücretlerin eksik ödendiğini ileri sürerek fark ücret, ilave tediye, akdi ilave tediye, iş güçlüğü tazminatı, yıpranma primi, ağır vasıta tazminatı ve hizmet teşvik primi alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının 1987-2001 tarihleri arasında geçici işçi olarak çalıştığını, Türk-İş ile hükümet arasında imzalanan 26.10.2000 tarihli protokol uyarınca 02.02.2021 tarihinden itibaren sürekli işçi kadrosunda çalışmaya başladığını, davacının puantör olarak çalıştığını, toplu iş sözleşmesi gereği uygulanması gereken zamların uygulandığını, iddiaların gerçeği yansıtmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin 27.06.2024 tarihli kaldırma kararı üzerine İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının 03.08.1987-28.09.2022 tarihleri arasında davalı iş yerinde çalıştığı, davacının 20.05.1991 tarihinden itibaren sendika üyesi olduğu, 03.09.1987-31.10.2000 tarihleri arasında 11 yıl 2 ay aralıklı olarak geçici işçi statüsünde puvantör olarak çalıştığı, 05.02.2001 tarihinde kadrolu işçi olarak atandığı, atama belgesinde unvanın puvantör olduğu, geçici işçilikte geçen sürenin daimi kadroya atanırken kıdemden sayılacağına dair toplu iş sözleşmesi ve protokolde herhangi bir hüküm bulunmadığından, davacının geçici işçi statüsünde geçirdiği dönemin kıdeminden sayılmadığı yönündeki beyanına itibar edilmediği, toplu iş sözleşmesi dikkate alınarak davacının fark ücret alacağı ile dava konusu alacak kalemlerinin değerlendirildiği bilirkişi raporunun hükme esas alındığı, ispatlanamayan ağır vasıta tazminatı talebinin reddi gerektiği, kaldırma kararı sonrası yapılan değerlendirmede, davacının ek bordrolarda gösterilen yevmiyeyle ücret bordrolarında tahakkuk edilen yevmiyelerin aynı olduğu, davacı yevmiyesinin eksik hesaplanmasından kaynaklanan fark ilave tediye ve ikramiye alacaklarını talep ettiğinden ek bordrolarda tahakkuk eden miktarların mahsup edilmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava tarihi itibarıyla çalışmasına devam eden davacının ilgili işçi sendikasının üyesi olduğu ve işyerinde uygulanan toplu iş sözleşmesinden yararlandığı, davacının ücretlerinin ve buna bağlı olan bir kısım işçilik alacağının eksik ödendiği, davacıya toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan bir kısım alacağının ya ödenmediği ya da eksik ödendiği, davacının fark ücret, akdi ve yasal ilave tediye, iş güçlüğü tazminatı, yıpranma primi ve hizmet teşvik primi alacaklarına hak kazandığı, ağır vasıta tazminatı talebinin reddinde hata bulunmadığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının hizmet süresinin, alacakların hesap dönemlerinin ve hesaba esas ücret miktarlarının doğru şekilde saptandığı gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davacının tüm ücretlerinin eksiksiz ödendiğini, davacının protokol hükümlerini zamanında kabul etmesine rağmen sonradan ücret farkı talepli eldeki davayı açmasının kötüniyetli olduğunu, 2. Davacının daimi kadroya geçişi sonrası ücretinde düşme olmadığı gibi çalışma koşullarında herhangi bir olumsuzluk meydana gelmediğini, zira davacının bu kadar süre herhangi bir itirazı olmadan çalıştığını, 3. Davacının mevsimlik işçi iken çalıştığı sürelerin ve terfilerin dikkate alınmadığı itirazının yersiz olduğunu, 4. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda yapılan hesaplamaların hatalı olduğunu, davacının yevmiyeleri davalı Kurum tarafından toplu iş sözleşmesi hükümlerine göre doğru şekilde tespit edildiğinden fark ücret ve diğer alacaklarının bulunmadığını, geçici işçilikte geçen süre için her yıla kademe terfi verilmesinin toplu iş sözleşmesi hükümlerine aykırı olduğunu, davacıya raporda her tam yıl için bir kademe terfi verilmesinin de hatalı olduğunu, 5. Ret vekâlet ücretine maktu olarak hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, işyerinde uygulanan toplu iş sözleşmesi hükümlerine göre davacının yararlanması gereken ücret zamlarının eksiksiz uygulanıp uygulanmadığı ile buna bağlı olarak dava konusu fark alacaklarının hesaplanması ve vekâlet ücreti noktalarındadır. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Davalı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi – Haziran 2025 kararlarının tamamı