9. Hukuk Dairesi 2025/3329 E. , 2025/4171 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2188 E., 2024/2842 K. DAVA TARİHİ : 09.12.2019 Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davalı vekili ve davacı asıl tarafından katılma yoluyla temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA 1. Davacı asıl dava dilekçesinde; davalıya ait işyerinde işe başlamadan önce görev yaptığı kamu kurum ve kuruluşlarında geçen hizmet sürelerinin derece ve intibakında dikkate alınması gerekirken işverence eksik tesis edilen idari işlemlerin düzeltilmesi veya ilgili intibak işlemlerinin tam ve eksiksiz yapılması talebi ile 03.09.2018 tarihinde yaptığı başvuruya 60 gün içinde davalı işverence cevap verilmeyerek başvurusunun reddedildiğini, hukuka aykırı olan işlemin iptaline karar verilmesi istemi ile idari yargıda görülen dava sürecinde Ankara 18. İdare Mahkemesinin 2018/2224 Esas, 2019/904 Karar sayılı kararı ile görevsizlik kararı verildiğini, bu karara karşı istinaf başvurusunun Ankara Bölge İdare Mahkemesi 7. İdari Dava Dairesinin 2019/665 Esas, 2019/831 Karar sayılı kararı ile reddedilerek görevsizlik kararının kesinleştiğini, işbu davada adli yargının görevli olduğu hususunun kesinleştiğini ileri sürerek davalı tarafından yapılan hukuka aykırı işlemin iptalini talep etmiştir. 2. Davacı asıl 22.06.2021 tarihli dilekçesinde; daha önce kamu kurum ve kuruluşlarında geçen çalışma sürelerinin dikkate alınmadığını ileri sürerek derece ve kademesinin fark yıllık izin süresi, fark kıdeme teşvik primi, fark ücret, fark kanuni ve akdi ikramiye alacaklarının hesaplanması bakımından tespitine, bu alacakların süre ve miktar olarak tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının alacaklarının zamanaşımına uğradığını, alacakların asgari miktarının belirtilmediğini, Ankara 18. İdare Mahkemesinin 2018/2224 sayılı dosyasında 13 gün iznin eksik tahakkuk ettirilmesi dışında herhangi bir talebinin bulunmadığını, 03.09.2018 tarihli dilekçesinin ise kamuda geçen hizmetlerinin intibakına ilişkin olmadığını, Kapsam Dışı Personel Yönetmeliği'nin "Dış hizmet intibakı" başlıklı 47. maddesinde yer alan "Personelin hizmet süresi ve ücret intibakında kamuda geçen hizmet süreleri askerlikte geçen hizmet sürelerinin tamamı ve uygun öğrenim seviyesinden sonra özelde geçen çalışmaları dikkate alınır." hükmü uyarınca 7 yıl 7 ay 21 günlük hizmeti için 8 kademe verildiğini, mevzuatın genel sistematiği içerisinde geçmiş hizmetlere ilişkin intibakın kademe harici başka bir ücret unsurunu etkilemediğini, meslek tazminatı gösterge toplamının 8.000 olduğunu, akdi ve kanuni ikramiyelere ilişkin alacak talebinin temelde ücret intibakı ile ilişkili bulunduğundan herhangi bir eksik ücret tahakkuku bulunmadığını, kıdeme teşvik priminin de tamamen müvekkili Kurumda geçen hizmetlerine yönelik olduğundan işlem tesisinde bir hata bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Ankara 44. İş Mahkemesinin 04.05.2023 tarihli kararı ile; davacının 12.10.2005-28.12.2009 tarihleri arasında Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığında şoför olarak, 29.12.2009-24.04.2013 tarihleri arasında Kalkınma Bankasında uzman yardımcısı olarak görev aldığı, 25.04.2013-17.12.2019 tarihleri arasında ise davalı Kurumda çalıştığı, davacının 25.04.2013 tarihinde 7 yıl 7 ay 21 gün kıdeminin bulunduğu, bütün çalışmaları dikkate alınarak kıdeme esas süresinin 14 yıl 2 ay 5 gün olduğu, BOTAŞ Kapsam Dışı Personel Yönetmeliği'nin; "Dış hizmet intibakı" başlıklı 47 nci maddesinin "Personelin hizmet süresi ve ücret intibakında, kamuda geçen hizmet süreleri ile askerlikte geçen hizmet sürelerinin tamamı ve uygun öğrenim seviyesinden sonra özelde geçen çalışmaları dikkate alınır.” şeklindeki hükmü dikkate alındığında davacının kıdeme esas süresinin 14 yıl 2 ay 5 gün olduğunun ve yıllık izin süresinin 51 gün eksik tanındığının tespitine, kıdeme teşvik primi, ücret farkı, kanuni ve akdi ikramiye farkına yönelik taleplerin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 04.05.2023 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı asıl ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin 19.09.2023 tarihli kararı ile; davanın maktu harç yatırılarak tespit davası olarak açıldığı, talep edilen ücretlerin tahsiline dair, harcı ödenerek usulüne uygun açılmış bir dava bulunmaması sebebiyle Mahkeme kararının yerinde olduğu, ayrıca bu alacakların tahsili için açılacak davada tutarların tespiti de yapılacağından ayrıca açılan tespit davasında hukuki yararın bulunmadığı, Mahkeme kararında belirtilen gerekçelerle davacının tamamı farklı kamu kurum ve kuruluşlarında geçen hizmet süresinin toplanarak kıdem hesabına dâhil edilmesinin mevzuata ve BOTAŞ Kapsam Dışı Personel Yönetmeliği hükümlerine uygun olduğu, bu nedenle davacının kıdem süresinin ve buna bağlı olarak izin süresinin tespitine dair kararın yerinde olduğu, davacının 7 yıl 7 ay 21 gün hizmeti üzerinden izin hakkının kalmadığına dair Mahkeme kararının bu dosyadaki hüküm yönünden bir çelişki ya da kesin hüküm oluşturmadığı gerekçesiyle tarafların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 19.09.2023 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili ve katılma yoluyla davacı asıl tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 30.04.2024 tarihli kararı ile; Bölge Adliye Mahkemesince ise davanın maktu harç yatırılarak tespit davası olarak açıldığı, talep edilen ücretlerin tahsiline dair harcı ödenerek usulüne uygun açılmış bir dava bulunmaması sebebiyle Mahkeme kararının yerinde olduğu, ayrıca alacakların tahsili için açılacak davada tutarların tespiti de yapılacağından ayrıca tespit davasında hukuki yarar bulunmadığı yönünde değerlendirme yapılarak İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesi değiştirilmiş olmasına rağmen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun'da (6100 sayılı Kanun) buna cevaz veren bir düzenleme mevcut olmayıp İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesi değiştirildiğine göre Bölge Adliye Mahkemesince, 6100 sayılı Kanun’un 353/1-b-(2) maddesi gereğince davanın esası hakkında yeniden hüküm kurulması gerekirken anılan hükme aykırı şekilde istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesinin isabetli olmadığı gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkmesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma ilâmında belirtilen hususlar dikkate alınarak Mahkeme kararının gerekçesinin değiştirilmesi sebebiyle 6100 sayılı Kanunun 353/1-b-(2) maddesi gereğince davanın esası hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davalı vekili temyiz dilekçesinde: a. Mahkeme kararı kaldırılarak bölge adliye mahkemesince yeninden hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, b. İstinaf incelemesinde yapılan duruşma nedeniyle davalı lehine ayrı bir vekâlet ücretine ve davanın esası bakımından kısmen kabul kararı verilmesi nedeniyle de davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, yargılama giderinin davalı aleyhine hatalı şekilde hükmedildiğini, c. Davacının müvekkili bünyesinde Kapsam Dışı Personel Yönetmeliği hükümlerine tâbi olarak, kapsam dışı personel statüsünde istihdam edildiğini, davacının Devlet Planlama Teşkilatında geçen hizmet sürelerinin yıllık izin ve kıdeme esas hizmetinden sayılmasının mevzuat gereği mümkün olmayacağını, tespit taleplerinin tamamının reddi gerektiğini, d. Davacının, daha önce yıllık izin alacağı talebiyle açtığı davada, davalıdaki çalışmasına dair hak kazandığı tüm yıllık izin ücretlerinin kendisine ödendiğini, bu nedenle açılan davada davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğini, davacının bu karar karşı herhangi bir itirazı olmadığından kararın kesinleştiğini, kesinleşen bu Mahkeme kararı dikkate alındığında davacının bakiye yıllık izin alacağının kalmadığını, e. Davacının derece ve intibaklarının kanuna ve usule uygun yapıldığını, f. Davacının dava ve ıslah dilekçesindeki taleplerinin açık olmadığını, ayrıca davayı ıslah etmeden önce arabulucuya başvurması gerektiğini, g. Davacının davaya konu tespit ve taleplerinin zamanaşımına uğradığını ileri sürmüştür. 2. Davacı asıl katılma yoluyla verdiği temyiz dilekçesinde; hükme esas alınan tespitlerin hatalı olduğunu, davacının derece ve kademesinin hatalı belirlendiğini, bu nedenle tahakkuk eden ücretinin de hatalı olduğunu, Botaş Kapsam Dışı Personel Yönetmeliği'nin (Yönetmelik) "Dış hizmet intibakı" başlıklı 47. maddesinde; personelin hizmet süresi ve ücret intibakında kamuda geçen hizmet süreleri ile askerlikte geçen hizmet sürelerinin tamamının ve uygun öğrenim seviyesinden sonra özelde geçen çalışmalarının dikkate alınacağının düzenlendiğini, "Kademe ve Derece Terfi" başlıklı 49/a-(5) hükmünde teşekkül ve bağlı ortaklıkta geçen fiilî hizmet süresinin her tam 5 yılı için ayrıca bir kademe verileceği ve (b) bendinde, bulunduğu derecede üst üste 3 yıl olumlu sicil alarak kademe terfi alan personelin ünvan değişikliği yapılmaksızın bir üst dereceye yükselmeye hak kazanacağı, derece ve terfiin personelin 3 yılı doldurduğu tarihi takip eden ayın başından geçerli olmak üzere yapılacağı ve yükseldiği derecede ücret kademesi yoksa, ücret kademesine ulaşıncaya kadar kademe karşılığı ücretini önceki derecesinden almaya devam edeceğinin düzenlendiğini, bu düzenlemelere göre derece ve kademesinin hatalı belirlendiğini, Yönetmelik'in 29. maddesi uyarınca 1 yıldan 5 yıla kadar hizmeti olanlara 23, 5 yıldan 10 yıla kadar hizmeti olanlara 28, 10 yıldan fazla hizmeti olanlara 30 iş günü yıllık ücretli izin verileceğine ilişkin düzenleme bulunduğunu, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 54. maddesine göre aynı Bakanlığa bağlı işyerleri ile aynı Bakanlığa bağlı tüzel kişilerin işyerlerinde geçen süreler ve kamu iktisadi teşebbüsleri yahut özel kanuna veya özel kanunla verilmiş yetkiye dayanılarak kurulan banka ve kuruluşlar veya bunlara bağlı işyerlerinde geçen sürelerin işçinin yıllık ücretli izin hakkının hesaplanmasında göz önünde bulundurulacağına dair emredici düzenlemenin bulunduğunu, davacının da davalıdan önce 7 yıl 7 ay 21 gün geçmiş kamu hizmetinin bulunduğunu, ilgili düzenlemelere göre daha önce geçen bu çalışmalarının derece kademe, ikramiye, yıllık izin ve kıdeme teşvik primi hesabında dikkate alınması gerektiğini, hükme esas alınan yıllık izin alacağının hatalı belirlendiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre davacının daha önceki çalışmalarının davalı Kurumdaki toplam kıdeme esas hizmet süresinde ve buna bağlı olarak yıllık izin hakkının tespitinde ve ikramiye ile kıdeme teşvik primi hesabında dikkate alınıp alınmayacağı ve davacının toplam kıdeme esas hizmet süresinin ve yıllık ücretli izin hakkının tespitini talep etmekte güncel hukuki yararının bulunup bulunmadığına ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı asılın tüm, davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Mahkemeden istenilen hukuki korunmaya göre davalar eda davaları, tespit davaları ve inşai davalar olarak ayrılmaktadır. Eda davalarında bir şeyin yapılması, bir şeyin verilmesi veya bir şey yapılmaması istenmekte iken inşai (yenilik doğuran) davalar ile de var olan bir hukuki durumun değiştirilmesi, kaldırılması veya yeni bir hukuki durumun yaratılması istenir. İnşâi (yenilik doğurucu) davanın kabulü ile yeni bir hukuki durum yaratılır ve hukuksal sonuç genellikle bir yargı kararı ile doğar. Tespit davaları ise bir hakkın veya bir hukuki ilişkinin var olup olmadığının yahut bir belgenin sahte olup olmadığının tespitine ilişkin davalardır. Tespit davası kendine özgü davalardan olup dava sonucunda verilen kararının icra ve infaz kabiliyeti yoktur. Tespit davalarında davacının amacı, bir hak veya hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun veyahut içeriğinin belirlenmesi olup hak veya hukuki ilişkinin varlığı yahut yokluğu tespit davası açılabilmesi için yalnız başına yeterli değildir. Bundan başka, tespit davasının dinlenebilmesi için konusunu oluşturan hak veya hukuki ilişkinin var olup olmadığının Mahkemece hemen tespit edilmesinde davacının korunmaya değer güncel bir hukuki yararının bulunması gerekir. Diğer bir anlatımla; bir dava şartı olarak hukuki yararın varlığını kabul etmek için davacının, mevcut hukuki durumunu değiştirecek ve iyileştirecek bir hükme ihtiyaç duyması gerekir. Davacının bu ihtiyacı kişisel, güncel ve hukuki nitelikte olmalıdır. Hukuki yararı dava şartı olarak düzenleyen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114. maddesinin gerekçesinde de bu husus açıkça vurgulanmıştır. Hukuki yarar bir dava şartı olup hüküm kesinleşinceye kadar davada hukuki yararın mevcut olması gerekmektedir (.... Davada Menfaat, Ankara, Birinci Baskı, 2009, s.155, 341-344). Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür; bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hâllerde tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Yukarıdaki paragrafta da açıklandığı üzere hukuki yararın bulunması dava şartı olup yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi hâkim tarafından da resen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti hâlinde davanın, 6100 sayılı Kanun'un 115. maddesine göre dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir. Somut uyuşmazlıkta, davacının iş sözleşmesinin feshi üzerine davalı aleyhine açtığı işe iade davasında Ankara 6. İş Mahkemesinin 29.02.2024 tarihli ve 2023/240 Esas, 2024/155 Karar sayılı kararıyla davacının işe iadesine karar verildiği, bu karara karşı davalının istinaf başvurusunun da Ankara Bölge Adliye Mahkemesinin 2024/1308 Esas, 2024/2530 Karar sayılı kararı ile esastan reddedildiği anlaşılmaktadır. Dairemizin geri çevirme kararı üzerine dosyaya sunulan belgelere göre davacı, usulüne uygun başvurusuna rağmen davalı tarafından işe başlatılmamıştır. Bu durumda iş sözleşmesinin işçinin işe başlatılmaması suretiyle sona erdiği açıktır. Açıklanan maddi ve hukuki olgulara göre değerlendirme yapıldığında; davalıya ait işyerinde çalışması sona eren davacının toplam kıdeme esas hizmet süresinin ve yıllık ücretli izin hakkının tespitini talep etmekte güncel hukuki yararının kalmadığı kabul edilmelidir. Bu nedenle davanın hukuki yarar yokluğundan usulden reddi gerekirken yazılı gerekçeyle kısmen kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! ffd2c2004ddc3f2d f5de97388832ddc4