9. Hukuk Dairesi 2025/3290 E. , 2025/5370 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/3177 E., 2025/142 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 4. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/1 E., 2024/246 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işyerinde 08.05.2016 tarihinden itibaren oto satış elemanı olarak çalışmakta iken 04.11.2022 tarihinde işverence iş sözleşmesinin haksız şekilde feshedildiğini, bu haksız fesih nedeniyle ayrıca bir işe iade davası açtığını, davacının özlük haklarını talep edememesi amaçlanarak kurmaca bir ihtiyari arabuluculuk süreci yürütüldüğünü, baskı altında ve haksız ithamlarla suçlanarak ve prim alacaklarının ancak bu şekilde ödeneceği söylenerek davacının müzayaka altına alındığını, görüşmede işveren vekili veya işveren temsilcisi bulunmadığını, Şirket yetkilisine tutanağın sonradan harici olarak imzalatıldığını, tutanaklar imzalatıldıktan sonra müvekkiline son tutanağın bir örneğinin verilmediğini, sonrasında UYAP'tan yapılan araştırma neticesinde tutanağın sanki arabulucu ofisinde imzalanmış gibi düzenlendiğinin görüldüğünü, ancak arabulucu ofisine hiç gidilmediğini ve işyerinde görüşmenin yapıldığını, yasal hakların ödenmiş gibi gösterilmesi amacıyla bir çek düzenlendiğini, bu çekin de arkasının tekrar cirolatılarak geri alındığını, çekin akıbeti araştırılıp müvekkilinden sonraki ciranta ve çeki tahsil eden kişi tespit edilip dinlendiğinde haklılıklarının ispat olunacağını, arabulucu olan kişinin aynı zamanda davalı Şirket vekili olduğunu, bu durumun davacıya önceden bildirilmediğini ayrıca davacının iradesi olmamasına rağmen davacının arabulucuya başvuru yapmış gibi gösterildiğini, tüm işlemlerin usulsüz olduğunu, arabuluculuk kurumunun amacına ve özüne aykırı kullanıldığını ileri sürerek Antalya Arabuluculuk Bürosunun 04.11.2022 tarihinli ve 2022/393160 dosya numaralı ihtiyari arabuluculuk son tutanağının geçersizliğinin tespitine ve iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Şirketin davacının iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini ve sonrasında yasal hakları ile ilgili 04.11.2022 tarihli arabuluculuk anlaşma tutanağının hiçbir baskı altında kalmadan imzalandığını ve davacının çeki teslim aldığını, arabuluculuk sürecinin yasal olarak işletildiğini, hem arabulucuya başvuru yapıp anlaşan tarafın sonrasında işe iade davası açmasının da hakkın kötüye kullanılması olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı tarafça tanık olarak gösterilmesi nedeni ile arabulucu...nun bu sıfatla dinlendiği, beyanında kendisinin davalı Şirketin avukatı olduğunu, davacının bunu bildiğini, davacının açıktan para alarak araç sattığının tespit edilmesi nedeni ile Şirketin kendisini işten çıkarmak istediğini, bu nedenle Şirket Müdürü tarafından Şirkete çağrıldığını, orada davacı ile görüştüğünü, mutabık kaldıklarını, davacıya bahse konu çekin verildiğini belirttiği, bahse konu çekin 11.11.2022 tanzim tarihli, 57.056,66 TL bedelli, alacaklısı davacı, keşidecisi davalı Şirket görünen bir çek olduğu, çekin arkasında davacının cirosu bulunduğu ve çekin 18.11.2022 tarihinde .... isimli kişi tarafından tahsil edildiğinin Yapı Kredi Bankası yazı cevabından görüldüğü, çeki tahsil eden ...'nın arabulucu...nun teyzesinin oğlu olduğu ve sekreteri...'nın da eşi olduğunun tanık olarak dinlenen...beyanında ifade edildiği ancak...nun çekin ...'nın eline nasıl geçtiğini bilmediğini beyan ettiği, tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde davacının...nun Şirket avukatı olduğunu bildiği ancak olay esnasında arabulucu sıfatıyla hareket ettiğini bilmediği, en azından bu hususta açıkça bilgilendirilmediği veya bilgilendirildiğinin ispat edilemediği, bu kişinin daha çok Şirket vekili sıfatıyla hareket ettiği izleniminin oluştuğu, görüşmelerin Şirket merkezinde gerçekleştirildiği, tutanakta yazanın aksine arabuluculuğa davacının başvurmadığı kanaatine ulaşıldığı gerekçesiyle 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu (6325 sayılı Kanun) maddelerine uygun şekilde yapılmış bir arabuluculuk görüşmesinin yapılmadığı değerlendirilerek davanın kabulü ile 2022/393160 numaralı ihtiyari arabuluculuk tutanağının iptaline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 6325 sayılı Kanun hükümlerine göre düzenlenmiş bir arabuluculuk tutanağı olmadığı, Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve kanuna aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Tarafların ... iradeleri ile hiçbir baskı altında kalmadan arabuluculuk süreci sonunda anlaştıklarını ve tüm hakların davacıya ödendiğini, 2. Tüm dosya kapsamı ve tanık beyanlarına göre davacının arabulucu ............'nun şirket vekili olduğunu baştan itibaren bildiğinin ortada olduğunu, 3. Davacının işbu davayı huzurda ikame etmesinin sebebinin anlaşmaya varılan hususlarda işçilik alacaklarının tahsili bakımından dava açmak olduğunu, ancak 6325 sayılı Kanun'un 18/5 hükmüne göre arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşılan hususlar hakkında tekrar dava açılamayacağının düzenlendiğini, bu nedenlerle davacının dürüstlük kuralına aykırı hareket ettiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesinin 6325 sayılı Kanun'un 18/5 hükmü kapsamında geçerli bir anlaşma belgesi olup olmadığı ve buna göre iptalinin gerekip gerekmediğine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 9dc8fadd00ee451f cff74ef9c754faa8