Yargıtay Kararları › Yargıtay 9. Hukuk Dairesi › Nisan 2025 › 2025/2955 E., 2025/3726 K.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/2955 E., 2025/3726 K. (22.04.2025)

Mahkeme
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/2955
Karar No
2025/3726
Karar Tarihi
22.04.2025

9. Hukuk Dairesi 2025/2955 E. , 2025/3726 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2023/408 E., 2024/455 K. DAVA TARİHİ : 13.06.2018 İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili Şirkete ait otel işletmesinde İş Teftiş Kurulu tarafından gerçekleştirilen teftiş sonrasında, çalışanlara fazla çalışma ücreti alacaklarını ödemediğine dair rapor düzenlendiğini ve ayrıca davacı aleyhine idari para cezası verildiğini, idari para cezasına karşı sulh ceza hâkimliğinde açılan davanın derdest olduğunu, raporda yer alan tespitlerin gerçeği yansıtmadığını, zira müvekkili Şirkete ait otelde fazla çalışma yapılması hâlinde karşılığı ücretlerin bordrolara yansıtılarak ödendiğini, raporda yanlış hesaplama yapıldığını, mayıs ve haziran aylarında düşük kapasite ile çalışıldığını, bu aylara ait bordrolarında ek kazanç olarak ödenen fazla çalışma ücretlerinin dikkate alınmayıp hesap dışında tutulduğunu, oteldeki çalışma düzeninde işçilerin yaptıkları işlere uygun olarak farklı saat aralıklarında çalıştıklarını, bu çalışma saatleri dışında zaman zaman 30 dakika ile 1,5 saat arasında fazla çalışma yapıldığını, fazla çalışma yapılmış olması hâlinde bu fazla çalışma ücretlerinin %50 zamlı olarak kendilerine ödendiğini, 2017 yılı Ağustos ayından itibaren, teftiş sırasında davalı Kuruma sunulan çalışma saatlerinin, uygulanmaya ve puantaj tablosu yapılmaya başlandığını, davalı Kurumun iş müfettişleri tarafından gerçekleştirilen teftiş sonucu düzenlenen rapordaki tespit ve değerlendirmelerinin gerçeğe aykırı olduğunu ve fiilî durumu yansıtmadığını ileri sürerek müvekkili Şirket aleyhine olan kısımlarının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davada hasım sıfatlarının bulunmadığını, bu tür davaların taraflarının işçi ile işveren olduğunu, işlemin ise Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından yapıldığını, husumetin taraflarına yöneltilmeyeceğini, dava konusu rapor düzenleyen İş Teftiş Kurulu Başkanlığının adresinin İzmir'de olduğunu ve davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, davalı işyeri hakkında, çalışma sürelerinin düzensiz olduğu ve fazla çalışma ücretlerinin ödenmediği iddiasıyla ihbarda bulunulması üzerine işyerinde inceleme yapıldığını, örnekleme olarak 01.09.2016-31.08.2017 tarihleri arasındaki döneme ilişkin işçi ücret kayıtlarının incelendiğini, haftalık çalışma planlarında tespit edilen ve işçi ifadelerindeki çalışma sürelerinin karşılaştırması sonucu davacı işyerince ödenen fazla çalışma ücretlerinin eksik olduğu işçilerin fazla çalışma ücreti alacaklarının bulunduğunun tespit edildiğini, buna ilişkin tabloların işçi bazında düzenlendiği ve hangi işçinin ne kadar alacaklı olduğunun tek tek belirtildiğini, davacı işyerinde haftalık 45 saatin üzerinde çalışma yapıldığının, iş müfettişine ifade veren işçilerin beyanlarından sabit olduğunu savunarak davanın öncelikle usulden, aksi hâlde esastan reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 14.11.2018 tarihli kararıyla; davanın işçilerin bireysel başvuruları üzerine iş müfettişi tarafından işçi alacaklarına ilişkin yapılan tespitlere karşı olduğu, işçi tarafından yapılan tespitin eksik olduğu ve daha fazla alacağı bulunduğu gerekçesiyle itiraz ediliyorsa davanın eda davası olduğu, işveren tarafından, yapılan tespitin hatalı olduğu ve tamamen ya da kısmen borçlu olmadığı gerekçesiyle itiraz ediliyorsa davanın menfi tespit davası niteliğinde olduğu, bu durumda iş müfettişi raporlarının işçilerin alacaklarına yönelik kısımlarına karşı işçi ya da işveren tarafından açılacak davalar, yerine göre eda davası yerine göre ise menfi tespit davası özelliği göstermekte olup her hâlükârda bu davaların taraflarının işçi ve işveren olduğu ve davalı Kurumun davada taraf sıfatı bulunmadığı gerekçesiyle, pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine davacı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine daar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesinin 29.12.2022 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizce 25.10.2023 tarihli kararı ile; davacı işverence çalışma sürelerine riayet edilmediği ve fazla çalışma yapan işçilere bu çalışmaları karşılığı ücretlerinin eksik ödendiği yönünde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ihbar hattına yapılan şikâyet üzerine başlatılan teftiş sonucunda, iş müfettişlerince, işçilerin fazla çalışma ücreti alacaklarının eksik ödendiğine dair tespitler içeren teftiş raporunun düzenlendiği anlaşıldığı, dava konusu yapılan inceleme raporundaki tespitler Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı iş müfettişi tarafından yapılmış olmakla, davanın anılan Bakanlık ve kimliklerinin belirlenebilmesi hâlinde ihbar hattına şikâyette bulunan işçi/işçiler aleyhine açılması gerekirken tespit ile ilgisi bulunmayan Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğüne husumet yöneltilmesinin temsilcide hata mahiyetinde olduğu, İlk Derece Mahkemesince davacıya davasını doğru hasma yöneltmesi için süre verilerek adı geçen Bakanlığın ve kimlik bilgileri tespit edilebilen şikâyetçi işçi ya da işçilerin yöntemince davaya dâhil edilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde husumet yokluğundan ret kararı verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma ilâmı doğrultusunda yargılamaya devam edilerek yürütülen yargılamanın 24.05.2024 tarihli celsesinde davacı vekiline davayı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına yöneltmesi, ihbar ve şikayette bulunan işçi veya işçileri tespit ederek bu kişileri de davaya dâhil etmesi için üç aylık kesin süre verildiği, davacının verilen kesin süre içinde söz konusu işçi veya işçilerin tespit edilemediği gerekçesiyle bu kişileri davaya dâhil edemediklerini bildirdiği, ilgili Bakanlığın dahi davaya dâhil edilmediği, bu nedenle davada husumet yöneltildiği anlaşılan ... yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiği gerekçesiyle davanın pasif husumet yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Şikayette bulunan işçilerin kimlik bilgilerinin temini için yazılan müzekkereye kişisel veriler gerekçe gösterilerek olumsuz yanıt verildiğini, bu yazı Mahkemeye sunulmuş olmasına rağmen Mahkemece gerekli işlemin başlatmadığını, usul ekonomisi ve adil yargılama hakkının ihlâl edildiğini, hak arama özgürlüklerinin kısıtlandığını, 2. Mahkemenin verdiği usulden ret kararının hukuka aykırı olduğunu, Bakanlığa müzekkere yazılmayıp, davanın esasına girilmeden karar verilerek adil yargılanma haklarının ihlâl edildiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, taraf teşkili noktasındadır. Somut uyuşmazlıkta davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine dair 14.11.2018 tarihli ilk karar, Dairemizin 25.10.2023 tarihli ilâmıyla davacıya davasını doğru hasma yöneltme imkânı tanınmadan karar verilmesinin hatalı olduğu; davanın, iptali talep edilen teftiş raporunu düzenleyen Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile isimleri tespit olunabilen şikâyetçi işçilere yöneltilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince davacıya davasını kimlik bilgileri tespit olunabilen işçileri belirleyerek davaya dâhil etmesi için süre verilmiş, davacı tarafça ara karar gereği yerine getirilmediği için davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş ise de varılan sonuç usul ve kanuna aykırıdır. Mahkemece verilen kesin süre üzerine davacı vekili, gerek Bakanlığa gerekse Mahkemeye hitaben çeşitli tarihlerde yazdığı beyan ve başvuru dilekçelerinde davaya dâhil edilmesi istenen işçilerin isimlerinin kendilerine bildirilmesini talep etmiş ancak söz konusu talepleri reddedilmiştir. Oysa dosyada mübrez iptale konu 6029-İNC-48/7153-İNC-50 sayılı teftiş raporunun incelenmesinde; davacı Şirket çalışanı işçiler; ... ve .... ile isimlerinin gizli tutulmasını isteyen ve Alo 170 hattına ihbarda bulunan işçilerin şikâyetleri üzerine teftişin başlatıldığı ve yapılan inceleme sonucunda davaya konu teftiş raporunun düzenlendiği anlaşılmaktadır. Görüldüğü gibi gerek teftiş raporunda gerekse rapor eklerinde şikayetçi işçilerin isimlerine yer verilmiştir. Bu durumda Mahkemece bozma sonrası yargılamada, davacı tarafa ihbarda bulunan işçilerin kimlik bilgilerinin tespiti için usulüne uygun olmayan şekilde kesin süre verilmesi ve kesin süreye uyulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi hukuki dinlenilme hakkının ihlali niteliğindedir. Şikâyetçi veya ihbar eden işçilerin isim ve bilgilerinin dosyada mevcut olduğu anlaşıldığından adı geçen işçiler ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının davaya dâhil edilmesi için davacı tarafa usulüne uygun olarak süre verilmeli ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Bu yön gözetilmeden, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde ret kararı verilmesi usul ve kanuna aykırı olmuştur.

VII. KARAR Açıklanan sebeple; İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 22.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 77875fe2c9099bcb ac832f81f382846b

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi – Nisan 2025 kararlarının tamamı