9. Hukuk Dairesi 2025/2694 E. , 2025/5817 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1867 E., 2024/2630 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Zonguldak 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/316 E., 2023/351 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ... (TTK) Genel Müdürlüğü ... Müessese Müdürlüğünün tüvenan kömürlerinin ve ocak taşlarının yüklenmesi, nakli ve boşaltılması ile ... Lavvarında çıkan katı atık malzemenin nakli ve yüklenmesi için yapılan ihaleyi alan değişen firmalarda hiç ara vermeden işyeri devri esaslarına göre bant işçisi olarak çalıştığını, müvekkili ile aynı işi yapmakta olan davalı Kurumun işçilerinin yeraltı işçisi olarak değerlendirilmek suretiyle müvekkilinin yeraltı işçilerine tanınan haklardan yararlandırılmadığını ve Sosyal Güvenlik Kurumu primlerinin yer üstünde çalışan işçiler gibi ödendiğini, işverenler arasında geçerli bir asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunmadığını, 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 2. maddesi hükmü gereğince müvekkilinin baştan beri davalı Kurumun işçisi sayılması gerektiğini ileri sürerek ilave tediye ve fark ücret alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkili Kurum işçisi olmadığını, müvekkili Kurum ile davacının çalıştığı şirket ya da şirketler arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi olmadığını, işin bütün olarak şirkete devredildiğini, muvazaa iddiasının ve muvazaaya dayalı alacak taleplerinin yerinde olmadığını, müvekkili Kurumun alacaklardan sorumlu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut uyuşmazlıkta davalı TTK ile dava dışı şirket arasında geçerli asıl alt işveren ilişkisi olduğu, bu yönüyle muvazaa iddiasına dayalı taleplerin reddine karar verildiği, ücret farkı alacağı yönünden ise; dava dilekçesinde Hizmet İşleri Şartnamesi'nden bahsedilmediği ve delil olarak dayanılmadığı, davacı tarafın iddiasını genişleterek muvazaanın yerinde görülmemesi hâlinde Hizmet İşleri Şartnamesi'nin 38. maddesine göre hesap yapılmasını ve fark ücret alacaklarının hüküm altına alınmasını talep ettiği, muvazaa iddiası ile Hizmet İşleri Şartnamesi'nden kaynaklı ücret tespiti taleplerinin birbirinden tamamen farklı olduğu, bu nedenle talebin açıkca iddianın genişletilmesi yasağı kapsamında olduğunun değerlendirildiği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı TTK ile dava dışı şirket arasında geçerli asıl işveren alt işveren ilişkisi olduğu tespitinin yerinde olduğu, fark ücret talebi yönünden dava dilekçesi ile Hizmet İşleri Şartnamesin'in 38. maddesine dayanılmadığından taleplerin reddine karar verilmesinin isabetli olduğu, davanın reddine karar verilmesi nedeniyle kendisini vekille temsil etmiş olan davalı lehine vekâlet ücretine ve yargılama giderlerine hükmedilmesinde usul ve kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile davacı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Kurumun alt işverene ihale ettiği sözleşme konusu olan işlerin Kurumun asıl işi olduğu hususunda kesinleşen yargı kararları olduğunu ve verilen işlerin yardımcı iş olmadığını, 2. Şirket işçilerinin emir ve talimatlarını TTK Genel Müdürlüğü mühendislerinden aldığını, tesisin TTK Genel Müdürlüğü sahası içinde olduğunu, müvekkilinin çalıştığı tesisteki tüm bantlar ve makinelerin davalı TTK Genel Müdürlüğüne ait olduğunu, şirket işçileri ile davalı Kurum işçilerinin fiilen aynı anda, aynı yerde, aynı yöntemle, birlikte aynı işi yaptıklarını ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalı ile dava dışı şirketler arasındaki asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaalı olup olmadığı, buna göre davacının davalı Kurumun işçisi sayılıp sayılmayacağı noktalarında toplanmaktadır. 4857 sayılı Kanun'un 2/7 hükmüne göre bir işverenden işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren alt işveren ilişkisi denilmektedir. Maddeye göre asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak 4857 sayılı Kanun'dan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur. Dolayısıyla asıl işveren alt işveren ilişkisinin geçerli olarak kurulabilmesi için iki işverenin bulunması, mal veya hizmet üretimine ilişkin bir işin varlığı ve asıl işin bölünerek alt işverene verilmesi hâlinde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik sebeplerle uzmanlık gerektirme unsurunun gerçekleşmiş olması gerekir. Sözü edilen bu hususların, aksi kanıtlanabilen adi kanuni karineler olduğu kabul edilmelidir. Muvazaa ise 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda düzenlenmiş olup tarafların üçüncü kişileri aldatmak amacıyla, kendi gerçek iradelerine uymayan, aralarında hüküm ve sonuç meydana getirmesini arzu etmedikleri, görünüşte bir anlaşma olarak tanımlanabilir. Muvazaada, taraflar arasında üçüncü kişileri aldatma kastı bulunmakta ve sözleşmedeki gerçek amaç gizlenmektedir. Muvazaa genel ispat kuralları ile ispat edilebilir. Bunun dışında işverenler arasında muvazaalı biçimde asıl işveren alt işveren ilişkisi kurulmasının önüne geçilmek amacıyla 4857 sayılı Kanun'un 2/8 maddesinde bazı muvazaa kriterlerine de yer verilmiştir. Maddenin sekizinci fıkrasına göre, asıl işverenin işçilerinin alt işveren tarafından işe alınarak çalıştırılmaya devam ettirilmesi suretiyle hakları kısıtlanamaz veya daha önce o işyerinde çalıştırılan kimse ile alt işveren ilişkisi kurulamaz. Aksi hâlde ve genel olarak asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaalı işleme dayandığı kabul edilerek alt işverenin işçileri başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılarak işlem görürler. İşletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler dışında asıl iş bölünerek alt işverenlere verilemez. Davalı TTK Genel Müdürlüğünün 11.12.1984 tarihli ve 18602 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Ana Statüsü’nün “TTK’nın amaç ve faaliyet konuları” başlıklı 4 üncü maddesinde, “Taşkömürü üretiminin gerçekleştirilmesi için gerekli her türlü yeraltı ve yerüstü sosyal ve sınai tesislerini kurmak, işletmek veya işlettirmek,” hükümlerine yer verilmiş, 05.03.2020 tarihli ve 31059 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan en son yenilenen ... Ana Statüsü'nde de Kurumun faaliyet alanı ve görevleri aynı şekilde düzenlenmiştir. Somut uyuşmazlıkta; İlk Derece Mahkemesince davalı ... Taşımacılık Şirketinin TTK Genel Müdürlüğünden almış olduğu ihale sonrasında kendi işçileri ile davalı TTK Genel Müdürlüğü sahasında faaliyet gösterdiği, dava dışı Şirketin söz konusu alanda uzman olup yeterli teknolojiye sahip olduğu, alınan ihale kapsamında çalışan TTK Genel Müdürlüğü işçisi bulunmadığı, 3213 sayılı Maden Kanunu’nun (3213 sayılı Kanun) Ek 1. maddesi ile ... Ana Statüsü'nün 4. maddesi gereğince işletme veya işlettirme yetkisinin davalı TTK Genel Müdürlüğünde olduğu, davalı TTK Genel Müdürlüğü tarafından anılan Kanun'un vermiş olduğu yetki gereği ihale yapıldığı, işçi temini söz konusu olmadığı, dava dışı Şirketin kendine ait bir organizasyon yapısının bulunduğu, bu nedenle davalılar arasında muvazaa bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince de aynı gerekçeler ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesince yapılan tespitler yerinde olmakla birlikte verilen işin asıl iş mi yoksa yardımcı iş mi olduğu noktasında yapılan araştırma yeterli değildir. Şöyle ki İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesince emsal dosyalardaki keşif raporları ile davalı Kurumun diğer yer üstü ayıklama ve kömür yıkama tesislerindeki değerlendirmelerden yola çıkılarak davalı Kurum ile dava dışı Şirket arasında geçerli bir asıl işveren alt işveren ilişkisi olduğu kanaati ile sonuca gidilmiştir. Dairemiz uygulamasına göre bir ihale dönemi için kurulan asıl işveren alt işverenlik ilişkisinin muvazaaya dayanması önceki ve sonraki ihale dönemleri bakımından bir sonuç doğurmaz. Her ihale sözleşmesi kendi dönemi ve şartlarında değerlendirmeye tâbi tutulmalıdır. Başka bir anlatımla, önceki ihale sözleşmelerinin muvazaalı olması, sonrakilerin de aynı şekilde muvazaaya dayandığını göstermez. Daha sonra yapılan sözleşmenin ayrıca muvazaa yönünden değerlendirmeye tâbi tutulması gerekir. Bu sebeple davalı tarafından yapılan sözleşmelerin muvazaalı olduğuna ilişkin kesinleşmiş yargı kararları sadece muvazaalı olduğu tespit edilen ihale dönemlerini bağlayacak olup önceki ve sonraki ihale dönemleri bakımından muvazaa araştırması yeniden yapılmalıdır. Buna göre bir ihale dönemi için kurulan asıl işveren alt işverenlik ilişkisinin muvazaaya dayanması önceki ve sonraki ihale dönemleri bakımından bir sonuç doğurmayacağı gibi davalı Kuruma ait tesislerin durumu da kendi şartları içerisinde değerlendirmeye tâbi tutulmalıdır. Diğer taraftan, davacının daha önce açmış olduğu davada asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaaya dayandığı kesinleşmiş mahkeme kararlarıyla sabit olup Dairemizce de bu hizmet alım sözleşmesi bakımından muvazaa olgusu sabit kabul edilmiştir. Bu doğrultuda Mahkemece yapılacak araştırmada; Zonguldak 2. İş Mahkemesinin 2020/613 Esas ve 2021/472 Karar sayılı kararı ile muvazaa tespiti yapılarak kesinleşen ihale dönemi hariç tutulmak suretiyle, talep konusu döneme ait davalı ile ... Taşımacılık Şirketi arasındaki sözleşme ve şartnameler getirtilerek verilen işin ne olduğu, asıl iş mi yoksa yardımcı iş mi olduğu belirlenmelidir. Verilen işin asıl iş olması hâlinde, 4857 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile birlikte 3213 sayılı Kanun'un ek 1. maddesi ve dayanağını ilgili Kanun'dan alan ... Ana Statüsü'nün 4. maddesi hükümleri birlikte değerlendirilmeli; özellikle“işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren iş kavramı yönünden ... Taşımacılık Şirketi ile davalı TTK Genel Müdürlüğünün teknolojilerinin karşılaştırılması ile sonuca gidilmemelidir. Başka bir anlatımla; ... Taşımacılık Şirketinin teknolojisinin davalı TTK Genel Müdürlüğünün teknolojisinden daha düşük olması tek başına bir kriter olarak dikkate alınmamalıdır. Asıl işin bölünerek alt işverene verilmesinde, alt işverene ait teknoloji kullanımının mutlaka daha yüksek kapasiteye sahip olması gerekmediği düşünülmelidir. Alt işverenin belli bir alanda uzmanlaşması ve bu alanda yeterli bir teknolojiye sahip olması hâlinde işletmenin ve işin gereği olarak asıl işin bir bölümünün alt işverene bırakılabileceği kabul edilmelidir. Belirtilen bu hususlarda herhangi bir araştırma yapılmadan, verilen işin asıl iş mi yoksa yardımcı iş mi olduğu noktasında teknik bilirkişi raporu alınmaksızın veya keşif yapılmaksızın, salt emsal kararlar bulunduğu gerekçesi ile eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucunda yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! e25655ab721ec1de 4788b89b4a212712