9. Hukuk Dairesi 2025/2405 E. , 2025/4958 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1754 E., 2024/1785 K İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 32. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/665 E., 2022/83 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi. Davacı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmiş ise de 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/2 hükmü gereğince duruşma isteğinin miktardan reddi ile incelemenin dosya üzerinden yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Üniversitede çalışırken 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (696 sayılı KHK) ile 02.04.2018 tarihinde sürekli işçi kadrosuna geçirildiğini, davacının alt işveren bünyesinde çalıştığı dönemde almış olduğu ücretin, asgari ücretin yüzde olarak belli bir oranda fazlasının belirlendiğini, davacının mevcut hakları korunarak kadroya geçtiğini, kadroya geçirilirken davacıya iş sözleşmesi imzalatılmadığını, bu konuda farklı uygulamalar yapıldığını ileri sürerek fark ücret, fark ikramiye, fark ilave tediye ve toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan sosyal yardım alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının sulh sözleşmesi ile daha önce alt işveren işçisi olarak çalıştığı dönemlere ilişkin olarak herhangi bir hak ve alacak talebinde bulunmayacağını ve bu haklardan feragat ettiğini kabul ettiğini, davacının önceki tâbi olduğu haklar ile sürekli işçi kadrosundaki hakların aynı anda uygulanmasını talep edemeyeceğini, toplu iş sözleşmesinden kaynaklı tüm ödemelerin eksiksiz yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının 28.03.2018 öncesinde davalıdan ihale alınan iş kapsamında alt işveren şirketlerde çalışmakta iken 28.03.2018 tarihi itibarıyla davalı Üniversite kadrosuna geçtiği, kadroya geçerken belirsiz süreli iş sözleşmesi imzalanmadığı, dosyaya sunulan şartnamelerde davacının ücretinin asgari ücretin belli bir yüzde fazlası olarak belirlendiği ve buna uygun tahakkukların yapıldığının görüldüğü, davacının alacaklarının hesaplandığı bilirkişi raporunun 1. seçeneğinin kabul edildiği belirtilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri ile kamu düzeni dikkate alındığında Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı belirtilerek davalı vekilinin istinaf başvuru talebinin esastan reddine; davacı vekilinin istinaf başvurusu yönünden ise davacının davalı Üniversiteyi arabuluculuk son tutanağı ile temerrüde düşürdüğü ve dava dilekçesinde de dava tarihinden itibaren faiz talep ettiği, faizin dava tarihinden itibaren hüküm altına alınması gerektiği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Ücret alacağının eksik hesaplandığını, Mahkemece bilirkişi raporundaki davacının kadroya geçmeden önce idari şartnamedeki oranı uygulanarak yapılan 2. seçeneğe itibar edilmesi gerekirken 1. seçeneğin esas alınmasının hatalı olduğunu, b. Yol ücretinin eksik hesaplandığını, c. Çocuk yardımı alacağından sadece damga vergisi kesintisi, yol ve yakacak yardımı alacağından damga vergisi ve Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) primi kesintisi yapılması gerektiğini ileri sürmüştür. 2. Davalı vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde; a. Ücret farkı hükmünün hatalı olduğunu, b. 2018 yılı Mart ayının 18 gün olarak hesaplanmasının hatalı olduğunu, c. Bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, davacının ücetlerinin ödendiğini, alacağının bulunmadığını, d. Davacının yol ücretinin fiilen çalıştığı güne göre hesaplanması gerektiğini, e. Davacının ikramiye alacağının çalıştığı süreye göre orantılı olarak ödendiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 696 sayılı KHK kapsamında sürekli işçi kadrosuna geçirilen davacı işçiye ödenmesi gereken ücretin tespiti ile talep edilen fark alacakların ispatı ve hesaplanmasına ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 32/1 hükmünde genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır. Bu maddeye göre ücret çalışma karşılığı olup işçinin fiilen yapmadığı bir işin karşılığına hak kazanması mümkün değildir. Somut olayda davacı, davalı Üniversitede alt işveren işçisi olarak çalışırken 28.03.2018 tarihinde kadroya geçmiş ve bu tarih itibarıyla davalı bünyesinde çalışmaya başlamıştır. Bu nedenle davacının ücret farkı ve diğer dava konusu alacaklarının bu tarihten itibaren hesaplanması gerekirken, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, ücret bordrolarında 2018 Mart ayında 18 gün çalışma gün sayısı bulunduğu gerekçesiyle hesaplama yapılması hatalı olmuştur. 3. 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun tazminat ve yardımlarda gelir vergisinden istisnayı düzenleyen 25/4 hükmüne göre "Hizmet erbabına ödenen çocuk zamları (Bu zamlar Devletçe verilen miktarları aştığı takdirde, fazlası vergiye tabi tutulur.)" gelir vergisinden istisna tutulmuştur. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 80/1-(b) hükmü şöyledir; "Ayni yardımlar ve ölüm, doğum ve evlenme yardımları, görev yollukları, seyyar görev tazminatı, kıdem tazminatı, iş sonu tazminatı veya kıdem tazminatı mahiyetindeki toplu ödeme, keşif ücreti, ihbar ve kasa tazminatları ile Kurumca tutarları yıllar itibarıyla belirlenecek yemek, çocuk ve aile zamları, işverenler tarafından sigortalılar için özel sağlık sigortalarına ve bireysel emeklilik sistemine ödenen ve aylık toplamı asgari ücretin % 30’unu geçmeyen özel sağlık sigortası primi ve bireysel emeklilik katkı payları tutarları, prime esas kazanca tabi tutulmaz. " Yukarıda belirtilen düzenlemeler dikkate alındığında çocuk yardımı alacağının Devletçe verilen miktar kadar tutarının gelir vergisinden istisna tutulduğu ve bu yardım miktarından SGK priminin de kesilmeyeceği anlaşılmaktadır. Bu itibarla davacının çocuk yardımı alacağı hesaplanırken bu hususun dikkate alınmaması hatalı olup bozma sebebidir. 4. 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 23. Maddesi Uyarınca İdarelerce Sürekli İşçi Kadrolarına Geçirilen İşçilerin Ücret ile Diğer Mali ve Sosyal Haklarının Belirlenmesinde Esas Alınacak Toplu İş Sözleşmesi Hükümleri'nden önce davalı Üniversite ile davacının bünyesinde istihdam edildiği dava dışı alt işveren şirket arasındaki 01.01.2017-31.03.2018 süreli son ihale şartnamesinin (25.3.2) maddesinde; "1-Yüklenici tarafından çalışan tüm personele yol gideri nakdi olarak ödenecek ve maaş bordrosunda gösterilecektir. a)Günlük brüt yol bedeli:6,43 TL b) Yol giderinin aylık gün sayısı: 22 3-Ay içinde fiilen çalışılmayan iş günlerinde (yıllık izin, rapor, resmi tatil, idari izin vb) personele yol ve yemek ücreti ödenmeyecek hakedişten kesilecektir." düzenlemesi yer almaktadır. 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 23. Maddesi Uyarınca İdarelerce Sürekli İşçi Kadrolarına Geçirilen İşçilerin Ücret ile Diğer Mali ve Sosyal Haklarının Belirlenmesinde Esas Alınacak Toplu İş Sözleşmesi Hükümleri'nin "TAŞIT YARDIMI" başlıklı maddesinde ise "Mevcut uygulamaya aynen devam edilir." denilmek suretiyle kadroya geçiş öncesindeki uygulamalara atıf yapıldığı anlaşılmaktadır. Davacının kadroya geçişi öncesi davalı Üniversite ile davacının bünyesinde istihdam edildiği dava dışı alt işveren şirket arasındaki ihale sözleşmesinin yukarıda yer verilen (25.3.2) maddesinde yol parasının günlük brüt 6,43 TL olmak üzere 22 günden ödeneceği kararlaştırılmış olup (25.3.2.3) maddesinde ise fiilen çalışılmayan (yıllık izin, resmi tatil, rapor vs.) günlerde yol ücretinin ödenmeyeceği ve hak edişten kesileceği belirtilmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, resmî tatil ve izinli/raporlu günlerin dikkate alınmadığı, bordrodaki gün sayısına göre hesaplama yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle Mahkemece yapılacak iş, davacının izinli/raporlu günleri ile resmî tatil günleri tespit edilerek fiilen çalıştığı günlere göre yol yardımı alacağının yeniden hesaplanıp hüküm altına alınmasıdır. 5. Ayrıca İlk Derece Mahkemesince kararın gerekçesinde, bilirkişi raporunun 1. seçeneğinde yapılan hesaplama doğrultusunda davacının ücret farkı alacağının hüküm altına alındığı belirtilmesine rağmen, bu seçeneğe göre yapılan hesaplamadan farklı bir miktarın hüküm altına alındığı görülmektedir. Ne var ki bu farklılığın sebebi ile hüküm altına alınan miktarın nasıl hesaplandığı anlaşılamamaktadır. Belirtilen sebeple; bozmadan sonra kurulacak hükümde, hüküm altına alınan miktara uygun gerekçe oluşturulması gerektiği de gözden kaçırılmamalıdır.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacı tarafa iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 29.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 12a9291012557f95 0ba586996c894e3c