9. Hukuk Dairesi 2025/2278 E. , 2025/4963 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/3181 E., 2024/2723 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Emet Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2020/162 E., 2022/335 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ... Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğünde muvazaalı hizmet alımı yoluyla iş alan görünüşte alt işveren Şirketler bünyesinde çalıştığını, davalı Kurum ile alt işverenler arasında imzalanan hizmet alım sözleşmelerinin muvazaa nedeniyle geçersiz olduğunu, müvekkilinin başlangıçtan itibaren davalı Kurumun işçisi olduğunu ileri sürerek ilave tediye alacağı ile davalı Kurumun toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkili Kurumun işçisi olmayıp değişen yüklenici firmalarda çalıştığını, müvekkili ile arasında işçi ve işveren ilişkisi bulunmadığını, davacının talep etmiş olduğu tüm alacaklar hakkında zamanaşımı def'inde bulunduklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı Kurum ile davacının çalıştığı alt işverenler arasında yapılan hizmet alım sözleşmelerinin muvazaalı olduğu ve davacının çalışmaya başladığı tarihten itibaren davalı Kurumun işçisi olduğu, dolayısıyla ilave tediyeye hak kazandığı, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu ve toplu iş sözleşmeleri hükümlerine göre; taraf işçi sendikası üyesi olan işçinin toplu iş sözleşmesinin imzalandığı tarihte üye ise toplu iş sözleşmesinin yürürlük tarihinden, sonradan üye olmuş ise üyeliğinin işverene bildirildiği tarihten, taraf sendikaya üye değilse dayanışma aidatı ödeyerek toplu iş sözleşmesinden yararlanmak istediğine dair talep tarihinden itibaren toplu iş sözleşmesinden yararlanabileceği, bu nedenle her bir toplu iş sözleşmesi dönemi yönünden ayrı ayrı değerlendirilerek davacının yararlanma koşullarının bulunup bulunmadığının değerlendirildiği, davanın belirsiz alacak davası türünde açılmasına bir engel bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının maden üretimi olan asıl işte çalıştığının kabul edilmesinin isabetli olduğu, açıklanan sebeplere göre asıl işveren alt işveren ilişkinin muvazaalı olduğuna ilişkin İlk Derece Mahkemesi kabulünün doğru olduğu; ancak Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 23.06.2021 tarihli ve 2021/6396 Esas, 2021/10706 Karar sayılı ilâmı da dikkate alınarak davacının davalı Kurumun tarafı olduğu toplu iş sözleşmelerinden yararlanıp yararlanamayacağı bakımından yapılan değerlendirmede; davalı Kurumdan ve Maden İş Sendikasından gelen yazı cevabından davacının sendika üyeliğinin davalı Kuruma bildirilmediği ve davacının dayanışma aidatı ödeyerek yararlanmak istediğine dair bir delil de bulunmadığı anlaşılmakla; davalının tarafı olduğu toplu iş sözleşmesinden davacının yararlanması mümkün olmadığı hâlde davacının toplu iş sözleşmesinden doğan alacak taleplerinin kısmen kabülüne karar verilmesinin hatalı olduğu, davacının işvereni olarak görülen alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmelerinden davacının yararlandırılması için yapılan bildirimlerin de davalı Kurumu bağlayıcı yönü bulunmadığı, davacı ilave tediye alacağına hak kazanmakta ise de davalı Kurumun toplu iş sözleşmelerinden yararlanamayacağından ek bilirkişi raporundaki davacının ücret bordrolarının nazara alındığı hesaplama çerçevesinde ilave tediye alacağına hükmedilmesi gerektiği, arabuluculuk sürecini aşan bir hesaplama bulunmadığından, talep arttırım dilekçesi sunulmadığından, talep edilmeyen tutarlar hakkında karar verilmesine yasal olanak bulunmadığından davalı tarafın bu hususlara değinen istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı, taraflar lehine ve aleyhine hükmedilen Mahkeme harçları ve yargılama giderleri yönünden hatalı bir uygulamaya rastlanmadığı gerekçeleriyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davacının çalışmış olduğu hizmet alım işinin müvekkili Kurumun ana iştigal konusuna yardımcı olan ve olmadığı takdirde üretimi aksatmayacak durumda olan bir iş olduğunu, hizmet alım işinde muvazaa bulunduğuna yönelik kabulün isabetsiz olduğunu, 2. Kanunen izin verilen bir konuda kurulan asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaalı olduğunun kabul edilmesinin hatalı olduğunu, davacının müvekkili Kurumun işçisi olmadığını, bu nedenle ilave tediye alacağına hak kazanmasının da mümkün bulunmadığını, 3. Hükme esas alınan bilirkişi heyet raporunda muvazaaya ilişkin değerlendirmeye dayanak sebeplerin yanı sıra hesaplamaların da hatalı olduğunu, 4. Alacakların zamanaşımına uğradığını, 5. Vekâlet ücretinin doğru belirlenmediğini, yargılama giderleri ve harçların her bir dosyada yüksek belirlendiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalının tarafı olduğu asıl işveren alt işveren ilişkisinin kanuna uygun kurulup kurulmadığı, muvazaaya dayanıp dayanmadığı, bunun sonucu olarak da davacının ilave tediye alacağına hak kazanıp kazanmadığına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 29.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.