Yargıtay Kararları › Yargıtay 9. Hukuk Dairesi › Haziran 2025 › 2025/1410 E., 2025/5131 K.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/1410 E., 2025/5131 K. (17.06.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1410
Karar No
2025/5131
Karar Tarihi
17.06.2025
Konu
Tazminat, Kıdem Tazminatı

9. Hukuk Dairesi 2025/1410 E. , 2025/5131 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/406 E., 2024/3873 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 22. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/453 E., 2023/882 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilmiştir. Davalı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 17.06.2025 Salı günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir. Duruşma günü davalı vekili Avukat ... ile davacı vekili Avukat ... ... geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 03.06.2016-15.02.2018 tarihleri arasında teknik ofis şefi/inşaat mühendisi olarak net 5.500,00 USD ücret ile çalıştığını, aylık ücretlerin düzensiz ödendiğini, iş sözleşmesinin davalı işverence haksız ve bildirimsiz feshedildiğini, çalıştığı süre boyunca ulusal bayram ve genel tatil günleri dâhil haftanın 7 günü 07.00- 00.00 saatleri arasında çalıştığını, yıllık izin hakkını kullanamadığını, iş sözleşmesinin devamı sırasında işçilik alacaklarının ödenmeyeceği tehdidi ile davacıya gerçeğe aykırı belgeler imzalatıldığını belirterek kıdem ve ihbar tazminatı ile birlikte fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ile yıllık ücretli izin alacağının davalıdan tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davalı Şirketin 2011 yılında Tacikistan'daki çalışmasını sona erdirdiğini, davalı Şirketin faaliyette bulunduğu 2008-2011 yıllarında ...1 isimli yol projesinin ...-...Ltd. Şti. Ortaklığı ile yapıldığını, bu proje devam ederken ...den danışmanlık hizmeti alındığını ancak çalışmaların 2011 yılında sona erdiğini, bu yol projenin ikinci etabının ...2 projesi olarak ...Şirketi tarafından yapıldığını, 28.10.2011 tarihinde ...nin kendi adına Tacikistan yasalarına göre kurduğu ... Group Tekar ... Şirketinin yol yapım işinin 3. etabı olan... arasındaki yol yapımını üstlendiğini, davacının bu dönem iş sözleşmesinin bizzat bu Şirketle yapıldığını, davalı Şirkete husumet yöneltilemeyeceğini, kabul anlamına gelmemekle davacının davacı dışı Şirket nezdinde çalıştığı dönem için kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanmayacağını, istifa ederek işten ayrıldığını, imzaladığı ibraname ile işvereni ibra ettiğini, hak kazandığı tüm haklarının ödendiğini, davacının çalıştığı Şirketten 48.576,48 USD alacağı kaldığını ve kendisine ödendiği savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının Türk hukukuna göre dava açtığı, davalının cevap dilekçesinde ve ön inceleme duruşmasında iş bu davada Tacikistan hukukunun uygulanması gerektiği yönünde itirazı bulunmadığı anlaşıldığından uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanması gerektiğini, taraf ve tanık beyanları ve belgelere göre davacının işten ayrılış tarihi itibarıyla aylık ücreti brüt 5.500,00 USD olduğu, davalı tarafından iş sözleşmesinin haklı nedenle sona erdirildiği ve ihbar öneli verildiği ispat edilemediğinden davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, tanık beyanlarına göre davacının fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışma yaptığı, ücretinin ödenmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının cevap dilekçesinde ve ön inceleme duruşmasında yabancı hukukun uygulanması gerektiği yönünde itirazda bulunmadığı, buna göre somut uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanmasında isabetsizlik olmadığı, davalıya karşı aynı şekilde açılan emsal davalarda davalı ile belirtilen Şirket arasında organik bağ bulunduğu ve işçilerin davalı Şirket ile dava dışı yabancı Şirket tarafından birlikte istihdam edildikleri emsal nitelikteki kararlar ile belirlendiğini, davalı işveren tarafından ibraz edilen ibranamenin fesih ile aynı tarihte düzenlendiği dikkate alındığında geçersiz kabul edilmesinde hata bulunmadığı, davalı tarafça her ne kadar, işçinin proje müdürü pozisyonunda üst düzey yönetici konumunda çalıştığı, çalışma saatlerini kendisini belirlediği, bu nedenle fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram genel tatil ücret alacaklarına hak kazanamayacağı ileri sürülmüş ise de, işveren tarafından delil olarak ibraz edilen ibranamede işçiye fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde yapılan çalışmalara ait ücretlerine ilişkin ödeme yapıldığının belirtildiği ve fazla çalışma ücret alacağının miktar belirtilmek sureti tahakkuk ettirildiğine ilişkin ibareye yer verildiği, davalı işveren ilgili ibraname içeriğinde, işçinin çalışma saatlerinin kendisini tarafından belirlenmediğini ikrar etmiş olduğundan, yargılama sırasında ileri sürülen bu savunmaya itibar edilmemesinde isabetsizlik olmadığı, ibranamenin eki niteliğinde ibraz edilen 15.02.2018 tarihli Cari Hesap çizelgesi içeriği ile işçinin sadece aylık ücretleri ve yıllık izin ücretinin tahakkuk ettirdiği, Cari Hesap Çizelgesi içeriği ile bakiye alacak miktarı olarak gösterilen ve karşılığı banka kanalı ile ödenen 48.576,45 USD 'nin işçinin bakiye ücret ve yıllık izin ücret alacakları toplamı olduğu, bu durumda davacıya kıdem tazminatı ödenmediğinin sabit olduğu, davacının kıdem tazminatı isteminin kabulüne karar verilmesi gerekirken reddi yönünde hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı ortadan kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Husumet itirazında bulunduklarını, 2. İbranamenin usulüne uygun olduğunu, davacının işten çıkışının 17.09.2017 tarihi olduğunu, buna göre davanın reddine karar verilmesini gerektiğini, 3. Davacının istifa ederek işten ayrıldığını, kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanmadığını, 4. Davacının proje müdürü olarak kendi çalışma saatlerini kendisinin belirlediğini, fazla çalışma yapması durumunda ücretinin ödendiğini, 5. Davacının ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatili çalışmasının bulunmadığını, 6. Yemek ve barınma gideri olarak 150,00 USD eklenmesinin hatalı olduğunu, en fazla 150,00 TL olması gerektiğini, 7. Mutad işyeri hukukunun uygulanması gerektiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, husumet, uygulanacak hukuk, iş sözleşmesinin feshi ile fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının ispatı noktasındadır. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır. Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş ve işyerinden çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır. İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazı kaydının bulunması hâlinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazı kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı hâlde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda ise işçinin ihtirazı kayıt ileri sürmesi beklenemeyeceğinden, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının her türlü delil ile ispatı mümkündür. Fazla çalışmanın yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkân dâhilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez. Aynı ispat kuralları hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücret alacakları için de geçerlidir. Çalışma sürelerinin ispatı noktasında işverene karşı dava açan tanıkların beyanlarına ihtiyatla yaklaşılması gerekir. Fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının ispatında salt davacı ile menfaat birliği içinde olan ya da işverene karşı davası bulunan tanık beyanlarıyla sonuca gidilemez. Bununla birlikte diğer delil ya da olgularla desteklenen bu tür tanık beyanlarına itibar edilmelidir. Bu çerçevede; işin ve işyerinin özellikleri, davalı tanıklarının anlatımları, iş müfettişinin düzenlediği tutanak veya raporlar ve aynı çalışma dönemi ile ilgili olarak söz konusu alacakların varlığına ilişkin kesinleşmiş mahkeme kararları gibi hususlar diğer delil ya da olgular olarak değerlendirilebilir. Somut uyuşmazlıkta, Bölge Adliye Mahkemesince davacı tanığının anlatımları ve davacı tanığının kendi dava dosyası dikkate alınarak haftanın 7 günü 07.00-19.00 saatleri arasında 2 saat ara dinlenmesi ile çalıştığı, hafta tatili normal çalışma saatinin üzerininde eklenmesi ile haftalık 17.5 saat fazla çalışma kabul edilerek alacak hesaplanmış ve hüküm altına alınmıştır. Fazla çalışmanın ispatı konusunda, dosya içerisinde işyerindeki çalışma düzenini gösterir işyeri kayıtları bulunmadığından davacının fazla çalışmalarının tanık beyanlarına göre kabulünde isabetsizlik bulunmamaktadır. Diğer yandan davacı tanığının davalı işverene karşı davası olduğu ve bu nedenle davacı ile menfaat birliği içinde olduğu anlaşılmaktadır. Yukarıda yer verilen ilke ve esaslara göre fazla çalışma alacağının ispatında salt davacı ile menfaat birliği içinde olan tanık beyanlarıyla sonuca gidilemez. Davalı tanığı ise "Haftada 5 gün 08:00-17:00 saatleri arasında çalışırdık. İşin durumuna göre cumartesi günleri bazen yarım gün çalışırdık, bazen hiç çalışmazdık. Pazar günleri hiç çalışma yapılmazdı..." şeklinde beyanda bulunmuştur. Bu durumda davacı ve davalı tanığının beyanı birlikte değerlendirilerek davacının haftanın 6 günü 08.00-17.00 saatleri arasında 1 saat ara dinlenmesi ile haftalık 3 saat fazla çalışma yaptığının kabulü dosya kapsamına uygun düşecektir. Mahkemece davacının haftalık 3 saat fazla çalışma yaptığı kabul edilerek fazla çalışma alacağının hüküm altına alınması, hafta tatili alacağının da ispatlanamadığından reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile verilen karar hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

VI. KARAR Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Davalı yararına takdir edilen 28.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 96aef1cc25a575f0 5d4eb12ad8c483a7 This XML file does not appear to have any style information associated with it. The document tree is shown below. 9. Hukuk Dairesi 2025/1410 E. , 2025/5131 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/406 E., 2024/3873 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 22. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/453 E., 2023/882 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilmiştir. Davalı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 17.06.2025 Salı günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir. Duruşma günü davalı vekili Avukat ... ile davacı vekili Avukat ... ... geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 03.06.2016-15.02.2018 tarihleri arasında teknik ofis şefi/inşaat mühendisi olarak net 5.500,00 USD ücret ile çalıştığını, aylık ücretlerin düzensiz ödendiğini, iş sözleşmesinin davalı işverence haksız ve bildirimsiz feshedildiğini, çalıştığı süre boyunca ulusal bayram ve genel tatil günleri dâhil haftanın 7 günü 07.00- 00.00 saatleri arasında çalıştığını, yıllık izin hakkını kullanamadığını, iş sözleşmesinin devamı sırasında işçilik alacaklarının ödenmeyeceği tehdidi ile davacıya gerçeğe aykırı belgeler imzalatıldığını belirterek kıdem ve ihbar tazminatı ile birlikte fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ile yıllık ücretli izin alacağının davalıdan tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davalı Şirketin 2011 yılında Tacikistan'daki çalışmasını sona erdirdiğini, davalı Şirketin faaliyette bulunduğu 2008-2011 yıllarında ...1 isimli yol projesinin ...-...Ltd. Şti. Ortaklığı ile yapıldığını, bu proje devam ederken ...den danışmanlık hizmeti alındığını ancak çalışmaların 2011 yılında sona erdiğini, bu yol projenin ikinci etabının ...2 projesi olarak ...Şirketi tarafından yapıldığını, 28.10.2011 tarihinde ...nin kendi adına Tacikistan yasalarına göre kurduğu ... Group Tekar ... Şirketinin yol yapım işinin 3. etabı olan... arasındaki yol yapımını üstlendiğini, davacının bu dönem iş sözleşmesinin bizzat bu Şirketle yapıldığını, davalı Şirkete husumet yöneltilemeyeceğini, kabul anlamına gelmemekle davacının davacı dışı Şirket nezdinde çalıştığı dönem için kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanmayacağını, istifa ederek işten ayrıldığını, imzaladığı ibraname ile işvereni ibra ettiğini, hak kazandığı tüm haklarının ödendiğini, davacının çalıştığı Şirketten 48.576,48 USD alacağı kaldığını ve kendisine ödendiği savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının Türk hukukuna göre dava açtığı, davalının cevap dilekçesinde ve ön inceleme duruşmasında iş bu davada Tacikistan hukukunun uygulanması gerektiği yönünde itirazı bulunmadığı anlaşıldığından uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanması gerektiğini, taraf ve tanık beyanları ve belgelere göre davacının işten ayrılış tarihi itibarıyla aylık ücreti brüt 5.500,00 USD olduğu, davalı tarafından iş sözleşmesinin haklı nedenle sona erdirildiği ve ihbar öneli verildiği ispat edilemediğinden davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, tanık beyanlarına göre davacının fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışma yaptığı, ücretinin ödenmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının cevap dilekçesinde ve ön inceleme duruşmasında yabancı hukukun uygulanması gerektiği yönünde itirazda bulunmadığı, buna göre somut uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanmasında isabetsizlik olmadığı, davalıya karşı aynı şekilde açılan emsal davalarda davalı ile belirtilen Şirket arasında organik bağ bulunduğu ve işçilerin davalı Şirket ile dava dışı yabancı Şirket tarafından birlikte istihdam edildikleri emsal nitelikteki kararlar ile belirlendiğini, davalı işveren tarafından ibraz edilen ibranamenin fesih ile aynı tarihte düzenlendiği dikkate alındığında geçersiz kabul edilmesinde hata bulunmadığı, davalı tarafça her ne kadar, işçinin proje müdürü pozisyonunda üst düzey yönetici konumunda çalıştığı, çalışma saatlerini kendisini belirlediği, bu nedenle fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram genel tatil ücret alacaklarına hak kazanamayacağı ileri sürülmüş ise de, işveren tarafından delil olarak ibraz edilen ibranamede işçiye fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde yapılan çalışmalara ait ücretlerine ilişkin ödeme yapıldığının belirtildiği ve fazla çalışma ücret alacağının miktar belirtilmek sureti tahakkuk ettirildiğine ilişkin ibareye yer verildiği, davalı işveren ilgili ibraname içeriğinde, işçinin çalışma saatlerinin kendisini tarafından belirlenmediğini ikrar etmiş olduğundan, yargılama sırasında ileri sürülen bu savunmaya itibar edilmemesinde isabetsizlik olmadığı, ibranamenin eki niteliğinde ibraz edilen 15.02.2018 tarihli Cari Hesap çizelgesi içeriği ile işçinin sadece aylık ücretleri ve yıllık izin ücretinin tahakkuk ettirdiği, Cari Hesap Çizelgesi içeriği ile bakiye alacak miktarı olarak gösterilen ve karşılığı banka kanalı ile ödenen 48.576,45 USD 'nin işçinin bakiye ücret ve yıllık izin ücret alacakları toplamı olduğu, bu durumda davacıya kıdem tazminatı ödenmediğinin sabit olduğu, davacının kıdem tazminatı isteminin kabulüne karar verilmesi gerekirken reddi yönünde hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı ortadan kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Husumet itirazında bulunduklarını, 2. İbranamenin usulüne uygun olduğunu, davacının işten çıkışının 17.09.2017 tarihi olduğunu, buna göre davanın reddine karar verilmesini gerektiğini, 3. Davacının istifa ederek işten ayrıldığını, kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanmadığını, 4. Davacının proje müdürü olarak kendi çalışma saatlerini kendisinin belirlediğini, fazla çalışma yapması durumunda ücretinin ödendiğini, 5. Davacının ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatili çalışmasının bulunmadığını, 6. Yemek ve barınma gideri olarak 150,00 USD eklenmesinin hatalı olduğunu, en fazla 150,00 TL olması gerektiğini, 7. Mutad işyeri hukukunun uygulanması gerektiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, husumet, uygulanacak hukuk, iş sözleşmesinin feshi ile fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının ispatı noktasındadır. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır. Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş ve işyerinden çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır. İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazı kaydının bulunması hâlinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazı kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı hâlde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda ise işçinin ihtirazı kayıt ileri sürmesi beklenemeyeceğinden, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının her türlü delil ile ispatı mümkündür. Fazla çalışmanın yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkân dâhilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez. Aynı ispat kuralları hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücret alacakları için de geçerlidir. Çalışma sürelerinin ispatı noktasında işverene karşı dava açan tanıkların beyanlarına ihtiyatla yaklaşılması gerekir. Fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının ispatında salt davacı ile menfaat birliği içinde olan ya da işverene karşı davası bulunan tanık beyanlarıyla sonuca gidilemez. Bununla birlikte diğer delil ya da olgularla desteklenen bu tür tanık beyanlarına itibar edilmelidir. Bu çerçevede; işin ve işyerinin özellikleri, davalı tanıklarının anlatımları, iş müfettişinin düzenlediği tutanak veya raporlar ve aynı çalışma dönemi ile ilgili olarak söz konusu alacakların varlığına ilişkin kesinleşmiş mahkeme kararları gibi hususlar diğer delil ya da olgular olarak değerlendirilebilir. Somut uyuşmazlıkta, Bölge Adliye Mahkemesince davacı tanığının anlatımları ve davacı tanığının kendi dava dosyası dikkate alınarak haftanın 7 günü 07.00-19.00 saatleri arasında 2 saat ara dinlenmesi ile çalıştığı, hafta tatili normal çalışma saatinin üzerininde eklenmesi ile haftalık 17.5 saat fazla çalışma kabul edilerek alacak hesaplanmış ve hüküm altına alınmıştır. Fazla çalışmanın ispatı konusunda, dosya içerisinde işyerindeki çalışma düzenini gösterir işyeri kayıtları bulunmadığından davacının fazla çalışmalarının tanık beyanlarına göre kabulünde isabetsizlik bulunmamaktadır. Diğer yandan davacı tanığının davalı işverene karşı davası olduğu ve bu nedenle davacı ile menfaat birliği içinde olduğu anlaşılmaktadır. Yukarıda yer verilen ilke ve esaslara göre fazla çalışma alacağının ispatında salt davacı ile menfaat birliği içinde olan tanık beyanlarıyla sonuca gidilemez. Davalı tanığı ise "Haftada 5 gün 08:00-17:00 saatleri arasında çalışırdık. İşin durumuna göre cumartesi günleri bazen yarım gün çalışırdık, bazen hiç çalışmazdık. Pazar günleri hiç çalışma yapılmazdı..." şeklinde beyanda bulunmuştur. Bu durumda davacı ve davalı tanığının beyanı birlikte değerlendirilerek davacının haftanın 6 günü 08.00-17.00 saatleri arasında 1 saat ara dinlenmesi ile haftalık 3 saat fazla çalışma yaptığının kabulü dosya kapsamına uygun düşecektir. Mahkemece davacının haftalık 3 saat fazla çalışma yaptığı kabul edilerek fazla çalışma alacağının hüküm altına alınması, hafta tatili alacağının da ispatlanamadığından reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile verilen karar hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

VI. KARAR Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Davalı yararına takdir edilen 28.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 96aef1cc25a575f0 5d4eb12ad8c483a7 ... ...

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi – Haziran 2025 kararlarının tamamı