Yargıtay Kararları › Yargıtay 9. Hukuk Dairesi › Mart 2025 › 2024/15000 E., 2025/2564 K.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2024/15000 E., 2025/2564 K. (12.03.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/15000
Karar No
2025/2564
Karar Tarihi
12.03.2025
Konu
Tazminat, Kıdem Tazminatı

9. Hukuk Dairesi 2024/15000 E. , 2025/2564 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1677 E., 2024/2325 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 11. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/799 E., 2024/111 K. Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 15.11.2024 tarihli ek kararı ile kararın kesin olduğu gerekçesi ile temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiştir. Ek karar süresi içerisinde davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Bölge Adliye Mahkemesince, kararın kesin nitelikte olması nedeniyle temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verilmiş ise de reddedilen miktar dikkate alındığında; temyiz dilekçesinin reddine ilişkin ek kararın hatalı olduğu anlaşılmakla; 15.11.2024 tarihli ek kararın bozularak ortadan kaldırılması gerekir. Bölge Adliye Mahkemesinin asıl kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; ek kararın kaldırılmasına karar verildikten sonra, kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirketin Suudi Arabistan ülkesinde mevcut şantiyelerde kalıpçı ustası olarak 25.01.2016-18.08.2017 tarihleri arasında çalıştığını, aylık ücretinin net 1.800,00 USD olduğunu, ancak Suudi Arabistan riyali cinsinden ödendiğini, davacının iş sözleşmesinin işveren tarafından feshedildiğini ve Türkiye'ye gönderildiğini, her gün 07.00-19.00 saatleri arasında çalıştığını, ayrıca iş yoğunluğuna göre 23.00'e kadar çalışmasının olduğunu, hafta tatili kullanmadığını, ayrıca bütün genel tatil günlerinde çalıştığını, barınma ve 3 öğün yemek ihtiyaçlarının işverence sağlandığını ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık ücretli izin, ücret, ulusal bayram ve genel tatil, fazla çalışma ücreti ile hafta tatili ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının Cidde Konut Projesinde 27.01.2016-11.08.2017 tarihleri arasında çalıştığını, bu tarihte iş sözleşmesinin hizmetine ihtiyaç kalmaması sebebiyle feshedildiğini, davacının ücretinin net 4.655,17 SAR olduğunu, alacaklarının ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF 1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. 2. Kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 15.11.2024 tarihli ek kararı ile kararın kesin olduğu gerekçesi ile temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili asıl karara ilişkin temyiz dilekçesinde; 1. Müvekkilinin gerçek ücretinin ispatlanmasına rağmen hatalı bir şekilde kabul edildiğini, gerçek ücret miktarının dosya kapsamındaki deliller ve emsal dosyalar ile anlaşılacağını, 2. Davalı tarafça sunulan belgelere göre alacaklarının reddedilemeyeceğini, 3. Fazla çalışma ücretinin hatalı hesaplandığını, 4. Dosya kapsamında yer alan ibranamelerin geçersiz olduğunu belirtmiş, 15.11.2024 tarihli ek karara ilişkin temyiz dilekçesinde de asıl karara yönelik temyiz nedenlerini tekrar etmiş ve kararın hatalı olduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, ücretin miktarı, iş sözleşmesinin feshi ile davacının dava konusu tazminat ve alacaklara hak kazanıp kazanmadığına, alacakların hesabı ile karşılığının ödenip ödenmediğine ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 32/1 hükmünde, genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır. Ücretin ödendiğinin ispatı işverene aittir. Somut uyuşmazlıkta; dava konusu ücret alacağı talebinin reddine ilişkin olarak İlk Derece Mahkemesince "Davacının ücret alacağını somutlaştırmadığından hangi döneme ilişkin ücret alacağı olduğunu belirlemediğinden somutlaştırma yükümlülüğünü yerine getirmemesi sebebiyle ücret alacağı talebinin reddine karar verilmiştir." şeklinde gerekçe oluşturulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından da "... davacının hizmet süresi boyunca hangi aylar için ödenmeyen ücret talebinin olduğunun somutlaştırılmadığı ..." belirtilerek İlk Derece Mahkemesinin ücret alacağına ilişkin değerlendirmesi yerinde bulunmuştur. Ancak davacı vekilinin, ücretlerin düzensiz ve değişiklik gösteren miktarlarda ödenmesi karşısında somutlaştırma yapılamadığı yönündeki beyanı ve dosyada zaten gerçek ücret miktarının ihtilaflı olması karşısında esasen her aya ilişkin ücret iddiasının mevcut olması birlikte değerlendirildiğinde; İlk Derece Mahkemesince de belirtilmiş olan "Al Rajhi Bank'a ait ödeme listesindeki çeşitli ödemeler" ile dosya kapsamına sunulmuş ödeme belgeleri, kabul edilen ücret miktarının hizmet süresi boyunca ulaşacağı toplamı ile karşılaştırılarak ücret alacağına ilişkin bir değerlendirme yapılmalıdır. Bu yön gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur. 3. Taraflar arasında düzenlenen ve dosya kapsamına sunulmuş ibranamelerin işçilik alacaklarına etkisi değerlendirilmesi gereken bir başka yöndür. İş ilişkisinde borcun ibra yoluyla sona ermesi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 420. maddesinde öngörülmüştür. Sözü edilen hükme göre, işçinin işverenden alacağına ili��kin ibra sözleşmesinin yazılı olması, ibra tarihi itibarıyla sözleşmenin sona ermesinden başlayarak en az bir aylık sürenin geçmiş bulunması, ibra konusu alacağın türünün ve miktarının açıkça belirtilmesi, ödemenin hak tutarına nazaran noksansız ve banka aracılığıyla yapılması şarttır. Bu unsurları taşımayan ibra sözleşmeleri veya ibraname kesin olarak hükümsüzdür. Hakkın gerçek tutarda ödendiğini ihtiva etmeyen ibra sözleşmeleri veya ibra beyanını muhtevi diğer ödeme belgeleri, içerdikleri miktarla sınırlı olarak makbuz hükmündedir. Bu hâlde dâhi, ödemelerin banka aracılığıyla yapılmış olması gerekir. 6098 sayılı Kanun'un değinilen maddesinde, işverence yapılacak olan ödemelerin banka yoluyla yapılması zorunluluğunun getirilmesi, ibranamenin geçerliliği noktasında sonuca etkilidir. Ancak banka dışı yollarla yapılan ödemelerde de borç ibra yerine tamamen veya kısmen ifa yoluyla sona ermiş olur. Dosya kapsamında yer alan "Kıdem Tazminatı Bordrosu ve İbraname" başlıklı belgede ödendiği belirtilen kıdem tazminatı miktarı, hesaplanan kıdem tazminatından mahsup edilmiş, yine dosya kapsamında mevcut "Final Settlement and Release" (Son Ödeme ve İbraname) başlıklı belgede ödendiği belirtilen yıllık ücretli izin alacağı karşısında, yıllık ücretli izin alacağının reddine karar verilmiştir. Söz konusu iki ödemeye de ilişkin banka aracılığıyla yapılmış herhangi bir ödeme belgesinin dosya kapsamına yansımamış olması karşısında; bu belgelerdeki miktarların hesaplamalarda değerlendirilmesi hatalıdır. Gerekirse davacı asılın bu belgelere yönelik beyanı alınmalı, varılacak sonuçlara göre söz konusu alacakların mevcudiyeti ve miktarı incelenmelidir. 4. Taraflar arasında davacının fazla çalışma ücretinin hesap unsurları noktasında da uyuşmazlık bulunmaktadır. Dosya kapsamında bulunan iş sözleşmesinden davacının yılda 270 saat fazla çalışmasının ücrete dâhil olduğu anlaşılmaktadır. Ancak hükme esas alınan bilirkişi raporunun fazla çalışma ücretinin hesabına dair kısmında, hem kabul edilen ücret fazla çalışma saatlerinden arındırılarak yeni bir ücret tespiti yapılmış, hem de haftalık 5,2 saatlik fazla çalışma, kabul edilen haftalık fazla çalışma süresinden düşülmüştür. Bu durum fazla çalışma ücreti alacağının hesabında mükerrer bir azalma meydana getirmiştir. Hükme esas alınan bu hesap ve hesap yöntemi hatalıdır. Yapılması gereken, ispatlanan haftalık fazla çalışma süresinden, haftalık 5,2 saatin indirilmesi suretiyle tespit edilecek saat üzerinden, davacı işçinin kabul edilmiş ücreti esas alınmak suretiyle hesaplama yapılmasıdır. Açıklanan tüm bu hususların gözetilmemesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Bölge Adliye Mahkemesince verilen 15.11.2024 tarihli ek kararın BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 3. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Ek karar yönünden alınan temyiz harçlarının istek hâlinde ek kararı temyiz edene iadesine, asıl karar yönünden peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 098aea7a47d1eeae f29809a8917c0b54

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi – Mart 2025 kararlarının tamamı