9. Hukuk Dairesi 2024/14363 E. , 2025/2315 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1066 E., 2024/1007 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 40. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/397 E., 2024/82 K. Bölge Adliye Mahkemesinin 13.06.2024 tarihli kararı taraf vekillerince, 24.10.2024 tarihli ek kararı da davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü: Bölge Adliye Mahkemesinin 13.06.2024 tarihli kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı taraflar istinaf başvurusunda bulunmuş olmalarına rağmen davacının istinaf başvurusu değerlendirilmeden yalnızca davalının istinaf başvurusu değerlendirilerek başvurunun esastan reddine karar verilmiş, bu karara karşı taraf vekilleri temyiz yoluna başvurmuşlardır. Aynı zamanda başvurusu değerlendirilmeyen davacı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 305/A maddesi kapsamında Bölge Adliye Mahkemesinin 13.06.2024 tarihli kararına karşı hükmün tamamlanması talebinde bulunmuştur. Bölge Adliye Mahkemesi 24.10.2024 tarihli kararı ile; davacının talebini hükmün tamamlanması kapsamında değerlendirerek talebinin kabulüne karar vermiş ve 13.06.2024 tarihli kararını ortadan kaldırarak tarafların istinaf başvurularının esastan reddine karar vermiştir. Bu karar da davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 6100 sayılı Kanun'un 305/A maddesinde düzenlenen hükmün tamamlanması; Anayasa Mahkemesinin 01.06.2023 tarihli ve 2020/70 Esas, 2023/106 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; yargılamada ileri sürülmesine veya kendiliğinden hükme geçirilmesi gerekli olmasına rağmen nihai kararda, hakkında tamamen veya kısmen karar verilmeyen hususlarda söz konusu eksikliği gidermek üzere mahkemenin ek karar vermesine imkân tanıyan bir yoldur. Hükmün tamamlanması ile nihai kararın düzeltilmesi veya değiştirilmesi ya da yargılamada ileri sürülmeyen yeni taleplerin karara bağlanması mümkün değildir. Hükmün tamamlanması yoluna ancak mahkemece hakkında sehven karar verilmeyen hususlar nedeniyle oluşan hüküm boşluklarının ortadan kaldırılması için başvurulabilir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 18.12.2024 tarihli ve 2023/1-221 Esas, 2024/736 Karar sayılı kararı). Somut uyuşmazlıkta Bölge Adliye Mahkemesinin, 24.10.2024 tarihli ek kararı ile davacının istinaf başvurusunu hükmün tamamlanması usulüne göre değerlendirip 13.06.2024 tarihli kararını kaldırarak karar vermesi hatalıdır. Zira davacının istinaf başvurusu yeniden yapılan bir yargılamayı gerektirmekte olup hükmün tamamlanması yoluyla, hükmün düzeltilmesi ya da değiştirilmesi veya talep edilmemiş olmasına rağmen yeni talepler ileri sürülmesi mümkün değildir. Ek karar ilk karardan sapmamalı, onu değiştirmemeli, hükmün tamamlanması yolu dava konusu bakımından yeniden yapılan bir yargılama aracı veya hatalı hükmün düzeltilmesine yarayan bir yol olarak görülmemeli, yeni baştan yargılama yapılmasının yolunu açma olarak kabul edilmemelidir. Hükmün tamamlanması müessesesi sadece unutulan hususlarla ilgili usul ekonomisi gözetilerek getirilmiş bir kolaylık olarak değerlendirilmelidir (... ..., "Medeni Yargıda Hükmün Tamamlanmasının Hükmün Kesinleşmesi ve Cebri İcrası Bakımından Etkisi", 2022, İstanbul Hukuk Mecmuası, C.80, S.2, 507-536, s.513). Bölge Adliye Mahkemesince davacının istinaf başvurusu incelenmek ve gerekçesi oluşturulmak suretiyle başvurusunun esastan reddine karar verildiğine göre yapılan işlemin 6100 sayılı Kanun'un 305/A maddesi kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir. Yapılan bu açıklamalar doğrultusunda Bölge Adliye Mahkemesinin 24.10.2024 tarihli ek kararının hatalı olduğu anlaşılmakla bu kararın bozularak ortadan kaldırılması gerekir. Bölge Adliye Mahkemesinin 13.06.2024 tarihli asıl kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının müvekkili Bankanın Avcılar Şubesinde bireysel ürünler memuru olarak görev yaptığı dönemde müşteri hesaplarında müşterilerin bilgi ve talimatları dışında işlem yaptığını, bu işlemler sonucunda Bankanın zarara uğradığını, Banka Teftiş Kurulu Başkanlığınca davalı beyanlarında adları geçen müşterilerin hesaplarının inceleme kapsamına alındığını, yapılan inceleme ve ek inceleme neticesinde Bankanın zararının ortaya çıktığını, davalı aleyhine Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesinde 2001/130 Esas sayılı dosya ile dava açıldığını ileri sürerek uğranılan zararın oluştuğu tarihten itibaren faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı taraf davaya cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 31.08.2021 tarihli bilirkişi raporundaki hesaplamalar, davalı asılın davaya konu usulsüz işlemleri nedeniyle her ne kadar Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 11.07.2018 tarihli ve 2017/12261 Esas, 2018/8113 Karar sayılı kararında zamanaşımı nedeniyle kamu davasının düşürülmesine karar verilmiş ise de İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 2011/59 Esas, 2015/8 Karar sayılı kararı ile cezaya hükmedilmesi, ceza davasında alınan 01.07.2014 tarihli kusur heyeti bilirkişi raporunda, davalı işçinin ihmali davranışları sonucunda davacı Bankanın zararına neden olduğu ve yarattığı zarardan malen sorumlu olduğunun tespit edilmesi hususları bir arada değerlendirilip davalı asılın davacı Bankayı zarara uğrattığı, davacı Bankanın müşterilere bu nedenle ödeme yaptığının bilirkişi raporundaki tespitlerden ve tüm dosya kapsamından anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesi 13.06.2024 tarihli kararı ile; Mahkemece aldırılan bilirkişi raporunda davacı Bankanın 23 müşterisinin hesaplarında farklılık olduğu, Bankanın ödemeleri müşterilere yaptığı ve söz konusu zararların davalı işçinin ihmali davranışları sonucunda meydana geldiğinin tespit edildiği, İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 2011/59 Esas sayılı dosyasında alınan 01.07.2014 tarihli kusur heyeti bilirkişi raporunda da davalı işçinin ihmali davranışları sonucunda davacı Bankanın zararına neden olduğu ve yarattığı zarardan malen sorumlu olduğunun tespit edildiği, aldırılan 31.08.2021 tarihli hesap bilirkişi raporundaki tespitler ve dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden davacı Bankanın davalının Avcılar Şubesinde bireysel ürünler memuru ünvanıyla görev yaptığı dönemde, kendi insiyatifi ve kararı ile Banka müşterilerinin hesaplarından kendilerinin bilgi ve talimatları olmadan birtakım işlemler yapmak suretiyle davacı Bankayı zarara uğrattığı, Banka Teftiş Kurulu soruşturma raporu, Ağır Ceza Mahkemesi dosyası ve aldırılan kusur heyeti bilirkişi raporu, dikkate alındığında davalının Banka mevzuatına aykırı olacak şekilde kusurlu davranışları sonucu zarara sebebiyet verdiği, Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin isabetli olduğu gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin bu kararına karşı davacı vekili, istinaf itirazlarının değerlendirilmediği gerekçesiyle hükmün tamamlanması talebinde bulunmuş olup Bölge Adliye Mahkemesi 24.10.2024 tarihli ek kararı ile; davacının istinaf başvurusunun sehven değerlendirilmediği, davacı istinafı yönünden yapılan incelemede Mahkemece hükmedilen faiz türünün ve başlangıç tarihinin isabetli olduğu gerekçesiyle 13.06.2024 tarihli kararını kaldırarak tarafların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Taraflarınca yapılan istinaf başvurusunun değerlendirilmemesinin hatalı olduğunu, b. Talep edilmiş olmasına rağmen dava tarihinden zararın tahsil tarihine kadar geçen süre için işleyecek faiz hususunda karar verilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürmüştür. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; a. Müvekkili aleyhine açılan ceza dosyasında iki farklı rapor alındığını, alınan raporların ilkinde müvekkiline atfedilecek kusur ve sorumluluk bulunmadığına ilişkin tespit yapıldığını, raporlar arasındaki çelişkilerin giderilmediğini, yaptıkları itirazların değerlendirilmediğini, davacı Banka ve müşteriler bakımından kusur değerlendirmesi yapılmadığını, davacı hakkında yaptığı isnat edilen işlemlerde davacının imza yetkisinin bulunmadığını, yapılan işlemlerin müşterilerin bilgisi ve talimatıyla gerçekleştirdiğini, b. Hükmedilen faiz miktarının fahiş olduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın (Anayasa) 36/1 hükmü şöyledir: "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir." 6100 sayılı Kanun'un 27/1 hükmü ise "Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler." düzenlemesini içermektedir. 6100 sayılı Kanun'un 27. maddesinde yer bulan hukuki dinlenilme hakkı gereğince davanın tarafları, müdâhiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup bu hak, yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkeme, iki tarafa eşit şekilde hukuki dinlenilme hakkı tanıyarak hükmünü vermelidir. Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukuki dinlenilme hakkı, adil yargılanma hakkı içinde teminat altına alınmıştır. Bu hakka, tarafın hâkime meramını anlatma hakkı ya da iddia ve savunma hakkı da denilmektedir. Ancak hukuki dinlenilme hakkı, bu ifadeleri de kapsayan daha geniş bir anlama sahiptir. Bu hak çerçevesinde, tarafların gerek yargı organlarınca gerekse karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur. Kişinin kendisinden habersiz yargılama yapılarak karar verilmesi, kural olarak mümkün değildir. Bu kapsamda hukuki dinlenilme hakkının, bilgilenme/bilgilendirme, açıklama yapma, yargı organlarınca dikkate alınma ve kararların gerekçeli olması gibi hususları içerdiği açıktır. Bilgilenme hakkı, yargılamanın içeriğine dair tam bir bilgi sahibi olmanın yanında gerek karşı tarafın gerekse de yargı organlarının dosya içeriğine yapmış oldukları işlemleri öğrenmelerini kapsar. Bilgilenme/bilgilendirme hakkının etkin biçimde kullanılabilmesi için gönderilecek tebligat ve davetiyelerde kanunda öngörülmüş şekil şartlarına sıkı sıkıya uyulması gerekmektedir. Ayrıca bu hak sadece davanın başındaki iddia ve savunmalar açısından değil yargılamanın her aşamasında dikkate alınmalıdır. Bu kapsamda devam eden bir yargılamada, tarafların açıklamaları için bilgilendirme yeterli olmayıp yargılamada yer alan diğer kişilerin (tanık, bilirkişi gibi) açıklamaları açısından da önemlidir. Bilgilenme hakkının usulüne uygun kullanımı ile tarafların haklarında öğrendikleri isnat ve iddialara karşı beyanda bulunabilme, davaya yönelik bilgi ve belge verebilme yani açıklama yapma hakkı da hukuki güvenceye bağlanmaktadır. Böylece davanın her iki tarafına eşit şekilde açıklama yapma hakkı tanınması ile adaletin görünür kılınması sağlanacaktır. Açıklamada bulunma hakkı, tarafların, yazılı veya sözlü şekilde iddia ve savunmalara karşı itirazda bulunabilme, davaya ilişkin beyanda bulunmalarını sağlar. Somut uyuşmazlıkta; İlk Derece Mahkemesi kararına karşı her iki taraf vekilince süresinde istinaf başvurusunda bulunulmuş olmasına rağmen davacı vekilinin istinaf talebi değerlendirilmeksizin hüküm kurulması hatalı olmuştur.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Bölge Adliye Mahkemesince verilen 24.10.2024 tarihli ek kararın BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. Temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesinin 13.06.2024 tarihli asıl kararının usulden BOZULMASINA, Bozma sebebine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! e941837d43a7e6c6 83756369e391a9e2