9. Hukuk Dairesi 2024/14054 E. , 2025/2523 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1866 E., 2024/2768 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 45. İş Mahkemesi SAYISI : 2024/50 E., 2024/196 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilmiştir. Davacı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 11.03.2025 Salı günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir. Duruşma günü davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı ... ile imzaladığı sözleşmeler ile davalı ... bünyesinde bulunan şirketlerin Rusya'daki değişik ofis ve şantiyelerinde 01.02.2010 tarihinden iş sözleşmesinin iş bitimi nedeniyle haksız yere sonlandırıldığı 05.12.2017 tarihine kadar ambar şefi olarak çalıştığını, davacının davalı yanında 01.02.2010 tarihinde aylık 3.000,00 USD ücretle çalışmaya başladığını, 2011-2012 ve 2013 yıllarında aynı ücreti aldığını, 2014 yılında aylık ücretinin 3.500,00 USD olduğunu, 2015 yılı Eylül ayına kadar bu ücreti aldığını, Sibirya'da olan ve oldukça güç koşullarda çalışan Yamal Şantiyesinde çalıştığı sırada 4.000,00 USD'ye çıkarıldığını, Yamal Şantiyesinde çalışmasının sona erdikten sonra 2017 yılı Mart ayından itibaren de aylık 3.000,00 USD ücretle çalıştığını, son ücretinin 3.000,00 USD olduğunu, davacının çalıştığı tüm şantiyelerde açıklanan mesai saatlerinin üzerinde haftanın 7 günü 07.30-21.30 saatleri arasında çalıştığını, ulusal bayram ve genel tatil günleri çalışmasının devam ettiğini, çalıştığı süre boyunca 2017 yılına dek hafta tatili olarak belirtilen pazar günlerinin birinde çalıştığını, diğerinde izin yaptığını, 2017 yılından itibaren ise pazar çalışmasının tümünde kaldırıldığını belirterek kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram genel tatil, yıllık ücretli izin, prim ve ücret alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının 01.02.2010 - 05.12.2017 tarihleri arasında davalı müvekkili şirkette çalıştığını iddia ettiğini, ancak müvekkili Şirket yapılanması içerisinde adı geçen şahsa ilişkin bir kayda rastlanmadığını, bu nedenle müvekkili Şirket hakkındaki davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini,alacak kalemlerinin çalıştığı ülke mevzuatına göre değerlendirilmesi gerektiğini, zamanaşımı itirazında bulunduklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının 01.02.2010-05.12.2017 tarihleri arasında aralıklı olarak Rusya'da ve Türkmenistan'da çalıştığı, davalıya ait yurtdışı işyerlerinde aralıklı olarak çalışan davacının iş sözleşmesinin 05.12.2017 tarihinde sona erdiği, eldeki davanın ise 10.08.2018 tarihinde açıldığı, dolayısı ile Rusya Federasyonu İş Kanunu'nun 392. maddesi ve Türkmenistan İş Kanunu 382. maddesine göre dava tarihi itibarıyla bireysel iş uyuşmazlığının çözümü için mahkemeye başvurma süresi olan 3 aylık sürenin dolduğu, nitekim Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2023/15949 Esas, 2023/14847 Karar sayılı ilâmının da bu yönde olduğu, hak düşürücü sürenin geçmesi nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiği,benimsenen yeni görüş nedeniyle oluşan durumun davalı lehine yargılama gideri ve vekâlet ücretine yansıtılmaması gerektiği gerekçesiyle davanın hak düşürücü sürenin geçmesi nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı işçinin 01.02.2010-05.12.2017 tarihleri arasında yurt dışındaki işyerlerinde çalıştığı, Yargıtay'ın içtihatları doğrultusunda davalının yabancı hukuk savunmasının yerinde olduğu, ilgili Kanun'ların bir bütün hâlinde uygulanması gerektiği, Rusya Federasyonu İş Kanunu'nun 392. ve Türkmenistan İş Kanunu'nun 382. maddelerine göre dava tarihi itibarıyla bireysel iş uyuşmazlığının çözümü için mahkemeye başvurma süresinin dolduğu, davacı vekilince bu tür uyuşmazlıklara daha önceden Türk hukukunun uygulandığını ancak sonradan içtihat değişikliğine gidilerek yabancı hukukun uygulandığı belirtmiş ise de emsal Yargıtay kararlarında bunun geçerli bir sebep olarak kabul edilmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Emsal dava dosyalarında Türk hukukunun uygulandığını, somut uyuşmazlığa da Türk hukukunun uygulanması gerektiğini, 2. Rusya hukukuna göre davanın zamanaşımına uğramadığını, Rusya İş Kanununda 2016 Temmuz ayında yapılan değişiklikle zamanaşımının 1 yıl olarak düzenlendiğini, davacının iş sözleşmesinin 05.12.2017 tarihinde sona erdiği, davanın ise 10.08.2018 tarihinde açıldığını, davanın 1 yıllık süre içinde açıldığını ve zamanaşımına uğramadığını ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, dava zamanaşımı nedeniyle davanın tümden reddine ilişkindir. 1. Türkmenistan İş Kanunu'nun "İş anlaşmazlığının çözülmesi için başvuru süreleri" başlığını taşıyan 382. maddesi; "1. Aşağıda belirtilmiş olan iş anlaşmazlıklarının çözülmesi bakımından mahkemeye veya iş anlaşmazlıkları görüşme komisyonuna başvurulması için süreler tespit edilmektedir: 1) Eski işine geri alınması hakkındaki anlaşmazlıklarda – kendisiyle iş sözleşmesinin feshedildiği hakkındaki buyruğun kopyasının çalışana verildiği tarih itibariyle bir ay; 2) Çalışan tarafınca işverene verilmiş olan maddi zararın tazmin edilmesi hakkındaki anlaşmazlıklarda – işveren tarafınca kendisine verilmiş olan maddi zararın tespit edildiği tarih itibariyle bir yıl; 3) Diğer iş anlaşmazlıklarında – çalışanın kendisinin haklarının ihlal edildiğini öğrendiği veya öğrenmiş olması gereken tarih itibariyle üç ay. 2. İşbu maddede belirtilmiş olan sürelerin herhangi bir geçerli sebepler ile kaçırılması durumunda, bu süreler çalışanın veya onun yetkilendirmiş olduğu temsilcisinin dilekçesi karşılığında mahkeme ya da iş anlaşmazlıkları görüşme komisyonu tarafınca yeniden tanınabilir. 3. Çalışanın sağlık durumunda verilen zararın tazmin edilmesi ile ilgili anlaşmazlıklarda, mahkemeye başvuru süresi sınırlanmamaktadır." şeklinde düzenlenmiştir. Maddi hukukun bir müessesesi olan zamanaşımı, hukuki işlem ve ilişkinin esasına uygulanan hukuka tâbidir (... ..., Milletlerarası Özel Hukuk, Ankara, 2022, s.315; Gülin Güngör, Türk Milletlerarası Özel Hukuku, Ankara, 2021, s.127). Buna göre Rusya Federasyonu İş Kanunu'nun bu konudaki hükümlerinin uyuşmazlıkta uygulanması, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Kanun'un 2 ve 8. maddelerinin bir gereğidir. Somut olay Türkmenistan İş Kanunu'nun ilgili hükmü çerçevesinde değerlendirildiğinde; davacının Türkmenistan'da çalıştığı dönem bakımından dava tarihi itibarıyla zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle bu dönem bakımından davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamakta ise de İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesince söz konusu sürelerin hak düşürücü süre olarak nitelendirilmesi hatalıdır. 2. Rusya Federasyonu İş Kanunu'nun uyuşmazlık konusu dönemde yürürlükte bulunan 392. maddesi; “Çalışan, hakkının ihlal edildiğini öğrendiği veya öğrenmesi gerektiği günden itibaren üç ay içinde bireysel iş uyuşmazlığının çözümü için mahkemeye başvurma hakkına sahiptir. Çalışan, ücretlerin ve diğer ödemelerin ödenmemesi veya eksik ödenmesine ilişkin bireysel işçi ihtilaflarının çözümü için, işten çıkarılma nedeniyle ödenmesi gereken ücretlerin ve diğer ödemelerin yapılmaması veya eksik ödenmesi de dahil olmak üzere, bu tutarların ödenmesi için belirlenen tarihten itibaren bir yıl içinde mahkemeye başvurma hakkına sahiptir. (03.07.2016 tarihli Kanun ile değişiklik yürürlüğe girmiştir) İşveren, çalışanın işletmeye verdiği zararın tazminine ilişkin uyuşmazlıklarda, zararın tespit edildiği tarihten itibaren bir yıl içinde mahkemeye gitme hakkına sahiptir. Bu maddede belirtilen sürelerin geçerli bir nedenle kaçırılması durumunda, bu süreler mahkeme tarafından tekrar başlatılabilir.” şeklindedir. Dairemizce daha önce bazı kararlarda, Rusya Federasyonu İş Kanunu'nun mahkemeye başvurma sürelerinin düzenlendiği 392. maddesinde belirtilen sürelerin, hak düşürücü süre olduğu belirtilmişse de yeniden yapılan değerlendirmede bu sürelerin zamanaşımı süresi niteliğinde olduğu sonucuna varılmıştır. Somut uyuşmazlıkta, davacının Rusya hukukuna tâbi çalışmasının sona erdiği tarihte yürürlükte olan Rusya Federasyonu İş Kanunu'nun 392. maddesi uyarınca uygulanması gereken zamanaşımı süresi bir yıldır. Buna göre talep edilen alacaklar bakımından 392. madde çerçevesinde değerlendirme yapılarak bir yıllık zamanaşımı süresinin dolup dolmadığı belirlenmelidir. Öncelikle iş sözleşmesinin sona ermesine bağlı olmayan ulusal bayram ve genel tatil, fazla çalışma ve hafta tatili alacakları belirsiz alacak davası şeklinde talep edilmiş olup bu alacaklar bakımından zamanaşımı süresi her bir aya ait alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren bir yıldır. Dosya kapsamından iş sözleşmesinin 05.12.2017 tarihinde sona erdiği, davanın ise 10.08.2018 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır. Davalı taraf cevap dilekçesinde usulüne uygun şekilde zamanaşımı def'inde bulunmuş, Mahkemece davaya karşı ileri sürülen zamanaşımı def'ine göre zamanaşımı süresi 3 ay olarak dikkate alınarak karar verilmiştir. Ulusal bayram ve genel tatil, fazla çalışma ile hafta tatili ücretlerinin her bir aya ait alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren bir yıllık (pandemi ve arabuluculukta ... süreler de dikkate alınarak) sürenin geçmesiyle zamanaşımına uğrayacağı gözetilerek karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır. Kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık izin ücreti, prim ve ücret alacakları yönünden ise dava, kısmi dava şeklinde açılmıştır. Davacı vekili, 13.01.2020 tarihli dilekçesi ile söz konusu taleplerini ıslah etmiş; davalı vekili ise 20.01.2020 tarihli dilekçesi ile yasal süresi içerisinde zamanaşımı def'inde bulunmuştur. Buna göre, kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık izin ücreti, prim ve ücret alacakları yönünden dava tarihi itibarıyla zamanaşımı süresi dolmamış ise de ıslah tarihi olan 13.01.2020 tarihi itibarıyla bir yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği anlaşılmaktadır. Şu hâlde davalı tarafın ıslaha karşı zamanaşımı def'ine değer verilerek ıslaha tâbi alacak miktarlarının zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekli iken Mahkemece kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık izin ücreti, prim ve ücret alacakları bakımından zamanaşımı süresinin 3 ay olduğunun kabulü ile taleplerin reddine karar verilmesi hatalıdır. 3. Diğer yandan kabul şekline göre, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297/2 hükmü uyarınca sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin karar verilmesi gerekirken hüküm yerinde davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verildiğinin yazılması hatalıdır.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Davacı yararına takdir edilen 28.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.