Yargıtay Kararları › Yargıtay 9. Hukuk Dairesi › Haziran 2025 › 2024/12590 E., 2025/4 K.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2024/12590 E., 2025/4 K. (01.06.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/12590
Karar No
2025/4
Karar Tarihi
01.06.2025
Konu
Tazminat

9. Hukuk Dairesi 2024/12590 E. , 2025/4 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/581 E., 2024/1169 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Samsun 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/514 E., 2024/52 K. Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı ortadan kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm suretiyle davanın reddine karar verilmiş olup davacı vekilinin istinaf başvurusu konusunda herhangi bir karar verilmemiştir. Kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 17.07.2024 tarihli ek kararı ile kararın kesin olduğu gerekçesi ile temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiştir. Ek karar süresi içerisinde davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Bölge Adliye Mahkemesince, kararın kesin nitelikte olması nedeniyle temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verilmiş ise de davacının çalışma süresi, ücrete ilişkin iddiaları, talep edilen alacak kalemleri dikkate alındığında; temyiz dilekçesinin reddine ilişkin ek kararın hatalı olduğu anlaşılmakla; 17.07.2024 tarihli ek kararın bozularak ortadan kaldırılması gerekir. Bölge Adliye Mahkemesinin asıl kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; ek kararın kaldırılmasına karar verildikten sonra, kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 11.06.2011-28.02.2019 tarihleri arasında davalı nezdinde çalıştığını, iş sözleşmesinin işveren tarafından haksız ve bildirimsiz şekilde feshedildiğini, ücretinin aylık net 2.400,00 TL'ye ilaveten satış hedefine göre verilen primden oluştuğunu, aylık ortalama 2.500,00 TL prim aldığını, işyerinde fazla çalışma yapıldığını, pazar hariç her gün çalışma olduğunu, söz konusu çalışmaların karşılığı ödenmediği gibi her ay ödenen asgari geçim indiriminin prim üzerinden kesinti yapılmak suretiyle işverence geri alındığını ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık izin ücreti, asgari geçim indirimi, fazla çalışma ücreti ile hafta tatili ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının Samsun Adliyesinde memur olacağı gerekçesi ile istifa etmek suretiyle 28.02.2019 tarihinde işten ayrıldığını, son ücretinin aylık brüt 3.000,00 TL olduğunu, asgari geçim indirimi dâhil tüm alacaklarının eksiksiz ödendiğini, işyerinde prim ödemesi bulunmadığını, davacının zaman zaman yaptığı fazla çalışmalarının da ödendiğini, yıllık izinlerinin kullandırıldığını, davacının ödenmeyen hak ve alacağının bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının 11.06.2011 - 28.02.2019 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde çalıştığı, 2019 Ocak ayı bordrosuna göre davacının aylık brüt ücretinin 3.000,00 TL olduğu, davacı tanıklarının beyanlarına göre davacıya ödenen aylık prim tutarının ortalama 1.500,00 TL olduğu, ispat yükü üzerinde olan davalı tarafça davacının istifa ettiği savunmasında bulunulmuş ise de buna ilişkin bilgi, belge vesair delil ibraz edilmediği, taraf tanıklarının konuya ilişkin beyanlarının farklı olduğu, çalışma hakkının anayasal bir hak olup davacının işyerinden ayrıldıktan hemen sonra başka bir yerde yeniden çalışmaya başlamasının yahut devlet memuru olmasının iş sözleşmesinin haklı nedenle feshi sebebi olarak değerlendirilemeyeceği, dolayısıyla davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı; ancak taraf iddia ve savunmaları, tanık beyanları ve bordrolar dâhil dosya kapsamına göre davacının ödenmeyen fazla çalışma ücreti alacağının bulunmadığı, tanık beyanlarına göre haftada 6 gün çalıştığı sabit olan davacının hafta tatili ücreti alacağına hak kazanamadığı gibi davalı tarafça sunulan yıllık izin cetveline göre davacının hak kazandığı tüm izinlerini kullandığı, bu sebeple yıllık izin ücreti alacağına da hak kazanamadığı, davacının asgari geçim indiriminin işverence geri alındığına ilişkin iddiasını ispatlayamadığından söz konusu alacağın da reddi gerektiği gerekçeleriyle kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin kabulüne; diğer alacakların reddine dair davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF 1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının Samsun Adliyesinde mübaşir olarak göreve başlamasına ilişkin evrak, ilgili mesleğe ilişkin yazılı ve sözlü sınav süreci dikkate alındığında davacının iş sözleşmesini memuriyete geçmesi sebebi ile feshettiğinden kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanamadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne ve İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. 2. Kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 17.07.2024 tarihli ek kararı ile kararın kesin olduğu gerekçesi ile temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili asıl karara ilişkin temyiz dilekçesinde; a. İş sözleşmesinin işverence feshedildiğini, müvekkilinin istifa ettiği gerekçesi ile kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddinin hatalı olduğunu, b. İlk Derece Mahkemesi kararını istinaf etmelerine rağmen istinaf nedenlerinin değerlendirilmediğini, Bölge Adliye Mahkemesince kararı istinaf ettikleri hususunun dahi belirtilmediğini, c. İlk Derece Mahkemesine karşı sunulan istinaf dilekçesinde belirtilen nedenlerle de kararı yeniden temyiz ettiklerini, buna göre müvekkilinin aylık 2.500,00 TL prim aldığını, İlk Derece Mahkemesince 1.500,00 TL prim aldığı kabulünün hatalı olduğunu, kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin buna göre yeniden değerlendirilmesi gerektiğini, d. Müvekkilinin kullanmadığı yıllık izinlerinin bulunduğunu, e. Müvekkilinin haftalık 45 saati aşan çalışmasının bulunduğunun tanık beyanları ile sabit olduğunu, f. Gerek davacı ve gerekse de davalı tanık beyanları ile asgari geçim indirimi alacağının elden davalı tarafa geri ödendiği hususu sabit olmasına rağmen yazılı delil ile ispat aranmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, g. Müvekkilinin şehir dışında çalışmaları olduğu dönemde hafta tatillerinde de çalışması sebebiyle hafta tatili ücreti alacağına da hak kazandığını, h. İşçi lehine yorum ilkesinin somut uyuşmazlıkta dikkate alınması gerektiğini ileri sürmüştür. 2. Davacı vekili 17.07.2024 tarihli ek karara ilişkin temyiz dilekçesinde; a. Ek kararın hatalı olduğunu, b. Davacının mülakata girmesinin memuriyet hakkı için yeterli olmadığını, davacının fesih tarihi itibarıyla memur olarak atandığını henüz öğrenmediğini, atama yazısının müvekkiline 01.03.2019 tarihinde tebliğ edildiğini, iş sözleşmesinin işveren tarafından 28.02.2019 tarihinde feshedildiği sabit olduğundan kıdem ve ihbar tazminatının hüküm altına alınması gerektiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Davada hukuki dinlenilme hakkının kısıtlanıp kısıtlanmadığı hususu uyuşmazlık konusudur. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın (Anayasa) "Hak arama hürriyeti" başlıklı 36/1 hükmü şöyledir: "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir." 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) "Hukuki dinlenilme hakkı" kenar başlıklı 27/1 hükmü ise "Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler." düzenlemesini içermektedir. 6100 sayılı Kanun'un 27. maddesinde yer bulan hukuki dinlenilme hakkı gereğince davanın tarafları, müdâhiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup bu hak, yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkeme, iki tarafa eşit şekilde hukuki dinlenilme hakkı tanıyarak hükmünü vermelidir. Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukuki dinlenilme hakkı, adil yargılanma hakkı içinde teminat altına alınmıştır. Bu hakka, tarafın hâkime meramını anlatma hakkı ya da iddia ve savunma hakkı da denilmektedir. Ancak hukuki dinlenilme hakkı, bu ifadeleri de kapsayan daha geniş bir anlama sahiptir. Bu hak çerçevesinde, tarafların gerek yargı organlarınca gerekse karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur. Kişinin kendisinden habersiz yargılama yapılarak karar verilmesi, kural olarak mümkün değildir. Bu kapsamda hukuki dinlenilme hakkının, bilgilenme/bilgilendirme, açıklama yapma, yargı organlarınca dikkate alınma ve kararların gerekçeli olması gibi hususları içerdiği açıktır. Bilgilenme hakkı, yargılamanın içeriğine dair tam bir bilgi sahibi olmanın yanında gerek karşı tarafın gerekse de yargı organlarının dosya içeriğine yapmış oldukları işlemleri öğrenmelerini kapsar. Bilgilenme/bilgilendirme hakkının etkin biçimde kullanılabilmesi için gönderilecek tebligat ve davetiyelerde kanunda öngörülmüş şekil şartlarına sıkı sıkıya uyulması gerekmektedir. Ayrıca bu hak sadece davanın başındaki iddia ve savunmalar açısından değil yargılamanın her aşamasında dikkate alınmalıdır. Bu kapsamda devam eden bir yargılamada, tarafların açıklamaları için bilgilendirme yeterli olmayıp yargılamada yer alan diğer kişilerin (tanık, bilirkişi gibi) açıklamaları açısından da önemlidir. Bilgilenme hakkının usulüne uygun kullanımı ile tarafların haklarında öğrendikleri isnat ve iddialara karşı beyanda bulunabilme, davaya yönelik bilgi ve belge verebilme yani açıklama yapma hakkı da hukuki güvenceye bağlanmaktadır. Böylece davanın her iki tarafına eşit şekilde açıklama yapma hakkı tanınması ile adaletin görünür kılınması sağlanacaktır. Açıklamada bulunma hakkı, tarafların, yazılı veya sözlü şekilde iddia ve savunmalara karşı itirazda bulunabilme, davaya ilişkin beyanda bulunmalarını sağlar. Somut uyuşmazlıkta; İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davacı vekilince süresinde istinaf yoluna başvurulduğu hâlde, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun incelenmediği anlaşılmakla, davacı tarafın istinaf başvurusunun esası hakkında bir değerlendirme yapılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Bölge Adliye Mahkemesince verilen 17.07.2024 tarihli ek kararın BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. Temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının usulden BOZULMASINA, Bozma sebebine göre davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacı tarafa iadesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi – Haziran 2025 kararlarının tamamı