9. Hukuk Dairesi 2024/12416 E. , 2025/768 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1430 E., 2024/2019 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 34. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/106 E., 2024/149 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2004 yılından itibaren 2015 yılı Kasım ayına kadar davalı Şirketin gerek Rusya gerekse Kazakistan'da bulunan inşaatlarında soğuk kaynak ustası olarak aylık 2.000,00 USD ücretle çalıştığını, iş bitimi gerekçe gösterilerek iş sözleşmesinin feshedildiğini, işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları, yıllık ücretli izin, hafta tatili ücreti, genel tatil ücreti ve asgari geçim indirimi alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; husumet ve yetki itirazında bulunduklarını, dava konusu alacak taleplerinin davacının çalıştığı ülke mevzuatına göre değerlendirilmesi gerektiğini, alacakların zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut uyuşmazlıkta davacı işçinin davalının yurt dışında bulunan şantiyelerinde çalıştığının sabit olduğu, dosya içeriğine göre davalının süresinde verdiği cevap dilekçesinde uyuşmazlığa çalışılan ülke iş mevzuatının uygulanması gerektiğini beyan ettiği, mutad işyerinin de işçinin işini fiilen yaptığı yer olduğu, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde uyuşmazlığın çözümünde yabancı hukukun uygulanması gerektiği, maddi hukukun bir müessesesi olan zamanaşımının hukuki işlem ve ilişkinin esasına uygulanacak hukuka tâbi olduğu, Rusya Federasyonu İş Kanunu'nda mahkemeye başvurma sürelerinin düzenlendiği 392. maddesinde belirtilen süreler ile Kazakistan İş Kanunu'nun 160. maddesinde belirtilen sürelerin hak düşürücü süre niteliğinde olup resen dikkate alınması gerektiği, davalıya ait yurt dışı işyerinde çalışan davacının Rusya'da geçen çalışmasının 29.12.2014 tarihinde sona erdiği, Kazakistan'da geçen çalışmasının ise 01.11.2015 tarihinde sona erdiği, davanın ise 29.12.2017 tarihinde açıldığı, dolayısıyla Rusya ve Kazakistan hukukuna tâbi çalışma dönemlerine ilişkin alacak talepleri yönünden hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut olayda yabancılık unsurunun tarafların kabulünde olduğu gibi taraflar arasında çalışılan ülke hukukunun uygulanacağına dair iş sözleşmesi hükümleri bulunduğu, cevap dilekçesi ile olayda Türk hukukunun uygulanamayacağının davalı tarafça savunulduğu, kaldırma kararında taraflar arasındaki uyuşmazlığa mutad işyeri hukuku olan Rusya ve Kazakistan iş mevzuatlarının uygulanması gerektiğinin belirtildiği, iş sözleşmesinden doğan taleplerde talebin tâbi olduğu hukukun zamanaşımı ve hak düşürücü süre bakımından da yetkili olduğu dikkate alındığında Rusya Federasyonu İş Kanunu ile Kazakistan İş Kanunu hükümlerinin olayda uygulanması gerektiği, davacının Rusya ülkesinde geçen çalışmasının 29.12.2014 tarihinde, Kazakistan'da geçen çalışmasının ise 01.11.2015 tarihinde sona erdiği, davanın ise 29.12.2017 tarihinde açıldığı, hak düşürücü sürelerin geçtiği, davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Dava konusu alacak taleplerinin hak düşürücü süreye uğradığı kabul edilerek reddedilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu, 2. Somut olayda yabancı hukukun uygulanmasının mümkün olmadığını, Türk hukukunun uygulanması gerektiğini, 3. Rusya ve Kazakistan ülkeleri ile yapılan ikili sözleşmeler temin edilmeden eksik incelemeyle karar verildiğini, 4. Müvekkilinin alacaklarının zamanaşımına uğramadığını, 5. Bilirkişi raporunda dava konusu alacakların eksik hesaplandığını ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; iş sözleşmesine uygulanacak hukuk, zamanaşımı def'i ve davanın süresinde açılıp açılmadığına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Rusya Federasyonu İş Kanunu'nun uyuşmazlık konusu dönemde yürürlükte bulunan 392. maddesi şöyledir: "Çalışan, hakkının ihlal edildiğini öğrendiği veya öğrenmesi gerektiği günden itibaren üç ay içinde bireysel iş uyuşmazlığının çözümü için mahkemeye başvurma hakkına sahiptir. İşveren, çalışanın işletmeye verdiği zararın tazminine ilişkin uyuşmazlıklarda, zararın tespit edildiği tarihten itibaren bir yıl içinde mahkemeye gitme hakkına sahiptir. Bu maddede belirtilen sürelerin geçerli bir nedenle kaçırılması durumunda, bu süreler mahkeme tarafından tekrar başlatılabilir." Kazakistan İş Kanunu'nun 160. maddesi ise şu şekildedir: "Bireysel iş davalarını değerlendirmek üzere bir uzlaştırma komisyonuna veya mahkemeye başvurmak için aşağıdaki süreler belirlenmiştir: 1. İşe geri alım hakkındaki davalar için, iş sözleşmesinin feshine ilişkin işverenin eyleminin bir kopyasının uzlaştırma komisyonuna teslim edilen veya taahhütlü posta yoluyla teslimat bildirimi ile gönderilmesi tarihinden itibaren bir ay, mahkemeye başvurmak için çözülmemiş davalar için başvururken veya iş sözleşmesinin tarafça uzlaştırma komisyonunun kararına uymaması durumunda uzlaştırma komisyonunun kararının bir kopyasının teslim edilen veya taahhütlü posta yoluyla teslimat bildirimi ile gönderilmesi tarihinden itibaren iki ay, 2. Başka iş davaları için, işçinin veya işverenin haklarının ihlal edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği tarihten itibaren bir yıl. Bireysel iş davalarının değerlendirilmesi için başvuru süresinin sona ermesi, söz konusu iş davasında arabuluculuk sözleşmesinin geçerlilik süresi boyunca ve ayrıca uzlaştırma komisyonunun yokluğunda o kuruluncaya kadar askıya alınır. Geçerli nedenlerle temyiz süresinin dolması durumunda uzlaştırma komisyonu, iş davaları konusunda uzlaştırma komisyonuna başvurma süresini yeniden başlatabilir ve davayı esasa ilişkin olarak çözebilir. Uzlaştırma komisyonu, daha önce iş ilişkisinde bulunan işçi de dahil olmak üzere işçinin, belirlenen süre içinde uzlaştırma komisyonuna başvurmama nedenlerinin geçerli sebep olup olmadığım bağımsız olarak belirler. Bu Kurallara göre, bireysel iş davalarının değerlendirilmesi için uzlaştırma komisyonuna başvurmadan mahkemeye başvurma hakkına sahip iş ilişkileri katılımcıları için aşağıdaki süreler belirlenir: İşe geri alım hakkındaki davalar için, iş sözleşmesinin feshi hakkındaki işverenin eyleminin bir kopyası eslim edilen veya taahhütlü posta yoluyla teslimat bildirimi ile gönderilmesi tarihinden itibaren üç ay; Başka iş davaları için, daha önce iş ilişkisinde bulunan işçi de dahil olmak üzere işçinin haklarının ihlal edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği tarihten itibaren bir yıl." Yukarıda belirtilen maddelerde sözü edilen sürelerin Dairemizce daha önce bazı kararlarda hak düşürücü süre olduğu belirtilmişse de yeniden yapılan değerlendirmede; bu sürelerin zamanaşımı süresi niteliğinde olduğu sonucuna varılmıştır. Dava tarihi itibarıyla zamanaşımı süresinin dolduğu ve davalı tarafından usulüne uygun şekilde zamanaşımı def'inde bulunulduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamakta ise de İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesince söz konusu sürelerin hak düşürücü süre olarak nitelendirilmesi hatalı olmakla birlikte, bu hata sonuca etkili olmadığından, bozma nedeni yapılmamıştır. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda ve yukarıda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 03ede956c4e061ef 94fb007866ec5644