8. Hukuk Dairesi 2025/2507 E. , 2025/6621 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37.Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2228 Esas.,2024/3314 Karar. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 14. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/859 Esas., 2023/226 Karar. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA 1. 7143 sayılı Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun'un (7143 sayılı Kanun) geçici 1.maddesi uyarınca yapılan kullanım kadastrosu sonucunda, İstanbul ili Sultanbeyli ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 87 40... parsel sayılı ve 213,35 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, 7143 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesi hükmüne tabi tutulduğu ve kullanıcısının tespit edilemediği şerhi yazılarak, arsa vasfıyla davalı ... Belediye Başkanlığı adına tespit ve tescil edilmiştir. 2. Davacı dava dilekçesinde; İstanbul ili Sultanbeyli ilçesi ... Mahallesinde bulunan 87 40... parsel sayılı taşınmazın 15.04.1989 tarihinde haricen 240 metrekare olarak satın aldığını, bu tarihten beri taşınmazı kullandığını, özel parselasyon haritasının mevcut olduğunu, emlak vergisini ödediğini, yapılan kadastro çalışmalarında miktarının eksik hesaplandığını ve kullanıcı olarak adının yazılmadığını, fiili kullanımında bulunduğunu ileri sürerek, 240 metrekare olarak lehine kullanıcı şerhi verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Dahili davalı ... cevap dilekçesinde; dava konusu 87 40... parsele komşu 12 parselin kullanıcısı olduğunu, buna ilişkin arazi ve bina tespit formları bulunduğunu, davacıyı tanımadığını, davacının dava konusu parseli kadastro tespiti ve öncesinde fiilen kullanmadığını, yapılan kadastro çalışmalarında kendisinin kullanımında bulunan 1,97 metrekarelik kısmın 11 parselde bırakıldığını, bu kısmın kendisine ait 12 parsele eklenmesi gerektiğini, davacının açtığı davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ''19 82... tarihli hava fotoğraflarında dava konusu taşınmazın bulunduğu mahallede henüz yerleşimin olmadığı, 19 93... tarihli hava fotoğraflarında yapılaşmanın başladığı, söz konusu taşınmazın boş olduğunun tespit edildiği, bilirkişi raporunun tanık ve mahalli bilirkişi beyanları ile uyumlu olduğu, dinlenen tanık beyanı, hava fotoğrafları, bilirkişi raporu bir bütün olarak dikkate alındığında davacının dava konusu edilen yerde kullanımının söz konusu olmadığının sabit olduğu, emlak vergi ödemelerinin davacı tarafından yapıldığı belirtilmiş ise de, zilyetlik olgusunun davacı tarafından ispat edilemediği, satış senedi düzenlenmesinin, emlak vergisi bildiriminde bulunmanın ve ödenmesinin zilyetlik olgusunu göstermeyeceği'' gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ''davacı ... tarafından dava konusu 87 40... parsel sayılı taşınmazın bulunduğu alanın 19.06.1989 tarihli senet ile ... isimli şahıstan satın alındığı, satış senedinin arkasında yer alan özel parselasyon haritasının dava konusu taşınmaza uyduğunun fen bilirkişisi raporu ile sabit olduğu, keşifte dinlenen mahalli bilirkişi ve davacı tanıklarının tamamından davacının taşınmazı kullanımına ilişkin bilgilerinin olmadığı, aldığı tarihten beri hiç bir şekilde kullanmadığının beyan edildiği, hava fotoğraflarında da taşınmazın boş olduğu ve herhangi bir kullanımının olmadığının tespit edildiği, mahalli bilirkişi ve davacı tanıklarının beyanları ile hava fotoğraflarının birbiriyle uyumlu olduğu, kadastro tespit tarihi itibariyle taşınmazda 7143 sayılı Kanun'a göre davacının fiili kullanımının bulunmadığı'' belirtilerek, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın 34 yıldır müvekkilinin zilyetliğinde bulunduğunu, 15.04.1989 tarihinde satış senedi ile satın aldığını, herhangi bir kişinin bu yere yönelik hak iddiası bulunmadığını, özel parselasyon haritasının çekişmeye yer bırakmayacak şekilde taşınmaza ait olduğunu, davacının emlak vergilerini eksiksiz ödediğini, tanık beyanlarıyla taşınmazın müvekkilinin kullanımında olduğunun belirlendiğini ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini ve Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın üzerinde davacının kullanım hakkının bulunup bulunmadığı hususuna ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve Kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA, 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubuna, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 4614e3e3741ed57c 04618326b754bd65