Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Mayıs 2025 › 2025/2287 E., 2025/4232 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/2287 E., 2025/4232 K. (27.05.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/2287
Karar No
2025/4232
Karar Tarihi
27.05.2025
Konu
Tapu

8. Hukuk Dairesi 2025/2287 E. , 2025/4232 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2014/423 E., 2018/137 K. KARAR : Davanın reddine Taraflar arasındaki orman kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairenin 03.02.2025 tarihli ve 2023/2661 Esas, 2025/593 Karar sayılı ilamı ile İlk Derece Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmiştir. Davacılar vekili tarafından Dairece verilen kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacılar vekili dava dilekçesinde; ................. köyünde yapılan kadastro çalışmalarında ..........mevkinde bulunan yaklaşık 12 dönümlük arazinin bir kısmının orman tahdidi içerisinde bırakılmış olduğunu sonradan öğrendiklerini, dava konusu taşınmaza ilişkin olarak Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu uyarınca 1 ada 20 parsel olarak verilmiş tapusu olduğunu, tapu kaydı kapsamında olup orman tahdidi içerisinde bırakılan kısma ilişkin orman tahdidinin ref ve iptali ile müvekkilleri adına tapuya kayıt ve tescilini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince, yargılama sırasında dava konusu taşınmaz hakkında 163 ada 116 ve 194 parsel sayısı ile tutanak düzenlendiği gerekçesiyle 26.02.2006 tarihli ve 2006/40 Esas, 2006/67 Karar sayılı karar ile görevsizlik kararı verilerek dosya Kadastro Mahkemesine aktarılmış, Kadastro Mahkemesi tarafından 13.04.2009 tarihli ve 2007/643 Esas, 2007/264 Karar sayılı karar ile, dava konusu taşınmaz yönünden kadastro tutanağı düzenlenmediği, 163 ada 116 ve 194 parsellere ilişkin açılan bir dava bulunmadığı, davanın orman kadastrosuna itiraz davası olduğu gerekçesiyle karşı görevsizlik kararı verilmiş, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 22.04.2010 tarihli ve 2010/581 Esas, 2010/3802 Karar sayılı kararıyla; “...davanın, davacılar adına tesbit gören 163 ada 116 ve 194 parsellere ilişkin olmadığı, dava edilen bölüm hakkında kadastro tutanağı düzenlenmediği, taşınmazın kesinleşen orman tahdidi içinde olduğu ve bu bölüme ilişkin olarak eski tapuya dayalı olarak orman tahdidinin iptali ve tescili istendiği...” gerekçesiyle Asliye Hukuk Mahkemesi yargı yeri olarak belirlenmiş ve dosya belirlenen Mahkemeye gönderilmiş, İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı gerçek kişiler vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 24.06.2014 tarihli ve 2014/3474 Esas, 2014/6832 Karar sayılı ilâmıyla: "...davalı taşınmaz hakkında tesbit tutanağı düzenlenmediği ancak, dayanılan tapu kaydının genel arazi kadastrosu sırasında 163 ada 116 ve 194 sayılı parsellere de uygulanmış olup, bu parsellere ilişkin tapu kayıtlarının dosya arasına getirtilmediği, kimin adına ve ne miktarda tescil edildiğinin araştırılmadığı, toprak tevzi haritasının taşınmazlara uygulanmadığı, davalı taşınmazın 4753 sayılı Kanun uyarınca dağıtılan alanda kalıp kalmadığının belirlenmediği; ayrıca, davacı adına tesciline karar verilen ve davacının tescil talebinin reddedildiği bölümlerin kapsamında kaldığı orman parseli hakkında tutanak düzenlenip düzenlenmediği, tapuya tescil edilip edilmediğinin araştırılmadığı, eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulamayacağı, mahkemece, dava dışı 163 ada 116 ve 194 parsel sayılı taşınmazların onaylı kadastro tutanağı ve tapu kayıt örnekleri, dava konusu (A) ve (B) harfleri ile işaretli taşınmaz bölümlerinin içinde yer aldığı orman parselinin varsa kadastro tesbit tutanağı örneği ile onaylı tapu kaydı örneği, komşu parsel tutanak ve varsa dayanakları, toprak tevzi haritası, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi ve bir fen elemanı yardımıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı kanunlar karşısındaki durumu saptanması; tapu ve zilyedlikle yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmesi gerektiği; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hâkim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; orman kadastrosu kesinleşmediğine göre, fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulanacak kesinleşmemiş tahdit haritası ile irtibatlı, taşınmazın konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ve toprak tevzi haritası ölçeğine, yine kadastro paftası ve toprak tevzi haritası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan, duraksamaya yer vermeyecek nitelikte kroki düzenlettirilmesi ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerektiği..." gerekçesiyle bozulmuştur. Bozma sonrası İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...çekişmeli taşınmazın 4753 sayılı Kanun kapsamında topraklandırma amacı ile dağıtılan yerlerden olup, tahsis amacı gerçekleştirilmemiş ve aslına dönerek tekrar ormanlaşmış saha olduğu, dava konusu 371 ada 1 parselin krokisinde (A) ile gösterilen kısımlarının tamamının fiilen orman olduğu ve evveliyatının da orman olduğu, toprak yapısı, meyil durumu, bitki örtüsü itibari ile orman vasfındaki yerlerden olup, 6831 sayılı Kanun'un 1. maddesine göre orman sayılan yerlerden olduğu..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiş ve Dairece onanmıştır. Onama ilamına karşı davacılar vekili tarafından karar düzeltme isteminde bulunulmuştur. Dava, orman kadastrosuna itiraz niteliğindedir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 3116 sayılı Orman Kanunu (3116 sayılı Kanun) hükümlerine göre 1939 yılında yapılan ancak ilan edilmediği için kesinleşmeyen orman kadastrosu, daha sonra 1951 yılında 5653 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılıp kesinleşen makiye ayırma işlemi, 6831 sayılı Orman Kanunu (6831 sayılı Kanun) uyarınca yapılıp 26.07.1996 tarihinde ilan edilerek eldeki dava sebebiyle kesinleşmeyen orman kadastrosu ve 2/B uygulaması ile daha sonra 2007 yılında 4999 sayılı Kanunla değişik 6831 sayılı Kanun'un 9. maddesine göre yapılan fennî hataların düzeltilmesi çalışması vardır. Arazi kadastrosu 2006-2007 yıllarında yapılmıştır. Öncelikle belirtmek gerekir ki; davacı tarafın dayandığı tevzi tapusu kapsamında kalan kısım orman niteliği ile Hazine adına kayıtlı olduğu halde, Hazinenin davaya dahil edilmemesi ve eksik taraf teşkili ile karar verilmesi doğru olmamıştır. Öte yandan; İlk Derece Mahkemesince, çekişmeli taşınmaz bölümünün orman sayılan yerlerden olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de verilen karar dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Şöyle ki; bilindiği üzere, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 22.03.1996 tarihli ve 1993/5 Esas, 1996/1 Karar sayılı içtihadında, 3116 sayılı Kanun'un 5653 sayılı Kanun'la Değişik 1/e maddesine göre çıkarılan “Makilik ve Orman Sahalarının Birleştiği Yerlerde Orman Sınırlarının Tespitine Ait Yönetmelik” ile bu Yönetmelik uyarınca kurulan maki komisyonlarının yasal olduğu ve yaptıkları işlemlerin de geçerli olduğu kabul edilmiş olup, söz konusu komisyonlar tarafından makilik alan olarak belirlenen taşınmazlar hakkında özel kanunlar gereğince oluşturulan tapular da yasal prosedüre uygun ve geçerli olduğundan bu tapulara değer verileceği hüküm altına alınmıştır. Yine, Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 30.04.2010 tarihli ve 2004/1 Esas, 2010/1 Karar sayılı içtihadında da, maki komisyonlarınca 5653 sayılı Kanuna göre yapılarak kesinleşen ve özel kanunlar gereğince tapu kaydı oluşan taşınmazlar hakkında 1993/5 Esas ve 1996/1 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının uygulanmasına devam olunacağı ifade edilmiştir. Davacılar tarafından dava konusu edilen taşınmaz bölümünün Karadağ köyünde maki komisyonunca yapılan çalışmalar sonucunda makiye ayrıldığı, daha sonra 7 no.lu Toprak Tevzi Komisyonunca 27.10.1951 tarihinde 4753 sayılı Kanuna göre tevzi edilerek 1952 tarihli ve 22 sıra numaralı kök tapu kaydının oluşturulduğu, bilahare 1 ada 20 numaralı tevzi parseli oluşturularak 22.000 m² yüzölçümüyle 1952 tarihli ve 86 sıra numaralı tapu kaydıyla ... adına tapuya bağlandığı, anılan tevzi tapusuna isabet eden taşınmazların bir kısmının 163 ada 116 ve 194 parsel numaralarıyla tevzi tapusuna dayanılarak tespit edildiği, bir kısmının ise yörede 1996 yılında ilan edilen orman kadastrosunda orman sınırları içerisinde bırakıldığı anlaşılmıştır. Hal böyle olunca; öncelikle Hazinenin davaya dahil edilmesi için davacı tarafa süre ve imkan verilmesi, bildirdiği takdirde Hazinenin delillerinin toplanması; dava konusu edilen taşınmazın tevzi tapusu kapsamında kalan ve bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen bölümünün maki komisyonunca 5653 sayılı Kanuna göre belirlenip 4753 sayılı Kanun gereğince tapuya bağlandığı sabit olup, Mahkemece, tapuya güven ilkesi ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 22.03.1996 tarihli ve 1993/5 Esas, 1996/1 Karar sayılı içtihadı uyarınca tevzi tapusu kapsamında kalan dava konusu taşınmaz bölümü yönünden davanın kabulü ile bu bölüm hakkındaki orman kadastro komisyonu işleminin iptaline ve orman sınırları dışarısına çıkarılmasına karar verilmesi gereğiyle hükmün bozulması gerekirken, maddi hataya dayalı olarak onandığı anlaşıldığından davacılar vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü gerekmiştir. Ayrıca, İlk Derece Mahkemesince dava konusu olmadığı halde tutanak aslı dosyada bulunan 163 ada 116 ve 194 parsel sayılı taşınmazların tutanak asıllarının olağan usule göre kesinleştirme işlemleri tamamlanmak üzere Kadastro Müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmesi gerektiği de gözden kaçırılmamalıdır. S O N U Ç : Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacılar vekilinin karar düzeltme itirazlarının kabulü ile Dairenin 03.02.2025 tarihli ve 2023/2661 Esas, 2025/593 Karar sayılı onama ilamının ORTADAN KALDIRILMASINA ve İlk Derece Mahkemesi hükmünün BOZULMASINA,İstek halinde peşin harcın karar düzeltme talep eden davacılara iadesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,27.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! b02152962011dda0 4e76bec44cfd87d4

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Mayıs 2025 kararlarının tamamı