Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Nisan 2025 › 2024/967 E., 2025/2939 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/967 E., 2025/2939 K. (14.04.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/967
Karar No
2025/2939
Karar Tarihi
14.04.2025
Konu
Tapu

8. Hukuk Dairesi 2024/967 E. , 2025/2939 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2058 E., 2023/1705 K. Taraflar arasında kesinleşmiş orman tahdidine dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne ve taşınmaz üzerindeki yapı ve tesislerin kal'ine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının, davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacı ... İdaresi vekili dava dilekçesinde; ... ili ... ilçesi ... mahallesinde bulunan 1073 parsel sayılı taşınmazın dilekçe ekindeki krokide 1073A ile gösterilen kısmının yörede 3116 sayılı Orman Kanun'a göre yapılıp 1946 yılında ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosunda Karagöl Devlet Ormanı sınırı dahilinde kaldığını ileri sürerek, taşınmazın 1073A ile gösterilen kısmının tapu kaydının iptali ile orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline ve bu kısım üzerindeki şerhlerin terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiş, bilahare 30.01.2018 tarihli ıslah dilekçesi ile çekişmeli taşınmazın keşfen belirlenen (A) kısmı üzerinde bulunan yapılar hakkında kal kararı da verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince, "... çekişmeli 1073 parsel sayılı taşınmazın teknik bilirkişilerce düzenlenen 25.12.2017 tarihli rapora ekli harita ve krokide (A) harfi ile gösterilen toplam 2.021,47 m²'lik kısmının 3116 sayılı Orman Kanunu'na göre 1946 yılında yapılıp kesinleşen orman tahdit hattının güneyinde kalan kesinleşen devlet orman sınırları içinde kaldığı gerekçesiyle ..." verilen, davanın kabulüne ve tapu kaydının iptali ile taşınmazın aynı adanın en son parsel numarası verilerek orman niteliği ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, orman sınırları dahilinde kalan kısım üzerinde bulunan ve 25.12.2017 tarihli bilirkişi raporunda tespiti yapılan yapı ve tesislerin kal'ine ve kesinleşmiş orman sınırları dahilinde kalan kısım yönünden tapu kaydında bulunan tüm kısıtlayıcı beyan ve şerhlerin terkinine dair önceki kararın, davalı ... vekili tarafından, "hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğu, dava konusu taşınmaz üzerine 9 adet zeytin ağacı bulunduğu, bu ağaçların 3 tanesinin 20-30 yaşlarında olduğu, taşınmazın orman vasfının bulunmadığı" iddiasıyla, davalı ... vekili tarafından ise, "dava konusu taşınmazın resmi tapu kayıtlarına güvenilerek alındığı, orman niteliğinde olmadığı, bilirkişi raporunun yetersiz olduğu, ıslah dilekçesi ile kal talebinde bulunulamayacağı, taşınmaz üzerindeki yapı ve tesisin değerinin bilirkişilerce belirlenmediği" iddiasıyla istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 13.09.2019 tarihli ve 2019/291 Esas, 2019/839 Karar sayılı kararıyla; "davalı ... vekilinin, kâl'e yönelik istinaf talebi dışındaki istinaf talebi ve davalı ... vekilinin istinaf talebi yönünden istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı ... vekilinin, kâl'e yönelik istinaf talebi yönünden; davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, ancak, dava açılışında davacı ... Yönetimi'nin taşınmaz üzerinde bulunan yapıların kâli'ne yönelik bir talebi bulunmadığı, sonrasında ıslah yoluyla talepte bulunulduğu, ıslah yoluyla başka bir davanın konusu oluşturacak şekilde bir talepte bulunulamayacağı, dolayısıyla kal'e yönelik açılmış bir dava bulunmadığı, mahkemece kal talebi hakkında karar verilmemesi gerekirken, bu talep hakkında esastan karar verilmesi doğru olmadığı, kâl'e konu yapıların değerinin tespit edilmediği, bu nedenlerle, davalı vekilinin kâl'e yönelik istinaf talebinin kabulüne karar vermek gerektiği ..." gerekçesiyle, davalı ... vekilinin kâl'e yönelik istinaf sebepleri dışındaki istinaf sebepleri ve davalı ... vekilinin istinaf talebinin 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/(1)-b/1. maddesi gereğince, taşınmazın değeri itibari ile kesin olmak üzere, davalı ... vekilinin kâl'e yönelik istinaf sebeplerinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kesin olarak kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş olup, iş bu kararın, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi 14.01.2020 tarihli ek kararı ile, tapu iptali ve tescil yönünden verilen kararın dava değeri itibariyle kesin nitelikli olduğundan bahisle davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiş ve iş bu karar da, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle, Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 03.07.2023 tarih, 2021/11017 Esas, 2023/3966 Karar sayılı ilamıyla; "... hüküm altına alınan ve temyize konu edilen kararın, niteliği itibariyle miktar ve değere bakılmaksızın temyiz yoluna başvurulabilecek kararlardan olduğu açımlanarak, Bölge Adliye Mahkemesinin temyiz talebinin reddine ilişkin 14.01.2020 tarihli ek kararının kaldırılmasına karar verildikten sonra, ayrıca hükmün bir bütün olduğu, Bölge Adliye Mahkemesince, işin esasına yönelik inceleme yapıldığı takdirde, hem esastan ret kararı verilip hem de ıslah dilekçesi ile sonradan talep edilen kal yönünden kararın kaldırılması suretiyle yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesinin usul ve kanuna uygun bulunmadığı ..." gerekçesiyle temyiz talebinin reddine dair ek kararın kaldırılması suretiyle Bölge Adliye Mahkemesinin esasa ilişkin kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince, bozma ilamına uyularak, yapılan yargılama sonunda; davacı ... İdaresinin davasının kabulüne ve ... ili ... ilçesi ... mahallesi 1073 parsel sayılı taşınmazın, dosyada mevcut 25.12.2017 tarihli bilirkişi raporuna ekli harita ve krokide (A) harfi ile gösterilen 2021,47 metrekarelik kısmının tapu kaydının iptali ile aynı adanın en son parsel numaraları verilerek orman niteliği ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, kesinleşmiş orman sınırları içinde kalan bu kısım yönünden tapu kaydında bulunan tüm kısıtlayıcı beyan ve şerhlerin terkinine, davacı ... İdaresi vekilinin 30.01.2018 tarihli ıslah talepli dilekçesine konu ettiği kal talebi hakkında, davanın başlangıcında dava dilekçesi ile usule uygun açılmış dava bulunmadığından, bu talebi yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; hüküm, davalı ... vekili tarafından, "dava konusu taşınmazın resmi kayıtlara güvenilerek satın alındığı, tapu siciline güven ilkesi gereğince devletin sorumlu olduğu, taşınmazın orman niteliğinde olmadığı, taşınmazın (2/B) kapsamında olup olmadığının tespit edilmediği, davanın kabulü halinde zararın tazmini için ... Tapu Sicil Müdürlüğüne ihbar taleplerinin değerlendirilmediği" iddiasıyla temyiz edilmiştir. Dava konusu taşınmazın bulunduğu ... ili ... ilçesi ... mahallesinde 3116 sayılı kanun gereğince 1946 yılında yapılarak kesinleşen Orman Kadastro çalışması, 1978 yılında yapılıp kesinleşen orman sınırlarının aplikasyonu ve 1744 sayılı kanun ile değişik 2. madde uygulama çalışması, 2000 yılında yapılıp 20.03.2009 yılında ilan edilerek kesinleşen orman sınırlarının aplikasyonu, orman sınırları dışında kalan ormanların sınırlandırılması ve 3302 sayılı kanuna değişik (2/B) madde uygulama çalışması, 5602 sayılı Tapulama Kanununa göre 1962 yılında yapılıp, 1964 yılında ilan edilerek kesinleşen arazi kadastrosu çalışmaları bulunduğu anlaşılmıştır. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 Sayılı Kanun) 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de var olmadığına göre, Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, 427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 187,80 TL'nin temyiz eden davalıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Nisan 2025 kararlarının tamamı