Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Mayıs 2025 › 2024/5149 E., 2025/3803 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/5149 E., 2025/3803 K. (20.05.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/5149
Karar No
2025/3803
Karar Tarihi
20.05.2025
Konu
Tapu

8. Hukuk Dairesi 2024/5149 E. , 2025/3803 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2015/164 E., 2020/132 K. KARAR : Karşı davacı ...'nın davasının kabulüne, davacı belediyenin davasının reddine Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince karşı davacı ...'nın davasının kabulüne, davacı Belediyenin davasının reddine karar verilmiştir. Kararın, davacı-karşı davalı ... vekili ile davalı Hazine vekili vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 24.06.2024 tarihli, 2021/13929 Esas ve 2024/4228 Karar sayılı ilamı ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün onanmasına karar verilmiştir. Davacı-karşı davalı ... vekili ile davalı Hazine vekili tarafından Dairece verilen kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Antalya ili ............. ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 2010 yılında yapılan kadastro sırasında 257 ada 1 parsel sayılı 11.346,29 m² yüzölçümündeki taşınmaz, Korkuteli Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğundan söz edilerek malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Korkuteli Asliye Hukuk Mahkemesinde davacı ... . tarafından; ... aleyhine açılmış olan men'i müdahale davası ve davacı ... tarafından; Hazine ve ... . aleyhine açılan ve birleştirilmiş bulunan sınırlarını bildirdiği 15 dönümlük yerin tescili davasında mahkemece görevsizlik kararı verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "Çekişmeli taşınmazda davacı yararına zilyetlikle mülk edinme koşullarının oluşmadığı" gerekçesiyle, 257 ada 1 nolu parselin tarla niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hükmün, davalı-birleşen dosya davacısı ... tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 27.11.2012 tarihli ve 2012/5142 Esas, 2012/13387 Karar sayılı ilamıyla; "Çekişmeli taşınmaza ait olduğu belirtilen fotoğraflarda, taşınmazın tarım alanı niteliğinin tam olarak anlaşılamadığı, bununla birlikte, uygulanan tapu ve vergi kayıtlarının hudutları orman okumayıp, kesinleşen orman kadastrosuna göre taşınmazın orman sınırları dışında orman sayılmayan yerlerden olduğu anlaşıldığına göre, mahkemece yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, bir ziraat mühendisi bilirkişi yardımıyla, zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının araştırılmasının gerektiği, bu cümleden olarak; yapılacak keşifte, tarım uzmanı bilirkişi olarak ziraat mühendisine inceleme yaptırılıp, zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı belirlenip, bu yolda rapor alınması; zilyetlik tanıklarının taşınmaz başında dinlenmesi, zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; tespit tarihine kadar gerçek kişi yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığının belirlenmesi, keşifte, hâkim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli ve denetime elverişli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmesi, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulması" gereğine değinilerek, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonucunda; karşı davacı ...'nın 257 ada 1 sayılı parsele ilişkin davasının; 257 ada 1 sayılı parselin fen bilirkişinin 13.06.2013 havale tarihli rapor ve eki krokisinde (A) harfi ile gösterdiği 3499,70 m² ve (C) harfi ile gösterdiği 6570,93 m²'lik kısımlarına ilişkin olarak kabulüne, fazlaya ilişkin davasının reddine, davacı ... Köyü Tüzel Kişiliğinin davasının reddine, 257 ada 1 sayılı parselin fen bilirkişinin 13.06.2013 tarihli rapor ve eki krokisinde (A) harfi ile gösterdiği 3.499,70 m²lik kısmının, 257 ada 1 parsel numarasında ve tarla vasfı ile ve (C) harfi ile gösterdiği 6.570,93 m²lik kısmının, 257 ada son parsel numarasında ve tarla vasfı ile ... adına tapuya kayıt ve tesciline, (B) harfi ile gösterdiği 1.275,66 m²lik kısmının, 257 adada son parsel numarasında ve ham toprak vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hükmün, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 01.12.2014 tarihli ve 2014/8937 Esas, 2014/10031 Karar sayılı ilamıyla; "Mahkemece verilen kararın usûl ve kanuna aykırı olduğu, dava devam ederken yörede 3402 sayılı Kanunun 22/2-a maddesi gereğince düzeltme çalışması yapılması sonucunda, davanın 22/2-a madde çalışmalarına da itiraza dönüştüğünün mahkemece gözönüne alınmadığı, fen bilirkişi raporunda (E), (F) ve (D) harfli bölümlerin çekişmeli taşınmazın kişi adına tescile karar verilen (C) harfli bölümü içerisinde gösterildiği, bu bölümlerden fen bilirkişi tarafından (F) harfi ile gösterilen bölümün, komşu 257 ada 6 parsel sayılı taşınmaz içinde kaldığı, ancak 257 ada 6 parsel tespit malikinin ise davada taraf olmadığı, yine çekişmeli taşınmazın (E) harfi ile gösterilen bölümünün, Korkuteli Sulh Ceza Mahkemesinin 1986/87 E. - 263 K. sayılı kesinleşen kararı kapsamında kaldığı, (E) harfli bu bölüm tahdit dışında bırakılmış ise de; 01/03/1999 tarihli mahkeme kararına göre orman kadastrosu sınır düzeltme tutanağı ile; 4709 m2 yerin işgalinden dolayı Korkuteli Sulh Ceza Mahkemesinin 1986/87 E.-263 K. sayılı kararı ile orman olduğuna karar verilip şahsın cezalandırıldığı belirtilerek, bu mahkeme kararının orman kadastro haritasına işlendiği, 3402 sayılı Kanunun 22/2-a maddesi ve 6292 sayılı Kanun çalışmalarında ise bu bölümün orman sınırlarına ilave edildiği, ancak mahkemece (E) harfli bu bölümün (C) harfi ile gösterilen bölüm içerisinde davacıya verildiği, çekişmeli taşınmazın tamamına ilişkin olarak imar ve ihya araştırmasının yeterli olmadığı ve zilyetliğin tespiti açısından 1980-1985 yıllarına ait memleket haritası ve hava fotoğrafındaki durumunun da araştırılmadığının anlaşıldığı, bu doğrultuda öncelikle, 257 ada 6 sayılı parsel tutanak aslının istenerek davalı hale getirilmesi, tutanak tespit maliki davalı olarak davaya dahil edilerek delillerinin sorulup toplanması, çekişmeli parselin yenilemeden önceki tutanak ve haritaları ile yenilemeden sonraki çapı, haritası ve tutanağı ve çekişmeli taşınmazın bulunduğu yöreye ait eski ve 1980-1985 yıllarına ait memleket harita ve hava fotoğraflarının ilgili yerlerden getirtilmesi, bundan sonra; mahkemece, bir orman mühendisi, bir ziraat mühendisi ve harita uzmanı bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak, yapılan çalışmanın 3402 sayılı Kanunun 22/2-a maddesiyle 29.11.2006 gün ve 26361 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Kadastro Haritalarının Yeniden Düzenlenmesi ve Tapu Sicilinde Düzeltmelerin Yapılmasında Uyulacak Usûl ve Esaslara İlişkin Yönetmeliğe göre Yapılacak Çalışmalara İlişkin Yönetmelik hükümlerine uygun yapılıp yapılmadığının saptanması, Korkuteli Sulh Ceza Mahkemesinin 1986/87 E.- 263 K. sayılı dosyası uygulanarak mahkeme kararının kapsadığı alanın belirlenmesi, çekişmeli taşınmazın tamamına yönelik olarak gerçek kişi yararına 3402 sayılı Kanunun 14 ve 17. maddeleri gereğince imar ve ihya ile zilyetlik yoluyla taşınmaz edinme koşullarının araştırılması, memleket harita ve hava fotoğraflarının kadastro paftası ile çakıştırıldıktan sonra mahalline uygulanması, taşınmazların konumunun memleket harita ve hava fotoğraları üzerinde gösterilmesi, hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle üç boyutlu olarak incelenmesi, taşınmazın tasarruf edilen yerlerden olup olmadığı belirlenmesi, ziraat bilirkişiden tarım arazisi olup olmadığı yönünde rapor alınması, fen, ziraat ve orman bilirkişi tarafından taşınmaz üzerinde tam olarak hangi tarihten itibaren zilyetliğin başladığının belirlenmesi, zilyetlik olgusunun maddi olaylara dayalı olmasından hareketle, maddi olayların ancak tanık, bilirkişi ve benzeri anlatımlarla kanıtlanacağının gözetilmesi (H.G.K. 30/03/1994 gün ve 1993/8-939-1994/176 sayılı kararı), komşu parsellerin tutanak ve dayanaklarının uygulanması; bu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdiklerinin saptanması; tarafların bildirecekleri zilyetlik tanıkları ile kadastro tespit bilirkişilerinin taşınmaz başında dinlenmesi; zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; tespit tarihine kadar davacı kişi yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı, çekişmeli taşınmazın fiilî durumunu da belirtir şekilde rapor alınması, toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi" gereğine değinilerek, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonucunda; "Yörede ilk tesis kadastro çalışmalarının 1970 yılında yapıldığı, bu çalışmada dava konusu yerlerin tapulama harici alanda kaldığı, daha sonra 6831 sayılı Kanun uyarınca orman kadastro çalışması ve 2/B madde uygulaması yapılarak 10.10.1992 tarihinde kesinleştiği, son olarak da eldeki davaya olan 3402 sayılı Kanun uyarınca 2010 yılında yapılan arazi kadastrosu ve 22/2-a uyarınca 2012 yılında yapılan yenileme kadastro çalışmaları yapıldığı, Korkuteli Sulh Ceza Mahkemesinin 1986/87 E.- 263 K. sayılı dosyasında dava konusu olan kısım OS.36-OS.37 hattının kuzeyinde ve orman sayılan yer olarak bırakılan ormanlık alanda kaldığının belirlendiği, dava konusu bu yer her ne kadar dosya içerisinde bulunan önceki tarihli bilirkişi raporlarında 257/1-C ve S1 olarak gösterilmiş ise de bu yerin hatalı olarak tespit edildiği, gerçek yerin fen bilirkişi ...ile orman mühendisi bilirkişi ........................tarafından müşterek olarak dosyaya sunulan 10/05/2018 tarihli bilirkişi raporunda kesik çizgilerle gösterilen kısım olduğu, dolayısıyla dava konusu taşınmazı kapsamadığının anlaşıldığı, fen bilirkişi ...ile orman mühendisi bilirkişi ................. tarafından müşterek olarak dosyaya sunulan 30.06.2017 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda dava konusu yerde 1992 yılında 6831 sayılı Kanun uyarınca yapılan orman kadastrosu ve 3302 sayılı Kanuna göre yapılan 2/B madde uygulama çalışmalarında oluşturulan orman sınır hattının ve ................. ve OS.37 noktalarının fenni hatalı olduğunun tespit edildiği, bu hatanın ölçü, çizim ve hesaplamalardan kaynaklandığının anlaşıldığı, 2012 yılında 3402 sayılı Kanun 22'2-a maddesi uyarınca yapılan çalışmalarda oluşturulan orman hattının Korkuteli Sulh Ceza Mahkemesinin suça konu yerin hatalı olarak gösterilmesi ve doğu sınırında OS.37 noktasının yanlış aplikasyonundan dolayı hatalı oluşturulduğunun anlaşıldığı, kesinleşen orman kadastro tutanak ve haritaları ve arazide sabit noktalarından yapılan ölçümlerle ve aplikasyonlarla dava konusu taşınmazda 6831 sayılı Kanun uyarınca yapılan orman kadastrosu ve 3302 sayılı Kanuna göre yapılan 2/B madde uygulama çalışmalarındaki orman kadastro sınırının 10.05.2018 tarihli müşterek bilirkişi ek raporunda düz kırmızı çizgi ile gösterildiği gibi olması gerektiğinin anlaşıldığı, bu doğrultuda fen bilirkişi ...ile orman mühendisi bilirkişi ... tarafından müşterek olarak dosyaya sunulan 20.01.2018 tarihli bilirkişi ek raporunda da belirtildiği üzere eski 257 ada 1 yeni 276 ada 1 parsel numaralı taşınmazın kuzey sınırları orman sınır noktalarından oluştuğundan bu orman sınır noktaların değişmesine göre sınırın değerlendirilmesinin gerektiği, 3402 sayılı Kanunun 22/2-a maddesi uyarınca yenileme kadastro çalışmasının 29.11.2006 gün ve 26361 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Kadastro Haritalarının Yeniden Düzenlenmesi ve Tapu Sicilinde Düzeltmelerin Yapılmasında Uyulacak Usûl ve Esaslara İlişkin Yönetmeliğe göre Yapılacak Çalışmalara İlişkin Yönetmelik hükümlerine uygun yapılmadığı, bilirkişi rapor ve ekli krokisinde ..... ve ........... ile belirtilen kısımların da dava konusu taşınmaz sınırlarına dahil edilmesi gerektiğinin anlaşıldığı, dava konusu taşınmaza ilişkin 3402 sayılı Kanun 22/2-a maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışmalarında düzenlenen kadastro komisyon tutanağının iptaline, söz konusu eski 257 ada 1 yeni 276 ada 1 numaralı parselin ekli krokide ........ ve .......... harfi ile gösterilen S=4344,09 m2 yüzölçümü T= 5028,77 ile beraber değerlendirip 276 ada 1 numaralı parselin toplam yüzölçümü 6288,11+4344,09+5028,77=15660,97m2 olarak tescil edilmesine karar verilmesi gerektiği, dava konusu parselin orman sayılmayan yerlerden olduğu, 6831 sayılı yasanın 1.maddesi ve 3402 sayılı yasanın 16.maddesi kapsamında orman sayılan yerlerden olup mutlak suretle devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşınmazlardan olmadığı, mahkeme gözlemi, davalı parselin çeşitli tarihlerde çekilmiş hava fotoğrafları, uydu görüntüleri memleket haritaları, ziraat bilirkişi raporları, orman bilirkişisi raporları ile Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 01/12/2014 tarih ve 2014/8937 Esas-2014/10031 Karar sayılı ilamı doğrultusunda sabit olduğu, fen bilirkişi ...ile orman mühendisi bilirkişi ... tarafından müşterek olarak dosyaya sunulan 20.01.2018 tarihli bilirkişi ek raporu doğrultusunda dava konusu taşınmazın 1958 tarihli hava fotoğrafının incelenmesinde ........... harfi ile belirtilen kısım ile eski 257/1 parsel olarak belirtilen kısımların açıklık alanda kaldığı ve komşu taşınmazlara kıyasla kullanımlı görünüm arz ettiği, ........ harfi ile belirtilen kısmın ise açıklık alanda kaldığı ancak kullanımsız görüntü arz ettiği, 1981 tarihli hava fotoğrafının incelenmesinden ise ............. harfi ile belirtilen kısım ile belirtilen kısmın da açıklık alanda kaldığı ve komşu taşınmazlara kıyasla kullanımlı görünüm arz ettiği, 1962 tarihli memleket haritasında dava konusu yerin açıklık alanda kaldığının tespit edildiği, ziraat bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın 1980 li yılların başlarından itibaren taşlardan ve otlardan tesfiye edilerek imar ihya edildiği, imar ihya çalışmalarının 1980 li yılların ortalarında tamamlandığı, zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi vasfında taşınmazlardan olduğunun bildirildiği, taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davalı parselin zilyetlikle iktisabının mümkün olup olmadığı hususunda olduğu, davalı parselin mahallinde ayrı ayrı tarihlerde yapılan tüm keşiflerdeki alınan mahalli bilirkişilerin tutarlı ve istikrarlı beyanlara göre (davanın tarafı olan köy muhtarı ve tespit bilirkişileri ile köy muhtarı ...den duyumu ile beyanda bulunan yerel bilirkişi ...'ın ve çelişkili beyanlarda bulunan mahalli bilirkişi ...'ın beyanları bir yere bırakıldığında) dava konusu yerin 1982 yılına kadar tanık ...ve ailesinin kullanım ve tasarrufunda olduğu bu kısımlarım imar ve ihyasının 1970 yılından önce tamamlandığı, 1982 yılında ise tanık ...nun beyanına göre taşınmazın davacı ... bağışlayarak teslim edildiğini, taşınmazdaki ev ve ağılın bu teslimden önce kendi rızaları ile ...tarafından yapıldığı, 1982 yılından kadastro çalışmalarının başladığı tarihe kadar da davacının eylemli olarak parselin tarımsal faaliyette ve hayvancılıkta kesintisiz olarak kullanımında olduğu, davacı ...'nın 3402 sayılı yasanın 14. Maddesine uygun ve yeterli sürede zilyetliğinin bulunduğu, bu şekilde bu kısımlar yönünden davacı ... yönünden zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğunun sabit olduğu, yine davacı Köy Tüzel Kişiliği temsilcisi davalı parseli 1984 yılında 1996 yılına kadar davacı ... .............Köy tüzel kişiliği tarafından otlaki olarak verildiğine dair köy karar defteri ve tahsilat makbuzu ibraz etmiş ise de köy tüzel kişiliğinin tarafından ibraz edilen karar ve makbuza konu yerin dava konusu yer olmadığı, otlakiye verilme tarihinde orman kadastrosu henüz yapılmamış olduğundan taşınmaza bitişik devlet ormanının o tarihte kiraya verilmiş olduğu sonucuna ulaşıldığı, nitekim davalı parsel miktar itibari ile otlakiye olabilecek miktarda ve görünümde olmadığı gibi otlakiyeler kamunun ortak kullanımına tahsisle tescille sınırlandırmaya tabi olmayan taşınmazlardan olduğu, davalı parselin veya çevresindeki orman parselin otlakiye olması durumunda bu kısımların mera olarak sınırlandırılmasının gerekeceği, ne var ki davalı parsel hakkında kadastro tutanağı düzenlenmiş davalı parselin bitişiğindeki taşınmaz yönünden ise 1992 yılında orman kadastrosu ile orman parseli oluşturulduğu, bu sebeple davalı parsel köy tüzel kişiliğinin iddiasının aksine köyün ortak kullanımındaki mera veya otlakiye vasfındaki yerlerden olmadığı, ayrıca ... Köy Tüzel kişiliğinin açmış olduğu birleşen 2004/633 Esas sayılı dosyasının 27.0.2008 tarihli keşifte tüzel kişiliğin vekili dava konusu ettikleri yerin köy tüzel kişiliği kullanımında hazine adına mera kaydı ile tesciline yönelik açtığı davadan kayıtsız şartsız vazgeçtiği yönündeki beyanı ve dava konusu yerin öncesinde ...ve ailesinde aitken 1982 yılı sonrasında devir ile ...'nın kullanımına geçtiğine yönelik yukarıda yapılan açıklamalar neticesinde dava konusu yerin köy tüzelkişiliğinin ortak kullanımında olan yerlerden olmadığının anlaşıldığı, her ne kadar 276 ada 6 parsel sayılı taşınmaz tutanakları davalı hale getirtilerek ilgili tutanaklar dosya içerisine getirtilmiş ise de davacı ... vekilinin 18.02.2020 tarihli dilekçesinde de açıkça belirttiği üzere dava konusu ettikleri yerin 10.05.2018 tarihli bilirkişi ek raporunda T1, T2, T3, 257/1-A-B-C, ve S1 harfleriyle belirtilen kısımlar olduğu, ... Köy Tüzel kişiliğinin dava konusu ettiği yerin ise 10.05.2018 tarihli bilirkişi ek raporunda kesik çizgilerle gösterilen kısım olduğu, dolayısıyla 276 ada 6 parsel sayılı taşınmazın her iki davacı tarafından da dava konusu edilen yerlerden olmayıp bu kısma ilişkin somut bir talebin bulunmadığı, bu parsele yönelik usulüne uygun açılmış bir dava bulunmadığı" gerekçeleriyle, karşı davacı ...'nın davasının kabulüne, davacı ... Köyü Tüzel Kişiliğinin davasının reddine, dava konusu Antalya............., ... köyü ............... mevkii eski 257 ada 1 parsel Yeni 276 ada 1 parsel sayılı taşınmaz yönünden 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi uyarınca yapılan 17.11.2012 tarihli komisyon tutanağınının iptali ile, fen mühendisi ... ve orman mühendisi ...'ın müştereken tanzim ettikleri 20/01/2018 tarihli ek rapor ve ekindeki haritada (T) harfi ile işaretli 5028,77 metrekarelik kısım ile (S) harfi ile işaretli 4344,09 metrekarelik kısmın dava konusu 276 ada 1 parsel yüzölçümüne eklenerek, toplamda 15660,97 metrekare olarak 22/2-a paftalarının yenilenmesine, kadastro haritalarının yeniden düzenlenmesine, dava konusu Antalya ili, ...........ilçesi, ... Köyü ......... mevki 15660,97 metrekare yüzölçümlü olarak 276 ada 1 parsel numarasında ve tarla vasfı ile ... adına tapuya kayıt ve tesciline, her ne kadar .................. ilçesi, ... Köyü..............mevki Yeni 276 ada 6 parsel sayılı taşınmaz mahkeme ara kararı ile davalı hale getirilmiş ise de bu parsel yönünden herhangi bir talep olmadığı anlaşılmış olup usulüne uygun açılmış bir dava bulunmadığından 276 ada 6 parsel sayılı taşınmaz hakkında karar verilmesine yer olmadığına, bu parsele ilişkin uygulama tutanağı, komisyon tutanağı ve kadastro tutanak asıllarının davalıdır şerhi kaldırılmak üzere................. Tapu Müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmiş; hükmün, davacı-karşı davalı ... vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 24.06.2024 tarihli, 2021/13929 Esas ve 2024/4228 Karar sayılı ilamıyla İlk Derece Mahkemesi kararı onanmıştır. Davacı-karşı davalı ... vekili ve davalı Hazine vekili tarafından bu defa, onama ilamına yönelik olarak karar düzeltme isteminde bulunulmuştur. Dava; genel mahkemelerde açılan, ancak taşınmaz hakkında tutanak düzenlenmesi nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılan, Kadastro Mahkemesindeki yargılama sırasında ise 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi uyarınca düzeltme çalışması yapılması nedeniyle aynı zamanda, düzeltme çalışmasına itiraza da dönüşen niteliktedir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde, 6831 sayılı Kanun gereğince yapılarak, 10.10.1992 tarihinde kesinleşen Orman Kadastrosu ve 2/B madde uygulaması ile 3402 sayılı Kanun gereğince yapılıp 23.07.2010-23.08.2010 tarihleri arasında ilân edilen arazi kadastrosu bulunmaktadır. 1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile tutanaklar münderecatına, Yargıtay ilâmında açıklanan gerektirici sebeplere göre yerinde olmayan ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440. maddesinde yazılı hallerden hiçbirisine uymayan davacı-karşı davalı ... vekili ve davalı Hazine vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair karar düzeltme istemleri yerinde görülmemiştir. 2. İlk Derece Mahkemesince yazılı şekilde karar verilmiş ise de; usûli müktesep hakka riayet edilmemiştir. Şöyle ki; dosya arasında bulunan fen bilirkişisi .............. tarafından düzenlenen 12.06.2013 tarihli raporda (B) harfi ile gösterilen 1275,66 m²lik kısım hakkında (Kapatılan) Korkuteli Kadastro Mahkemesinin 2013/17 Esas, 2013/30 Karar sayılı kararında ham toprak vasfıyla Hazine adına tescil kararı verildiği, bu karara karşı davalı Hazine tarafından temyiz isteminde bulunulduğu, diğer bir deyişle, davacı ... tarafından anılan kararın temyiz edilmediği anlaşılmakla, bu taşınmaz bölümü yönünden davalı Hazine lehine usuli müktesep hak oluştuğu gözetilmeksizin, bu yerin de davacı adına tesciline karar verilmesi isabetsizdir. Öte yandan, dosya kapsamından; fen bilirkişisi .................... tarafından düzenlenen 12.06.2013 tarihli raporda (B) harfi ile gösterilen bölüm üzerinde drenaj kanalı bulunduğu anlaşılmakla, (B) harfi ile gösterilen bu kısımdan aynı hat içinde kuzeye doğru orman sınırına kadar olan bölümde de bu kanalın devamının olduğu göz önüne alınarak, bu bölümde davacının zilyetliğinin olamayacağı gerekçesiyle, (B) harfi ile gösterilen bölüm ile orman sınırı arasındaki drenaj kanalının olduğu yerin de yüzölçümü belirlenip, bu yerin de Hazine adına tesciline karar verilmesi gerekmektedir. Ayrıca; 3402 sayılı Kanun'un 1. maddesi uyarınca Kadastro Hakiminin infaza elverişli hüküm kurması gerektiğinden, hükme esas raporda (S) harfi ile gösterilen kısmın 3402 sayılı Kanun'un 22/son maddesi uyarınca tapu kaydı oluşan 271 ada 1 orman parseli içinde kaldığı anlaşılmakla, bu bölümün tapusu iptal edilmeden 276 ada 1 parsele eklenmesi ve davacı adına tescil hükmü kurulması, hükmün infazına engel olacağından usul ve kanuna aykırılık oluşturmaktadır. Bu doğrultuda, İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle bozulması gerekirken maddi hataya dayalı olarak onandığı anlaşılmakla, Dairemizin onama ilâmının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı-karşı davalı ... vekili ve davalı Hazine vekilinin sair karar düzeltme taleplerinin REDDİNE, Davacı-karşı davalı ... vekili ve davalı Hazine vekilinin karar düzeltme istemi yukarıda 2 numaralı bentte yazılı nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile, Dairemizin 24.06.2024 tarihli, 2021/13929 Esas ve 2024/4228 Karar sayılı onama ilâmının KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Peşin alınan karar düzeltme harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 20.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 9e98114210d432e0 5d685d044fd5a0d3

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Mayıs 2025 kararlarının tamamı