Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Ocak 2025 › 2024/4464 E., 2025/484 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/4464 E., 2025/484 K. (22.01.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/4464
Karar No
2025/484
Karar Tarihi
22.01.2025
Konu
Tapu, Miras

8. Hukuk Dairesi 2024/4464 E. , 2025/484 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2021/15 E., 2022/80 K. Taraflar arasındaki davadan dolayı bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacı vekili özetle; davacı ...'e (... ...) ait tapulu taşınmazların Arpaçay ilçesi ... köyünde yapılan kadastro çalışmalarında Hazine adına tespit gördüğünü, davacı ...'in Türk vatandaşı olduğunu ve Türkiye'de yaşadığı halde Rusya'ya gittiğinden ve Rus vatandaşı olduğundan bahisle dava konusu taşınmazların Hazine adına tespit edildiğini ancak yapılan tespitlerin hukuk dışı olduğunu ileri sürerek; dava konusu; 1- ... mevki 129 sayfa, 80 cilt, 80 noda kayıtlı doğusu yol, batısı ..., kuzeyi aralık, güneyi aralık, 2- ... mevki 129 sayfa, 80 cilt, 81 noda kayıtlı doğusu ... tarlası, batısı ..., kuzeyi aralık, güneyi aralık, 3- ... mevki, 130 sayfa, 80 cilt, 82 noda kayıtlı, doğusu aralık, batısı aralık, kuzeyi fedari güneyi, ..., 4- ... mevki, 130 sayfa, 80 cilt, 83 noda kayıtlı, doğusu..., batısı..., kuzeyi aralık, güneyi aralık, 5- ... mevki 130 sayfa, 80 cilt, 84 noda kayıtlı, doğusu ..., batısı ... kuzeyi aralık, güneyi aralık, 6- ... mevki 90 sayfa, 55 cilt, 1224 noda kayıtlı, sağı yol, solu yol, arkası..., önü..., 7- ... mevki 91 sayfa, 55 cilt, 1225 noda kayıtlı, doğusu ...., batısı ..., kuzeyi hark, güneyi çay olan taşınmazların davacı adına tespit ve tescilini talep etmiş; olup yargılama sırasında davacı vekili ... mevki 90 sayfa, 55 cilt, 1224 noda kayıtlı, sağı yol, solu yol, arkası ivan, önü aleksey ve yine ... mevki 91 sayfa, 55 cilt, 1225 noda kayıtlı, .... petro, batısı ..., kuzeyi hark, güneyi çay olan taşınmazlar yönünden feragat etmiş, İlk Derece Mahkemesince iki parsele ilişkin tefrik kararı verilerek feragata bağlı ret kararı verilmiştir. Arpaçay Kadastro Mahkemesinin 19.04.1996 tarihli ve 1988/740 Esas, 1996/7 Karar sayılı kararıyla; davacının verilen sürede keşif avansını yatırmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, verilen karar davacı ... mirasçıları ... ve paydaşları tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 14.05.2012 tarihli ve 2012/3181 Esas, 2012/3424 Karar sayılı ilamıyla verilen sürenin usule uygun olmadığı belirtilmek suretiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda Kars Kadastro Mahkemesinin 15.02.2017 tarihli ve 2013/37 Esas, 2017/12 Karar sayılı kararıyla; verilen kesin süreye rağmen dava sebep ve delilleri bildirilmediğinden Kadastro Kanunu'nun 28/2. maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına dair verilen karar, davacı ... ve müşterekleri vekili tarafından temyiz edilmiş; Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 16.02.2021 tarihli ve 2017/2956 Esas, 2021/1251 Karar sayılı ilamıyla işin esasına girilip birçok oturum ve usuli işlem yapıldıktan sonra davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş olmasının kanunun amacına uygun düşmediği belirtilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince; ''...Arpaçay ....Huk.Mah.969/135 esas ve 970/166 karar ve 17.4.1970 tarihli karar örneği tasdikli olarak mahkemesince arşivi su basması nedeniyle karar kartonundan gönderilmiştir. İncelenmesinde; davacısı malmüdürlüğü ve davalısının tapu müdürlüğü olduğu görülmüş, konusunun Malakanların gidişi nedeniyle Malakanlara ait tapuların iptali ile hazineye tescili talep edildiği, 403 sayılı yasanın 25.mad.A fıkrası gereği Bakanlar kurulunun 6.8.1964 gün ve 6/3436 sayılı kararı ile vatandaşlıktan çıkardıkları dosyada mevcut kaymakamlığın 4.1.1970 gün ve 44 sayılı yazıya göre karar verilmiş ve neticeden 100 parselden fazla topluca iptal edilerek hazine adına tesciline karar verilmişse de dosyada toplanan deliller, Askerlik kaydı, Nüfus kaydı ile buna bağlı alınan Bilirkişi raporuna göre davacı... (...) Türk Vatandaşı olduğu (alınan bilirkişi raporu ile ispatlandığından) ve ülkeden gitmediği anlaşılmış olduğundan yukarıda bahsedilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğu ve hakkı temin etmediği anlaşılmıştır. Dava konusu parsellere ilişkin tapulama tespit tutanaklarının edinme sebepleri kısmında davacı ... ve ... evladı ...'un da zilyet olduğu açıkça yazdığı, ancak Arpaçay Asl.Huk. Mah. 969/135 esas ve 970/166 karar ve 17.4.1970 tarihli ilamına istinaden Malakanların Rusyaya göç etmiş olmaları ve özelde ise ...'ün (...'un) Rusyaya göç etmediği (Zira Bakanlar kurulu Kararında "istemeleri halinde" ibraelerine bağlı olarak ... de göç etmemiş ise de) ve İstanbul'da yaşıyor olduğu bildirilmiş olsa dahi ilgili mahkeme kararı ve buna altlık teşkil eden Bakanlar Kurulu kararında kişi ayrımı yapılmadığı ve topluca hazineye devredildiğinde bahsedilmekte olduğu ifade edilmiş olduğundan ...'in (...'un) Türkiyede yaşadığı ve Türk Vatandaşı olduğu anlaşıldığından ilgili mahkeme kararına mesnet olan Bakanlar Kurulu kararının davacı yönünde işlerlik kazanamayacağı ve geçerli olamayacağı zira Türkiye'de Yaşayan Türk Vatandaşı bir şahsın malını elinde almanın tek yolunun kamulaştırma müessesesi olduğuna göre bila bedel hazineye devretmenin mümkün olamayacağı ve devredilmiş olsa bile hukuki sonuç doğurmayacağı mevcut mer'i kanunlarımıza göre sabit olup eski hale iadesi gerekir. Keşfen dinlenilen Mahalli bilirkişilerin de ortak beyanına göre dava konusu parsellerin tapu kaydına istinaden ölü davacı ...'un da aralarında bulunduğu müşterekleri adına oluşturulan tapu kaydı kapsamında kaldığı, ancak daha sonra ...'in ve Müştereklerinin Rusya ya göç etmesi nedeni ile Arpaçay Asliye Hukuk mahkemesinin 1970/166 karar sayılı kararına istinaden hazine adına tespit gördüğünü beyan etmişlerdir. Bu beyanlara göre dava konusu ve komşu parsellerin evveliyatlarının ....oğlu ve ....'dan olma davacı ... ... ...'un müştereklerinin malı olduğu anlaşılmaktadır. Yine dava konusu 403 parselin neden bilirkişi raporunda A ile gösterilen 16.000 m2 yeri alınmadan tamamının alındığının cevabı olarak; tutanakta 24.000 m2 olması ve güneyinin mera olarak edinme sebebinde açıklanması, ziraat bilirkişi raporunda da tespit tutanağı ile uyumlu olarak uzun süreli tarım faaliyeti neticesi dava konusu 403 parsel ile mera parseli arasında kod farkının oluşması ve mahalli bilirkişilerin ifadesinde 1939 tarihli altlık çalışmasında 16.000 m2 olarak gösterilmişse de kadastroda 24.000 m2 yazılmış olduğu ancak gösterilen sınırlarda bir değişiklik olmadığı nazara alınarak krokide komşu parsellerin ve onlara da komşu parsellerin bir nizam ve düzen içinde kuzey güney istikametinde parsellerin aynı ölçüde olduğu ve miktar farklılığına rağmen sınırların değişmediğinin bildirilmesi karşısında fen raporunun ekindeki A-B ayrımı dikkate alınmamış ve aşağıdaki gibi karar vermek gerekmiştir. ...'' gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, verilen karar davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. 11.02.1964 tarihli 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun (403 sayılı Kanun) ikinci bölüm Türk Vatandaşlığının kaybı başlıklı kısmın 3. maddesinde vatana bağlılıkla bağdaşmayan eylemler sayılmış olup kaybettirme başlıklı (A) harfli kısmın 25. maddesinde ''.. Aşağıdaki kişilerin Türk vatandaşlığına kaybettiklerine Bakanlar Kurulu tarafından karar verebilir. a) (Değişik:13/02/1981-2383/6 md.) İzin almaksızın kendi istekleri ile yabancı bir Devlet vatandaşlığını kazananlar. b) Yabancı bir Devletin, Türkiye’nin menfaatlerine uymayan herhangi bir hizmetinde bulunup da Hükümetçe, bu görevi bırakmaları kendilerine yurt dışında elçilik veya konsolosluklarımız, yurt içinde ise mahalli mülki amirleri tarafından bildirilmesine rağmen üç aydan az olmamak üzere verilecek münasip bir süre içerisinde kendi istekleri ile bırakmayanlar, c) Türkiye ile savaş halinde bulunan bir Devletin her türlü hizmetinde kendi istekleriyle Hükümetin izni olmaksızın çalışmaya devam edenler. ç) Yurt dışında bulunup da muvazzaf askerlik görevini yapmak veya Türkiye’de savaş ilanı üzerine, yurt dışında bulunup da, yurt savunmasına katılmak için yetkili kılınmış makamlar tarafından usulen yapılacak çağrıya mazeretsiz olarak üç ay içinde icabet etmeyenler. d) Sevk sırasında veya kıtalarına katıldıktan sonra yurt dışına kaçıp da kanuni süre içinde geri dönmeyenler. e) Silahlı Kuvvetler mensupları ile askerlik görevini yapmakta olanlardan görev, izin hava değişimi veya tedavi için yurt dışında bulunup da süresi bittiği halde mazeretsiz olarak üç ay içinde geri dönmeyenler, f) Yetkili makam kararı ile Türk vatandaşlığını kazandıktan sonra kesintisiz olarak en az yedi yıl Türkiye dışında oturan ve Türkiye ile ilgisini ve bağlılığını kesmediğine ve Türk vatandaşlığını muhafaza ettiğine delalet edecek resmi temas ve işlemleri bulunmayanlar. (ç), (d), (e) bentlerine göre karar verilebilmesi için Milli Savunma Bakanlığının teklifi şarttır. g) (Ek :13/02/1981-2383/6 md.;Mülga:27/5/1992-3808/1 md)) h) (Ek:13/2/1981-2383/6 md) Herhangi bir yolla yabancı bir Devlet vatandaşlığını kazanmış olup, kesintisiz olarak en az yedi yıl Türkiye dışında oturan ve Türkiye ile ilgisini ve bağlılığını kesmediğine ve Türk vatandaşlığını muhafaza etmek isteğine delalet edecek resmi temas ve işlemlerde bulunmayanlar. '' şeklinde sayılmıştır. Aynı Kanun'un ''B fıkrası Çıkarma '' başlıklı kısım 26. maddesinde ''..Yurt dışında bulunup da Türkiye Cumhuriyetinin iç ve dış güvenliği ile kanunun suç saydığı şekilde iktisadi veya mali güvenliği aleyhine faaliyette bulunan veya yurt içinde bu tür faaliyetlerde bulunup da her ne suretle olursa olsun yurt dışına çıkan ve hakkında Türkiye’de bu nedenle kamu davası açılmasına veya ceza kovuşturmasına veya hükmün infazına olanak bulunmayan ve gelmesi için yapılan duyuruya rağmen üç ay içinde, savaş sıkıyönetim ve olağanüstü hallerde bir ay içinde yurda dönmeyen Türk vatandaşlığını sonradan kazanmış kişiler Bakanlar Kurulu Kararı ile vatandaşlıktan çıkarılabilir. Bu hüküm, Türkiye savaş halinde bulunduğu zaman. doğumla Türk vatandaşı olanlar hakkında da uygulanabilir.'' şeklinde düzenlenmiştir. Somut olayda; Arpaçay Asliye Hukuk Mahkemesinin 1969/135 Esas, 1970/166 Karar sayılı kararının incelenmesine davacının Arpaçay Hazine, davalının Arpaçay Tapu Memuru olduğu, ... köyünde Malakanların gidişi sebebiyle mallarının Hazineye kaldığı, bu sebeple taşınmazların tapularının iptaliyle davacı adına tescil edilmesi gerektiği iddiası ile açılan davada; Malakanların 1961 yılında Rusya'ya göç ettikleri, 403 sayılı Kanun'un 25. maddesinin (A) fıkrası gereğince Bakanlar Kurulunun 06.08.1964 tarihli ve 6/3436 sayılı Kararıyla vatandaşlıktan çıkarıldıkları gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Bakanlar Kurulu kararının incelenmesinde; 06.08.1964 tarihli, 6/3436 sayılı karar sayılı ve 09.12.1964 tarihli Resmi Gazetede yayınlandığı anlaşılan kararda '' Türk vatandaşlığından çıkma izni almaksızın toplu halde ... Rusya'ya göç ederek adı geçen Devlet uyrukluğunu . ... İline bağlı nüfus kütüklerinde kayıtlı ve ilişik listede kimlikleri yazılı (2338) ... Rus ...'ın Türk vatandaşlığını kaybettikleri İç İşleri Bakanlığının 23/7/1964 tarih ve 73118 / 409-9376-3665 sayılı yazısı üzerine,1/2/1964 tarih ve 403 sayılı kanunun 25 inci maddesinin (a) bendine göre, Bakanlar Kurulunca 6/8/1964 tarihinde kararlaştırılmıştır.'' şeklinde düzenlenmiş ve bir kısım vatandaşların vatandaşlığı kaybettirilmiştir. Anılan kararda vatandaşlığın 403 sayılı Kanun'un 25. maddesinin (A) fıkrası ile kaybettirildiği anlaşılmış ise de ilgili düzenlemede vatandaşlığı kaybettirilenlerin mallarına yönelik herhangi bir düzenleme bulunmamakla birlikte, davacının Asliye Hukuk Mahkemesi dosyasında taraf olmadığı da anlaşılmaktadır. Bilahare davacının ilgili kararın tarafı olduğu düşünülmesi halinde dahi; 403 sayılı Kanun'un 26. maddesinde ''..Yurt dışında bulunup da Türkiye Cumhuriyetinin iç ve dış güvenliği ile kanunun suç saydığı şekilde iktisadi veya mali güvenliği aleyhine faaliyette bulunan veya yurt içinde bu tür faaliyetlerde bulunup da her ne suretle olursa olsun yurt dışına çıkan ve hakkında Türkiye’de bu nedenle kamu davası açılmasına veya ceza kovuşturmasına veya hükmün infazına olanak bulunmayan ve gelmesi için yapılan duyuruya rağmen üç ay içinde, savaş sıkıyönetim ve olağanüstü hallerde bir ay içinde yurda dönmeyen Türk vatandaşlığını sonradan kazanmış kişiler Bakanlar Kurulu Kararı ile vatandaşlıktan çıkarılabilir. Bu hüküm, Türkiye savaş halinde bulunduğu zaman. doğumla Türk vatandaşı olanlar hakkında da uygulanabilir '' şeklinde vatandaşlık Kanununda yapılan yasal düzenlemede vatandaşlıktan çıkartılanların mallarına el konulacağı düzenlenmiş olup, 403 sayılı Kanun'un 25. maddesinin (A) fıkrası uyarınca vatandaşlığı kaybettirilenlerin mallarına el konulacağına dair düzenleme bulunmamaktadır. Somut olayda; öncelikle Mülga 403 sayılı Kanun'un 25/A maddesinin mi yoksa aynı Kanun'un 26. maddesinin mi uygulanacağı değerlendirilerek, davacının Türk vatandaşlığından çıkartılıp çıkartılmadığının ve davacı ile...'un aynı kişi olup olmadığı hususlarının tespitinin de davada önemi bulunduğu kuşkusuzdur. Ne var ki İlk Derece Mahkemesince bu olgular üzerinde yeterince durulmamış, gerekli araştırmalar yapılmamıştır. Hal böyle olunca; davacı ...ile...'un aynı kişi olduğuna ilişkin iddia yönünden; İlk Derece Mahkemesince kamu kurumlarına yazı yazılıp araştırma yapılarak, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü'nde eski kayıtların bulunup bulunmadığı, İçişleri Bakanlığı'nda bu yönde kayıt bulunup bulunmadığı, tespit edilmek ve ayrıca davacının bu yönde sunduğu kayıtlar da değerlendirilerek, buna ilişkin Mahkeme kararı olup olmadığı araştırılıp, aynı kişi olduğunun anlaşılması halinde davacının Türk vatandaşlığından dosyada mevcut kararname uyarınca çıkartılıp çıkartılmadığının dosyaya sunulan kayıtlar üzerine uzman bir bilirkişi tarafından inceleme yaptırılarak o dönemde yürürlükte olan vatandaşlık kanununa göre karar verilmesi gerekirken İlk Derece Mahkemesince böylesine bir araştırma ve soruşturma yapılmaksızın, eksik araştırma ve soruşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, kabule göre de davanın tespite itiraz davası olması ve dava konusu taşınmazların dayanak kayıtlarına göre taşınmazların paylı olduğu, davacının payı oranında karar verilmesi gerektiğinin gözetilmesi gerekirken, bu husus gözardı edilerek, taşınmazların tamamı üzerinden karar verilmiş olması da isabetsiz olup kararın bozulmasına karar verilmiştir. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,22.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 921b9dc7c2c36a7b a140f3f8b85853b3

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Ocak 2025 kararlarının tamamı