8. Hukuk Dairesi 2024/3641 E. , 2025/4669 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/521 E., 2024/212 K. KARAR : Davanın reddine Taraflar arasındaki orman kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonucunda Dairemizce bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda; davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R İlk Derece Mahkemesinin vermiş olduğu önceki karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, hükmüne uyulan bozma ilamında özetle; "... 20.06.2014 tarihli keşifte görev alan orman bilirkişisi tarafından düzenlenen raporda, çekişmeli taşınmazın ekli krokide (B) ile gösterilen 450,11 m²'lik kısmının orman tahdidi içinde kaldığının, evveliyatı ve eylemli durumu itibariyle orman sayılan yer olduğunun bildirildiği, 07.05.2015 tarihli keşifte görev alan orman bilirkişisi tarafından, yeterli hava fotoğrafı incelemesi yapılmadan düzenlenen raporda çekişmeli taşınmazın ekli krokide (A) ile gösterilen 437,61 m²'lik kısmınıın tahdit içinde kaldığının, evveliyatı itibariyle tarımsal faaliyete konu edildiğinin ancak eylemli durumunun orman olduğunun bildirildiği, İlk Derece Mahkemesince dava konusu taşınmazın evveliyatına ve tahdit içinde kaldığı bildirilen alanın miktarına yönelik raporlar arasındaki çelişki giderilmeden davanın reddine karar verildiği açıklanarak, usulüne uygun orman araştırması yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi ..." gereğine değinilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "... dava konusu taşınmazın tamamının orman niteliğinde olduğu, evveliyatının ve mevcut durumunun eylemli orman özelliği gösterdiği ve ... ... Devlet Ormanının devamı niteliğinde olduğu, orman içi boşluk olmadığı, tarım ve mera arazisi niteliği taşımadığı, erozyon nedeniyle toprak muhafaza karakteri taşıdığı ve 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 1. maddesine göre orman sayılan yerlerden olduğu ..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava ilk olarak, Akşehir Belediyesi tarafından, Akşehir Kadastro Mahkemesine süresi içinde Orman Kadastrosuna itiraz davası olarak açılmış , tapu maliki olan ... ise 13.11.2014 tarihinde verdiği dilekçe ile harcını yatırmak suretiyle davaya müdahil olmuş ve Kadastro Mahkemesince, davacı Akşehir Belediye Başkanlığının davasının aktif dava ehliyeti yokluğundan reddine, asli müdahil ...' yönünden ise tapulamaya esas dayanak tapu kaydının dava konusu taşınmazı kapsadığı ve en eski tarihli hava fotoğrafında taşınmazın tamamının açık olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş olup bu karar, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesi tarafından; "... Davacı Akşehir Belediye Başkanlığına ilişkin verilen kararda isabetsizlik olmadığı, asli müdahil ... yönünden ise her ne kadar süresinde davacı Akşehir Belediyesi tarafından Kadastro Mahkemesine dava açılmışsa da tapu maliki olmadığından aktif dava ehliyetinin bulunmadığına karar verildiğine, tapu maliki ... tarafından ise Orman Kadastrosuna itiraza ilişkin 1 aylık Kanunu süre içinde açılmış dava bulunmadığına göre görevsizlik kararı verilerek dosyanın ... yönünden Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesi gerektiği ..." gerekçesiyle bozulmuş ve Kadastro Mahkemesince bozma ilamı doğrultusunda görevsizlik kararı verilerek dosya Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmiştir. Görevsizlik kararına istinaden dava dosyasının gönderildiği Asliye Hukuk Mahkemesinde yapılan yargılama sonunda, Kadastro Mahkemesinde yapılan keşfe binaen verilen asli müdahil - davacı ...'ın davasının kabulüne dair karar Dairemizin yukarıda açıklanan 16.03.2022 tarihli ilamıyla eksik araştırma incelemeye dayalı olarak ve raporlar arasındaki çelişki giderilmeden karar verilmesi nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece (Asliye Hukuk) Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "... parselin tamamının orman niteliğinde olduğu, evveliyatının ve mevcut durumunun eylemli orman özelliği gösterdiği ve ... ... Devlet Ormanının devamı niteliğinde olduğu, orman içi boşluk olmadığı, tarım ve mera arazisi niteliği taşımadığı, erozyon nedeniyle toprak muhafaza karakteri taşıdığı ve 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 1. Maddesine göre Orman sayılan yerlerden olduğu rapor edilmiş olup hazırlanan heyet raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişliği olduğu, içeriği itibariyle gerekçeli ve bilimsel olduğu, bozma ilamı uyarınca belirtilen hususlardaki eksiklik ve değerlendirmeleri içerir nitelikte bulunduğu ..." gerekçesiyle davanın tümden reddine karar verilmiş ve iş bu karar, asli müdahil - davacı tarafından temyiz edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermek için yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki; bozma öncesinde Kadastro Mahkemesinde yapılan ilk keşif sonrası alınan orman bilirkişi raporunda, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde kesinleşen Orman Kadastro çalışması bulunmadığı, 83 parselin (B) harfi ile gösterilen 450,11 m²'lik kısmının eylemli orman olduğu, üzerinde ibreli yapraklı ağaçlar bulunduğu %30-35 eğimi olduğu ve toprak muhafaza karakteri taşıdığı, 1956 yılı hava fotoğrafı ve 1967 yılı memleket haritası incelemesinde de (B) harfli kısmın orman kapsamında kaldığı, (A) harfli kısmın ise orman sayılmayan açık alanlardan olduğu tespit edilmiş ise de, en eski tarihli hava fotoğrafı üzerinde çakıştırma yapılmadığından bu raporun denetlenmesi mümkün olmamıştır. Mahallinde yapılan ikinci keşif sonrasında alınan orman bilirkişilerin ortak raporunda ise, Orman Kadastro çalışmalarında taşınmazın bir kısmının orman vasfıyla ... ... devlet ormanı içinde bırakıldığı, 1968 yılı memleket haritasında seyrek olarak yapraklı ağaç türleriyle kaplı olduğu, 1994 yılı memleket haritasında (A) harfli (437,61 m²) kısmının yeşil renkli çalılık ve yapraklı türlerle kaplı orman olduğu, (B) harfli kısmının ise açıklık olduğu, uydu görüntülerinde de (A) harfli kısmın eylemli orman olduğu, 1956 yılında parselin tarımsal faaliyete konu olduğu, 1991 yılı hava fotoğrafında ise (A) harfli kısmının orman örtüsü olduğu ve bu durumun memleket haritası ile örtüştüğü, (A) harfli kısımda eğiminin %20-25 olup, toprak muhafaza karakteri taşıdığı ve orman toprağı niteliğinde olduğu tespit edilmiş ve her ne kadar 1956 ve 1991 yılı hava fotoğrafları üzerinde dava konusu yer gösterilmişse de çakıştırma net yapılmadığından, parsel sınırları gösterilmediğinden ve çözünürlüğün az olması ve uzaklık nedeniyle raporda değinilen hususlar ile hava fotoğraflarının karşılaştırması yapılamamıştır. Dosyanın görevsizlik kararı ile Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesinden sonra mahallinde yapılan keşif sonrası düzenlenen ve hükme esas olan fen, jeodezi ve orman bilirkişilerin ortak raporunda, Orman Kadastro çalışmalarında dava konusu taşınmazın bir kısmının orman sınırları içinde kaldığı, 1962, 1976 ve 1988 tarihli hava fotoğraflarında uzun yıllardır tarımsal faaliyet yapılmayan ve üzerine orman ağaçları ve çalı türleriyle ile kaplı yer olduğu, 1968 yılı memleket haritasında orman örtüsü bulunmayan ancak münferit vaziyette geniş yapraklı ağaçların bulunduğu, 1994 yılı memleket haritasında parselin batı tarafının orman, doğu tarafının orman olamayan yer olduğu, 2002, 2009, 2013, 2017, 2022 yıllarına ait uydu fotoğraflarında ise orman alanları ile benzerlik gösterdiği, dolayısıyla parselin tamamının orman vasfını taşıdığı, evveliyatının ve hali hazır durumunun incelenmesi neticesinde eylemli orman özelliği gösterdiği, ... ... Devlet Ormanının devamı niteliğinde olduğu ve toprak muhafaza karakteri taşıdığı tespitlerine yer verilmiş olup, bu rapor daha önce Kadastro Mahkemesince alınan ve az yukarıda bahsi geçen bilirkişi raporlarıyla çelişkili olup hüküm vermeye elverişli değildir. Ne var ki; İlk Derece Mahkemesince, anılan raporlar arasındaki söz konusu çelişkiler giderilmeksizin, önceki raporlarda var olduğu anlaşılan 1956 yılı hava fotoğrafı ile yine en eski tarihli memleket haritası getirilip denetime elverişli olacak şekilde, en eski tarihli hava fotoğrafı ve memleket haritası üzerinde çakıştırma yapılıp taşınmazın konumunun gösterildiği rapor alınmadan ve dava konusu taşınmazın dayanak kayda binaen davacı adına tescil edildiği de gözetilmeden, sadece eylemli durumu dikkate alınarak hazırlanan ve taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu belirtilen rapora itibar edilmesi doğru görülmemiştir. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince, öncelikle yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ile varsa amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri ilgili yerlerden getirtilip, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç kişilik orman mühendisi bilirkişi/bilirkişi kurulu, üç kişilik ziraat mühendisi bilirkişi/bilirkişi kurulu, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Yapılacak bu keşifte, etirtilen belgeler çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp, orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra, komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmaz, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle üç boyutlu incelemesi yaptırılarak, temyize konu taşınmazın niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarının belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli; taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazın imar-ihyaya konu olup olmadığı, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığı ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığı, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığı ve dava konusu taşınmazların güney ve güneydoğusunda Sugeldi köyü çalışma alanında kalan taşınmazlar da dikkate alınmak suretiyle 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 17/2. maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığı hususlarını belirten müşterek imzalı, bozma öncesi alınan her iki orman bilirkişi raporu arasındaki çelişkiyi de giderecek şekilde, tereddüte mahal bırakmayan, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalı ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir. İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmadığından, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ : Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi hükmünün 6100 sayılı Kanunun Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanunun 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 18.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 0bc3a8a3cc2ecf40 0a7c2bdeb10a306e
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/3641 E., 2025/4669 K. (18.06.2025) – Tescil
- Mahkeme
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/3641
- Karar No
- 2025/4669
- Karar Tarihi
- 18.06.2025
- Konu
- Tescil, Alacak, Çek, Belediye
Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.
SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.
Emsal karar araAynı daireden yakın tarihli kararlar
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/2850 E., 2025/4666 K. 18.06.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/2417 E., 2025/4667 K. 18.06.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/5048 E., 2025/4668 K. 18.06.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/1364 E., 2025/4670 K. 18.06.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/7271 E., 2025/4672 K. 18.06.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/1283 E., 2025/4673 K. 18.06.2025
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Haziran 2025 kararlarının tamamı