Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Mart 2025 › 2023/4751 E., 2025/2538 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/4751 E., 2025/2538 K. (25.03.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/4751
Karar No
2025/2538
Karar Tarihi
25.03.2025
Konu
Tapu, Miras

8. Hukuk Dairesi 2023/4751 E. , 2025/2538 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2020/1 E., 2023/1 K. Taraflar arasındaki davadan dolayı bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekili ve davalılardan ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Dava konusu Maçka ilçesi ... köyünde kain 108 ada 11 parsel sayılı 3.360,76 m2 yüzölçümündeki taşınmaz davacı ... ve davalılar adına tespit edilmiş, tapunun beyanlar hanesinde (A) harfi ile gösterilen evin muris Mustafa Bayram ile davacı ...'a ait olduğu şerhi verilmiştir. Davacı özetle; çekişmeli taşınmaz üzerinde (A) harfi ile gösterilen evin 1/2 payının babası ...'ın, 1/2 payının ise kendisinin kullanımında olduğunun beyanlar hanesinde belirtildiğini ancak söz konusu evin kendisi tarafından yaptırıldığını ileri sürerek, adına tescilini talep etmiş, bilahare yargılama sırasında babası ...'a ait taşınmazdan kendisine 1990 senesinde 1277 metrekarelik yer satıldığına ilişkin tapu kaydını sunmuştur. Davalılardan ... 10.12.2007 havale tarihli dilekçesinde; davacının davasının haksız olduğunu, evin babası ile ortak olduğunu, haksız davanın reddini talep etmiş, yargılama devam ederken dosyaya sunduğu 23.02.2011 havale tarihli dilekçesinde evin tamamının davacı tarafından yapıldığını davacının itirazının doğru olduğunu, yine 08.12.2015 tarihli dilekçesinde; evin babası tarafından yapıldığını, daha önce davacının kendisine ve kardeşlerine tehdit ve baskı uygulaması nedeniyle ifade verdiğini bu nedenle önceki ifadesinin yok hükmünde olduğunu belirtmiştir. Maçka Kadastro Mahkemesinin 27.04.2016 tarih, 2015/17 Esas, 2016/12 Karar sayılı kararıyla; evin davacı tarafından yaptırıldığının ispat edilemediği, davalıların bir kısmının davayı kabul etmesinin elbirliği mülkiyeti halinde sonucu etkilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 30.09.2019 tarih, 2016/10701 Esas, 2019/5813 Karar sayılı kararıyla; "...Davalılardan ... 11.12.2007 tarihli, ... 23.02.2011 tarihli ve ... ise 27.07.2012 tarihli dilekçeleri ile ayrı ayrı davayı kabul etmişlerdir. Davalı ... ise Karadeniz Ereğli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi aracılığı ile gönderilen 17.12.2007 tarihli dilekçesinde, davacı ...’ın iddialarına karşı cevaplarını ekli dilekçesinde sunduğunu belirtilmiş, ancak sözü edilen dilekçe bulunamamış, mahkemece bu yönde herhangi bir araştırma yapılmamıştır. Bu şekilde eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulamaz. Hal böyle olunca, elbirliği mülkiyetinde mirasçılar arasında pay devri mümkün bulunduğundan, mahkemece davalı ...’ın 17.12.2007 tarihli dilekçesi ekinde olduğu söylenen dilekçe araştırılmalı, dilekçenin içeriği ve davalının davayı kabul edip etmediği tespit edilmeli ve 6100 sayılı HMK'nın 308 vd. maddeleri gereğince kabulün davayı sona erdiren taraf işlemi olduğu göz önüne alınarak davayı kabul eden davalıların miras paylarının davacı ... payına ilave edilmek suretiyle tesciline karar verilmelidir. Mahkemece bu yönler göz ardı edilerek yazılı olduğu şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğu" gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; "...Davalı ... ın iddiaları doğrultusunda 14.09.2021 tarihli keşifte dinlenen mahalli bilirkişi ..., ..., ... ... ile talimat ile dinlenen tanık ... dava konusu taşınmaz ve üzerindeki evin ... tarafından yaptırıldığını/kullanıldığını beyan etmişlerdir. Sadece tanık ... dava konusu evin yapıldığı anda ... evin yapıldığı sırada inşaat yerinde görmüşlüğünü beyan etmiş, işçilerin kendisine dava konusu evin ...'nın oğlu (davacı)... tarafından yaptırıldığını beyan ettiklerini dosyamıza bildirmişlerdir. Yine davacı tanığı ... da benzer beyanlarda bulunmuş işin başında davacı Mehmetin durduğunu, direktifleri ...ten aldıklarını beyan etmişlerdir. Her ne kadar dava konusu taşınmaz ve üzerindeki evin inşaatında ...in talimatını aldıklarını davacı tanıkları beyan etmiş iseler de, bu beyanları ile davacının dava konusu evin inşaai masraflarını kendi kazancından ödediği veya babası ... İle ... arasında dava konusu ev için mülkiyet devrine ilişkin herhangi bir hukuki ilişkinin varlığını beyan edememişlerdir. Hal böyle olunca ve mahalli bilirkişilerin beyanları ile ilgili yerin, davacı ... ve davalı ...'nin müşterek miras bırakanları ...'nın olduğu, davacı ...'in evin inşaat masraflarına doğrudan ve kendinden katkı sağladığına dair herhangi bir beyansa bulunmadıkları değerlendirildiğinde davacının iddiasını ispat edemediği, Davalı ...'nin taşınmaz üzerindeki ev ve evin üzerinde olduğu arazinin babasına ait iddiasının ise tanık ve mahalli bilirkişlerini beyanları ile örtüştüğü ve bu şeklide sübuta erdiği değerlendirilmiştir. Her ne kadar Mahkememiz tarafından dava konusu arazi ve üzerindeki ev (muhdesat) maliki olarak kabul edilen ...'ın davalı ... ve davacıdan başkaca mirasçıları (..., ... ..., ..., ...) olduğu dosyamız arasındaki mirasçılık belgesinde görülse de, diğer hissedarların (dosyamızın önceki safahatinde) Davacı ... lehine, ''Kabul'' beyanları bulunması dolayısıyla kendilerine isabet eden miktarın davacı ... uhdesinde kalması/payına eklenmesi hukuken gerekli görüldüğü..." gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 108 ada 11 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydında belirtilmiş olan (A) harfi ile gösterilen evin 1/5 hissesinin davalı ... adına, 4/5 hissesinin de davacı ... adına tapuya tesciline karar verilmiş, verilen işbu karar davacı vekili ve davalılardan ... tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, uyulan bozma ilamında ve İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, 179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 435,50 TL'nin temyiz eden davalı ...'dan alınmasına, 269,85 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 345,55 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 25.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 38788be5fa95bd35 1439916eb9cf7a48

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Mart 2025 kararlarının tamamı