Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Şubat 2025 › 2023/4635 E., 2025/1418 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/4635 E., 2025/1418 K. (24.02.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/4635
Karar No
2025/1418
Karar Tarihi
24.02.2025
Konu
Tapu

8. Hukuk Dairesi 2023/4635 E. , 2025/1418 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/53 E., 2023/106 K. Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilâmına uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda; davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı Hazine vekili ile asli müdahil Orman İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacı Hazine vekili 11.09.2009 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; tapuda davalı adına çayır vasfıyla 93.902,61 metrekare olarak kayıtlı Erzincan ili Tercan ilçesi ... köyü 103 ada 51 parsel sayılı taşınmazın davalı adına yapılan tespit ve tescilinin hatalı olduğunu, taşınmazın 3402 sayılı Kanun'un 16/B bendinde sayılan orta malı niteliğindeki yerlerden olduğunu ve zilyetlikle kazanılamayacağını ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı Hazine, dava konusu taşınmazın sınırında orman bulunması nedeniyle Orman İdaresini davaya dahil etmiş, Orman İdaresi ise bozma ilamı sonrası verdiği dilekçe ile taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına tescili istemiyle davaya müdahil olmuştur. Davalı cevabında; davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiş; hükmün, davacı Hazine ile Orman İdaresi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20.Hukuk Dairesinin 21.03.2018 tarihli ve 2016/7797 Esas, 2018/2064 Karar sayılı ilâmıyla; "Dahili davacı Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Hazine ile gerçek kişiler arasında görülmekte olan tapu iptali ve tescil davasına, davacı Hazinenin çekişmeli taşınmazın sınırında orman olduğu ve Orman Yönetiminin yasal hasım olduğu iddiasıyla davaya dahil edilmesi talebi üzerine, Orman Yönetimine dahili davacı sıfatıyla dava dilekçesi duruşma günü tebliğ edildiği, çekişmeli taşınmazın davalı gerçek kişi adına kayıtlı olması nedeniyle Orman Yönetiminin davada pasif husumet ehliyeti yani davalı sıfatı bulunmadığı gibi davada yasal hasım konumunda da olmadığı, ayrıca Orman Yönetimi tarafından, davaya 6100 sayılı HMK'nın 65. maddesi uyarınca müdahil davacı sıfatıyla harçlı katılımı da bulunmadığı, davaya taraf olmayanın kararı temyiz etme hakkı da bulunmadığından, Orman Yönetiminin temyiz dilekçesinin reddine karar verilmesi gerektiği, davacı Hazinenin temyiz itirazlarının incelenmesinde; hükme dayanak yapılan fen bilirkişi raporuna ekli krokiden dava konusu taşınmazın batı sınırında 128 ada 1 parsel sayılı taşınmaz bulunduğu anlaşılmakla 128 ada 1 parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanağı ve dayanaklarının getirtilmediği, aynı krokide taşınmazın doğu sınırında bulunduğu anlaşılan 48 ve 50 parsel nolu taşınmazların dosyada bulunan kadastro tutanaklarından davalı oldukları anlaşılmakla dava dosyalarının getirtilip incelenmediği, mera tahsisi yapılıp yapılmadığının tespit edilmediği, taşınmazın güney sınırında 8 nolu mera parseli olduğu anlaşılmakla, mera parselinin kadastro tutanağının tutanağa eklenen belgeler bölümünde mera komisyon kararı ve krokisi bulunduğu belirtilmekle mera komisyon kararı ve krokisi getirtilip dava konusu taşınmazı ne olarak okuduğunun belirlenmediği, ziraat bilirkişi tarafından toprak analizi yapılması yoluyla taşınmazın mera vasfında olup olmadığının incelenmediği, dosyaya getirtilen belgesizler listesinden ... oğlu 1957 doğumlu ... adına belgesizden yaklaşık 140 dönüm yer tespit edildiğinin yazılı olduğu, dava konusu taşınmazın kadastro tutanağında ise davalı ...’ın ... oğlu 1948 doğumlu olduğunun yazılı olduğu, söz konusu listede 93.902,61 m2 yüzölçümündeki dava konusu taşınmazın yazılı olmadığı, dolayısıyla 40-100 dönüm norm kısıtı yönünden de usulünce bir araştırma yapılmadığı, Mahkemece yapılan orman araştırmasının ise usulüne uygun olup, orman araştırmasında taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğuna dair kabulün dairece uygun görüldüğü, ancak mera araştırması, 40 ve 100 dönüm norm kısıtı araştırması ve zilyetlik araştırmasının yeterli görülmediği, bu doğrultuda usulüne uygun mera araştırması ile zilyetlikle kazanım koşullarının bulunup bulunmadığı araştırmasının yapılması" gereğine değinilerek İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonunda; "Dava konusu taşınmazın mera olmadığı ve davalı yararına zilyetlikle kazanım koşullarının oluştuğu, Yargıtay (Kapatılan) 20.Hukuk Dairesinin 21.03.2018 tarihli ve 2016/7797 Esas, 2018/2064 Karar sayılı ilâmında da orman araştırmasının yerinde olduğu, taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığının belirtildiği ve bozmaya konu edilmediği" gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı Hazine ile asli müdahil Orman İdaresi vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava; tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 3402 sayılı Kanun'un değişik 4.maddesi uyarınca 2008 yılında yapılmıştır. 1.Asli müdahil Orman İdaresi vekilinin temyiz itirazları yönünden; dava konusu taşınmaz hakkında yapılan orman araştırmasının, Yargıtay (Kapatılan) 20.Hukuk Dairesinin 21.03.2018 tarihli ve 2016/7797 Esas, 2018/2064 Karar sayılı ilâmında, yerinde olduğu ve taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirlenmesine göre, bu husus anılan ilamla kesinleşmiş bulunduğundan, asli müdahil Orman İdaresi vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2.Davacı Hazinenin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; İlk Derece Mahkemesince bozma ilâmına uyulmuş olmasına rağmen bozma gerekleri yerine getirilmeden ve dahi eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak karar verilmiştir. Şöyle ki; davacı Hazine tarafından dava konusu taşınmazın mera vasfında olduğu iddiasıyla dava açıldığına göre usulüne uygun mera araştırması yapılması gerekmektedir. Bu doğrultuda, bozma ilamında da belirtildiği üzere, ziraat bilirkişisince çekişmeli parselin farklı yerlerinden toprak örneği alınıp, toprak analizi yapılarak taşınmazın mera olup olmadığının ve çayır vasfıyla tapuda kayıtlı bu yerin taban suyu seviyesinin belirlenmesi gerekirken, bu yönde bir araştırma yapılmamış, çekişmeli 103 ada 51 parselin, güneyinde bulunan 103 ada 8 nolu mera parselinden ne gibi ayırıcı unsurlarla ayrıldığı açıkça saptanmamış, bu nedenle yetersiz, hükme esas teşkil etmekten uzak bilirkişi raporuna itibar edilmiş, hükmüne uyulan bozma ilamında açıkça, dava konusu taşınmaza komşu parsellerin kadastro tutanaklarının kesinleşip kesinleşmediğinin belirlenmesi gereğine değinildiği halde, mahkemece çekişmeli taşınmazın komşuları olan 103 ada 48 ve 50 parsel sayılı taşınmazların tutanakları davalı olmasına karşın, akıbetleri araştırılmamış, anılan dava dosyaları getirtilerek, toplanan delillerin eldeki dava yönünden etkisi tartışılmamış, yine taşınmazın mera niteliği yönünden komşu köylerden mahalli bilirkişiler dinlenmesi gerekirken, dinlenmemiş, zilyetliğin hangi şekilde sürdürüldüğü mahalli bilirkişilerce belirtilmesine rağmen, bu hususun doğrulanması ve taşınmazın niteliğinin saptanması bakımından en etkili yöntem olan hava fotoğraflarından yararlanılmamış, ayrıca davalının taşınmazı 1990 yılında davadışı ... aldığını beyan ettiği, taşınmazın tespitinin ise 2009 yılında senetsizden yapıldığı anlaşılmakla, davalı ...'ın müstakil 20 yıllık kullanımı bulunmadığından, davalının zilyetlikle kazanım sınırını aşıp aşmadığının belirlenmesi açısından dava dışı ... 'ün 3402 sayılı Kanun'un 14.maddesi uyarınca senetsizden kazanımının bulunup bulunmadığının da araştırılması gerekirken, bu husus, ilgili yerlerden sorulmamıştır. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeyle denetime elverişli olmayan bilirkişi raporuna dayanılarak karar verilemez. Hal böyle olunca, İlk Derece Mahkemesince doğru sonuca ulaşılabilmesi için; çekişmeli taşınmaza ait temin edilebilen en eski ve yeni tarihli ortofoto ve uydu fotoğrafları ile Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin hava fotoğrafı sorgulama sayfasına girilerek, taşınmazın bulunduğu köyü kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafı bulunduğu araştırılıp belirlenmek ve (denetimin sağlanması bakımından) ilgili sayfanın çıktısı dosya içerisine konulmak suretiyle, buradan elde edilen verilere göre tespit tarihinden 15-20-25 yıl öncesine (bulunmadığı takdirde bu tarihlere en yakın tarihlere) ait farklı dönemlerde çekilmiş en az üç adet stereoskopik hava fotoğrafı tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Müdürlüğünden, dava konusu taşınmaza komşu 103 ada 48 ve 50 parsel sayılı taşınmazların dava dosyaları ise ilgili yerlerden getirilerek dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen komşu köylerde ikamet edip davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi kurulu ve aynı yöntemle belirlenecek taraf tanıkları, önceki bilirkişiler dışında ziraat fakültesi toprak bölümü öğretim üyelerinden seçilecek üç kişilik bilirkişi kurulu, fen bilirkişisi ile jeodezi ve fotogrametri mühendisinin katılımıyla yeniden keşif icra edilmeli, keşif sırasında dinlenecek yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından, taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı, taşınmazın kamu orta malı mera niteliğinde olup olmadığı, meradan sökülerek elde edilip edilmediği etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, beyanlar arasında oluşacak çelişkilerin gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmesine çalışılmalı, alınan beyanlar komşu parsellerin tutanak ve dayanağı kayıtlar ile tutanağı davalı parsellerin dava dosyalarının içeriği ile denetlenmeli; mahkeme hakiminin, taşınmazın konumuna, niteliğine ve çevre parsellerle karşılaştırılmalı olarak fiziksel özelliklerine ilişkin gözlemi keşif tutanağına aynen yansıtılmalı; ziraat mühendisi bilirkişi kurulundan, taşınmazın öncesinin mera niteliğinde olup olmadığını, toprak yapısını, eğimini, bitki desenini, çekişmeli taşınmazın komşu mera parselinden nasıl ayrıldığını, aralarında doğal ya da yapay ayırt edici bir sınır bulunup bulunmadığını yaptığı toprak analizi ile birlikte açıklayıp, tarımsal niteliğini belirten, özellikle önceki bilirkişi raporunu irdeleyen ve var ise taşınmazın taşlık bölümlerinin ekonomik amaca uygun zilyetlik üzerindeki etkisi ile taşınmazın tamamı üzerinde ne şekilde zilyetlik sürdürüldüğü hususlarını irdeleyecek biçimde, taşınmazın değişik yönlerden çekilmiş fotoğrafları ile desteklenmiş, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, taşınmazın öncesini ve mevcut niteliğini açıklayan ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişi kuruluna hava ve uydu fotoğrafları üzerinde uygulama yaptırılarak, taşınmazın önceki ve şimdiki niteliğinin, mera vasfında olup olmadığının, mera niteliğinde değilse imar-ihyasına en erken ne zaman başlanıldığının ve tamamlandığının, arazinin ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığının belirlenmesine çalışılmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verir kroki ve rapor düzenlemesi istenmeli; yapılan araştırma ve inceleme sonucu taşınmazın öncesinin mera olduğunun anlaşılması halinde, uzun süreli kullanım ile meranın toprak yapısının değiştirilmeye çalışılmasının mera özelliğini kaybettirmeyeceği ve meralar üzerinde sürdürülen zilyetliğin hukukça bir değer taşımayacağı gözetilmeli, taşınmazın mera olmadığının ve davalının zilyetliğinin bulunduğunun belirlenmesi durumunda, davalının taşınmazı satın aldığını beyan ettiği dava dışı ... 'ün aynı çalışma alanında belgesizden kazanımı olup olmadığı da araştırılarak, davalının 3402 sayılı Kanun'un 14.maddesindeki zilyetlikle kazanım sınırını aşıp aşmadığı belirlenmeli ve bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır. İlk Derece Mahkemesince, belirtilen hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak ve dahi bozma ilâmına uyulmasına rağmen bozma gerekleri yerine getirilmeden karar verilmesi usûl ve kanuna uygun bulunmadığından, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ : Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, asli müdahil Orman İdaresi vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE, Davacı Hazinenin temyiz itirazlarının yukarıda (2) numaralı bentte yazılı nedenlerle kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, 7139 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 24.02.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! a89d4eebe2424ae8 d1cb395b56df63e1

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Şubat 2025 kararlarının tamamı