8. Hukuk Dairesi 2023/3945 E. , 2025/4942 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/132 E., 2023/21 K. KARAR : Davanın kabulüne Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasında yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Kocaeli ili ... ilçesi ... Mahallesi ... mevkinde bulunan çekişmeli 1017 ada 24 parsel sayılı ve 366 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, tapuda davalı ... adına kayıtlı olup, davacı ... İdaresi dava dilekçesinde özetle, Kocaeli ili ... ilçesi ... Mahallesi ... mevkinde özel orman statüsündeki (I), (II), (III), (IV) ve (V) no.lu (3478), (3479), (3480), (3481) ve (3482) parseller üzerinde bulunan 1017 ada 24 parsel sayılı taşınmazın Devlet ormanı olduğunu belirterek; özel orman olarak sınırlandırma işleminin ve tapu kaydının iptali ile Devlet ormanı vasfıyla Hazine adına tesciline ve müdahalenin önlenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın özel orman olarak sınırlandırma işleminin ve tapu kaydının iptali ile Devlet ormanı vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline, elatmanın önlenmesine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince yapılan temyiz incelemesi sonucu 11.06.2019 tarihli ve 2019/1220 Esas, 2019/3877 Karar sayılı ilamı ile karar; "Dava konusu taşınmazın kök parseli olduğu anlaşılan 379 sayılı parselin 1964 yılında yapılan tapulama çalışmaları sırasında dava dışı ... adına tespit edildiği, Orman İdaresinin komisyona itiraz ettiği, komisyonca itirazın kabulü ile taşınmazın tapulama dışı orman olarak bırakılmasına karar verildiği, tespit maliki ...'in itirazı üzerine Tapulama Mahkemesinin 1980/134 Esas, 1983/556 Karar sayılı ilamıyla taşınmazın tespit maliki ... adına tesciline karar verildiği ve bu kararın 25.04.1986 tarihinde kesinleştiği, 379 parselin 1987 yılında yapılan şuyulandırma ile 1017 ada 7 parsel olarak 1.312 metrekare yüzölçümü ve arsa niteliğiyle aynı kişi adına tescil edildiği, ...'in ölümü ile taşınmazın 1990 yılında mirasçılarına intikal ettiği, 1991 yılında dava dışı ... tarafından satın alındığı, 1992 tarihinde ... adına satın alma yoluyla tescil edildiği anlaşılmış olup, dava konusu parselin, Orman İdaresinin de taraf olduğu Kocaeli Tapulama Makemesinin 1980/134 Esas, 1983/556 Karar sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucu hükmen kişiler adına tescil edilen 379 parselin yapılan şuyulandırma, ifrazı sonucu oluştuğu ve satış işlemi sonucu davalıya geçtiğine göre, Kocaeli Tapulama Mahkemesinin 1980/134 Esas, 1983/556 Karar sayılı kararının, iş bu davada taraf olan Orman İdaresini bağlayıcı nitelikte olduğu gözetilerek davanın reddi gerektiği halde yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesinin doğru görülmediği belirtilerek" bozulmuştur. Bozma kararına karşı bu kez Orman İdaresi vekili tarafından karar düzeltme isteminde bulunulmakla Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 04.02.2021 tarihli ve 2020/10641 Esas, 2021/736 Karar sayılı ilamı ile "...Her ne kadar Mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin yukarıda özetlenen kararı uyarınca kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuş ise de, bozma kararında, çekişmeli 1017 ada 24 sayılı parselin Orman İdaresinin de taraf olduğu 379 sayılı parselin yapılan şuyulandırma ve ifrazı ile oluştuğu ve Kocaeli Tapulama Mahkemesinin kararının, iş bu davada taraf olan Orman İdaresini bağlayacağı ve bu sebeple kararın bozulması gerektiği belirtilmiş ise de, çekişmeli 1017 ada 24 sayılı parselin 379 sayılı parsel ile aynı yeri kapsayıp kapsamadığı araştırılmadan karar verilmiştir. Mahkemece, yukarıda belirtilen ve Orman İdaresi ile ... arasında görülen Kocaeli Tapulama Mahkemesinin 1980/134 Esas-1983/556 Karar sayılı kesinleşen kararına dair dosya getirtilerek uygulanmamış, imar uygulaması sonucu oluşan çekişmeli yer ile ilgili olarak imar paftası ile kesin hükme konu olan yerin konumu belirlenmeden yetersiz ve denetlenemeyen bilirkişi raporuna göre hüküm kurulmuştur. Eksik araştırma ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulamaz. O halde Kocaeli Tapulama Mahkemesinin ilgili dosyası ile çekişmeli parsele ilişkin tüm imar evrakları getirtildikten sonra fen ve orman bilirkişilerden oluşturulacak bilirkişi kurulu vasıtasıyla keşif yapılarak Kocaeli Tapulama Hakimliğinin kararına konu yer ile imar paftası çakıştırılıp dava konusu parselin konumu net olarak belirlenmeli, çekişmeli parselin kesin hüküm kapsamında kalıp kalmadığı araştırılıp, kesin hüküm kapsamında kalıyor ise bu husus gözetilmeli, kalmıyor ise Orman İdaresinin davası hakkında gerekli araştırma yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmesi gerekirken sehven yazılı şekilde bozma hükmü kurulması usûl ve kanuna aykırı olduğu..." açıklanarak Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 11.06.2019 tarihli ve 2019/1220 Esas, 2019/3877 Karar sayılı bozma kararı kaldırılarak hüküm değişik bu gerekçe ile bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda uzman orman bilirkişi raporuna göre çekişmeli taşınmazın özel orman vasfında olmadığı ve Devlet ormanı vasfında olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile ... ilçesi ... Mahallesi 1017 ada 24 parsel sayılı taşınmazın Devlet ormanı vasfında Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, davalıların taşınmaza müdahalesinin önlenmesine karar verilmiş; hüküm, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre davalı ... vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Türk Medeni Kanunu'nun 683. maddesi uyarınca mülkiyet hakkı bulunan malik hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde yararlanma, kullanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Yine, aynı hüküm uyarınca haksız bir elatma varsa anılan hüküm malike her türlü haksız elatmanın önlenmesini isteme yetkisi de tanımıştır. Somut olayda, davanın açıldığı tarihte dava konusu taşınmaz davalı adına tapuda kayıtlı olup, davalının haksız bir tasarruf ve elatmasından söz edilemez ve elatmanın önlenmesine karar verilemez. Bu sebeple davacının elatmanın önlenmesine ilişkin talebi yönünden davanın reddine karar verilerek davalı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz ve bozmayı gerektirmekte ise de, bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/2. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) no.lu bentte açıklanan nedenlerle; davalı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda (2) no.lu bentte açıklanan nedenlerle kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının 2 numaralı bendinin hüküm fıkrasından çıkartılarak yerine “davacının el atmanın önlenmesi talebinin reddine” cümlesinin yazılmasına yine hükme 6. bent olarak “davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre belirlenen 17.900 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine” cümlesinin eklenmesine, hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, İstek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, Taraflarca 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 26.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 5631f60da4e27b0f c7bfbf5199417f31 This XML file does not appear to have any style information associated with it. The document tree is shown below. 8. Hukuk Dairesi 2023/3945 E. , 2025/4942 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/132 E., 2023/21 K. KARAR : Davanın kabulüne Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasında yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Kocaeli ili ... ilçesi ... Mahallesi ... mevkinde bulunan çekişmeli 1017 ada 24 parsel sayılı ve 366 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, tapuda davalı ... adına kayıtlı olup, davacı ... İdaresi dava dilekçesinde özetle, Kocaeli ili ... ilçesi ... Mahallesi ... mevkinde özel orman statüsündeki (I), (II), (III), (IV) ve (V) no.lu (3478), (3479), (3480), (3481) ve (3482) parseller üzerinde bulunan 1017 ada 24 parsel sayılı taşınmazın Devlet ormanı olduğunu belirterek; özel orman olarak sınırlandırma işleminin ve tapu kaydının iptali ile Devlet ormanı vasfıyla Hazine adına tesciline ve müdahalenin önlenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın özel orman olarak sınırlandırma işleminin ve tapu kaydının iptali ile Devlet ormanı vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline, elatmanın önlenmesine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince yapılan temyiz incelemesi sonucu 11.06.2019 tarihli ve 2019/1220 Esas, 2019/3877 Karar sayılı ilamı ile karar; "Dava konusu taşınmazın kök parseli olduğu anlaşılan 379 sayılı parselin 1964 yılında yapılan tapulama çalışmaları sırasında dava dışı ... adına tespit edildiği, Orman İdaresinin komisyona itiraz ettiği, komisyonca itirazın kabulü ile taşınmazın tapulama dışı orman olarak bırakılmasına karar verildiği, tespit maliki ...'in itirazı üzerine Tapulama Mahkemesinin 1980/134 Esas, 1983/556 Karar sayılı ilamıyla taşınmazın tespit maliki ... adına tesciline karar verildiği ve bu kararın 25.04.1986 tarihinde kesinleştiği, 379 parselin 1987 yılında yapılan şuyulandırma ile 1017 ada 7 parsel olarak 1.312 metrekare yüzölçümü ve arsa niteliğiyle aynı kişi adına tescil edildiği, ...'in ölümü ile taşınmazın 1990 yılında mirasçılarına intikal ettiği, 1991 yılında dava dışı ... tarafından satın alındığı, 1992 tarihinde ... adına satın alma yoluyla tescil edildiği anlaşılmış olup, dava konusu parselin, Orman İdaresinin de taraf olduğu Kocaeli Tapulama Makemesinin 1980/134 Esas, 1983/556 Karar sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucu hükmen kişiler adına tescil edilen 379 parselin yapılan şuyulandırma, ifrazı sonucu oluştuğu ve satış işlemi sonucu davalıya geçtiğine göre, Kocaeli Tapulama Mahkemesinin 1980/134 Esas, 1983/556 Karar sayılı kararının, iş bu davada taraf olan Orman İdaresini bağlayıcı nitelikte olduğu gözetilerek davanın reddi gerektiği halde yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesinin doğru görülmediği belirtilerek" bozulmuştur. Bozma kararına karşı bu kez Orman İdaresi vekili tarafından karar düzeltme isteminde bulunulmakla Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 04.02.2021 tarihli ve 2020/10641 Esas, 2021/736 Karar sayılı ilamı ile "...Her ne kadar Mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin yukarıda özetlenen kararı uyarınca kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuş ise de, bozma kararında, çekişmeli 1017 ada 24 sayılı parselin Orman İdaresinin de taraf olduğu 379 sayılı parselin yapılan şuyulandırma ve ifrazı ile oluştuğu ve Kocaeli Tapulama Mahkemesinin kararının, iş bu davada taraf olan Orman İdaresini bağlayacağı ve bu sebeple kararın bozulması gerektiği belirtilmiş ise de, çekişmeli 1017 ada 24 sayılı parselin 379 sayılı parsel ile aynı yeri kapsayıp kapsamadığı araştırılmadan karar verilmiştir. Mahkemece, yukarıda belirtilen ve Orman İdaresi ile ... arasında görülen Kocaeli Tapulama Mahkemesinin 1980/134 Esas-1983/556 Karar sayılı kesinleşen kararına dair dosya getirtilerek uygulanmamış, imar uygulaması sonucu oluşan çekişmeli yer ile ilgili olarak imar paftası ile kesin hükme konu olan yerin konumu belirlenmeden yetersiz ve denetlenemeyen bilirkişi raporuna göre hüküm kurulmuştur. Eksik araştırma ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulamaz. O halde Kocaeli Tapulama Mahkemesinin ilgili dosyası ile çekişmeli parsele ilişkin tüm imar evrakları getirtildikten sonra fen ve orman bilirkişilerden oluşturulacak bilirkişi kurulu vasıtasıyla keşif yapılarak Kocaeli Tapulama Hakimliğinin kararına konu yer ile imar paftası çakıştırılıp dava konusu parselin konumu net olarak belirlenmeli, çekişmeli parselin kesin hüküm kapsamında kalıp kalmadığı araştırılıp, kesin hüküm kapsamında kalıyor ise bu husus gözetilmeli, kalmıyor ise Orman İdaresinin davası hakkında gerekli araştırma yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmesi gerekirken sehven yazılı şekilde bozma hükmü kurulması usûl ve kanuna aykırı olduğu..." açıklanarak Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 11.06.2019 tarihli ve 2019/1220 Esas, 2019/3877 Karar sayılı bozma kararı kaldırılarak hüküm değişik bu gerekçe ile bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda uzman orman bilirkişi raporuna göre çekişmeli taşınmazın özel orman vasfında olmadığı ve Devlet ormanı vasfında olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile ... ilçesi ... Mahallesi 1017 ada 24 parsel sayılı taşınmazın Devlet ormanı vasfında Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, davalıların taşınmaza müdahalesinin önlenmesine karar verilmiş; hüküm, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre davalı ... vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Türk Medeni Kanunu'nun 683. maddesi uyarınca mülkiyet hakkı bulunan malik hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde yararlanma, kullanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Yine, aynı hüküm uyarınca haksız bir elatma varsa anılan hüküm malike her türlü haksız elatmanın önlenmesini isteme yetkisi de tanımıştır. Somut olayda, davanın açıldığı tarihte dava konusu taşınmaz davalı adına tapuda kayıtlı olup, davalının haksız bir tasarruf ve elatmasından söz edilemez ve elatmanın önlenmesine karar verilemez. Bu sebeple davacının elatmanın önlenmesine ilişkin talebi yönünden davanın reddine karar verilerek davalı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz ve bozmayı gerektirmekte ise de, bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/2. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) no.lu bentte açıklanan nedenlerle; davalı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda (2) no.lu bentte açıklanan nedenlerle kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının 2 numaralı bendinin hüküm fıkrasından çıkartılarak yerine “davacının el atmanın önlenmesi talebinin reddine” cümlesinin yazılmasına yine hükme 6. bent olarak “davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre belirlenen 17.900 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine” cümlesinin eklenmesine, hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, İstek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, Taraflarca 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 26.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 5631f60da4e27b0f c7bfbf5199417f31 ... ...
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/3945 E., 2025/4942 K. (26.06.2025) – Tapu
- Mahkeme
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/3945
- Karar No
- 2025/4942
- Karar Tarihi
- 26.06.2025
- Konu
- Tapu, Miras
Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.
SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.
Emsal karar araAynı daireden yakın tarihli kararlar
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/1548 E., 2025/4940 K. 26.06.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/3583 E., 2025/4947 K. 26.06.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/2285 E., 2025/4938 K. 26.06.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/1967 E., 2025/4945 K. 26.06.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/3211 E., 2025/4948 K. 26.06.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/5868 E., 2025/4946 K. 26.06.2025
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Haziran 2025 kararlarının tamamı