Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Şubat 2025 › 2023/3295 E., 2025/1062 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/3295 E., 2025/1062 K. (12.02.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/3295
Karar No
2025/1062
Karar Tarihi
12.02.2025
Konu
Tapu

8. Hukuk Dairesi 2023/3295 E. , 2025/1062 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/687 E., 2023/319 K. KARAR : Davanın reddine Taraflar arasındaki 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 41 inci maddesi uyarınca yapılan düzeltme işleminin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro Müdürlüğünce 3402 sayılı Kanun'un 41 inci maddesi uyarınca davalılardan ...’ın talebi üzerine yapılan düzeltme işlemi sırasında, Şaphane ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan ve tapuda davalılar ... ve ... adına kayıtlı bulunan 230 parsel sayılı 27.850,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 51.519,38 metrekare yüzölçümlü olarak; tapuda davacılar ... ve müşterekleri adına kayıtlı bulunan 231 parsel sayılı 90.400,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise 66.437,16 metrekare yüzölçümlü olarak belirlenerek tapu kaydında düzeltme yapılmasına karar verilmiştir. Davacılar ... ve müşterekleri, düzeltme işlemi sırasında adlarına kayıtlı bulunan 231 parsel sayılı taşınmazın sınırının yanlış belirlendiğini ve taşınmazın yüzölçümünün azaldığını ileri sürerek, düzeltme işleminin iptali istemiyle dava açmıştır. Mahkemece ilk hükümle, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 17.06.2019 tarihli ve 2019/2062 Esas, 2019/4545 Karar sayılı ilamı ile ''...Mahkemece, dava konusu 230 parsel ile 231 parsel sayılı taşınmazların arasındaki sınırın halk arasında “göç yolu” ya da “yörük yolu” olarak adlandırılan yol olduğu, bu nedenle Kadastro Müdürlüğü tarafından, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 41. maddesi uyarınca yapılan düzeltme işleminin yerinde bulunduğu gerekçesi ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm için yeterli bulunmamaktadır. Dosya arasında bulunan, dava konusu taşınmazlara ait pafta haritası ve ölçü krokileri incelendiğinde; tesis kadastrosu sırasında, taşınmazlar arasındaki sınırın, dosya arasında bulunan 09.04.2015 havale tarihli teknik bilirkişi raporunun “ölçü krokisi 2” nolu krokisinde kırmızı renk ile gösterilen sınır olarak belirlendiği, (Bu sınır, Kadastro Müdürlüğünün, düzeltme işleminde de taşınmazlar arasında olması gereken sınır olarak kabul ettiği sınırdır.) bilahare bu sınırın iptal edilerek, yeni sınırın aynı raporun “ölçü krokisi 2” nolu krokisinde yeşil renk ile gösterilen sınır olarak belirlendiği anlaşılmaktadır. Davalılardan ...’ın talebi üzerine, Kadastro Müdürlüğünce yapılan ve davacı tarafça iptali istenilen düzeltme işlemine ilişkin karar incelendiğinde; 230 parsel sayılı taşınmazın bir bölümünün sürülü olduğu, bir bölümüne ise vişne ağaçları dikildiği, kullanımdan kaynaklanan belirtinin, parseller arasında ayırıcı sınır olarak kabul edildiği ancak taşınmazlar arasındaki doğru sınırın zeminde ve uçuş paftasında mevcut olduğu, bu sınırın arazide tutulan kroki niteliğindeki paftasında iptal edildiği ve iki sınır arasında kalan 24.332,50 metrekarelik taşınmaz bölümünün 231 parsele ilave edildiği belirtilerek, taşınmazlar arasındaki sınırın, dosya arasında bulunan 09.04.2015 havale tarihli teknik bilirkişi raporunun “ölçü krokisi 2” nolu krokisinde kırmızı renk ile gösterilen sınır olduğu kabul edilmiş ve taşınmazların yüzölçümleri de bu sınır doğrultusunda düzeltilmiştir. Mahkemece, tesis kadastrosu sırasında taşınmazlar arasındaki sınırın teknik bilirkişi raporunda kırmızı renk ile gösterilen sınır olarak belirlendikten sonra ne sebeple iptal edildiği, teknik hatanın nereden kaynaklandığı araştırılmadığı gibi, teknik bilirkişiden söz konusu hususları açıklar nitelikte ayrıntılı ve gerekçeli rapor da alınmamıştır. Hal böyle olunca doğru sonuca varılabilmesi için; öncelikle, tesis kadastrosunun yapıldığı 1979 yılına en yakın tarihli hava fotoğrafları, temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları, varsa 41. madde uygulaması sırasında yararlanıldığı anlaşılan haritalar dosya arasına alınmalı, tesis kadastrosu sırasında taşınmazlar arasında ilk olarak tespit edilen sınırın daha sonra ne sebeple iptal edildiği araştırılmalı, bu şekilde dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi, ziraat bilirkişi ve teknik bilirkişinin katılımı ile keşif yapılmalıdır. Yapılacak keşif sırasında yerel bilirkişi ve tanıklardan, tesis kadastrosu sırasında da zeminde mevcut olan sabit sınır ya da yapılar bulunup bulunmadığı, halk arasında “göç yolu” ya da “yörük yolu” olarak adlandırılan yolun nereden geçtiği, zeminde mevcut olup olmadığı sorularak yerleri teknik bilirkişiye işaretlettirilmeli, renkli fotoğrafları çektirilmeli; taraflar keşif sırasında hazır bulunmakta ise, uzlaşılan sınırlar ile iddia edilen sınırlar teknik bilirkişi tarafından haritasında işaretlenmeli; jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi ile teknik bilirkişiden, Mahkemece tesis kadastrosu sırasında taşınmazlar arasında ilk olarak tespit edilen sınırın daha sonra ne sebeple iptal edildiği hususunda dosya arasına alınacak evrak, Kadastro Müdürlüğünün yaptığı düzeltme incelemesine esas teşkil eden bilgi ve belgeler ile bilirkişi ve tanık anlatımlarından da yararlanmak suretiyle tesis kadastrosunun, paftaların üretim yılı, üretim tekniği, altlığı ve ölçeği gibi hususları da açıklar tarzda hangi yöntem ve tekniklerle yapıldığı, uygulanan yöntemlerin hata paylarının ne olduğu, üretilen haritaların zeminle uyumsuz bulunması halinde farklılığın nereden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı, sırasıyla tersimat hatası, hesap hatası, ölçü hatası ve sınırlandırma hatası bulunup bulunmadığı, 41. madde uygulaması sonucu tespit edilen yeni sınırın niteliğinin ne olduğu ve yönetmelik hükümlerine uygun olarak belirlenip belirlenmediği, 41. madde uygulamasında hata yapılmış ise doğru sınır ve haritanın nasıl olması gerektiği gibi hususlarda teknik ve bilimsel verilere dayalı, gerekçelendirilmiş, denetlenebilir ve ayrıntılı rapor ve haritalar alınmalıdır. Raporun denetime elverişli olması için bilirkişilerden, düzenleyeceği haritalardan iki tanesinde hava fotoğrafı üzerinde, iki tanesinde ise ortofoto (yoksa uydu fotoğrafı) üzerinde tesis kadastrosu paftası ve 41. madde uygulaması sonucu oluşan paftasını çakıştırması istenmelidir. Ziraat bilirkişisinden, taşınmazlar arasında değişmeyen doğal ya da yapay sınırlar bulunup bulunmadığını, taşınmazlarda mevcut ağaçların yaşlarının ne olduğunu bildirir ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; açıklanan yönteme uygun şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir...'' gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozmaya uyma kararı verilerek, yeniden yapılan yargılama neticesinde, bozma öncesi keşif, bozma sonrası keşif, mahalli bilirkişi, kadastro bilirkişisi ve tanık beyanları ile yapılan mahkeme gözleminde halk arasında Göç ya da Yörük yolu olarak adlandırılan yerin sınır kabul edilerek 230 nolu parselin yüzölçümünün 27.850,00 m2 iken 51.519,38 m2 olarak düzeltilmesi, eski yüzölçümü 90.400,00 m2 olan 231 parselin yeni yüzölçümünün 66.437,16 m2 olarak Simav Kadastro Müdürlüğü tarafından yapılan düzeltme işleminin yerinde olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, uyulan bozma ilamında ve İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, Temyiz olunan kararın ONANMASINA, 179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 435,50 TL'nin temyiz eden davacılardan alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/III-1, 2, 3 ve 4 üncü bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 12.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Şubat 2025 kararlarının tamamı