8. Hukuk Dairesi 2023/2241 E. , 2025/973 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2015/26 E., 2021/50 K. Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalılar ..., ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro sırasında, Çanakkale ili Ayvacık ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 303 ada 17 parsel sayılı ve 24.873,17 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğundan söz edilerek malikhanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Davacı ... ve arkadaşları vekili dava dilekçesinde; tapu kaydı, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, sınırları belirtilen taşınmaz bölümünün bir kısmına davalının müdahalesinin önlenmesi istemiyle Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açmıştır. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacıların dayandıkları tapu kaydının hukuki değerinin bulunmadığını, dava konusu taşınmazın müvekkiline ait tapu kaydı kapsamında kaldığını, davacılara ait yere ilişkin müvekkilinin müdahalesinin söz konusu olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Asliye Hukuk Mahkemesince, davanın reddine dair verilen karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, bozma ilamında özetle; "yapılan araştırma, inceleme ve uygulamanın hüküm vermeye yeterli bulunmadığı belirtilerek; tarafların dayandıkları tapu kayıtlarının tesislerinden itibaren tüm tedavülleri getirtildikten sonra mahallinde yöreyi iyi bilen yansız ve yaşlı bilirkişiler, taraf tanıkları, fen, ziraat ve orman mühendisi bilirkişisinin katılımıyla yapılacak keşifte, yöntemince tapu kayıt uygulamasının yapılması, ziraat ve orman mühendisi bilirkişi kurulundan, taşınmazın bitki örtüsü ve toprak yapısı yönünden niteliklerinin net olarak belirlenmesinin istenilmesi; bundan sonra hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi" gereğine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Yargıtay bozma ilamı sonrasında Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan men'i müdahale davası, davaya konu olan parsel hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Kadastro Mahkemesinde çekişmeli parsel tutanağı ile dava dosyası birleştirilerek yapılan yargılama sonunda; "dava konusu taşınmazın bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen bölümünün 1944 yılından beri zeytinlik olarak kullanıldığı ve orman sayılmayan yerlerden olduğu" gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, çekişmeli 303 ada 17 parsel sayılı taşınmazın bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 3.040,60 metrekarelik alanın orman sayılmayan yerlerden olduğunun tespiti ile, zeytinlik olarak davacılar adına tespit ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalılar ..., ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, yukarıda yazılı gerekçe ile çekişmeli taşınmazın bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen bölümü hakkında yazılı olduğu şekilde karar verilmiş ise de, eldeki davanın genel mahkemeden aktarılan kadastro tespitine itiraz davası olduğu, çekişmeli taşınmazın bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen bölümü üzerinde 60-120 yaşlarında kızılçam ağaçlarının bulunduğu bilirkişi raporunda belirtilmesine rağmen, taşınmazın maliki ve niteliğinin tam olarak belirlenmesi bakımından Hazine ve Orman İdaresinin davaya dahil edilmek suretiyle yargılamaya devam edilmesi gerekirken, taraf teşkili sağlanmaksızın işin esasına girilerek karar verilmesi; davanın kabulüne karar verilen çekişmeli taşınmazın bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen bölümüne yönelik yapılan keşiflerde taşınmaz bölümü üzerindeki zilyetliğe ilişkin dinlenen mahalli bilirkişi ve tanıkların beyanlarıyla, Mahkemenin gerekçesi ve hüküm kısmının çeliştiği; Kadastro hâkiminin, infazı kabil ve doğru sicil oluşturmaya elverişli hüküm kurmakla yükümlü bulunduğu, davaya konu olan her taşınmaz hakkında olumlu veya olumsuz bir karar vermek zorunda olduğu halde, aktarılan davanın konusu olan çekişmeli taşınmazın bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen bölümü yönünden olumlu veya olumsuz bir karar verilmediği; ziraatçi bilirkişisi raporunda çekişmeli taşınmazın bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen bölümü üzerinde zeytin ağaçlarının bulunduğu belirtilmesine rağmen, aynı bilirkişi raporunda ağaçların taşınmaz üzerindeki dağılımlarını, aşılı olup olmadıklarını ve aşı yaşlarına yönelik açıklama yapmayan ziraatçi bilirkişi raporu ile taşınmazın orman olup olmadığına yönelik yetersiz tek kişilik orman bilirkişisi raporunun hükme esas alınarak karar verilmesi suretiyle yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmadığı gibi, Yargıtay bozma ilamına uyulduğu halde bozma gereklerinin tam olarak yerine getirilmemesi nedeniyle de verilen karar isabetsiz olmuştur. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilemez. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince öncelikle, Hazine ve Orman İdaresinin davaya dahil edilmesi suretiyle husumet yaygınlaştırılmalı; yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ilgili yerlerden getirtilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, tespit bilirkişileri ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ile bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç kişilik orman mühendisi bilirkişisi, ziraat mühendisi bilirkişisi, fen bilirkişisi ve jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve yapılacak bu keşifte, tarafların dayandıkları tapu kayıtları yöntemince mahallinde uygulanmalı; getirtilen belgeler çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmaz, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi, klizimetre aletiyle ölçülerek, memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, çekişmeli taşınmazın niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarını belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli, taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazın imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını ve dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 17/2 nci maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalı; ayrıca, keşifte dinlenecek yerel bilirkişileri ve tanıklardan, taşınmazın öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığını, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığını, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmak suretiyle dava konusu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı ve bu yolla yerel bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmeli; yerel bilirkişiler ve tanıkların beyanları arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraatçi bilirkişisinden, taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini, zeytin ağaçlarının taşınmaz üzerindeki dağılımlarını, aşılı olup olmadıklarını, aşı yaşlarını ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki düzenlemesi istenilmeli; tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli; taşınmazın evveliyatı itibarıyla orman sayılan yerlerden olduğu belirlenen ve/veya taraflar yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşmadığı belirlenen bölümleri var ise bu bölümlerin bilirkişi raporunun krokisinde ayrıca ve açıkça gösterilmesi sağlanmalı; bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, taraf teşkili sağlanmadan, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. S O N U Ç : Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalılar ..., ... ve ... vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3 üncü maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, İstek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 11.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 9dd376c801c60a29 8e52a47d2ec6357a
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/2241 E., 2025/973 K. (11.02.2025) – Tapu
- Mahkeme
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/2241
- Karar No
- 2025/973
- Karar Tarihi
- 11.02.2025
- Konu
- Tapu
Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.
SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.
Emsal karar araAynı daireden yakın tarihli kararlar
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/4088 E., 2025/954 K. 11.02.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/6841 E., 2025/955 K. 11.02.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/4049 E., 2025/956 K. 11.02.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/3903 E., 2025/974 K. 11.02.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/1587 E., 2025/978 K. 11.02.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/3187 E., 2025/988 K. 11.02.2025