Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Mayıs 2025 › 2022/7242 E., 2025/3899 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/7242 E., 2025/3899 K. (21.05.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/7242
Karar No
2025/3899
Karar Tarihi
21.05.2025
Konu
Tapu, Miras

8. Hukuk Dairesi 2022/7242 E. , 2025/3899 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2013/56 E., 2021/35 K. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davacılar ..., ..., ... ve ...'in ve müdahil Hazine' nin davalarının sübut bulmadığından reddine, davacılar ... mirasçıları ve müdahiller ... ve ...'in davalarının kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, müdahil - davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Asıl ve birleşen dava dosyalarında davacılar ve müdahiller Afşin Kadastro Mahkemesine sundukları dava dilekçelerinde özetle; dava dilekçelerinde belirtilen taşınmazların davalılar adına tespit gördüğünü, ancak yapılan tespitin hatalı olduğunu ileri sürerek, taşınmazlara ilişkin komisyon kararlarının iptali ile taşınmazların adlarına tescilini talep etmişlerdir. Afşin Kadastro Mahkemesince yapılan yargılama sonunda verilen, davanın kabulüne dair hükmün, Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 27.11.2006 tarihli ve 2006/3836 Esas, 2006/3875 Karar sayılı ilamıyla; "... ...oğlu ... ile .......... oğlu ...'ün aynı kişiler olup olmadığının belirlenmediği, aynı kişi yada ayrı kişiler olduğu saptanıp taraf teşkili sağlanarak yargılamaya devam edilmesi gerektiği ..." gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiş olup, bozma sonrası Afşin Kadastro Mahkemesinin 2007/11 Esas sırasına kaydedilen dava dosyası bu mahkemenin kapatılması nedeniyle Elbistan Kadastro Mahkemesine devredilmiş ve bu mahkemenin 2013/56 Esas sırasına kaydedilmiştir. İlk Derece (Elbistan Kadastro) Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... ....... oğlu ... ve ...oğlu ...'ün aynı kişiler olup olmadığının tespiti için yapılan araştırmada, ...kelimesinin kendi soylarına verilen genel isim olduğu, kendilerinin ........... olarak bilindikleri, bundan dolayı ihale ile satın alma sırasında oluşturulan belgede ...oğlu ...'ün baba adının ...yazıldığı, ferağ belgesi incelendiğinde baba adı ...oğlu ... olarak düzeltilmiş olsa da, ihale belgesinde ...oğlu yazıldığından dolayı tapu kaydında da baba adının ...olarak yazıldığının anlaşıldığı, o tarihlerde ...oğlu ... adında kimsenin yaşamadığı, bilinen, tanınan ve kabul edilen kişinin aslında ...oğlu ... olduğu neticeten ...oğlu ... ile ...oğlu ...'ün aynı kişiler olduğuna kanaat getirildiği, mahallinde bilirkişiler marifeti ile yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi beyanları, tanık beyanları, dosyadaki tüm kayıt, belge ve deliller il tüm dosya içeriği bütün olarak değerlendirildiğinde, dava konusu Afşin ... Mahallesi 200 ada 13 14 15 16 17 ve 20 nolu parsellerin Kanuni Sani 1329 tarih 1 sıra nolu, Nisan 1926 tarih 33 sıra nolu, Mayıs 1926 tarih 22 sıra nolu ve 20.08.1974 tarih ve 9 sıra nolu tapu kayıtları kapsamında kaldığının anlaşıldığı, kayıtların dava konusu taşınmazlarla ilgili olup taşınmazlara uyduğu, 17.06.1977 tarih 94 sıra nolu tapu kaydının ise 200 Ada 14 nolu parseli kapsadığı, Mayıs 1926 tarih 22 nolu tapu kaydının ..........'nin ... ... olup hissesinin 15/40 olduğu, Nisan 1926 tarih 33 nolu tapu kaydının malikinin ... ...ve................ olduğu hisselerinin ise 15/40 olduğu, 20.08.1974 tarih 9 sıra nolu tapu kaydının malikinin... oğlu ... olup hissesinin ise 7,5/40 olduğu, bu tapu kayıtlarının taşınmazları kapsadığı, tapu kayıt malikleri ve mirasçıların dava konusu taşınmaza zilyet oldukları, dosyada mevcut 1964 tarihli taksim sözleşmesinin dava konusu taşınmazlara uydunun belirlenemediği ve tapu kaydı malikleri ve mirasçılar arasında taksimin yapıldığının ispatlanamadığı, tapu kaydındaki 1,5 hissenin açıkta olup akıbetinin belirlenemediği, bu hissenin ve taşınmazların tamamının kayıt malikleri ve mirasçıların zilyetliğinde olduğu, taşınmazların paylaşıldığı katlanamadığından ve tapu kayıt malikleri öldüğünden taşınmazların mirasçılar arasında iştirak halinde mülkiyet hükümlerine tabi olduğu, ... ve ...'a tapu kayıt ... mirasçısı ...ün hisselerini sattığı anlaşılmış olsa da, iştirak halindeki paydaşların hepsinin satışa katılması gerektiği, ...ün kendisine ait olmayan taşınmazı satamayacağı, satış işleminin diğer paydaşları bağlamadığı, bu nedenle yapılan satışların geçerli olmadığı ve satışın üçüncü kişilere yapıldığından dolayı ...ün kendisi yönünden de geçerli olamayacağını kabul edilmesi gerektiği, davacı ... yönünden 200 Ada 20 nolu parselde ki dükkanı tapu dışı satın aldığının ispatlanamadığı, satışa ilişkin herhangi bir belge ibraz edemediği, satın aldığı kabul edilse dahi 1984 yılında dükkan yaptırdığını beyan ettiği, tapu dışı zilyetliği devraldığı tarih ile tespit tarihi arasında 20 yıllık zilyetlik suresinin dolmadığı, davacı ...'ün dava konusu taşınmaza bağımsız olarak 5,5/40 hissesi olduğunun ispatlanamadığı, murisi ...' ten gelme hakkının ve hissesinin bulunduğu, 5.5/40 hissesi olduğuna ilişkin tapu kaydı veya herhangi bir belge ibraz edemediği, davacılar ..., .............ve ...'in ölü ... mirasçıları oldukları, tapu kayıt maliki olan murislerinden gelme hak ve hisselerinin bulunduğu, her ne kadar 20 nolu parsel .............. adına tespit edilmişse de, davalının ...'ndan gelme hak ve hisselerinin bulunduğu, müstakil olarak bu parselin kendisine nasıl intikal ettiğini ispatlanamadığı, buna ilişkin belge ve kayıt ibraz edemediği, .............bu parselin ............... adına tespitine muvafakat etmişse de, bu parselin ...........a ait olduğunun belirlenemediği, bundan dolayı muvafakatine hukuken değer verilemeyeceği, 20 nolu parselin de yukarıda yazılı tapu kayıtları kapsamında kaldığı,..............'nun miras payı oranında hak ve hissesinin bulunduğu, 17 nolu parsel ... adına tespit görmüşse de 20.08.1974 tarih ve 9 sıra nolu tapu kaydı ile ...'ün taşınmazların tamamında 7.5/40 hissesinin bulunduğu, dava konusu taşınmazlar tapu kaydı kapsamında kaldığından, dava konusu yerlerde Hazinenin herhangi bir hakkının bulunmadığı, Hazinenin davasının ispatlanamadığı, Hazine tespit maliki olmadığından ve davalı sıfatı bulunmadığından Hazineye karşı açılan davaların husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiği, tapu kaydında akibeti belirlenemeyen 1,5 hissenin de taşınmazların tamamı zilyetliklerinde olduğundan zilyetlikten kazanım için gerekli zamanaşımı süresini sağladıklarından dolayı tapu kayıt malikleri ve mirasçılarına verilmesi gerektiği ...’’ gerekçesiyle, davacılar ..., ..., ... ve ...'in davalarının sübut bulmadığından reddine, yine aynı şekilde müdahil davacı Hazinenin davasının sübut bulmadığından reddine, davacılar ... mirasçıları ve müdahiller ... ve ...'in davalarının kabulüne, dava konusu 200 ada 13, 15, 16, 17, 20 nolu parsellerin tamamı 160 pay kabul edilerek, ... mirasçıları, ... mirasçıları, ...oğlu ... Mirasçıları adına dükkan ve arsası nitelendirmesiyle tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı - müdahil Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı - müdahil Hazinenin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Kanun'un 438. maddesi gereğince ONANMASINA, Taraflarca 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Harçtan muaf olduğundan Hazine'den harç alınmasına yer olmadığına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 21.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 65408c73ebea86c0 d506a094911ecd5f

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Mayıs 2025 kararlarının tamamı